18 Şubat 2021 Perşembe

CİHAN DEMİRCİ YAZDI: "HALİT KIVANÇ AĞABEYİM 96 YAŞINDA... NİCE SAĞLIKLI YAŞLARA!.."

Tatsız günler içinde savrulup dururken tek tutunacak dalım tanıdığım güzel insanları anımsamaktır... Onları yaşarken anımsamak daha da kıymetlidir elbet... Sevgili Halit Kıvanç ağabeyle, Müjdat Gezen ağabeyin sayesinde hem de evini ziyaret ettiğimizde, 1982 yılında tanışmıştım. 1982 yılının sonlarına doğru çalışmaya başladığım Güldürü Üretim Merkezi ekibiyle birlikte o dönem GÜM olarak o zamanın siyah-beyazTRT'sine hazırladığımız "Sıra Sizde" adlı programın sezon finali çekimi için soğuk bir Aralık günü TRT'nin Ortaköy’deki çekim stüdyosuna gitme öncesinde Halit ağabeyin evine konuk olmuştuk. Çocukluğumun çok sevdiğim, hayranı olduğum müthiş spikeriyle yüz yüze ilk karşılaşmamızdı bu... Sonrasında Halit ağabey Hürriyet gazetesine "Dalga" adlı TV mizah ekini hazırladığımız 1984 yılında Dalga'nın yazarlarından biri oldu. Aslında daha 70'li yılların sonlarına doğru Fırt dergisindeki "Özellikle ve Güzellikle" adlı mizahi yazılardan oluşan köşesinin tutkunuydum. Hatta Halit ağabey bu köşenin içinde "Fırtofrik Şiirler Yarışması" düzenlemişti ve her hafta bu mizahi şiirlerden seçtiklerini yayınlardı. Bu yarışma sonucunda 10 kişi finale kalmış ve benim şiirim birinci olmuştu. Aslına bakarsanız o biz henüz dünyada yokken mizah dünyasında ciddi izler bırakmış çok önemli bir dergisinin de mizah yazarları arasında yer almıştı, bu dergi TEF mizah dergisiydi…

Halit ağabeyle dostluğumuz GÜM yılları sonrasında da sürdü. O sadece iyi bir spiker, sunucu, televizyoncu, gazeteci, spor yazarı değildir, dediğim gibi aslında çok iyi bir mizah yazarıdır da ama bu özelliğini diğer işlerinin ağır basmasından olsa gerek sürdürmemiştir, ayrıca mizah dozu yüksek çizgi roman Asteriks'i çok sevdiysem bu Halit Kıvanç ustanın dilimize yaptığı harika çevirilerin de sayesinde olmuştur. Pek kimseler bilmez ama o asıl mesleğini sadece üç ay yapmış biridir. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Halit ağabey, sonrasında hakim olarak atanmış ve 3 ay görev yapmıştır. 1953 yılında Türkiye’nin ilk günlük spor gazetesini iki arkadaşıyla birlikte çıkarmış olan Halit Kıvanç 1 yıl kadar da BBC’de çalışmış bir gazetecidir. O Dünya Kupasını televizyondan sunan ilk spor spikerimizdir aynı zamanda. TRT’nin dışında NTV spor’da ve Fenerbahçe TV’de keyifle izlediğim spor programlarına da imza attı. Halit Kıvanç usta pek çok kitap da yazmıştır. Benim için en özeli mizah yazılarından oluşan kitabı: “Mikrofonunu Kordonuna Göre Uzat”tır. Bu yazı öncesinde kitaplığımda yer alan, rahmetli sevgili ağabeyim İbrahim Tapa’nın unutulmaz Meta Yayınlarından 1977 yılında yayınlanmış olan bu harika kitabı bir kez daha karıştırdım. O kadar çok ilke ve özel işe imza atmıştır ki, bu yazılara filan sığmaz. Onunla bir ortak noktamız da, futbolun içinde ömrü geçmiş bu büyük ustanın Fenerbahçeli oluşudur!..

