19 Nisan 2026 Pazar

CİHAN DEMİRCİ, 27. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE TEKİN ARAL'I YAZDI: "ERKEN BİTMİŞ, BAŞARILI AMA HÜZÜNLÜ BİR HAYAT ÖYKÜSÜ!.."

 

Tekin Aral'ı yitireli 27 yıl geride kaldı... Tarih: 19 Nisan 1999'du... Henüz 58 yaşındaydı... Çok erken bir kayıptı Tekin Aral... Ölümü öncesinde Hürriyet'te televizyon yazarlığı yapıyordu son olarak. Türk mizah dergiciliğinin bir dönemine ağabeyi Oğuz Aral'la birlikte imzasını çakmış bir ustaydı.

Ancak işin gerçeği, öylesine baskın bir karakteri olan, işinin öylesine erbabı bir ağabeye sahipti ki sanki onun gölgesinde kaldı gibi yaşamı boyu, bu açıdan Tekin Aral ağabeyin yaşamı başarılara rağmen bana hep hüzünlü bir hayat öyküsü gibi gelir...

Aral kardeşler babalarını çok erken kaybetmişlerdi. 1941 yılında İstanbul’da doğan Tekin Aral ilk ve orta öğrenimini "babasız" çocukların okulu olan Darüşşafaka Lisesinde yapmıştı. Oğuz Aral yaşamı boyunca onun hem ağabeyi hem de babası gibiydi. İlk karikatürü 1956’da “Dolmuş” dergisinde yayınlanan Tekin Aral daha sonra; Tef, Karikatür, Vatan, Yeni Tanin, Yeni Sabah, Akşam’da çalıştı. Çizgi film çalışmalarında bulundu.

Günaydın gazetesinde çalışırken ağabeyi Oğuz Aral’ın 1972'de çıkardığı Gırgır’da çizmeye başlayan Tekin Aral 1976 yılında Fırt dergisini çıkardı.

Fırt, Gırgır'ın küçük boyutlusu, renklisi ve yavrusuydu adeta... Gırgır'ın 450 binleri zorladığı dönemlerde Fırt dergisi de en çok satan ikinci dergi olarak 250 binlerde tirajları görmüştü. Fırt dergisinde başladığı “Salacak Hikayeleri”yle okur kitlesini genişleten Tekin Aral, uzun yıllar Fırt dergisini yönettikten sonra Fırt dergisinin 1989 yılında elinden alınmasından sonra (Gırgır'ın Oğuz Aral'ın elinden alındığı dönemde Fırt da onun elinden alınmıştı.) Fırfır adlı başka bir dergi çıkartmıştı.

Tekin Aral da son yıllarında tıpkı abisi Oğuz Aral gibi nerdeyse tamamen yazarlığa yönelmişti ve 1995’ten itibaren Hürriyet gazetesinde çok keyifli televizyon yazıları yazıyordu.

Sevgili Tekin Aral'la 1978 yılında tanışmıştım. 1976'da çıkan Fırt dergisini yönettiği dönemdi. İlk karikatürlerim Gırgır'dan önce Fırt'ta çıkmıştı. 1978-79-80 yıllarında amatör bir çizer olarak pek çok kez gittiğim Fırt'ta 1986-87-88 yıllarında onunla birlikte çalışma şansını buldum. 1986 yılının Mart ayı filandı...

Tekin abi, Güldürü Üretim Merkezi'nin kapandığını haber almış. Beni, Galip Tekin'e telefon ettirerek, Galip'in aracılığıyla Fırt dergisinde çalışmaya çağırmıştı. 1988'de dışarı gideceğim günlerin öncesine dek 3 yıla yakın bir süre onunla çalıştım.

Aradan 40 yılı bulan bir zaman geçmiş olmasına inanmak çok zor. Pek çok anı kaldı geriye. 19 Nisan 1999’da henüz 58 yaşındayken, aramızdan aniden ayrılan sevgili Tekin ağabey, o yakışıklı ve her an janti haliyle gözümün önünde.

Tekin Aral'ın büyük kızı Ayşe Aral, babasının ardından Hürriyet'in Kelebek ekinde köşe yazarlığı yaptı.

İçten, samimi, dobra bir insan olan Ayşe aynı zamanda resim de yapıyordu, babasını köşesindeki her fırsatta yaşatmaya çalıştı ancak o da "kalp pili" ile yaşıyordu...

