18 Haziran 2018 Pazartesi

17 Haziran 2018 Pazar

CİHAN DEMİRCİ'NİN 8 HAZİRAN'DA MİZAHHABER'DE YAYINLANMIŞ KARİKATÜRÜNDEKİ SÖZLER, MUHARREM İNCE'NİN MİTİNGLERİNDE GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ!..


Muharrem İnce, soldaki sözlerini 17 Haziran Pazar günü Tunceli'deki mitinginde de tekrarladı. Cihan Demirci'nin sağ tarafta gördüğünüz karikatürü böylece gerçek hale geldi!.. (MİZAHHABER) 

KUZUCUKLARI OLARAK ONU SEVGİYLE, NEŞEYLE ANIYORUZ: "ADİLE TEYZEMİZ 88 YAŞINDA!.. "

Babamla aynı yıl doğmuş... İşin ilginç yanı 11 Aralık'ta öldü, babamın öldüğü günde 11 Aralıktı ama babam ondan 24 yıl fazla yaşadı... 17 Haziran 1930 tarihinde İstanbul'da doğmuş Adile Naşit... Gerçek adı. "Adela" idi. Oyunlarında ve sinema filmlerinde canlandırdığı saf, iyi yürekli “anne" tiplemesi ve kendine has kahkahası ile Türk Sinemasının unutulmaz isimleri arasına yerleşen Adile Naşit, 11 Aralık 1987 yılında, doğduğu şehir olan İstanbul’daki evinde bağırsak kanseri sonucu hayata gözlerini yummuştu. 

57 yıllık kısacık hayatına 80’in üzerinde sinema filmi sığdıran Naşit, çeşitli tiyatro oyunu ve dizilerde de rol aldı.



SAHNE İLE 14 YAŞINDA TANIŞTI

Babası Ünlü komedyen Komik-i Şehir Naşit’in ölümünün ardından okulunu bırakan Adile Naşit, 14 yaşında İstanbul Şehir Tiyatroları, Çocuk Tiyatrosu’na girdi. Muammer Karaca’nın tiyatrosunda çalıştıktan sonra, 1948-1951 yılları arasında komedyen Aziz Basmacı ve Vahi Öz ile birlikte kurdukları toplulukta tiyatro kariyerini sürdüren Naşit, 1954’te geri döndüğü Muammer Karaca tiyatrosunda 1960’a kadar çalıştı. 1961’de eşi Ziya Keskiner ve ağabeyi Selim Naşit Özcan ile birlikte kurdukları “Naşit Tiyatrosu"nun dağılmasının ardından 1963’te girdiği "Gazanfer Özcan - Gönül Ülkü" tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak görev aldı. Bu arada çok değerli bir başka oyuncu olan ağabeyi Selim Naşit'i de sevgiyle anmayı unutmayalım...

“HAFİZE ANA" İLE DORUĞA ULAŞTI 



Naşit, beyaz perdeyle ise 1947 yılında Seyfi Havaeri’nin yönettiği “Yara" filmiyle tanıştı. 1976’da “İşte Hayat" adlı filmdeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazanan Naşit’in doruğa çıktığı rol, Rıfat Ilgaz’ın ölümsüz eseri “Hababam Sınıfı"nda canlandırdığı “Hafize Ana" karakteri oldu. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başlayan Naşit, Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet’in çektiği güldürü filmlerinde sıkça rol aldı.


ÇOCUKLARIN “MASALCI TEYZE"Sİ OLDU

Naşit, kariyerinin son dönemlerinde ise TRT’de yayınlanan “Uykudan Önce" programını nedeniyle “Masalcı Teyze" olarak anıldı. Naşit, 1980 yılında TRT Ankara Televizyonu prodüktörlerinden İlhan Şengün’ün yapımcısı olduğu, “Uykudan Önce" isimli çocuk programında, masal ve öyküler anlattığı çocuklar tarafından büyük ilgi gördü. Duymuş olmalısınız. Geçtiğimiz günlerde kindar nesil üyelerinden biri sevgili Adile teyzemize bile kinini kustu. Onun anlattığı masallar ve attığı kahkahalar bu tipin kabusuymuş meğerse!..