Halit ağabeyi görmek, onunla konuşmak bir keyiftir, insana pozitif bir güç verir. 2013 yılının 8 Nisan'ında ustamız Oğuz Aral'ı anma gecesinde buluştuğumuzda o gece ciddi derecede grip olmasına, ayakta zor duruyor halde olmasına rağmen Oğuz Aral'a olan derin sevgisi nedeniyle Akatlar Kültür Merkezine gelip, Oğuz Aral'ı anlatmıştı, gözleri dolarak... 90'lı yıllarda bir mizah kitabımı Bodrumdaki bir kitapçıdan almış ve bana telefonla ulaşarak kitabımı çok sevdiğini söylemiş ve beni kutlamıştı, gerçekten bu tür şeylere alışkın olmadığım için hem çok şaşırmış, hem de çok sevinmiştim, böylesine de ince bir insandır Halit ağabey, o yüzden hep delikanlı kalmıştır ya zaten... 1925 doğumlu bu Cumhuriyet çınarı 18 Şubat 2021 itibarıyla 96 yaşında oldu ve uzun yıllardır yaşamını Bodrum'da sürdürüyor, ona sağlık dolu daha nice nice yaşlar diliyorum, bunca kötülüğün ve kötü haberin bizi teslim aldığı günlerde bize umut veren bir yaşam sevincidir Halit Kıvanç, anlattığı hayat maçı uzadıkça uzasın, kolay kolay bitmesin...

CİHAN DEMİRCİ (MİZAHHABER)

#HalitKıvanç #18Şubat1925 #HalitKıvanç96Yaşında #Sunucu #Spiker #MizahYazarı #Gazeteci #SporYazarı #CihanDemirci



15 Şubat 2021 Pazartesi

10. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ÇİZGİNİN BÜYÜK USTASI İSMAİL GÜLGEÇ’İ SEVGİ VE ÖZLEMLE ANIYORUZ…


Yaşamı özellikle sağlık sorunları anlamında büyük mücadelelerle geçen İsmail Gülgeç ustayı, bundan tam 10 yıl önce, 15 Şubat 2011 tarihinde, henüz 64 yaşında yitirmiştik… Çizgi roman ve karikatürün büyük ustası İsmail Gülgeç son yıllarında Çanakkale’de yaşıyordu. 1988-1989 ve 1991 yıllarında Karikatürcüler Derneği başkanlığı da yapan Gülgeç, başkanlığı döneminde derneğe uzak duran pek çok karikatürcünün dernekle ilgilenmesini, üye olmasını sağladı. Çalıştığı bütün kurumlarda çizer hakları konusunda müthiş titiz davranarak, sosyal haklar anlamında ödün vermeden örnek çabalar sergiledi. Her zaman cesur yürekli bir çizer oldu.

İlköğrenimi sırasında geçirdiği hastalık nedeniyle ömrü boyunca zorlu bir yaşam mücadelesi veren İsmail Gülgeç, dirençli insan olma anlamında da örnek bir insandı. Usta işi çizgisi ve özellikle müthiş deseniyle geride harika çizgi romanlar, karikatürler bıraktı. Gazetelerde, dergilerde çizdi, üretti… Hayvanlar’ı çizdi, İnsanlar’ı çizdi… İsmail Gülgeç ustayı ölümünün 1. yılı olan 2012’de Tepebaşı’ndaki Karikatür ve Mizah Merkezinde anmıştık. Karikatürcüler Derneği’nin düzenlediği anma söyleşisinde Muhittin Köroğlu ve Cihan Demirci onu anlatmışlardı. 1989 yılında Mazete adlı mizah ekinde İsmail Gülgeç’le kapsamlı bir söyleşi yapan Cihan Demirci bu söyleşiden bölümler okumuştu. İsmail Gülgeç bu söyleşide de son derece cesur sözler sarf etmiş, ayrım yapmadan her kesimi eleştirmeyi bilmişti.



Şimdi isterseniz İsmail Gülgeç’in yaşam öyküsünü kendi kaleminden okuyalım… Bakın İsmail Gülgeç usta, kendisini nasıl anlatıyor:

“1948 yılında Gaziantep’te doğdum. Çocukluk anılarım ailece İzmir’e göçmemizle başlar. Baba memleketi İzmir’de büyüdüm. İlk çalışmalarım Ege yöresi gazetelerinde oldu. Çizin sanatındaki ilk ürünüm Papağan Dergisinde yayınlandı. !968-69 yıllarında Yeni Asır gazetesinde çizgi-romancı olarak çalıştım. O sırada tanıdığım ender kültür adamlarından Cemil Devrim Yeni Asır gazetesini yönetiyordu. Benim Suat Yalaz kadar iyi bir çizgi-romancı olacağımı sanıyordu. Hala direnmeyip onu hayal kırıklığına uğrattığıma üzülürüm.

