
23 Mayıs 2008 Cuma
Türk karikatürünün ve çizgi romanının büyük ustalarından İsmail Gülgeç, 20 Mayıs'ta İstanbul'da bir beyin tümörü ameliyatı geçirdi. Bir süredir Çanakkale'de yaşayan İsmail Gülgeç çeşitli sağlık sorunlarıyla epeyce bir zamandır boğuşuyor. 61 yaşındaki İsmail Gülgeç yakın bir zaman önce de göz ameliyatı geçirmişti. Her zaman büyük bir direncin adamı olmuş, Türk karikatürünün ve çizgi romanının bu güçlü kalemine MİZAHHABER olarak çok geçmiş olsun diyor, sağlığına yeniden kavuşacağı, çizgiyle dolu nice güzel günler diliyoruz...
İsmail Gülgeç son yıllarda daha çok çizgi roman kitapları üretmekle uğraşıyor.
kuruluşunun 50. yıldönümünde
“KUTLAMA” konulu uluslararası
Dünyanın on mega üniversitesi arasında yer alan Anadolu Üniversitesi; 2008 yılında 50. yaşını doldurdu. Üniversitenin tamamında onurlu bir coşku yaşanmaktadır.Bu nedenle üniversitenin değişik birimleri tarafından yıl boyunca öncekilerden daha farklı bilimsel, kültürel ve sanatsal etkinliklerin yapılması kararlaştırılmıştır. Anadolu Üniversitesi Karikatür Sanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi de bu anlamda “kutlama” konulu uluslararası bir karikatür sergisi düzenler. Bu uluslararası sergi, aynı zamanda Karikatür Sanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi’nce daha önce 2000 ve 2004 yıllarında dört yıl arayla düzenlenen sergilerin devamı olarak gelenekselleşen üçüncü sergidir. Çeşitli ülkelerden 100 sanatçıya sergiye katılmaları için özel duyuru yapılır. Davet edilenlerin çoğunluğu bu çağrıya yanıt verir; sonunda her türlü kutlamayı ele alan bir karikatür koleksiyonu ortaya çıkar.
--------------------------------------------------------------------
Zafer Temoçin'in 23 Mayıs 2008 tarihinde Cumhuriyet'te yayınlanan karikatürü...

Kamil Masaracı'nın 23 Mayıs 2008 tarihinde Cumhuriyet'te yayınlanan "Kültür Çizik" adlı çizgi bantı.


