1 Şubat 2026 Pazar

CİHAN DEMİRCİ YAZDI: "KATLEDİLİŞİNİN 47. YILINDA "KARİKATÜRCÜ" KÖKENLİ YÜREKLİ GAZETECİ: ABDİ İPEKÇİ"

"12 EYLÜL DARBESİNE GİDEN BİR YOLDA, GERÇEK GAZETECİLİĞİN DE BİTİRİLMESİ ADINA BİR KARA İŞARET FİŞEĞİDİR ABDİ İPEKÇİ CİNAYETİ!!!!"

Bu ülkenin bir zamanlar basını vardı... Hani adına "Babıali" denilen Cağaloğlu semtini merkez almış, gazetelerin, dergilerin, matbaaların kaynadığı bir basındı o... O yokuşu epeyce tırmanmışlardan bir yazın ve çizgi emekçisi olarak yokuşun var olduğu günlerin tanıklarından da biriyim... Gazetecilik yapılan günlerdi o günler... İşte o günlerin bitirilmesi yolunda bu ülkede işlenmiş en büyük cinayettir Abdi İpekçi cinayeti...



O kadar önemli bir hedeftir ki, onun yok edilmesiyle birlikte, gazetecilikten başka bir derdi olmayan, gerçek gazete yayın yönetmenliği de bir şekilde bitirilmiştir. Bu ülkeyi 12 Eylül 1980 karanlığına götüren aşağılık güçlerin işlettiği bedeli en ağır cinayetlerdendir. Hedef gerçekten de 12'den vurulmuştur.

Gerçek bir gazeteci ve yayın yönetmeni olan Abdi İpekçi daha 50 yaşındayken yok edilmiş, ardından başlayan bir operasyonla 80'li yıllarda besleme bir medyaya geçiş, 90'lı yıllarla birlikte, ruhunu satmış "İkitelli" medyası oluşturulmuş ve bu medya da 2002 sonrasındaki en dibe iniş sürecinin ardından yalama-yalaka bir medya ile tamamen iktidar medyası yapılmıştır.

Bu ülkede çok "gazeteci" öldürüldü ama bence bunlardan 3 tanesinin bedeli çok ağırdır. Birincisi 1979'daki Abdi İpekçi cinayetidir ki, onun ardından gazete yayın yönetmenliği vasfı değişmiştir. İkincisi 1993'teki Uğur Mumcu cinayetidir ki, onun ardından araştırmacı ve bilgiye dayalı gazetecilik bitirilmiştir, üçüncüsü de 2007'deki Hrant Dink cinayetidir ki, onun ardından da farklı söz söyleyen, yazan "namuslu" kalem olma erdemi de yok edilmiştir.


Abdi İpekçi'ye dair bir anım var... 1978'de, henüz mizah yolculuğuna, yazar-çizerliğe yeni adım atmış, henüz 16'sında tıfıl bir lise öğrencisiyken, Fırt dergisinde tanıştığım ve hemen kaynaştığım Altan Erbulak'ı Milliyet'te görmeye ve ona karikatürlerimi göstermeye gittiğim bir dönemde, Altan abinin verdiği yemek fişiyle Milliyet'te ilk kez yemek yemiş ve o yemekte çalışanlarıyla, matbaa işçileriyle birlikte yan yana yemek yiyen ABDİ İPEKÇİ'yi izlemekten yemeğim buz gibi olmuştu. Bu görüntü beni çok etkilemişti... 

Sonradan onun aslında "karikatürcü" kökenli bir gazeteci olduğunu, adam gibi adam olduğunu, karikatürcü dostu olduğunu da öğrenecektim. Onun ardından gelen süreçte öylesine genel yayın yönetmenleri yaşadı ki bu ülke, bırakın çalışanlarıyla birlikte yemek yemeyi, onların odasının bulunduğu kata çalışanlar çıkamaz bile oldu, onlara özel, ayrıcalıklı bir muamele başladı!!!!

Katledilişinin 47. yılında ABDİ İPEKÇİ'nin altı çizilmesi gereken bir önemli özelliğini daha söyleyelim: 

Bugünün dandik yayın yönetmenleri ve kaza eseri gazeteci olmuş "kaza-teci"leri gibi havası-afrası-tafrası olmayan Abdi İpekçi usta dediğim gibi karikatürcü kökenli bir gazeteci idi, bu yüzden karikatürü de mizahı Milliyet gazetesinde hep yüceltti, karikatüre ve mizaha hep sahip çıktı. An geldi onun yönettiği Milliyet, 2 tam sayfa mizah sayfasıyla çıktı, Bedri Koraman birinci sayfadaki tablo gibi karikatürleriyle, siyasi gazete karikatürünün adeta tarihini yazdı. Milliyet onun döneminde mizaha, karikatüre, çizgi romana doymuş bir gazeteydi, bunlar günümüzün bitik gazeteciliğinde artık hayal olmuş durumlar...