Yüzümüzü güldüren ender sanatçılardan biri olan Sevgili ADİLE NAŞİT'i, 88. yaşgününde MİZAHHABER olarak bir kez daha sevgi ve özlemle anıyoruz...


Cihan Demirci - MİZAHHABER 



GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, MİZAHHABER DEĞER...

ŞİMDİ SİZLERLE, FIRT DERGİSİNDEN ADİLE NAŞİT'Lİ İKİ KARİKATÜR PAYLAŞIYORUZ... 


Cihan Demirci'nin, FIRT dergisinin 8 Ocak 1981 tarihli, 252. sayısında "Hariçten Gazel Okuyanlar" sayfasında yayınlanmış Adile Naşit'li karikatürü... 



Altan Erbulak ustanın FIRT dergisinin 272. sayısındaki arka kapağı... 

SEFER SELVİ KARİKATÜRÜ...


Erdoğan, HDP'nin baraj altında kalması için özel çalışma planlamaları yönünde AKP'lilere talimat verdiği konuşma ortaya çıktı. Konuşmada Erdoğan 'Markaja almak diyoruz ya, markaja alacaksınız' diyor.


SEFER SELVİ (17 Haziran 2018-Evrensel) 



"BABA"NIN ÖLÜM YILDÖNÜMÜNE DENK GELEN "BABALAR GÜNÜ"NDE BİR "BABA" YAZISI...

"BABA"NIN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ BU YIL "BABALAR GÜNÜ"NE DENK GELDİ... EPEYDİR "BABAYI ALMIŞ" BİR TOPLUMUN EVLADI OLARAK BUNDAN 3 YIL ÖNCE, 17 HAZİRAN 2015'TE SİYASETİN "BABASI" DEMİREL GİTTİĞİNDE ARDINDAN FACEBOOK'TA YAZDIĞIM YAZIYI MİZAHHABER'DE SİZLERLE PAYLAŞIYORUM... (C.D.)