Musa Kart'ın 23 Mayıs 2008 tarihinde Cumhuriyet'te yayınlanan karikatürü...
İsmail Turan'dan bir karikatür...
22 Mayıs 2008 Perşembe
Zafer Temoçin'in 22 Mayıs 2008'de Cumhuriyet'te yayınlanan karikatürü...
21 Mayıs 2008 Çarşamba
Eflatun’un mizah dolu evreni, yetenek, başarı, zenginlik değil yoksulluk ve beceriksizlik karışımından oluşurdu...
Fakirliğin romantizmi vardı onun çizgilerinde. Yönetmen Vittorio De Sica'nın filmlerinde fakirliği sevdirmesi gibi bir şeyler vardı. “Milano Mucizesi” filminde açlık sınırında yaşayan aile ile ilgili şu detayı unutmak mümkün mü?.. Ateşteki süt dökülür, yaşlı kadın ve çocuk yerde yayılan sütü nehir varsayıp, neşeyle oyun oynamaya başlarlar. Sanki karınlarını doyuracakları anı değil de oynayacakları anı bekliyorlarmış gibidirler.
Fakirliğin, yoksunluğun sevgisi ve romantizmi, bir dönemin nadide çizerlerinde; Zeki Beyner, Cafer Zorlu ve Eflatun Nuri gibi çizerlerde vardır. Onlar bu duygusal mizahın samimiyetini kendi hayatlarının birebir uzantısı olan çizgilerinde yaşatırlar.
Samimi olmayan hiçbir şey yoktur ne hayatlarında, ne de çizgilerinde. Fakirliği benimserler, benimsetirler, ama onun içinde her anı şaka konusu yapmaktan çekinmeden...
Eflatun, en zayıf, en yoksunlukla dolu yönlerini mizahın tepsisi içinde sergilemekten zevk alır. Zayıflıklarıyla gurur duyar. Onu Eflatun yapan onlardır. Çizgisinin mizah ve duyguyu birleştiren karışımı onu güçlü kılacaktır nasılsa.
Bu tavır, başarı peşinde koşan, nispetçi insanların savunma mekanizmasını çökertir. En aşağı tabakadan bakarak ince ince dalga geçmenin keyfiyle doludur hep. Burnu büyük, cebi dolu, başarı düşkünü tepeden bakanların Aşil topuğuna ok atıp durur.
Eflatun’un mizah dolu evreni, yetenekle, beceri ve başarının ve zenginliğin değil yetenekle, yoksulluğun ve beceriksizliğin karışımından oluşur.
Gerçek mizahçılar hep böyledir. İngiltere’ye gider aç kalır. Bir tas çiğ pirinç yer. Sonra üzerine ağzını musluğa dayayıp su içer. Suyla karışan pirinçler, midesinde büyümeye başlar, büyür büyür büyür... Kahkahalarla anlatır bu hikayeyi Eflatun. Bir dürbünü ikiye kırarak arkadaşıyla paylaşır. Tekli dürbününü yanından hiç eksik etmez.
Onun hikayelerine, çizgilerine ya da kendisine takılan hiç kimse güç kazanamaz. Güç kaybeder. Oturacağı sandalyeyi kimin alıp nereye koyduğunu bir türlü bulamaz. Eflatun almıştır onu. Şaşkın, haylaz, romantik ve yetenekli çizer, kendi çizgilerinin bile tarif edemeyeceği komikliklerle dolu bir anı bulutuyla yolculuk eder. Hikaye anlatmakla yetinmeyen bir hikayecidir o. Bir hikaye kahramanıdır. kendi yazdığı hikayelerin kahramanı. Ne yazık ki hikaye kahramanları çok azaldı dünyamızda. Hikaye de o yüzden azaldı galiba. İnsanların hayatı giderek hikayesizleşiyor. Hikaye yaşayanlar da onları anlatmakta isteksizler.
Eflatun da gitti. Sonraki kuşaklar, tuhaf bir kararsızlıkla bakacaklar çizgilerine. Tabii ki özlemle de...
BEHİÇ AK (BİA)
(Evrensel Gazetesi / 21 Mayıs 2008)


Ercan Akyol'un 21 Mayıs 2008 tarihinde Milliyet'te yayınlanan karikatürü...


Haslet Soyöz'ün 21 Mayıs 2008 tarihinde Milliyet'te yayınlanan karikatürü...
20 Mayıs 2008 Salı