Ne yazık ki o da daha henüz 46 yaşındayken, 8 yıl kadar önce 20 Haziran 2017'de yaşamını yitirdi. Babası gibi erkenden gitti... Tekin ağabeyi andığımız bu günde sevgili Ayşe'yi de anmış olalım...

Şimdi gözlerim Alayköşkü Caddesindeki o müthiş binada geçen günlere gidiyor. Tekin ağabeyin o unutulmaz odasına... Onun "Muammeeeeeer" diye bağırışı hala kulaklarımda...

Sahi şimdi aklıma geldi, Atilla Atalay arkadaşımız "Story Of Girgir" adlı, Gırgır ekibinin hazırladığı, Gırgır'ı anlatan parodilerden oluşan o güzelim filmde Tekin ağabeyi ne de güzel canlandırmıştı... Birebir aynıydı...

Şimdilerde sıradan bir yayınevi olan, korunmayan, saklanmayan, harcanan, içinde Gırgır'ı, Fırt'ı, Günaydın'ı ve daha onlarca gazete ve dergiyi barındırmış anı yüklü o müthiş bina Cağaloğlu'nda Alayköşkü Caddesinde bir yayınevi binası olarak kulllanılıyor ve öylece duruyor...

Önünden zaman zaman geçtikçe içimi hem unutulmaz anılar, hem de o güzel günlerden bugünlere gelinen hazin vaziyet nedeniyle hüzün kaplıyor...

Sevgili Tekin Aral'ı 26. ölüm yıldönümünde bir kez daha sevgiyle ve özlemle anıyorum...


CİHAN DEMİRCİ - MİZAHHABER


TEKİN ARAL'LI ANILARDAN...






TEKİN ARAL GENÇLİK YILLARINDA...



Paris'te Louvre Müzesinin bahçesinde... (Fotoğrafı kızı Ayça Aral çekmiş.)






SEVGİLİ İBRAHİM TAPA'DAN KALMA BİR ANI,
FIRT EKİBİ, TEKİN ARAL'IN ODASINDA...




TEKİN ARAL VE FIRT EKİBİ DÖNEMİN BAŞBAKANI MESUT YILMAZ'LA...




MURAT ALPAY ARŞİVİNDEN BİR FIRT EKİBİ FOTOĞRAFI...




TEKİN ARAL'IN YILLARCA FIRT'IN 3. SAYFASINDA YAZDIĞI "FIRTÇA" YAZILARINDAN BİR ÖRNEK...




TEKİN ARAL'IN ÇİZGİSİYLE AĞABEYİ OĞUZ ARAL...




GIRGIR DERGİSİNDEKİ SAYFASINDAN BİR ÖRNEK...




TEKİN ARAL'DAN BİR FIRT KAPAĞI....




TEKİN ARAL'DAN BİR FIRT SAYFASI...




TEKİN ARAL, FIRT EKİBİYLE DERGİNİN YAŞGÜNÜ KUTLAMASINDA...



TEKİN ARAL KİTABI: "GEÇMİŞ PAZARLAR"




TEKİN ARAL (1941-19 NİSAN 1999)



(FOTOĞRAFLAR-GÖRSELLER: CİHAN DEMİRCİ-MİZAHHABER ARŞİVİ, KAYNAK GÖSTERMEDEN KULLANMAYINIZ...)




16 Nisan 2026 Perşembe

SESSİZ SİNEMANIN BÜYÜK DEHASI CHARLİE CHAPLİN "ŞARLO" 137 YAŞINDA!..

MİZAHHABER - Sinemanın, komedinin, mizahın büyük ustası Charlie Chaplin yaşasaydı 16 Nisan 2026'da 135 yaşında olacaktı. Sinemanın başlangıç dönemindeki sessiz sinema döneminin en büyük komedyeni şüphesiz Charlie Chaplin yani Şarlo'dur.

Şarlo sadece sakarlığa-şaşkınlığa-komikliğe dayalı bir şekilde güldürmemiş, Hitler’e de, işsizliğe de, bozuk düzene de, sosyal-toplumsal konulara da el atmış, zaten asıl bu yönüyle, büyük bir komedyen olmuştur.

Bu ölümsüz komedyeni 137. yaşında MİZAHHABER olarak bir kez daha sevgiyle, saygıyla anıyoruz, iyi ki yaşadın, iyi ki var oldun büyük komedyen Charlie Chaplin!..