"ŞAPKA" VE "BABA" KENDİNİ KURTARDI AMA "UZUN" BİR SÜRECİN SONUNDA "BABA"YI ALAN GENE BİZİZ!..
Gözümü dünyaya açtıktan birkaç yıl sonrasında, ilkokul çağlarımla birlikte bu ülkede hep o oldu. Fikret Kızılok'un o güzelim şarkısında da dediği gibi "Süleyman hep Başbakan" dı bizim buralarda... 12 Eylül darbesiyle ara vermek zorunda kaldığı siyasete şapkasını alarak yeniden geri döndü, Dün dündü, bugün bugündü. 80'lerin sonları, 90'lar derken, toplamda 7 kez Başbakan, bir kez Cumhurbaşkanı olmuş, 10 yıl 5 ay Başbakan, 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmış bu ülkede Süleyman Demirel'in bu gece yarısı 91 yaşında şapkasını da alıp bu kez tamamen gidişini öğrendik..Hani hiç ölmeyeceğini düşündüğünüz insanlar vardır, Demirel de bu toplum için onlardan biri gibiydi sanki... Ama o da gitmişti işte sonunda... Va mı bunun başka izah tarzı?..
Şöyle bir düşündüm, 37 yılı geride bırakan yazar-çizerlik serüvenimde, özellikle 70'lerin sonlarında, 80'lerde, 90'larda hep eleştirdiğim bir politikacı olmasına rağmen, kendisinden an gelip "teşekkür" mektubu bile aldığım tek siyasetçi olduğunu anımsadım. 1993 yılında "Kutsal Kelime Avcısı" adlı "Geyik Muhabbetleri Dizisi"nin 3. kitabını Bilgi Yayınevinden yayınlamıştım. Kitap diğer "Geyik Muhabbetleri" kitaplarım gibi ciddi bir ilgi görmüştü. Benden habersiz bu kitabı o dönem Cumhurbaşkanı olan Demirel'e de yollamıştı yayınevi.
Günün birinde kapımız çaldı. Kapıyı açan ve siyasi mizahla uğraşmamdan pek de memnun olmayan babam, postacının verdiği büyük sarı zarfı benden önce eline alıp, zarftaki; "Cumhurbaşkanlığı anteti"ni görünce bana; "Hah işte uğraştın uğraştın sonunda dava zarfı geldi, sana o kadar dedim Cihan" diyerek beni hepten tedirgin etmişti. Meraklı postacı arkadaşın da aşırı ilgisi altında zarfı açmış ve içinden çıkan Demirel'in kitabım için yolladığı teşekkür mektubunu okumuştum ama bir yandan da zarfın içinden düşmesi gereken mahkeme celbini arıyordu gözlerim. Babam, annem, postacı ve ben gerçekten şaşırmıştık. Çünkü dava celbi yerine Demirel'den bana gelen sadece bir "teşekkür" mektubuydu. Oysa o kitapta da onun siyasi düzenini eleştiren pek çok espri vardı. Ama Demirel espriden anlayan, espri yapabilen ve karikatürcülere pek de dava açmadan, en ağır karikatürlerine bile hoşgörü gösterebilen, renkli bir siyasetçiydi.
Tabii uzun ömrüne baktığımızda karşımıza "iki" ayrı "Demirel" çıkıyor... Bir tanesi 1965'lerde Adalet Partisinin başına geçtikten kısa süre sonra "Başbakanlık" serüveni başlayan ve ülkenin en karışık ve en karambol yıllarında ülkeyi geren bir Demirel... Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan'ın idamına "evet" eli kalkmış bir Demirel, 70'li yıllardaki Milliyetçi Cephe hükümetleriyle ülkenin anasını ağlatmış ve ilerde RTE'lerin ortaya çıkması için gereken zemine ciddi katkılar sağlamış bir Demirel, "Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" gibi söylemleriyle ne denli tam "sağcı" olduğunu bize gösteren bir Demirel... Tüm bunların ardından, yaşadığı darbeler sonrasında 90'lı yıllarda daha farklı, daha olgun ve daha sakin bir portre çizen bir başka Demirel...
Sol görüşlü bir mizahçı olarak, hiçbir zaman oy vermediğim Demirel'i elime geçen her fırsatta yazılarımla ve çizgilerimle pek çok kez eleştirdim ama 90'lı yılların ikinci yarısıyla birlikte sağın-solun birbirine karıştığı, bugünlere gelmemizi sağlayan o berbat ortamda, Ecevit'in ondan daha sağcı olduğu günlere de şahit oldum. Demirel şüphesiz pek çok yanlış yapmış, çok uzun süre hayatlarımızı esir almış, an gelmiş bizi bezdirmiş siyasetçilerin başında gelir ama şu son 13 yıllık süreçte RTE gibi bir acımasızlığı en ağır şekilde yaşamış, basından atılmış, hala işsiz bir halde, sadece çocuk kitaplarıyla yaşamaya çabalayan biri olarak Demirel'i ben, bana pek çok duyguyu bir arada yaşatan, tek renkten oluşmayan bir lider olarak anımsayacağım...
Çok fazla olsa da yanlışlarıyla ama ömrünün son yıllarında yanlışlarından biraz olsun ders çıkarmasını bilmiş az sayıdaki doğrularıyla da... Sonuçta "Şapka" bu kez tamamen gitmiştir, "Baba" derseniz eh zaten ülke olarak çoktandır "Baba"yı aldığımız ve aslında usta olamamış bir "Usta(!)" acısı içinde kıvrandığımız için BABA, bu akla ziyan açık hava tımarhanesinden ansızın KENDİSİNİ bir güzel KURTARMIŞTIR!.. DÜN, BUGÜNDÜR BİNAENALEYH KALANLAR DÜŞÜNSÜN!..
(Cihan Demirci-17 Haziran 2015)

16 Haziran 2018 Cumartesi

CİHAN DEMİRCİ'DEN GÜNÜN LAFORİZMASI...

