24 Şubat 2026 Salı

MUSA GÜMÜŞ ANISINA KARİKATÜR SERGİSİ 1 MART'TA KADIKÖY KARİKATÜREVİ'NDE AÇILIYOR...

Geçen yıl ne yazık ki, 1 Nisan 2025 tarihinde, erken bir yaşta ve ustalığının en üretken döneminde aniden yitirdiğimiz sevgili Musa Gümüş arkadaşımızın anısına "Vicdanın Çizgilerdeki Yansıması" adlı anma sergisi Kadıköy Karikatürevi'nde 1 Mart Pazar günü, saat: 16'da açılacak ve sergi 1 Mart-19 Nisan arasında açık kalacak. 

Musa Gümüş gibi sadece mesleki yeteneğin üst düzeyde olması anlamında değil, insan kalitesi, mütevazı duruş anlamında da öylesine severdim ki, onun ani gidişinin şoku ben de hala sürüyor. Üstelik onunla yaşamını yitirdiği 1 Nisan 2025 tarihinin bir kaç gün sonrasında Alanya'da yıllar sonra yeniden başlayan Uluslararası bir karikatür yarışmasının jürisinde de birlikte olacaktık ve bu sayede epeydir birbirini yüz yüze görememiş iki dost arkadaş olarak bir araya gelecektik ama hayat izin vermedi, Zaten onsuz bir yarışma da sonrasında bize hayretmedi ne yazık ki!.. 

İlk kez 1981 yılında Ses-Atmaca mizah ekine Gaziantep'ten mektupla yolladığı karikatürlerle tanıyan, sonrasında 42 yılı bulan bir arkadaşlığı-dostluğu-meslektaşlığı paylaşan, bu süreçte onunla en ufak bir sorun bile yaşamayana biri olarak onu şakanın ve mizahın günü olan 1 Nisan'da yitirmek de başka bir acı yarattı ben de... Musa kardeşimi-arkadaşımı 1 Nisan'da MİZAHHABER'de özel bir yazıyla anacağım ama çok özlenecek arkadaşlar arasındaki yerini ne yazık ki aldı, ta ki biz de gidene dek, anısına yürekten sevgiyle derken sizlerle MİZAHHABER'de bu serginin açılacağı Kadıköy Karikatürevi'nin metnini aşağıda paylaşıyorum... 

Cihan Demirci (MİZAHHABER) 

Kadıköy Karikatürevi'nde serginin duyurusunda yer alan metin şöyle: 

Musa Gümüş’ün çizgileri, yalnızca estetik bir ifade biçimi değil; düşünsel bir duruşun, dünyayı anlama ve sorgulama çabasının izlerini taşıyan bir ışık yoludur. Onun çizgileri güldürürken düşündüren, düşündürürken rahatsız eden; ancak hiçbir zaman umutsuzluğa teslim olmayan bir anlatı kurar. Yaşam, özgürlük, adalet, barış, insanlık onuru ve birlikte yaşama kültürü; çizgilerinde sessiz ama güçlü, yalın ama derin bir anlatımla izleyiciye ulaşır.


Gündelik olanın içinden evrensel sorular çıkaran Musa Gümüş, mizahın dönüştürücü gücünü ustalıkla kullanır. İzleyiciyi hem gülümseten hem de durup düşünmeye çağıran özgün bir anlatım dili kurar. Karikatürü, anlık bir tepki alanı olmaktan çıkararak insanı merkeze alan kalıcı bir sorgulama biçimine dönüştürür.


Sanat yaşamı; dergilerden kitaplara, atölyelerden uluslararası sergi salonlarına uzanan uzun ve çok katmanlı bir yolculuktur. Ancak bu yolculuk hiçbir zaman yalnızca bireysel bir başarı hikâyesi değildir. Musa Gümüş, çizgisiyle dünyaya bakmayı öğreten, genç çizerlere yol açan; bilgisini ve deneyimini paylaşmayı bir sorumluluk olarak gören bir ustadır.

Uluslararası ödüllerle onurlandırılan üretimi, onun evrensel bir dil kurduğunun önemli bir göstergesidir. Ancak Musa Gümüş’ü unutulmaz kılan, aldığı ödüllerden çok; insanı merkeze alan, barışı ve sağduyuyu savunan tutarlı ve vicdanlı duruşudur. Çelişkilerle dolu bir dünyayı, yalın ama derin bir mizahla görünür kılmıştır.