Onunla simgeleşmiş gazetesi Milliyet de bugün içler acısı bir havuz gazetesi olarak ne yazık ki tıpkı Hürriyet ve benzerleri gibi zavallı bir haldedir!.. Böylesi bir değeri yok edenler bugün ne yazık ki arzuladıkları çapta "çürümüş" bir medyayı yaratmışlardır, bu medya da bugün Anayasasının bile zerre kadar hükmü olmayan hak, hukuk, adaletten uzak bir düzenin yaratılmasındaki baş taşeron olmuştur, yaşadığımız kabus gibi bir dönemde haber peşinde koşan gerçek gazetecilerin de yaşadıkları baskı ve zulüm ortadadır!.. Bu yüzden bu karanlık cinayetler kadar üzüntü veren, kahredici durum budur... 

Gerçek gazeteci Abdi İpekçi'yi 47 yıl sonra da sevgi ve özlemle anarken, şahsında bu coğrafyayı teslim almış bir karanlığın yok ettiği tüm yürekli kalemleri de yürekten bir sevgiyle anıyorum...

(CİHAN DEMİRCİ-1 Şubat 2026)

31 Ocak 2026 Cumartesi

ERCAN AKYOL'UN "ÇİZDÜŞÜMLER" ADLI SERGİSİ 5 ŞUBAT'TA SCHNEİDERTEMPEL SANAT MERKEZİNDE AÇILIYOR...

MİZAHHABER - Çizgi ustası ERCAN AKYOL'un "ÇİZDÜŞÜMLER" adlı sergisi 5 Şubat 2026 Perşembe günü, İstanbul'da Karaköy'deki Schneidertempel Sanat Merkezinde açılacak...

Sergi 5 Şubat-1 Mart arası açık kalacak...

Ercan Akyol Facebook sayfasında şu notla paylaşmış sergi afişini:

"Büyük bölümü sosyal medyada paylaşılmamış, yazılı basında
yayımlanmamış, afiş, grafik resim, karikatür, eskiz ve defter çizimlerimin seçkisi olan sergi, 5 Şubat'tan itibaren Schneidertempel Sanat Merkezi'nde izlenebilecek. Çizgi sever dostlara duyururum."

#ErcanAkyol #Çizdüşümler #Sergi #Afiş #GrafikResim #Karikatür #Eskiz #DefterÇizimleri #SchneidertempelSanatMerkezi #Karaköy #5Şubat2026Perşembe 

28 Ocak 2026 Çarşamba

HİCVİN BÜYÜK USTASI NEYZEN TEVFİK'İ 73. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE "MİZAHHABER"DE SEVGİYLE ANIYORUZ...

Sevgili MİZAHHABER okurları, "Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci hiciv şiirimizin büyük ustası Neyzen Tevfik'i, çeşitli görsellerle, 73. ölüm yıldönümünde "DAMDAKİ MİZAHÇI" Youtube kanalına eklediği videoyla sevgiyle anıyor...

Günümüzde ne yazık ki yok edilmiş bir alan gibidir; hiciv yani taşlama şiiri!.. Gün gelir, biz görür ya da göremeyiz ama bu ölü toprağı atılır yeniden ve mizahın bence en baba alanı, er meydanı olan hiciv şiiri de canlanır bir gün elbet!..

"Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci, 48 yılı geride bıraktığı yazar-çizerlik ve şairlik serüveninde şiirde hicvi kullanmaya dam üstünden inatla devam ediyor!..

Daha insanca, daha özgür, daha güzel günlere olan özlemle; 73. ölüm yıldönümünde hiciv şiirimizin büyük ustası, filozofu NEYZEN TEVFİK'i sevgiyle anıyoruz...


NEYZEN TEVFİK ANISINA VİDEONUN "DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALI LİNK ADRESİ: https://www.youtube.com/shorts/4HbNPM8YR-Q


24 Ocak 2026 Cumartesi

KATLEDİLİŞİNİN 33. YILINDA CESUR YÜREKLİ KALEM UĞUR MUMCU'NUN ANISINA...