Radikal gazetesinden Elif Türkölmez'in haberi de olmasa, İstiklal Caddesinin önemli bir renginin daha solduğundan haberimiz olmayacaktı şu karambol günlerde... Bu haberin mizahi bir yanı yok... Gerçekten yok mu?... Mizah da, Pala Şair kadar önemli renklerinden biri değil midir bu ülkedeki solgun ve yorgun hayatımızın?..
Rengârenk şapkası, pala bıyığı ve üzerindeki sayısız madalyasıyla tanınan Beyoğlu'nun renkli ismiydi Mustafa Yağcı... İstiklal Caddesi’nin değişmez simalarından Mustafa Yağcı, nam-ı diğer ‘Pala Şair’ geçen haftadan beri aramızda yok artık... Rengârenk şapkası, pala bıyığı ve üzerindeki sayısız madalyasıyla 16 yıldır her gün önünde durduğu Ağa Camii’nin önünde artık sadece bir fotoğrafı var. Onu sürekli Ağa Camii’nin önünde görmeye alışmış İstiklal müdavimleri bir haftadır Tokat doğumlu Yağcı’nın nerede olduğu merak ediyordu. Asmalımescit’te, gençlik yıllarından arkadaşları Pala Şair’in bir hafta önce kalp krizinden vefat ettiğini söyledi. Beyoğlu Çikolatacısı’nın önündeki milli piyangocudan simitçiye herkes Pala’nın çok hasta olduğunu, cenazesinin sessiz sedasız kaldırıldığını anlattı. En manidar cümleyse caminin önünde yıllarını onunla geçirmiş emektar kestaneciden geldi: “Pala çok yalnızdı. En büyük yoksulluk yalnızlıktır. Yoksa parasızlık ne ki?”
Yağcı, geçimini fotoğraf çektirdiği turistlerden aldığı birkaç kuruşla sağlıyordu. İkameti Asmalımescit olsa da düzenli kaldığı bir mekânı yoktu. Madalya ve rozetleri en değerli varlığıydı. Türk bayrağından zülfikâra, barış işaretinden film festivaline, İstanbul’un, Türkiye’nin tüm renklerini üzerinde taşımakla övünür, orada öylece bütün gün durmasının ülkeye kültürel bir hizmet olduğunu söylerdi. Yayımlanan tek şiir kitabıyla şair unvanını alan ‘Pala’, çok sevdiği İstiklal Caddesi’nden kaybolurken arkasında Ağa Camii önündeki fotoğraf sergisinde sergilenen son fotoğrafını bıraktı...
(Haber: Radikal Gazetesi-Elif Türkölmez-20 Mayıs 2008)

Ercan Akyol'un 20 Mayıs 2008 tarihinde Milliyet'te yayınlanan karikatürü...
Manisa’nın Yeniköy beldesinde düzenlenen Bahar Şenliğinin bu yıl sekizincisi yapıldı. Yeniköy İlköğretim Okulu’nun öncülüğünde gerçekleştirilen şenlik 18 Mayıs 2008 Pazar günü gerçekleşti. Sekiz yıl önce Yeniköy İlköğretim Okulu Müdürü Ziya Çiçek’in öncülüğünde başlatılan ve yöre halkı tarafından ilgiyle izlenen Bahar Şenliğinde sanat, kültür, müzik iç içe oluyor. Yöresel tatlar, yemekler konuklara ikram ediliyor. Piknik alanındaki şenliğe yöre halkının tamamı katılıyor. Bu yıl şenliğe ülkemizin önde gelen sanatçı, yazar, şair, karikatüristleri katıldı. 18 Mayıs 2008 Pazar günü; Muzaffer İzgü, Savaş Ünlü, Bedriye Aksakal, Şükrü Erbaş, Aydın Şimşek, Tuğrul Keskin, Ragıp Özcan, Bektaş Kılınç Yeniköylü vatandaşlarla buluşup söyleşi yaptılar, kitaplarını imzaladılar. Karikatürist Mustafa Yıldız ise bir ilki gerçekleştirip ağaçlar üzerinde karikatür sergisi açtı. Şenliğin mimarı Okul Müdürü Ziya Çiçek, başlattığımız şenliğimizin halkımız tarafından benimsenmesi sevindirici bir şey. Çevremize model olabilirsek bundan mutluluk duyacağız. Ülkemizin saygın sanatçılarını yöre halkıyla buluşturmaktan onur duyuyoruz. İzmir ve yöre insanlarını şenliğimizde görmekten mutluluk duyuyorum, diye konuştu.
--------------------------------------------------------------------------
"YARI RESMİ GASTE"NİN
5. SAYISI 21 MAYIS'TA
ÇIKIYOR...
Emre Ulaş'ın tek kişilik dev kadrosuyla hazırladığı haftalık Yarı Resmi GASTE'nin 5. sayısı 21 Mayıs Çarşamba günü piyasada...
Haftalık yarı resmi Gaste'nin artık bir de blogu var. Derginin blog adresi şöyle: gastemizahdergisi.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------
LATİF DEMİRCİ ÇİZİYOR

Latif Demirci'nin 20 Mayıs 2008 tarihinde Hürriyet'te yayınlanan karikatürü...