Bu sergi, Musa Gümüş’ü yalnızca anmak için değil; yerelden dünyayı aydınlatan, onun çizgiyle kurduğu etik ve entelektüel ilişkiyi yeniden düşünmek, bıraktığı düşünsel mirası anımsamak ve miras aldığımız bu çizgileri vicdana ve geleceğe taşımak için bir davettir.

Açılış Etkinliği: 1 Mart Pazar, 16.00      

21 Şubat 2026 Cumartesi

ERCAN AKYOL ÇİZİYOR: "EŞREF BEY"

 


ÇİZGİ: ERCAN AKYOL

#ErcanAkyol #EşrefBey #ErcanAkyolÇizgisi


15 Şubat 2026 Pazar

15. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ÇİZGİNİN BÜYÜK USTASI İSMAİL GÜLGEÇ’İ SEVGİ VE ÖZLEMLE ANIYORUZ…

 


Yaşamı özellikle sağlık sorunları anlamında büyük mücadelelerle geçen İsmail Gülgeç ustayı, bundan tam 15 yıl önce, 15 Şubat 2011 tarihinde, henüz 64 yaşında yitirmiştik… 

Çizgi roman ve karikatürün büyük ustası İsmail Gülgeç son yıllarında Çanakkale’de yaşıyordu. 1988-1989 ve 1991 yıllarında Karikatürcüler Derneği başkanlığı da yapan Gülgeç, başkanlığı döneminde derneğe uzak duran pek çok karikatürcünün dernekle ilgilenmesini, üye olmasını sağladı. 

Çalıştığı bütün kurumlarda çizer hakları konusunda müthiş titiz davranarak, sosyal haklar anlamında ödün vermeden örnek çabalar sergiledi. Her zaman cesur yürekli bir çizer oldu.

İlköğrenimi sırasında geçirdiği hastalık nedeniyle ömrü boyunca zorlu bir yaşam mücadelesi veren İsmail Gülgeç, dirençli insan olma anlamında da örnek bir insandı. Usta işi çizgisi ve özellikle müthiş deseniyle geride harika çizgi romanlar, karikatürler bıraktı. Gazetelerde, dergilerde çizdi, üretti… Hayvanlar’ı çizdi, İnsanlar’ı çizdi… 

İsmail Gülgeç ustayı ölümünün 1. yılı olan 2012’de Tepebaşı’ndaki Karikatür ve Mizah Merkezinde anmıştık. Karikatürcüler Derneği’nin düzenlediği anma söyleşisinde Muhittin Köroğlu ve Cihan Demirci onu anlatmışlardı. 1989 yılında Mazete adlı mizah ekinde İsmail Gülgeç’le kapsamlı bir söyleşi yapan Cihan Demirci bu söyleşiden bölümler okumuştu. İsmail Gülgeç bu söyleşide de son derece cesur sözler sarf etmiş, ayrım yapmadan her kesimi eleştirmeyi bilmişti.



Şimdi isterseniz İsmail Gülgeç’in yaşam öyküsünü kendi kaleminden okuyalım… Bakın İsmail Gülgeç usta, kendisini nasıl anlatıyor:

“... Gaziantep’te doğdum. Çocukluk anılarım ailece İzmir’e göçmemizle başlar. Baba memleketi İzmir’de büyüdüm. İlk çalışmalarım Ege yöresi gazetelerinde oldu. Çizin sanatındaki ilk ürünüm Papağan Dergisinde yayınlandı. !968-69 yıllarında Yeni Asır gazetesinde çizgi-romancı olarak çalıştım. O sırada tanıdığım ender kültür adamlarından Cemil Devrim Yeni Asır gazetesini yönetiyordu. Benim Suat Yalaz kadar iyi bir çizgi-romancı olacağımı sanıyordu. Hala direnmeyip onu hayal kırıklığına uğrattığıma üzülürüm.

70 yıllarında Demokrat İzmir’de siyasi karikatürler, Gazeteci Şipşak Apti’nin maceralarını günlük bantta çizdim. Bu bantlardan birinde Atilla İlhan’la birlikte çalışmak mutluluğuna da ulaştım. Atilla İlhan’ın “Fena Halde Leman” kitabının ilk belirtileri de bu bantlarda ortaya çıkması beni epey eğlendirmişti.