 KARİKATÜR: CİHAN DEMİRCİ 

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, MİZAHİ CİHAN DEĞER....
Cihan Demirci'nin bu Uğur Mumcu-Hrant Dink karikatürü 23 Ocak 2015 tarihli Kadıköy Gazetesinde yayınlanmıştı. Yani bundan 10 yıl önce 2015 yılında çizilmiştir, sadece küçük bir güncelleme yapılmıştır...

 #UğurMumcu #Gazeteci #UğurMumcuKatliamı #24Ocak1993 #HrantDink #HrantDinkKatliamı #19Ocak2007 #CihanDemirciKarikatürü #KadıköyGazetesi2015

16 Ocak 2026 Cuma

CHARLİE HEBDO MİZAH DERGİSİNİN KAPAĞINDA İRAN ŞAHI'NIN OĞLU KARİKATÜRÜ...


Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun 14 Mayıs 2026 tarihli, 
1747. sayısının kapağında İran karikatürü... 

İran Şahının Amerika'da Trump himayesindeki oğlu için yazılmış metin: 
"İRAN ŞAHI'NIN OĞLU BİR MOLLA KADAR APTAL"

İran Şahı'nın oğlu konuşma balonunda Molla'ya şöyle diyor: 
"Ama benim şapkam daha komik"



MARCO DE ANGELİS KARİKATÜRÜ...

KARİKATÜR: MARCO DE ANGELİS

Marco De Angelis, sayfasının altında açıklamış, bu karikatürünü bir kaç yıl önce çizmiş ama "Ne yazık ki her zamankinden daha güncel" diyor. "İran'da cep telefonu ışıkları kan içinde söndü" diye devam edip, İranlı dostlarımla dayanışma içindeyim" diye ekliyor... 

 

CHAUNU KARİKATÜRÜ...

 
KARİKATÜR: EMMANUEL CHAUNU



12 Ocak 2026 Pazartesi

FRANSIZ ÇİZER PLANTU'DAN 48 YIL ARAYLA 1978 VE 2026 İRAN'I İÇİN ÇİZİLMİŞ İKİ KARİKATÜR...


KARİKATÜR: JEAN PLANTU (FRANSA)


Le Monde gazetesine uzun yıllar karikatür çizen Fransa'nın en önde gelen gazete çizerlerinden Jean Plantu bugün Facebook sayfasında bu iki karikatürü yan yana paylaştı... Plantu soldaki karikatürü 1978'de İran'da İran Şahı Rıza Pehlevi henüz iktidarda iken Le Monde gazetesinde çizmiş. Sağdaki karikatürü ise yeni çizdi... 2026 yılı Ocak ayındaki İran ve İran'ın dini lideri Hamaney'in durumu!.. Yani 48 yıl önce İran Şahının yaşadığı vaziyeti şu an Şeriat lideri Hamaney yaşıyor diyor Plantu usta!..


#Plantu #JeanPlantu #1978İranKarikatürü #2026İranKarikatürü #LeMonde #FransızÇizerPlantu #İranŞahıPehlevi #İranınŞeriatLideriHamaney #Mizahhaber 

İSMAİL KIZIL DOĞAN KARİKATÜRÜ...


 KARİKATÜR: İSMAİL KIZIL DOĞAN

11 Ocak 2026 Pazar

HAYATİ BOYACIOĞLU KARİKATÜRÜ...


 KARİKATÜR: HAYATİ BOYACIOĞLU

#HayatiBoyacıoğlu #FacebookSayfası #Trump #Emekliler



KARİKATÜRCÜ ŞADİ DİNÇÇAĞ'IN 43. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANISINA SEVGİYLE...

ŞADİ DİNÇÇAĞ... 43 yıl önce bugün, 11 Ocak 1987 tarihinde 68 yaşındayken veda etmişti hayata... 

29 Temmuz 1919 doğumlu Şadi Dinççağ Bafralı Dr. Salim Dinççağ’ın oğludur. 1938 yılında İstanbul Erkek Lisesi’ni, 1944 yılında da Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümü’nü bitirerek Y. Mühendis olmuştur. 

Şadi Dinççağ’ın ilk karikatürü Sedat Simavi’nin çıkardığı Karikatür Dergisi’nde (1938) yayınlanırken Akbaba, Şaka, Sinemamagazin, Yıldız, Tef, Dolmuş ve benzeri dergilerde, çizgide güldürü, güldürü de düşünce türünde çizdiği karikatürleri de dış ülkelerde ilgi çekmiş, mizah dergilerinde de yayınlanmıştır. 