#CharlieChaplin #Şarlo #SessizFilm #Komedyen


14 Nisan 2026 Salı

ABSÜRT MİZAHIN ÜLKEMİZDEKİ GERÇEK ÖNCÜSÜ SUAVİ SÜALP'İ 45. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE SEVGİ VE ÖZLEMLE ANIYORUZ...



SEVGİLİ MİZAHHABER OKURLARI; "DAMDAKİ MİZAHÇI" CİHAN DEMİRCİ'NİN 45. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ABSÜRT MİZAHIN ÖNCÜSÜ SUAVİ SÜALP'İ ANLATTIĞI 29 DAKİKALIK VİDEO'YU "DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALINDAKİ ŞU LİNK ADRESİNDEN İZLEYEBİLİRSİNİZ: https://www.youtube.com/watch?v=gVxrNz92GmQ


Absürt mizahın ülkemizdeki gerçek öncüsü SUAVİ SÜALP ustayı, 14 Nisan 1981 tarihinde, çok erken bir yaşta yitireli 45 yıl oldu... Ama 2026 yılının SUAVİ SÜALP usta için çok önemli bir anlamı var: 23 Nisan 1926 doğumlu olan SUAVİ SÜALP, 2026 YILINDA 100 YAŞINDA!..


SUAVİ SÜALP, 23 Nisan 1926’da Üsküdar’da doğmuş…Babası Kurtuluş Savaşı gazilerinden Albay Arif Hikmet bey’dir. İlk ve Ortaokulu Üsküdar’da okuyan Suavi Süalp, Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdikten sonra o zaman ki adıyla İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi (İDGSA) Afiş bölümüne girmiş ama o da benim gibi bitirmeden bırakmış bu okulu… Suavi Süalp’in yazar-çizerlik serüveni 1945 yılında,19 yaşındayken ilk kez çocuk dergilerine çizgi romanlar çizerek başlamış… İlk çizgileri Afacan Çocuk Gözü, Hafta ve Yavrutürk gibi dergilerde görülmüş… 1948’lerde Babıali’de ressam olarak çalışmaya başlamış ressamlığının yanı sıra o dönem sünnetlerde ve düğünlerde saz takımlarıyla birlikte kanun da çalmış!.. Yani o sadece bir yazar-çizer değil aynı zamanda “Kanuni Suavi Süalp”ti!.. 

Pek çok dergi ve gazetede ressam olarak çalıştıktan sonra karabiber etiketleri yazdığı bir dönemde çalıştığı dükkanın üst katında mizah tarihimizin çok önemli dergilerinden biri “TEF” çıkmaya başlad!..TEF, 7 Ağustos 1954’te çıkar ve Suavi Süalp kendini bir anda TEF mizah dergisinin mizah yazarı olarak bulur!.. TEF onun absürt mizahın da ortaya çıkış dönemidir!.. Sonrasında Dolmuş, Taş-Karikatür gibi mizah dergilerinde çalışır. 1959’da kendisinin yazıp-çizdiği “Çapkın Hırsız” adlı çizgi roman dergisini çıkarır. Bu çizgi roman dergisinin özelliği , bir Türk yazar-çizerinin yerli tiplerle hazırladığı, ilk özgün yerli çizgi roman dergisi olmasıdır!.. 1960’da yayın hayatına tekrar geri dönen TEF’te yeniden çalışmaya başlar. 1960’da film senaristliğine adım atar… 

1967’de Akbaba mizah dergisinin yazarı-çizeri olur. Artık absürt mizahının doruklarındadır… Oyun Yazarlığında 1968 yılında büyük bir çıkış yakalar, senaristliğine, oyun yazarlığını da ekler. Sahnelenmiş 17 oyunu saptanmış olsa da, tiyatrocular tarafından ismi değiştirilerek, oynanmış pek çok oyunu da vardır. Tiyatro oyunlarından birkaç örnek: Aç Koynunu Ben Geldim, Olmaz Olmaz Deme, Üsküdar’ın Karşısında Galata, Aman Paşa Biraz Daha yaşa, İki Kıza Bir Cızbız, Merhaba Vatandaş, Ümit mi Simit mi, Sağım SOLUM Sobe, Monte Krsito Hüsnü, Ne Hakla Otuzbeşe Bakla (Nejat Uygur’la birlikte) 