Ege Ekspres’te çeşitli türde çizgilerle çalışmalarımı sürdürdüm. Baybars adlı çizgi-romanı burda çizdim Bu dönemde Altemur Kılıç’ın Devir dergisinde de karikatürlerim yayınlandı.

1975 yılında Babıali’ye gelip Abdi İpekçi’nin Milliyet gazetesinde çalışmaya başladım. Süavi Sualp’in yazıp benim de çizdiğim Gündüz İnsan Gece Hırt ve Kolombo Şakir Milliyet’te tefrika edildi. 1980-1981’de Milliyet Çocuk dergisinde Ormangiller’i ve Yaşar Kemal’in ünlü romanı “İnce Memed”i çizdim. Yarım kalan bir “iş” daha oldu. Ona rağmen 1989’da ve 1991’de “İnce Memed” Danimarka, İsveç ve Almanya’da yayınlandı. Böylece türk yayıncılardan sonra yabancı yayıncılarında asabını bozdum.


1980’de Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladım. Hayvanlar (bant) ve İnsanlar(haftalık) burada yaratıldı.

1981’de Suavi Süalp’in yazıp benim de çizdiğim Gündüz İnsan Gece Hırt ve Kolombo Şakir Çağdaş Yayıncılık’tan Çizgili Yayınlar mizah dizisi olarak yayınlandı.

1982-1991 yıllarında İş Bankası’nın çocuklar için yayınladığı Kumbara dergisinde Elif’in maceraları ve dergi kapaklarını çizdim, Türkülerle Halk hikayelerini resimledim.

1990’daki Cumhuriyet gazetesindeki çözülmelerle ben de 1996’ya kadar gazeteden ayrı kaldım bu arada çeşitli dergi (Tarih vakfı’nın “İSTANBUL Dergisi” en güzeliydi) ve gazetelerde çalıştım.

1995 yılında Gülgeç Yayınlarını ve ajansını kurdum ve buradan 12 kitap çıkardım. Bir daha dünyaya gelirsem yayıncı olmaya karar verdim.

1997’de yayıncılıkla birlikte ajans işini de yürütmek istedim ancak 2 yıl sürdürebildim. (1999’da lösemiye yakalandım bu ajansın ve yayıncılığın sonu oldu.) Ajansta katalog, broşür, logo, reklam, Arçelik eğitim filmlerine animasyon çalışması, Efes Pilsen’in yaptırdığı anketlere karikatür ve vinyet çalışmaları – bunlar Türkiye’nin Profili adında albümler olarak yayınlandı.

Bir zamanlar var olan Kent Tv’ye haber sonrası politik animasyon çalışmaları ve yine bir zamanlar olan –bu bir zamanlar 1997/1998 yılları oluyor- Radyo Kent’e “Bir Dişi Bir Erkek” haftalık olaylara mizah gözüyle bakan bir radyo programı denemesi de yaptım. Kentsel Tasarımcı Peyzaj Mimarı Ayça Gülgeç ile birlikte hazırladığımız program Gökkafes’i İstanbul’un “şeyi” diye yorumlayınca bu radyo maceramızda son buldu.

Kitaplara kapaklar ve çizimler yaptım. 1996’da Bamberg Üniversitesi’nde Türkolog olan Prof. Klaus Kreiser’in yaptığı çalışmaya –Lebensbilder aus der Türkei- desenler çizdim.

Hastalığımla ilgili bir kongrede yayınlanmak üzere karikatürlerle tıp alanına da girmiş oldum. Bir ara karikatürcüler derneği başkanıydım hatta dernek için gece bile düzenledim, gazetede sendika temsilcisi bile olduğumu söylesem kulağıma gelen sesleri duyar gibi oluyorum doğrusu. Bunca yıl böyle koşturursan hayalindeki işi ancak şimdi yaparsın diyorsunuzdur. Bu arada çok tatlı bir kız çocuğu da yapmayı becerdiğimi söyleyeyim. Kaptan olacak bir kızım var.

2003’te dalmayı denedim. Yapmadığın bir şey var mı diye sorarsanız sanırım biraz düşünmem gerekecek. Aklıma gelmişken eşimin gelinliğini de ben tasarladım. Çok kullanışlı ve bir günde 3 farklı durumda, dışarda-törende-düğünde göbek atarken giyilebilecek bir eko-gelinlik model tasarladım.Medya serüvenim Penthouse dergisi, Aktüel, Siyaset, Gelecek, Kirpi, Mad, Para vs vs aklıma gelen gelmeyen bir sürü yayınla sürdü.