Mehmet Selçuk'un 8.Uluslararası Akdeniz Karikatür Yarışmasında özel ödül kazanan karikatürü...
19 Mayıs 2008 Pazartesi

Sefer Selvi'nin 19 Mayıs 2008'de Evrensel'de yayınlanan karikatürü...

19 Mayıs günü gelene kadar ülkedeki ve ülke dışındaki her türlü törene, geziye, açılışa, toplantıya, etkinliğe katılan, daha dün Eskişehirde stadyumda partisinin toplantısında konuşan Başbakan, iş 19 MAYIS törenlerine gelince gözündeki rahatsızlık nedeniyle törenlere katılmadı... Göze mi geldi dersiniz? Yok canım... Başta korumalar olmak üzere bütün gözler üzerinde... Başbakan RTE, örneğin, bir kavşak açılışı olsa mutlaka orda olurdu ama malum bugün 19 Mayıs... Kurtuluş savaşı mücadelesinin başlangıç tarihi ne de olsa... Böyle günlerde bazı gözler rahatsızlanır, hatta kanlanır... Çapak kaçar, toz kaçar, toprak kaçar... Göz bu, hassastır... Şu sıralar zaten malumunuz pamukçuk dönemi... Her tarafta ağaçlardan gelen pamukçuklar uçuşuyor. Başbakanın gözüne de bu pamukçuklar mı kaçtı acaba?.. Yoksa daha büyük bir şey mi?.. Örneğin bir Bandırma gemisi olabilir mi ya da baharla birlikte bu tür muhafazakar bünyelerde hepten artan özel bir "Mustafa Kemal" alerjisi... Ne dersiniz?..

Semih Poroy'un Cumhuriyet'te 19 Mayıs 2008'de yayınlanan çizgi bantı...
- Dün akşam dövmeyi biraz fazla kaçırmışız anasını satiiim!..-------------------------------------------------------------------------
Cihan Demirci'nin, "BİR ADET 19 MAYIS YAZI GÖSTERİSİ" başlıklı yazısını DAMDAKİ MİZAHÇI'da okuyabilirsiniz:
http://damdakimizahci.blogspot.com/2008/05/aada-okuyacanz-yaz-radikal-gazetesinin.html
----------------------------------------------------------------------------
SERPİL KAR ÇİZİYOR


Musa Kart'ın 19 Mayıs 2008 tarihinde Cumhuriyet'te yayınlanan karikatürü...
18 Mayıs 2008 Pazar

Bu ülkedeki hayatları kirleten molla zihniyeti, Leyla Gencer'in Boğaz'a savrulan küllerinden bile rahatsız oldu... Karanlığın sahipleri tarih boyunca daha çok "yakmayı" sevdiklerinden, "kül" olmanın anlamı da pek bilmezler ne de olsa... (C.D.)
17 Mayıs 2008 Cumartesi
Ercan Akyol'un 17 Mayıs 2008'de Milliyet'te yayınlanan karikatürü...16 Mayıs 2008 Cuma

Musa Kart'ın 16 Mayıs 2008'de Cumhuriyet'te yayınlanan karikatürü...
15 Mayıs 2008 Perşembe

İ. Bülent Çelik'in Vatan gazetesindeki karikatürü medya çiftliğini ve bu çiftliğin patronunun son halini gösteriyor bizlere...
Ercan Akyol'un 15 Mayıs 2008'de Milliyet'te yayınlanan karikatürü...
14 Mayıs 2008 Çarşamba

