9 Nisan 2010 Cuma

CİHAN DEMİRCİ YAZIYOR...
60. ÖLÜM
YILDÖNÜMÜNDE
CEMİL CEM'İ
ANIYORUZ

Türk medyası böyle haberlerle pek ilgilenmez... Sadece medya mı, işi karikatürcülük olanların pek çoğunun da kendi tarihlerindeki isimlerden zerre kadar haber yoktur bu ülkede... Onlar ne de olsa bugünün basit çıkar kavgaları içinde pek vakit bulamazlar bizden öncekilere... Kimdir Cemil Cem?.. Türk karikatürünün başlangıç dönemine imza atmış, karikatürümüzün kurucu isimlerinden en önemlisidir... Onunla başlayan bir kuruluş süreci sonrası yıllarda Çağdaş karikatürümüzün kurucusu saydığımız Cemal Nadir'le soluk bulmuştur. 9 Nisan 1950'da, 68 yaşında ölen Cemil Cem'i 60. yılında da sessizce anıyoruz... Ne yazık ki Kadıköy Belediyesine iletilen bir öneri 60. ölüm yıldönümünde de gerçekleşmiş değil... Cemil Cem'in Moda semtinde yaşadığı ve "Cem Sokağı" olarak geçen sokak henüz "Cemil Cem Sokağı"na dönüştürülemedi.
Sanırım "Cemil Cem" adını çocuk yaşta karikatüre merak saldığım dönemde ilk kez Hilmi Yücebaş'ın kitaplarından duymuştum... Hilmi Yücebaş bu anlamda büyük hizmet görmüş bir araştırmacıdır. Türk mizahı ve hicvi üzerine yazdığı bugün baskılarını bulmanın pek mümkün olmadığı kitaplar karikatüre ve mizaha meraklı pek çok gence zamanında ışık olmuştur. Cemil Cem'in kökeninde o dönemin bütün çizerlerinde olduğu gibi "ressam"lık var. Zira karikatür daha henüz emekleme döneminde ve ancak ressamların ilgi duyduğu yapmaya çalıştığı çok yeni bir sanat. Cemil Cem de resme ilgi duyarak başlıyor bu işe. Kendini özellikle "portre" çalışmalarına veren Cem, çizerliğinde de özellikle "portre karikatür" alanında ustalaşıyor. Paris elçiliğinde katiplik yaptığı dönem onun ufkunu açıyor. Paris'te geçirdiği dönemde çizgileri olgunlaşıyor. Ancak başlangıçta bu karikatürleri çevresindeki yakın dostları için yapıyor sadece. Sonrasında ise çizdikleriyle baskı döneminin padişahı Abdülhamid'in korkulu rüyası haline gelecektir... Gelelim hayat öyküsüne...

CEMİL CEM KİMDİR?

1882 yılında İstanbul'da doğdu. 1889'da Vefa Lisesini bitirdi daha sonra Mekteb-i Hukuk'ta okudu. Avrupa'da hariciyeci (Dış işleri görevlisi) olarak görev yaptı. 1908'de 2. Meşrutiyetin ilanıya başlayan özgürlük ortamından sonra karikatürlerini Avrupa'dan yollayarak yayımlamaya başlayan Cemil Cem daha sonra görevini bırakarak İstanbul'a yerleşti ve karikatürcülüğü meslek olarak seçti. Önce "Kalem" dergisinde çizen Cem; bu dönemde istibdat yani baskı döneminin yıkılmasına rağmen padişahlığı süren Abdülhamid'i de ağır şekilde eleştirdi, İttihat ve Terakki'yi de... En yakın dostlarını bile eleştirmekten kaçınmadı. Ancak günümüz karikatürüne epeyce ters düşecek bir inancı vardır; o sıradan insanların karikatürünün çizilemeyeceğine inanıyordu. Karikatürün o dönemlerde henüz çok yeni bir sanat dalı olmasının katılmadığımız bu görüşlerinde epeyce payı olsa gerek. Dediğimiz gibi karikatürün henüz emekleme dönemidir Cemil Cem'in dönemi. 1910'da çıkardığı Cem dergisinin ilk sayısında karikatürle ilgili bir yazı yazmıştır. O yazıda karikatür üzerine görüşlerini açıklarken bir bölümde şöyle der: "... Herhangi bir kişinin karikatürü olmaz, saygı değer kişilerin karikatürü yapılır. Yurdun siyasal ve bilimsel yaşamında yeri olmayan kişilerin karikatürü olmaz..."