1972 yılında, henüz 10 yaşında mizah tutkunu olmaya başlamış bir çocuk olarak ben onunla SALATA adlı tek kişilik müthiş dergisiyle tanışmıştım. Tek başına, 16 sayfalık bir dergi yapıyordu, hem yazıp- hem de çizerek. Çok komik, çok absürt espriler, çizgi öyküler, sayfa altlarında minik espriler

Henüz 11-12 yaşlarında evde defter sayfalarından kendi kendime yazıp-çizdiğim mizah dergileri, gazeteler yapmaya başlamıştım. Suavi Süalp usta çocuk yaşta ufkumu açmıştı sonuçta… Onun komik ve doğal mizahı beni o yaşlarda çarpmıştı. SALATA, 1972 Haziran ayında yayınlanmıştı… GIRGIR mizah dergisi ise 1972’de SALATA mizah dergisinden sadece 2 ay sonra Ağustos’ta çıktı… 

SALATA mizahı ciddi bir ilgi görmüştü…Bu durumu fark eden Oğuz Aral, zekice bir hamleyle Suavi Süalp’i 1973 yılında GIRGIR’a aldı!.. Sıkı bir GIRGIR okuru olduğum 1973'lerde o artık GIRGIR'ın mizah yazarıydı. Ama kabına sığmayan bir mizahçı Suavi Süalp, Gırgır’da da çok uzun durmadı…

 Henüz 17 yaşındaydım… Amatör bir mizahçıydım…Ustayla 1979 yılında "Karakedi" adlı mizah dergisinde tanışma ve çalışma onuru yaşadım. Bu benim çalıştığım ilk dergiydi... Çarşaf'a karikatür götürmeye başladığım 1978-79 sürecinde onunla kısa da olsa sohbet etme olanağım olmuştu… Karakedi’ye girdiğim sırada o dergiden koptu, bende sadece 4 ay dayanabildim o dergiye…  Suavi Süalp’in tiyatro oyunlarının çoğunu sahnede izleme şansı buldum. Senaryosunu yazdığı filmler, dergi ve gazete yazıları, tüm bunların ötesinde, onun en müthiş, en renkli anılarını bizzat en yakın arkadaşlarından dinleme gibi bir şansım oldu. Suavi Süalp’in senaryosunu yazdığı Yeşilçam filmlerinden bazı örnekler vereyim: Adamını Bul, Meraklı Köfteci, Saffet Beni Affet, Keloğlan, Avanak Abdi, Hamza Dalar Osman Çalar, Badem Şekeri, Sevişmek Yasak, Çilli Yavrum Çilli, Baldız, Sahte Kabadayı, Sakar Şakir, Sev Beni Behçet, Şoför Nebahat Sen de Kabahat, Şehvet Kurbanı Şevket…  

An geldi, 1981 yılında onun 14 Nisan 1981'de, henüz 55 yaşında yaşanan o çok erken vedasının ardından 2 ay kadar sonra, onun son çalıştığı dergi olan Ses dergisinde ATMACA mizah ekinde işe başladım ve onun bıraktığı masada gerçek anlamda profesyonel mizahçılığa adım attım. Bu benim mizahçılık serüvenimdeki en unutulmaz anlarından biridir… Hayranı olduğum bir ustanın masasında henüz 19 yaşında bayrağı devralmıştım… 

Masanın çekmecesinde hala onun daktiloyla yazılmış yazı notları duruyordu. Suavi Süalp pek kalem kullanmazdı, yazılarını direkt olarak daktiloda yazardı… Henüz 19 yaşımdaydım, 3 yıllık bir mizahçılık geçmişim vardı ve bu benim için müthiş bir onurdu. O yüzden Suavi Süalp’in benim benim hayatımdaki yeri her anlamda bir başkadır.

Onu erkenden yitirdiğimiz bir sürecin içinde 1989 yılında çalıştığım mizah eki Mazete'de 8. ölüm yıldönümü sırasında onun için özel bir sayı hazırlarken bende onun için bir kitap hazırlama düşüncesi doğdu ve 1989-1999 arasında tam 10 yılı bulan  titiz bir çalışmayla hazırladığım, 400 sayfalık; "BİR MİZAH DEHASI SUAVİ SÜALP" adlı biyografi-anı ve inceleme kitabını 1999'da İnkılap Kitabevi’nden yayınlayarak ustama saygı duruşumu göstermeye çalıştım. Ülkemizde bir mizah ustası için benzeri pek de görülmeyen kapsamda bir çalışmadır bu.