70 yıllarında Demokrat İzmir’de siyasi karikatürler, Gazeteci Şipşak Apti’nin maceralarını günlük bantta çizdim. Bu bantlardan birinde Atilla İlhan’la birlikte çalışmak mutluluğuna da ulaştım. Atilla İlhan’ın “Fena Halde Leman” kitabının ilk belirtileri de bu bantlarda ortaya çıkması beni epey eğlendirmişti.

Ege Ekspres’te çeşitli türde çizgilerle çalışmalarımı sürdürdüm. Baybars adlı çizgi-romanı burda çizdim Bu dönemde Altemur Kılıç’ın Devir dergisinde de karikatürlerim yayınlandı.

1975 yılında Babıali’ye gelip Abdi İpekçi’nin Milliyet gazetesinde çalışmaya başladım. Süavi Sualp’in yazıp benim de çizdiğim Gündüz İnsan Gece Hırt ve Kolombo Şakir Milliyet’te tefrika edildi. 1980-1981’de Milliyet Çocuk dergisinde Ormangiller’i ve Yaşar Kemal’in ünlü romanı “İnce Memed”i çizdim. Yarım kalan bir “iş” daha oldu. Ona rağmen 1989’da ve 1991’de “İnce Memed” Danimarka, İsveç ve Almanya’da yayınlandı. Böylece türk yayıncılardan sonra yabancı yayıncılarında asabını bozdum.


1980’de Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladım. Hayvanlar (bant) ve İnsanlar(haftalık) burada yaratıldı.

1981’de Suavi Süalp’in yazıp benim de çizdiğim Gündüz İnsan Gece Hırt ve Kolombo Şakir Çağdaş Yayıncılık’tan Çizgili Yayınlar mizah dizisi olarak yayınlandı.

1982-1991 yıllarında İş Bankası’nın çocuklar için yayınladığı Kumbara dergisinde Elif’in maceraları ve dergi kapaklarını çizdim, Türkülerle Halk hikayelerini resimledim.

1990’daki Cumhuriyet gazetesindeki çözülmelerle ben de 1996’ya kadar gazeteden ayrı kaldım bu arada çeşitli dergi (Tarih vakfı’nın “İSTANBUL Dergisi” en güzeliydi) ve gazetelerde çalıştım.

1995 yılında Gülgeç Yayınlarını ve ajansını kurdum ve buradan 12 kitap çıkardım. Bir daha dünyaya gelirsem yayıncı olmaya karar verdim.

1997’de yayıncılıkla birlikte ajans işini de yürütmek istedim ancak 2 yıl sürdürebildim. (1999’da lösemiye yakalandım bu ajansın ve yayıncılığın sonu oldu.) Ajansta katalog, broşür, logo, reklam, Arçelik eğitim filmlerine animasyon çalışması, Efes Pilsen’in yaptırdığı anketlere karikatür ve vinyet çalışmaları – bunlar Türkiye’nin Profili adında albümler olarak yayınlandı.

Bir zamanlar var olan Kent Tv’ye haber sonrası politik animasyon çalışmaları ve yine bir zamanlar olan –bu bir zamanlar 1997/1998 yılları oluyor- Radyo Kent’e “Bir Dişi Bir Erkek” haftalık olaylara mizah gözüyle bakan bir radyo programı denemesi de yaptım. Kentsel Tasarımcı Peyzaj Mimarı Ayça Gülgeç ile birlikte hazırladığımız program Gökkafes’i İstanbul’un “şeyi” diye yorumlayınca bu radyo maceramızda son buldu.

Kitaplara kapaklar ve çizimler yaptım. 1996’da Bamberg Üniversitesi’nde Türkolog olan Prof. Klaus Kreiser’in yaptığı çalışmaya –Lebensbilder aus der Türkei- desenler çizdim.