Aynı Cemil Cem, karikatürü şu şekilde görmüştür: "Karikatür hiçbir zaman kötü düşünmez, hep tuhaf düşünür." Gerçekten de karikatür farklı bakış açısıyla çoğunluğa "tuhaf" gelecek şekilde düşünebilir bu da onu farklı kılar. Yukarda da bahsettiğim gibi Cemil Cem, 1910'da kendi adını taşıyan "Cem" dergisini çıkardı ve orada çizdi. (1910-1912) Sanayi Nefise'de (Güzel Sanatlar Akademisi)nde müdürlük yaptı. Cumhuriyet'in ilanı sonrasında 1927-1928 yıllarında "Cem" dergisini yeniden yayımladı. Karikatür tarihimiz üzerine de kafa yormuş çizerlerden Ferit Öngören usta, Cem'in 1927'lerdeki çizgisi için "Çizgisi eski vurucu gücünü yitirmiştir" der. Yandaki fotoğrafta Cem, Paris'teki yıllarında eşiyle görülüyor...


Cemil Cem'in çizgisiyle dönemin bir başka büyük yayıncı ve karikatür ustası: Sedat Simavi...


Bu dönemde siyasal iktidarla başı derde giren Cemil Cem Aldığı bir yıllık mahkumiyet cezasından temyiz ile kurtulur. 1928'de Recep Peker'le ilgili bir karikatüründen dolayı Cem dergisi bu kez tamamen kapanır. (Bkz. Gene bir "Recep" vakası!)

Bu olay onun karikatürcülüğünü epey etkileyecektir. Bir daha dergi çıkartamaz ve inzivaya çekilir. Bu dönemde bir süre şehir meclisi üyeliğinde bulunduktan sonra karikatürü terk ederek kendini resme verir. Son yıllarında yağlıboya resimle uğraşan Cemil Cem 9 Nisan 1950'de, 68 yaşındayken kalp krizinden vefat eder. Moda'da oturduğu sokağa "Cem Sokağı" adı verilir ama bu yeterli değildir. Çünkü "Cem"in kim olduğuna dair en ufak bir bilgi yok bu sokakta... Bugün bu daracık küçük sokaktan Kadıköy-Moda tramvayı geçiyor... Sokakta yaşayanlar da sokağın adını taşıyan "Cem"den kimin kastedildiğini bilmiyor...



Bu kez de Sedat Simavi'nin çizgisiyle bir CEMİL CEM portresi...

- Ne olmuş, deniz mi tutmuş?..

- Yok canım, güneş çarpmış!..

(1927 yılında, CEM dergisinde yayımlanmış bir Cemil Cem karikatürü...)


MİZAHHABER bir kaç yıldır bu konuda yayın yaparak, konuya Karikatürcüler Derneğinin ve Kadıköy Belediyesinin dikkatini çekmeye çalışıyor. Şüphesiz ki Cemil Cem'le her konuda aynı düşünceler içinde olmayabilirsiniz, onu eleştirebilirsiniz ama bu onun karikatürümüzün kurucu isimlerinden biri olduğu gerçeği değiştirmez... Kadıköy Belediyesine iletilen öneri bu sokağa "Cemil Cem" adının verilmesi ve sokağa Cemil Cem'i tanıtacak bir plaket çakılması ya da bir büstünün konulması... Başta mizah dergileri olmak üzere Karikatür dünyamızda tarihine sahip çıkma adeti pek yoktur. Sadece günü yaşayan mizah dergilerimizdeki çizer arkadaşlarımızın çoğu Cemil Cem'in adını bile duymamış olabilirler. Mezarının Robert Kolej'in arazisi içinde olduğunu yakında öğrendiğimiz Cemil Cem 60. ölüm yıldönümünde de böylece mütevazı bir mizah blogu olan MİZAHHABER'de sessiz-sedasız anılmış oluyor... Tıpkı yitirdikten sonra unuttuğumuz benzer nice değerler gibi... Eh zerre kadar insan değeri bilmez bir ülkeye de bu yakışırdı zaten...

YAZI VE ARAŞTIRMA: CİHAN DEMİRCİ- MİZAHHABER 2010