Haslet Soyöz'ün 14 Mayıs 2008'de Milliyet'te yayınlanan karikatürü...
Ödediğiniz vergiler size yol su elektrik, cop, biber gazı ve orantılı güç olarak geri dönecektir
Velev ki küçük Hüseyin harekete geçti ve küçük kardeşimizi biraz “üzdü” özgürlükleri yasaklayabilir misiz? durdurabilir misiniz?
78 ‘lik azgınlara düz duvara rahat tırmansınlar diye 4x4 verilsin vergiden muaf olsun
Mercimek fiyatları pahalandı, bu pahalılıkta mercimeği fırına vermek kolay mı?… yalan efendim yapmaz hüso
3 ve 3’ün üzerinde çocuğu olan bütün annelerin kutlu doğum haftasını, pardon analar gününü kutluyorum. Nee… 2 çocuğu mu var o zaman ananı alda git
Kutlu doğum haftasına yakışmayan maçlar Allaha “Şükür” tekrarlanacakmış
Ayaklar baş olursa, ayaklara türban takma caiz midir? Velev ki ayaklar baş oldu…ayağını türbanına göre uzat
Bütün yeşil alanlara cami yapılmalı Türkiye’yi temiz tut yeşil sermayeyi fehmi koru…
Ergenekonun uzantısı küçük Hüseyin
Nisan 31 çekerse sorun çözümlenir
1 mayıs Tuzla’da orantılı güç ile kutlansın
Kadınları feminizmin elinden kurtarıp, küçük Hüseyinlere vereceğiz
Hüseyinlerden korkan psikiyatrise gitsin
Orantısız güç güç değildir…
Hüseyin 78, küçük kardeşimiz 14, aynen 1 Mayıs’taki gibi orantılı güç kullanımı
Irak’a demokrasiyi zorla dayatamazsınız diyeceğime, halkın %80’ni ab ye karşı olan bir ülkeye ab yi, pardon laikliği dayatamazsınız demişim
Pardon siz laik cumhuriyet miydiniz, neden hiç söylemediniz biz de ılımlı islam zannediyorduk
Biz 1 mayıs’la 1 nisan’ı karıştırmışız sadece şaka yapmak istemiştik emekçi kardeşlerimize
Faşist / Şeriatçı oranı 1’den büyükse orantılı güç kullanılmıştır
Ben orantılı güç kullandım 4 karım 12 çocuğum var
Gölgelerin gücü adına güç şeriatçılarda artık…
METİN AKBULUT
13 Mayıs 2008 Salı

ERDOĞAN KARAYEL
EFLATUN NURİ
ANISINA ÇİZDİ...

12 Mayıs 2008 Pazartesi
Anadolu Ajansının haberine göre; Karikatürist Bedri Koraman, şiddetli bel ağrısı ve yürüme sorunu şikayetiyle hastaneye kaldırıldı.
Bedri Koraman’ın tedavi altına alındığı Universal Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nükhet Vural, gazetecilere yaptığı açıklamada, Koraman’ın şiddetli bel ağrısı ve yürüme sorunu nedeniyle hastaneye başvurduğunu söyledi. Dr. Vural, Bedri Koraman’ı "bel fıtığı ve sinir sıkışması" teşhisiyle hastaneye yatırdıklarını belirterek, Koraman’ın belindeki ödemi lokal olarak çözmeye çalışacaklarını ifade etti. Uzman Dr. Vural, "Sinir blokajı üzerinde tedavi şekli planlıyoruz. Hastamızı birkaç gün içinde buradan yürüyerek taburcu etmeyi düşünüyoruz" dedi. Bedri Koraman’a hastanede eşi Nil Koraman’ın refakat ettiği bildirildi. Fotoğrafta Bedri Koraman geçen yaz Bodrumda geçirdiği rahatsızlık sırasında hastane odasında görülüyor...