Hastalığımla ilgili bir kongrede yayınlanmak üzere karikatürlerle tıp alanına da girmiş oldum. Bir ara karikatürcüler derneği başkanıydım hatta dernek için gece bile düzenledim, gazetede sendika temsilcisi bile olduğumu söylesem kulağıma gelen sesleri duyar gibi oluyorum doğrusu. Bunca yıl böyle koşturursan hayalindeki işi ancak şimdi yaparsın diyorsunuzdur. Bu arada çok tatlı bir kız çocuğu da yapmayı becerdiğimi söyleyeyim. Kaptan olacak bir kızım var.

2003’te dalmayı denedim. Yapmadığın bir şey var mı diye sorarsanız sanırım biraz düşünmem gerekecek. Aklıma gelmişken eşimin gelinliğini de ben tasarladım. Çok kullanışlı ve bir günde 3 farklı durumda, dışarda-törende-düğünde göbek atarken giyilebilecek bir eko-gelinlik model tasarladım.Medya serüvenim Penthouse dergisi, Aktüel, Siyaset, Gelecek, Kirpi, Mad, Para vs vs aklıma gelen gelmeyen bir sürü yayınla sürdü.

1999-2003 yıllarında çeşitli gazetelerde ve gazetelerin hafta sonu ilavelerinde değişik çalışmalarım yayınlandı (Sabah, Sabah PAZAR, Star vb).Heyecan verici bazı çalışmalara da giriştim Mobidik Dergisi ve bu dergi için hazırladığım Sultana da bunlardan bir tanesiydi, tabi sonuçlanmayan hayallerden biri olarak kaldı.


İsmail Gülgeç, Semih Balcıoğlu, Necmi Rıza Ayça, Erdoğan Bozok, Orhan Doğu, Yurdagün Göker, Tan Oral, Erdoğan Başol, Kadir Doğruer, Canol Kocagöz, Semih Poroy, Mustafa Bilgin ve dostlarıyla İstanbul Karikatür ve Mizah Müzesindeler...   
Fotoğraf: Muhittin Köroğlu Arşivi


Ufuk Güldemir’in Abdi İpekçi’nin gazetesini çıkarıyoruz sloganıyla çıkan HaberTürk gazetesi fiyaskosunu yaşarken Abdi abiyi mezarında bir karış sıçrattık…

Nokta dergisinden “kıllı türk erkekleri” çizdik diye kovulurken, Birgün gazetesinde de “solculara” yaranamadık. Sabah Grubunun “Para” dergisinden “yukardan” gelen emirle kovulduğumuzda “Durun yahu! Ben ateistim. Yukarıda kimseyi tanımamam.” diye yırtındık ama kovulmaktan kurtulamadık. Zaten bu yayınların çoğu beni ve halkı hayal kırıklığına uğratarak sona erdi. Bu zamana kadar mücadele edip ülkeyi de kurtaramayınca (gazeteleri ve dergileri kurtaramadık ki ülkeyi kurtarabilelim) basından kopmaya karar verdim.

Kirlenmiş politikadan İstanbul’dan uzak, doğanın içinde bir tarlada (50 yılda bulduğum hayatımın aşkıyla) siz okuyucularıma polisiye bir çizgi roman yaptım.Ahmet Ümit- İsmail Gülgeç “Başkomser Nevzat Çiçekçinin Ölümü” ve “Başkomser Nevzat Tapınak Fahişeleri” Doğan Yayıncılık.

2009’da benim için özel yeri olan eski gazetem Cumhuriyet’te yeniden “HAYVANLAR” bantını çizmeye başladım. 15 Şubat 2011 tarihinde aranızdan ayrıldım…”

Son cümle hariç tüm satırlar ona ait elbette… Çizginin üretken kalemi İsmail Gülgeç ustayı 10. ölüm yıldönümünde bir kez daha sevgi ve özlemle anıyoruz…

Cihan Demirci-MİZAHHABER


İSMAİL GÜLGEÇ KARİKATÜRLERİ... DESENLERİ... GÜLGEÇ'Lİ ANILAR... 


