CİHAN DEMİRCİ (Laforizmalar Sayfası Facebook-16 Haziran 2018) 

#CihanDemircidenLaforizmalar

KEMAL GÖKHAN'DAN "KARGA KAFASI"...

KEMAL GÖKHAN (Karga Kafası)

Sakarya Sapanca'da ayakları ve kuyruğu kesilerek katledilen yavru köpeğin anısına...

MİZAHHABER'İN NOTU:  Sapanca'da katledilen yavru köpeğe "Zavallı" demeyi bırakın, asıl "zavallı" olan "İnsan" kılığında aranızda gezenlerdir. Sayısız kez dedik: "Doğmak yetmez insan olmaya!"... Bunların üremesine yol açanlar da, bunları sadece seyirci gibi izleyip, sadece sosyal medyada ağlayıp-sızlayıp, hayatın içinde hiçbir şey yapmayanlar GERÇEK ZAVALLIDIR ASLINDA!..


15 Haziran 2018 Cuma

SEFER SELVİ KARİKATÜRÜ...


SEFER SELVİ (15 Haziran 2018-Evrensel) 

CİHAN DEMİRCİ YAZDI: "KUTLAYABİLENE İYİ BAYRAMLAR..."

Bayram mı dediniz?... Yitirdiğim eski bir dost gibidir benim için bayram günleri... Bayramlar benim için epeyce 70'lerde kaldı... Eh biraz da 80'lerde, 90'ların sonrasında ise tamamen hikaye... Bayram kutlamak için önce insana yakışır bir ülke sonra da anne-baba-çoluk-çocuk vb. yani AİLE olacak... Kutlayabilene iyi bayramlar elbette... Ama ben bayramları kutlamaktan çok yitirdiğim eski bir dostu anar gibi anarım... 

70'leri anlattığım, Nisan ayı sonlarına doğru yayınlanmış kitabım "70'lerde Çocuk Olmak"ta da 70'lerdeki bayramları keyifle anlattığım bir bölüm vardır. 70'lerin yani çocukluğumun o "Eski" ama bugünkü "Yeni Türkiye"den bir kaç yüzyıl daha yeni günlerinin, o benzersiz güzelim bayramlarının anısına bir kez daha sevgiyle... (C.D.)


12 Haziran 2018 Salı

MİZAHHABER, ERDOĞAN'IN ESKİŞEHİR MİTİNGİNDEN KONUŞMA BALONLARIYLA BİLDİRİYOR...

MİZAHHABER ÖZEL HABER (12 Haziran 2018) 

MİZAHHABER ÇEVİRİ SERVİSİ SUNAR...


MİZAHHABER FOTO-ŞAKA (12 Haziran 2018) 


ERCAN AKYOL KARİKATÜRÜ...



ERCAN AKYOL (12 Haziran 2018-Milliyet) 


CİHAN DEMİRCİ'DEN GÜNÜN LAFORİZMASI...


CİHAN DEMİRCİ'DEN GÜNÜN LAFORİZMASI
(Laforizmalar Sayfası-Facebook) 

LEMAN'DAN 2 ADET İNTERNET KAPAĞI...


Leman dergisi, internet ortamında da kapak karikatürü üretmeye başladı. Bunlardan en güncel olan iki örneği görüyorsunuz... (MİZAHHABER) 


FOTO-ŞAKA! (ANONİM)


FOTO-ŞAKA (Facebook'tan alınmıştır.)