Bu kitabı hazırlarken şunu da gördüm ki, az önce de dediğim gibi Suavi Süalp, direkt daktiloyla yazan bir yazardı. Yani kalemle taslak filan yapmazdı. O yüzden arkadaşlarıyla içmeye gittiği meyhaneye bile bazen daktilosunu taşır, birden daktiloyu masaya koyar ve aklına gelenleri oracıkta yazabilirdi!..

Yaşadığı gibi yazan, yazdığı gibi yaşayan benzersiz, sadece yazdıkları değil, kendisi de komik bir mizah ustasıydı Suavi Süalp, bu da mizah denen o müthiş güce çok yakışan bir durumdu, çünkü en etkili ve en hakiki mizah ve mizahçı tam da böyledir, yani yaşadığı gibi yazan, yazdığı gibi yaşayan, samimidir, içtendir, yürektendir, gerçek mizahçı toplumun karşısında rol kesmeyendir!..

Mütevazı ve samimi tavrı nedeniyle hep hakkı yenmiş, en önemli tiyatroculardan, yapımcısından, sinemacısından hep kazık yemiş, şimdilerde bizlerin de aynen yaşadığı her türlü emek sömürüsünü fazlasıyla yaşamış, bu sömürüyü "GENE İYİ DAYANDIK" adlı kitabına da isim olan o müthiş öyküsünde anlatmış bu özel yeteneği, daha 1950’li yıllarda TEF mizah dergisinde, daha önce benzeri görülmemiş absürt mizah denemelerini başlatmış, bu öncü mizah dehasını 45. ölüm yıldönümünde bir kez daha sevgi ve özlemle anıyorum...

Bugün ülkede yerlere düşmüş, suyu çıkmış, önüne gelen yeteneksizin kolayca yaptığı içi boş bir stand-up patlaması yaşanıyor ama bu işi yaptıklarını zannedenler absürt mizahın bu ülkedeki sessiz öncüsü ve gerçek emekçisi Suavi Süalp'in adını bile duymamıştır, biliyorum... 

Oysa ki, her şeyi kendi başlattı zannedip, geçmişini bilmeyenlerin geleceği de olmaz!.. Zaten o yüzden bu haldeyiz ya!..

SUAVİ SÜALP ustanın, hayata henüz 55 yaşındayken. erken yaşta vedasının 45. yılında veeee  doğumunun ise 100. yılında; o absürt ve hayat dolu ruhun şad olsun SUAVİ BABA!.. 

Cihan Demirci (14 Nisan 2026)


#SuaviSüalp #SuaviSüalp100Yaşında #BirMizahDehasıSuavi Süalp #AbsürtMizahınÖncüsü AbsürtMizah #Tef #Akbaba #Salata #Gırgır #Ressam #MizahYazarı #Senarist #TiyatroYazarı #OyunYazarı #23Nisan1926 #14Nisan1981 #CihanDemirci #Mizahhaber #DamdakiMizahçı 



4 Nisan 2026 Cumartesi

GEÇEN YIL YİTİRDİĞİMİZ ÇİZGİ USTASI MUSA GÜMÜŞ ARKADAŞIMIZ, 5 NİSAN'DA KADIKÖY'DE KARİKATÜREVİ'NDE ANILIYOR...

Geçen yıl 1 Nisan 2025 tarihinde erken yaşta, aniden yitirdiğimiz karikatürümüzün dünya çapındaki yüz akı çizeri Musa Gümüş arkadaşımız 5 Nisan 2026 Pazar günü, saat:14'te Kadıköy'de Karikatürevi'nde "Dostlarının Dilinden, Musa Gümüş" başlığı altındaki bir söyleşiyle anılıyor... Anma söyleşisinde karikatürcü meslektaşları, arkadaşları söz alıp, Musa Gümüş'ü anacaklar... 


TARİH: 5 Nisan 2026 Pazar Saat: 14:00

Kadıköy Belediyesi, Karikatür Evi Salonu


19 Mart 2026 Perşembe

İRANLI KARİKATÜRCÜ MASSOUD SHOJAİ TABATABAİ KARİKATÜRÜ...