1999-2003 yıllarında çeşitli gazetelerde ve gazetelerin hafta sonu ilavelerinde değişik çalışmalarım yayınlandı (Sabah, Sabah PAZAR, Star vb).Heyecan verici bazı çalışmalara da giriştim Mobidik Dergisi ve bu dergi için hazırladığım Sultana da bunlardan bir tanesiydi, tabi sonuçlanmayan hayallerden biri olarak kaldı.


İsmail Gülgeç, Semih Balcıoğlu, Necmi Rıza Ayça, Erdoğan Bozok, Orhan Doğu, Yurdagün Göker, Tan Oral, Erdoğan Başol, Kadir Doğruer, Canol Kocagöz, Semih Poroy, Mustafa Bilgin ve dostlarıyla İstanbul Karikatür ve Mizah Müzesindeler...   
Fotoğraf: Muhittin Köroğlu Arşivi


Ufuk Güldemir’in Abdi İpekçi’nin gazetesini çıkarıyoruz sloganıyla çıkan HaberTürk gazetesi fiyaskosunu yaşarken Abdi abiyi mezarında bir karış sıçrattık…

Nokta dergisinden “kıllı türk erkekleri” çizdik diye kovulurken, Birgün gazetesinde de “solculara” yaranamadık. Sabah Grubunun “Para” dergisinden “yukardan” gelen emirle kovulduğumuzda “Durun yahu! Ben ateistim. Yukarıda kimseyi tanımamam.” diye yırtındık ama kovulmaktan kurtulamadık. Zaten bu yayınların çoğu beni ve halkı hayal kırıklığına uğratarak sona erdi. Bu zamana kadar mücadele edip ülkeyi de kurtaramayınca (gazeteleri ve dergileri kurtaramadık ki ülkeyi kurtarabilelim) basından kopmaya karar verdim.

Kirlenmiş politikadan İstanbul’dan uzak, doğanın içinde bir tarlada (50 yılda bulduğum hayatımın aşkıyla) siz okuyucularıma polisiye bir çizgi roman yaptım.Ahmet Ümit- İsmail Gülgeç “Başkomser Nevzat Çiçekçinin Ölümü” ve “Başkomser Nevzat Tapınak Fahişeleri” Doğan Yayıncılık.

2009’da benim için özel yeri olan eski gazetem Cumhuriyet’te yeniden “HAYVANLAR” bantını çizmeye başladım. 15 Şubat 2011 tarihinde aranızdan ayrıldım…”

Son cümle hariç tüm satırlar ona ait elbette… Çizginin üretken kalemi İsmail Gülgeç ustayı 15. ölüm yıldönümünde bir kez daha sevgi ve özlemle anıyoruz…

Cihan Demirci-MİZAHHABER



SEVGİLİ MİZAHHABER OKURLARI; BU AKŞAM "DAMDAKİ MİZAHÇI" ADLI YOUTUBE KANALIMDA DA İSMAİL GÜLGEÇ ANISINA BİR VİDEO PAYLAŞTIM, BURAYA ONUN LİNKİNİ EKLİYORUM, ARZU EDENLER 14 DAKİKAYI BULAN BU VİDEOYU İZLEYEBİLİRLER... LİNK ADRESİ:  https://www.youtube.com/watch?v=-XoOvut_eIk&t=22s



İSMAİL GÜLGEÇ KARİKATÜRLERİ... DESENLERİ... GÜLGEÇ'Lİ ANILAR... 


































Cihan Demirci'nin İsmail Gülgeç'le Gazete gazetesinin mizah eki "Mazete"de yaptığı röportajdan bir kesit... (4 ŞUBAT 1988)


Cihan Demirci ve İsmail Gülgeç röportaj anında... (Mazete-4 Şubat 1988)

İsmail Gülgeç, Cihan Demirci, Necmettin Güven, Ercan Günaydın ve Savaş Ünlü ile İstanbul Tüyap Kitap Fuarında... (KASIM 1997)



Ölümünün 1. yılında Tepebaşındaki Karikatür ve Mizah Merkezi'nde gerçekleşen, Muhittin Köroğlu ve Cihan Demirci'nin konuşmacı olduğu İsmail Gülgeç anma söyleşisi ve sergisinden fotoğraflar... (31 MART 2012)