CİHAN DEMİRCİ KARİKATÜRÜ...

CİHAN DEMİRCİ (12 Haziran 2018-MİZAHHABER) 

MUSA KART KARİKATÜRÜ...


MUSA KART (12 Haziran 2018-Cumhuriyet) 


MURAT SAYIN KARİKATÜRÜ...

MURAT SAYIN (Facebook Sayfası-11 Haziran 2018)

11 Haziran 2018 Pazartesi

TAN ORAL USTANIN 70'LERDEN KALMA BİR KARİKATÜRÜ NASIL GERÇEK OLDU?..


TAN ORAL (11 Haziran 2018-T24 Sitesi) 


SEFER SELVİ KARİKATÜRÜ..


SEFER SELVİ (11 Haziran 2018-Evrensel) 

METE AĞAOĞLU KARİKATÜRÜ...


METE AĞAOĞLU (MİZAHHABER) 

CİHAN DEMİRCİ KARİKATÜRÜ...

CİHAN DEMİRCİ (9 Haziran 2018-Facebook Sayfası) 

NUHSAL IŞIN KARİKATÜRÜ...


NUHSAL IŞIN (11 Haziran 2018-Facebook Sayfası) 

FACEBOOK'TA YAYIN YAPAN "DÜŞÜNDÜREN ÇİZGİLER" ADLI KARİKATÜR SAYFASINA FACEBOOK'TAN TEHDİT GİBİ UYARI!..

MİZAHHABER-  Yandaki görsel Facebook'ta "Manşetlik Karikatürler" sayfasını hazırlayan karikatürcü Köksal Çiftçi arkadaşımızdan MİZAHHABER'e ulaştı. Bu görselde, karikatürsever Müfide Erşen'in Facebook üzerinde muhalif çizgide yayın yapan "Düşündüren Çizgiler" adlı karikatür sayfasına yönelik Facebook'tan gelen "tehdit" gibi bir uyarıyı görüyorsunuz. Mizahın ve karikatürün her türlü baskıya maruz kaldığı AKP döneminde son dönemde Facebook'ta da bu tür acayiplikler arttı. Mizahhaber'in başına gelenleri biliyorsunuz, bilmiyorsanız da öğrenin, Mizahhaber 11 yıllık bir mizah bloğu ve 6 Ekim 2016 tarihinde birden bire bir mahkeme kararıyla "erişime engelli" hale getirildi ve tam 20 ay yayın yapamadı. Geçen hafta 5 Haziran'da bu "erişim engeli"nin kalktığını gördük ve Mizahhaber gördüğünüz gibi 20 ay aradan sonra 5 Haziran'dan beri tekrar yayında. Mizah dergilerinin sayısının 2'ye indiği, gazetelerde "muhalif" karikatürcünün nerdeyse kalmadığı, Karikatürcülerin cezaevine atıldığı, Karikatürcüler Derneği adı taşımasına rağmen ne yazık ki epeyce bir süredir karikatürcülerin yaşadıkları sıkıntılarla zerre kadar ilgisi olmayan bir derneğin 20 küsur yıldır aynı başkanla karikatürden giderek uzaklara gittiği berbat bir dönemdeyiz. Karikatürün varlık sebebini kavramış yürekli kalemler, yürekli karikatürcüler, mizahçılar ve karikatürseverler "tek" başlarına direniyorlar!.. Sayıları çok az ama öz!.. Karikatürün ve mizahın tarihini iyi bildiğimiz, dersimize iyi çalıştığımız için içimiz rahat. Karikatür ve mizah bu tür dönemleri geçmişte de çok ağır şekilde yaşamıştır o yüzden şu anda zor durumda olsa da, devran döner, mazlumun sesi olan karikatür ve mizah hep haklı çıkar, kişiler gün gelir gider, mizah ise baki kalır bu muhalif kubbede!.. 