SKOPJE, LJUBLJANA, SARAJEVO, MAROSTİKA, TOLENTINO, BORDIGHERA, GABROVA, MONTREAL, OTTOWA, KNOKKEHEIST karikatür yarışmalarına katılan Şadi Dinççağ’ın çalışmaları albümlerde yer alırken, karikatürleri Tolentino, Skopje, Gabrova karikatür müzelerine kabul edilmiştir. 

1973 yılında SARAJEVO’da Jüri Özel Ödülü ve 1974 yılında SKOPJE’de 6. Uluslararası Karikatür Yarışmasında altın plaket alarak birincilik ödülünü, 1976 yılında Çarşaf güldürü dergisinin açtığı uluslararası yarışmada özel ödül kazanmıştır. 11 Ocak 1983 tarihinde yitirdiğimiz Şadi Dinççağ, Soprano İlhan Dinççağ’ın eşi, Balım, Gülüm, Mustafa’nın babası idi. 11 Ocak 1987'de yaşamını yitiren Şadi Dinççağ, grafik ve evrensel tatlar taşıyan, yalın çizgilerlyle yazısız karikatürler çizdi... Anısına sevgiyle...

CİHAN DEMİRCİ-MİZAHHABER 


ŞADİ DİNÇÇAĞ KARİKATÜRLERİNDEN ÖRNEKLER... 









ŞADİ DİNÇÇAĞ 
(29 TEMMUZ 1919-11 OCAK 1987)


"ÖZGÜN" KOMEDYEN ÖZTÜRK SERENGİL'İ 27. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE SEVGİYLE ANIYORUZ...

 

YEŞŞEEEE!.. 11 Ocak 1999 tarihinde veda etmişti dünyaya... 21. yüzyılı göremeden gitti... 2 Mayıs 1930 doğumluydu... Henüz 69 yaşındaydı... "Hızlı yaşadı, genç öldü" de denebilir mi?.. Onun en önemli yanı, kimselere benzemeyen "özgün" bir komedyen olmasıydı. 

Argoyu onun kadar güzel ve özgün bir şekilde kullanan bir komedyen daha zor gelir sinemamıza ve sahne dünyamıza... Pek çok sözcük uydurdu... Türkçeye ve argoya sözcük katan biri olmamda çocuk yaşta onu çok izlemiş olmamın matrak bir katkısı olabilir mi?.. "Kelaj", "Yeşşeee", "Abidik Gubidik", "Bilekis", "Şepkemin altında" ve daha pek çok özgün sözcük üretti filmlerinde... İnanılır gibi değil ama 300'e yakın filmde oynadığı yazılı çeşitli kaynaklarda... Öztürk Serengil, kendine özgü tiplemeleri, "kötü adam" karakterlerine getirdiği sevimli ve aykırı yorumuyla izleyicilerin beğenisini kazandı ve Türk sinemasına yeni bir ivme kattı. 

Henüz çocuk yaşta onu TRT televizyonuna hazırladığı "Gülünüz Güldürünüz" programıyla çok sevmiştik!.. Şamata bir adamdı, gırgırdı, çok özeldi, orjinaldi, çok hızlı yaşadı, çok müthiş bir hayatı oldu, battı, çıktı, yükseldi, düştü, otuziki kısım tekmili birden bir hayat sürdü ve 69 yaşında erkenden gitti... 

Gideli 11 Ocak 2026 itibarıyla 27 yıl olmuş... 80'li yıllarda GÜM'de çalışırken tanıştığım, acayip anılarla dolu anı kitabını yayınlandığı anda bir solukta okuduğum sevgili kelaj abimiz; ÖZTÜRK SERENGİL'İ 27. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE SEVGİYLE ANIYORUM...

Cihan Demirci-Mizahhaber


YOUTUBE'DAN SİZLER İÇİN ÖZTÜRK SERENGİL'Lİ ANILAR...

Orjinal bir plak kaydında "İspanyol Meyhanesi"ni bakın nasıl "İsmail'in Meyhanesi"ne çevirmiş, TIKLAYINIZ: http://www.youtube.com/watch?v=LAhfz5JKaq0

ÖZTÜRK SERENGİL BİR BAŞKA USTA KOMEDYEN VAHİ ÖZ'LE... BİR FİLM SAHNESİNDE, TIKLAYINIZ: http://www.youtube.com/watch?v=slIG2VQp9vg

Bir başka Öztürk Serengil filminden bir bilek güreşi sahnesi... Tıklayınız: http://www.youtube.com/watch?v=24EcamjNNRs


Öztürk Serengil'in bir başka filminden bir sahne...Karşısındaki kadını da Suna Pekuysal seslendirmiş. Tıklayınız: http://www.youtube.com/watch?v=UeIK3DaBJnY