Musa Kart'ın 12 Mayıs 2008'de Cumhuriyet'te yayınlanan karikatürü...
11 Mayıs 2008 Pazar

Haberi bugünkü Vatan gazetesinden aldık. Malum bugün Anneler Günü... Anneler Günü nedeniyle kampanya düzenleyen firmalardan biri olan Arçelik “Benim milyonlarca annem var” adı altında bir kampanya düzenlemiş. Arçelik’in maskotu Çelik’in 10 anneyle çekilmiş fotoğrafı ise kampanyanın görsel malzemesi olarak kullanılmış. Bu fotoğraf Türkiye’de yayın yapan gazetelerde yayınlandı. Ancak İslamcı basından Milli Gazete bu fotoğrafı kendi anlayışına uydurarak yayınladı. Ortaya gene bizim gibi yamuk toplumlara özgü trajikomik bir manzara çıktı. Milli Gazete’de yer alan fotoğrafa “Photoshop” yardımıyla çeşitli eklemeler yapıldığı görülüyor. Fotoğraftaki anneler incelendiğinde etek boylarının bilgisayar yardımıyla uzatıldığı, kolların bile kapatıldığı ortaya çıkıyor...

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Sefer Selvi'nin 10 Mayıs 2008'de Evrensel'de yayınlanan karikatürü...

Musa Kart'ın 10 Mayıs 2008'de Cumhuriyet'te yayınlanan karikatürü...
09 Mayıs 2008 Cuma

Erdoğan Karayel'in 1986'da çizdiği , şimdilerde Amanya'da ders kitabına girecek olan karikatürü...

Bu da Türk karikatürünün yitirdiğimiz büyük ustalarında Ferruh Doğan'ın en bilinen, çok eski karikatürlerinden biri...
ULUSLARARASI AKDENİZ
KARİKATÜR YARIŞMASI
JÜRİSİNİN AÇIKLAMASI
Alanya Turizm Tanıtma Vakfı’nın sekiz yıldır başarıyla düzenlediği “Uluslararası Akdeniz Karikatür Yarışması” Türkiye’nin turizme açılan ilk ilçelerinin başında gelen Alanya’ya kültürel anlamda pek çok katkı sağlamıştır. Bu yarışmanın jürisi her yıl titiz ve özenli bir çalışmayla yarışmaya katılan karikatürleri değerlendiriyor ve ilk üç ödülün dışında altı özel ödülle her yıl toplam dokuz ödül veriyor.
Bildiğiniz gibi son yıllarda karikatür yarışmalarında giderek artan “daha önce benzeri yapılmış” karikatür sorunu yaşanıyor. Uluslararası ya da ulusal anlamda yapılan nerdeyse her yarışmada mutlaka benzer ya da zaman zaman kopya denilebilecek karikatürler ödül alabiliyor. Bu anlamda jürilerin yerli ya da yabancı çizerlerden oluşması ortaya çıkan örneklere bakıldığında pek de fark etmiyor. Dünyanın önde gelen karikatürcüsü de olsanız belleğinizde milyonlarca karikatür barınamıyor. Daha geçen yıl Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması’nda ve geçmişte Aydın Doğan Karikatür Yarışması’nda benzeri yapılmış karikatür sorununun yaşandığı ancak verilen ödüller için iptal kararının alınmadığı da biliniyor.
Alanya’da düzenlenen yarışmada bu yıl benzer bir sorun da ilk kez yaşanmış oluyor. Yarışmada birinci ve ikinci olarak değerlendirdiğimiz karikatürlerin benzerlerinin daha önce çizildiği, anlaşılmış bulunuyor. Bizler jüri üyeleri olarak çizerlerin bu karikatürleri kopya ettiklerine inanmak istemiyoruz. Ama ortada ciddi benzerlikler görülüyor.
Üstlendiği görevin ciddiyetine inanan, kuralları baştan beri sıkı tutan Uluslararası Akdeniz Karikatür Yarışması’nın jürisini oluşturan bizler, karikatür yarışmalarına örnek olacak bir ilki gerçekleştiriyor ve bu yılın birincilik ve ikincilik ödüllerini iptal ediyoruz. Bu yıl birincilik ve ikincilik ödülleri verilmeyecektir. Daha önce de belirttiğimiz gibi çizerlerin iyi niyetine, kopya etmediklerine inanmak istesek de ortaya çıkan sonuç bize bu kararı aldırtmıştır.
Saygılarımızla.
Deniz SOM - Kamil MASARACI - İbrahim TAPA -
Cihan DEMİRCİ - Mahmut KARATOPRAK - Nüvit ÖZKAN
Akdeniz Karikatür Yarışması jürisi bu yılki jüri toplantısı sırasında...