MUSA KART KARİKATÜRÜ...


MUSA KART (11 Haziran 2018-Cumhuriyet)


10 Haziran 2018 Pazar

MİMARİ İLLUSTRASYONUN BÜYÜK USTASI NECDET ÇATAK'I ERKEN YAŞTA YİTİRDİK!..

İyi bir mimarı, illustratörü, ressamı, çizeri, bir İstanbul sevdalısı sanatçıyı Necdet Çatak'ı'ı 9 Haziran Cumartesi günü erken bir yaşta yitirdik. 1982 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesinden mezun olan Necdet Çatak, kendisini mimari ilustrasyonlara verdi. 70'lerin sonlarından başlayarak, Kadıköy'de arkadaşlarıyla kurduğu MİN'de mimari illustrasyonlar yaptı. Pek çok büyük projenin mimari çizeri oldu. Çalışmalarını daha sonra Moda'daki atölyesinde sürdüren Necdet Çatak, İstanbul sevdalısı bir sanatçıydı. Her fırsatta İstanbul desenleri çizdi, özellikle çizdiği şehir hatları vapurlarıyla bir tarz yarattı. İstanbul için hazırladığı "Zümrüdüanka: İstanbul" kitabı bu anlamda muhteşem bir çalışmadır. Bütün büyük sanatçılar gibi alçakgönüllü, mütevazı biriydi. Geçen yıldan beri ciddi sağlık sorunlarıyla uğraşıyordu. Necdet Çatak bir dönem karikatür de çizdi. Ses dergisinin Atmaca mizah ekine arkadaşlarıyla sayfa hazırladı. 1956 doğumlu sanatçı, 10 Haziran 2018 Pazar günü Karacaahmet'te toprağa verildi. Ruhu şad olsun... 

CİHAN DEMİRCİ (MİZAHHABER) 



 Necdet Çatak'ın "Zümrüdüanka İstanbul" kitabından desenleri... 
(MİZAHHABER-Cihan Demirci Arşivi) 


9 Haziran 2018 Cumartesi

SEFER SELVİ KARİKATÜRÜ...


SEFER SELVİ (9 Haziran 2018-Evrensel) 

CİHAN DEMİRCİ YAZDI: "İKİ FARKLI SİMGE, İKİ FARKLI ÜLKE: ŞABAN VE RECEP"


Söyleşi, atölye çalışması ve imza günü için gittiğim okullarda çocuklara uzun yıllardır, mizahı ve komediyi anlatırken özellikle sinemadan örnekler veriyorum. Aynı anda hem iyi, hem de kötü örneği anlatmak çok yararlı oluyor. Çocuklar bu sayede daha iyi öğreniyor. Komedi ve mizahtan hem iyi örneği, hem de kötü örneği arka arkaya vererek, açıkçası işin diyalektiğini göstermeye çalışıyorum.

Bakın iyi örnek; Ertem Eğilmez sinemasının yarattığı “Şaban” tiplemesidir. Yani Kemal Sunal'ın canlandırdığı "Şaban" tiplemesidir. Şaban, köyünden şehre gelir, saf, temiz, sakar haliyle mahalledeki kötülerle, mafya ile savaşır ve filmin sonunda onları alt eder, mahallelinin kahramanı olur, böylece bize iyilerin de kazanabileceğini gösterir. Hayat zaten kötülerin egemenliği altındayken, hayatın içinde hep kötüler kazanırken hiç olmazsa bir “hayal kurma” sanatı olan sinemada iyiler kazanmış olur!.. Bu iyi insanlar için artı bir moral kaynağıdır. Kötü örnek ise; AKP döneminin simgesi olan aşağılık bir komedi dizisi; "Recep İvedik" tiplemesidir ki, kendisi kötü, kaba, iğrenç, pislik bir tiptir. Osurur, geğirir, aksırır, tıksırır, taciz eder, mide bulandırır ve sonuçta bize kötülerin, magandaların, kaba-saba davrananların kazanabileceğini gösterir.