 KARİKATÜR: MASSOUD SHOJAİ TABATABAİ (İRAN)

İranlı çizer Tabatabai karikatürünü Facebook'ta şu satırlarla paylaşmış: 
"Trump askerlerini o kadar çok seviyor ki, saygılarını sunmak için 
cenazelerine bile bizzat katılıyor!"

18 Mart 2026 Çarşamba

ÇİZGİNİN SESSİZ USTASI BÜLENT DÜZGİT'İ SESSİZCE VEDASININ 16. YILINDA "DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALINDA ANIYORUZ...


SLAYT SUNUMLU 24 DAKİKALIK VİDEONUN "DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALI LİNK ADRESİ: https://www.youtube.com/watch?v=wga_eaXQ-Kk


Sevgili "DAMDAKİ MİZAHÇI" Youtube Kanalı takipçileri, bu 24 dakikalık videoda; karikatürümüzün sessiz, sakin, mütevazı, mahçup ama bir o kadar da büyük ustası, adı Çarşaf Mizah dergisiyle özdeş hale gelmiş BÜLENT DÜZGİT'i 16. ölüm yıldönümünde sevgiyle anıyoruz...

Tarih: 18 Mart 2010'du... Sessizce yaşamış, sessizce üretmiş, müthiş bir çizgi ve desen ustası olan Bülent Düzgit, henüz 63 yaşında hayata da sessizce veda etti... Vedasının ertesi günü, biz çizer meslektaşları, dostları onu Fatih Camiinden uğurladık...

Ah sevgili Bülent Düzgit ağabey... Çizer dostlarının deyişiyle "Doktor"; Çarşaf mizah dergisine amatör olarak karikatür götürdüğümde, seninle 1978'in hemen başlarında tanıştığımda henüz 16 yaşında bir lise öğrencisiydım...Hayatın 1975 sonlarındaki çıkışından kapanışına dek Çarşaf mizah dergisinde ve Hürriyet gazetesi içinde geçti... Mizahhaber'i yayınlanmaya başladığım dönemde seninle 2007 yılında yüz yüze bir röportaj yapmak istedim ama kendini kabuğunun içine öylesine çekmiştin ki, telefonla bile ulaşmak mümkün olmamıştı.. Sonra oturdum, yaptığım araştırmalarla, hakkında uzunca bir yazı yazıp yayınladım...

Çarşaf'ın kapanması sonrasında Hürriyet'in orta sayfasındaki köşenin içinde "Bülent Çiziyor" başlığı altında çizdin ama sıradan okur bu Bülent'in kim olduğunu bilemedi. Soyadın bile yazmıyordu... Bu slayt sunumlu anlatımın çalışmasını yaparken bile o köşeden karikatür kullanamadım, hepsini Çarşaf'tan seçtim, çünkü Hürriyet o kadar düşük çözünürlüklü kullanmıştı ki karikatürlerini... Oğuz Aral ustamız seni yıllarca Gırgır'a transfer etmek istedi ama ondan da kaçtın ve Çarşaf'ı asla bırakmadın... Sessiz-sedasız veda edeli 16 yıl geçmiş... Geçen yıl çeşitli terslikler nedeniyle yapamadığım slayt sunumlu bir anma videosunu nihayet çekebildim...

Sevgili Bülent Düzgit usta, nam-ı diğer; DOKTOR!.. Uzun yıllar içinde; eş-dost-arkadaş-meslektaş sandığım pek çok kişiden öylesine ağır ve kırıcı kazıklar yedim ki, senin insanlardan uzak durman bana şimdilerde çok daha yakın geliyor, çünkü giderek ben de aynı uzak durmanın içindeyim, ruhun şad olsun, güzel insan...




15 Mart 2026 Pazar

MURAT SAYIN KARİKATÜRÜ...


 KARİKATÜR: MURAT SAYIN (Facebook Sayfası)

Murat Sayın, Facebook sayfasındaki karikatürünü şu satırlarla paylaşmış: "Bunu iki sene önce çizmişim, şimdi ne kadar oldu tanesi bilmiyorum. Ama arapça İstiklal Marşı söylemeye başladığımıza göre 23 senenin hurması yakında çıkmaya başlar...

İ. BÜLENT ÇELİK KARİKATÜRÜ...


 KARİKATÜR: İ. BÜLENT ÇELİK (Gazete Pencere)

#İBülentÇelik #İran #MollaRejimi #Trump #GazetePencere