Zafer Temoçin'in 9 Mayıs 2008'de Cumhuriyet'te yayınlanan karikatürü...

Ercan Akyol'un 9 Mayıs 2008'de Milliyet'te yayınlanan karikatürü...
08 Mayıs 2008 Perşembe

07 Mayıs 2008 Çarşamba

3 Mayıs Cumartesi gecesi ani bir kalp krizi sonucu yitirdiğimiz, karikatürümüzün duayenlerinden Eflatun Nuri Erkoç, 6 Mayıs 2008 Salı günü Teşvikiye Camii'nde kılınan öğle namazından sonra Yeniköy Mezarlığı'nda sonsuzluğa uğurlandı... Cenaze törenine Eflatun Nuri'nin ablası Sevim hanım, kızı Sema hanım ve yakınlarının yanısıra pek çok karikatürcü meslektaşı arkadaşı-dostu katıldı. Cenaze tam da Eflatun Nuri'ye yakışacak bir şekilde kalktı doğrusu. Önce Zincirlikuyu'ya gömüleceği haberi çıkmıştı Eflatun Nuri'nin ama son anda mezarlığın Yeniköy Mezarlığı olduğu anlaşıldı ve Yeniköy mezarlığına defnedildi. Türk karikatürünün renkli ismini sevgiyle, geride bıraktığı onlarca anekdot ve anıyla uğurladık dün... Yeniköy Mezarlığından bir otobüs dolusu karikatürcü dönerken iyice anladık ki karikatürümüzde "Eflatun" bir renk kalmadı artık... Karikatürümüze kattığı bu özel renkten ötürü ustaya teşekkürlerimizle...
06 Mayıs 2008 Salı
Yarışma jürisinin sergilenmeye değer bulduğu eserler 31 Mayıs 2008‘de yapılacak ödül töreniyle birlikte bir hafta süreyle Alanya’da sergilenecek. Alanya Turizm Tanıtma Vakfı sergilenen eserleri bir albümde toplayacak.
Yarışmada birinclik ödülünü İran'dan Mohammad Ali Khalaji, ikincilik ödülünü Türkiye'den Ali Bulca, üçüncülük ödülünü ise Hırvatistan'dan Dragustin Dado Kovacevic kazandılar. İlk üçe giren yarışmacılara verilecek ödüller şunlardır:
Büyük Ödül: 2.000 USD + UÇAK BİLETİ+ 2 KİŞİLİK ALANYA TATİLİ
2.’lik Ödülü : 500 USD + UÇAK BİLETİ +2 KİŞİLİK ALANYA TATİLİ
3.’lük Ödülü : 500 USD + UÇAK BİLETİ +2 KİŞİLİK ALANYA TATİLİ
Yarışmadaki özel ödüller ise şu şekilde paylaştırıldı:
Alanya Belediyesi Özel Ödülü -LUC VERNIMMEN (BELÇİKA)
Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Ödülü –RAUL DE LA NUEZ (AMERİKA)
ALTİD Özel Ödülü – SEMERENKO VLADİMİR (RUSYA)
ALTAV Özel Ödülü –FUMINKO HOKOYAMA (JAPONYA)
Doğu Akdeniz Kültür Araştırmaları Vakfı Özel Ödülü- MEHMET SELÇUK (DENİZLİ/TÜRKİYE)
Alanya Kaymakamlık Özel Ödülü – ATHOS CAREGHI (İTALYA)
.jpg)