Bu örnekleri verirken özellikle ortaokul düzeyindeki bir kaç okulda Recep İvedikleş’miş erkek öğrencilerden ciddi tepki gördüğüm oldu, bazısı bağırarak, laf sokarak, hatta bir tanesi ders bitiminde üzerime hamle yapıp, bana çarparak bile geçti!.. Recep İvedik'in özellikle erkek çocuklara ne denli zarar verdiğini, onların da epeyce Recep’leşmiş olduğunu böylece sayısız kez gözlemlemiş oldum. Duymuş olmalısınız. Geçenlerde, içi kin ve nefretle dolu AKP'linin biri, neşenin, kahkahanın simgesi güzelim Adile Naşit'e bile kin kustu. Bizim sevgili Adile teyzemize… Meğerse yıllar önce Adile Naşit'in TRT'de "Uykudan Önce"de okuduğu güzelim çocuk masalları, çocuklara o sımsıcak sesleniş kendisi gibiler için kabus dönemiymiş!.. Her zaman söylerim; "Doğmak yetmez insan olmaya" Zira insan olma mücadelesi yaşam boyunca sürer ve pek çok doğmuş bu mücadeleden yenik ayrılır bu akla ziyan ülkede!.. Bu tipler genel anlamda kültüre ve sanata, özelde ise mizaha ve komediye özellikle düşmandırlar. Nefret ederler insanların mutlu olmasından, gülümsemesinden. Çünkü hamasi dinbazlıkta bırakın kahkahayı gülmek bile kötü bir şeydir. Gülen insan tehlikelidir!. Bunlar neşenin, kahkahanın, mizahın düşmanıdırlar. Çünkü mizah, neşe ve kahkaha etrafa ışık saçar, aydınlık saçar, uyanık beyinler yaratır!.. O ışık, karanlık tutkunu gerici, tutucu, bağnaz, yobaz beyinler için azaptır!.. 

O yüzden Adile Naşit gibi isimler aklımıza hemen Şaban'ı yani Kemal Sunal'ı yani çağdaş olmaya çabalamış, yüzü Batı’ya dönük, o güzelim Eski Türkiye'yi anımsatır… Recep İvedik denen sefalet ise AKP'yi ve günümüzün Ortadoğu bataklığına batmış, Batı’ya kıçını dönmüş, şuursuz, gerici, sapkın, sapık ve yobaz "Yeni Türkiye"sini simgeler…

Yaptığım pek çok söyleşide yıllardır gün gelecek Recep'ler birbirine karışacak ayıramayacaksınız diyordum, şu sıralar görünen o ki, aynen öyle oldu!.. Komediyi, mizahı ve zekayı aşağılayan rezil bir film dizisi Recep İvedik tiplemesinden trilyonlar vuran arkadaşın Recep'i ile diğer Recep son günlerde iyice karışmaya başladı, adeta röntgenlerin karıştığı Türk filmlerine döndü bu iş, çünkü Recep İvedik bu düzenden yararlanarak yaratılmış "maganda" bir tiptir ve onun filmlerini, ağzı açık şekilde en çok izleyen kesim de AKP'li kesimdir!..

Saflar ve simgeler bellidir… Şaban ve Recep… İşte bu kavga, yüzü çağdaş uygarlığa dönük, Mustafa Kemal’in kurup yeşerttiği, zekanın, mizahın, komedinin, neşenin ve kahkahanın boy attığı o Eski Türkiye ile, yüzü gericiliğe, dinbazlığa, yobazlığa, üçkağıtçılığa, yalana, talana, sapkınlığa, sapıklığa ve rantçılığa dönük olan, uygarlık ve zeka düşmanı, betoncu “Yeni Türkiye”nin kavgasıdır!.. 

CİHAN DEMİRCİ (MİZAHHABER)