Cihan Demirci'nin İsmail Gülgeç'le Gazete gazetesinin mizah eki "Mazete"de yaptığı röportajdan bir kesit... (4 ŞUBAT 1988)


Cihan Demirci ve İsmail Gülgeç röportaj anında... (Mazete-4 Şubat 1988)

İsmail Gülgeç, Cihan Demirci, Necmettin Güven, Ercan Günaydın ve Savaş Ünlü ile İstanbul Tüyap Kitap Fuarında... (KASIM 1997)



Ölümünün 1. yılında Tepebaşındaki Karikatür ve Mizah Merkezi'nde gerçekleşen, Muhittin Köroğlu ve Cihan Demirci'nin konuşmacı olduğu İsmail Gülgeç anma söyleşisi ve sergisinden fotoğraflar... (31 MART 2012)


14 Şubat 2021 Pazar

MİZAHHABER'DEN 12 YIL ÖNCEKİ BİR SEVGİLİLER GÜNÜ YAZISI: "ABİME, ABLAMA BİR SEVGİLİ ÇEEEEK!"...

SEVGİLİLER GÜNÜ DENEN SIRADAN ALIŞVERİŞ GÜNÜ HAKKINDA CİHAN DEMİRCİ TARAFINDAN, BUNDAN TAM 12 YIL ÖNCE, 14 ŞUBAT 2009 YILINDA YAZILMIŞ BİR YAZI...

Henüz "SEVGİLİLER GÜNÜ" denen fasulyeden bir günün olmadığı dönemlerde insanların birbirine karşı sevgisi daha fazlaydı... Vahşi kapitalizmin elinde oyuncak olmuş insanoğlu vahşileştikçe, sevgisizleşti... Sevgisizleşen, vahşileşen, kabalaşan, magandalaşan insanoğlu sırf piyasa ekonomisinin hatırına bu kofti günü yarattı... Ortalık kendini "sevgili" zanneden sevginin ve aşkın daha ne olduğunu bile bilmeyen arsız sevgili kaynar oldu... Arsızlık artık her alanda hayatlarımıza hakim değil mi zaten? Bırakın sevgili olmanın sahteciliğini, yalnızların bile sahtesi çıktı epeydir... Yalnızlık bile medyatik bir ucuzluk malzemesi oldu... Ortalık birbirine, sevgiliyiz deme cesareti bile olmayan, her yakalandıklarında; "Biz sadece arkadaşız" diyerek arkadaşlığın da içine eden günümüzün şöhreti dandik, beden işçilerine kaldı... İşin acısı eskiden bu tür günlerin tuzağına balıklama dalmayan karikatürcü-mizahçı takımı da, serbest piyasanın piyonu olduğundan beri, "Sevgililer Günü"nün adeta reklam çizeri haline geldi... Karikatür sitelerine, gazetelere, dergilere göz atmak yeterli... Karikatürcünün o hınzır, o farklı bakışı bile sıradanlaştı, yok olup gitti bu anlamda... Bak canım kardeşim, bu boktan ve global dünyada sevgiden güzel bir şey yok... Ama sevgi böylesine ayak altı, ucuz bir haslet değildir... Sevgilin varsa, onunla bugünün tuzağına düşüp, dandik bir günün gerginliğini yaşama.... Sevgi toplu bir ayin değildir... Senin istediğin gün ve senin istediğin an olsun, sevgili günün... Her haltı başkalarına bıraktığın gibi bunu da onlara bırakma... Aşkına sen sahip çık... Eğer o sandığın aşksa tabii... Sahi aşkınız kaç beden? Facebook'taki "başlayan" ve anında "biten" ilişki pazarı buna en güzel örnek... İlişki pazarının sıradan bir beden tüketicisi isen sana lafımız yok, tüket tüketebildiğin kadar beden... Ama sevgiyi ve aşkı bu işlere karıştırma, onu rahat bırak hiç olmazsa... Ve bir ricamız daha var, hadi sevginin ve sevgilinin suyunu çıkardınız, hiç olmazsa "yalnız"lara ve yalnızlığa dokunmayın be kardeşim... Yalnızları ve yalnızlığı da ucuz bir medya malzemesi yapmayın dandik şöhretlerinizin elinde... Gerisi... Gerisi; "ABİMEEEE ABLAMAAAA ORDAN BİR SEVGİLİ ÇEEEEEK!.." Cihan Demirci-MİZAHHABER BU YAZININ İLK YAYIN TARİHİNDEKİ MİZAHHABER LİNK ADRESİNE TIKLAYINIZ: https://mizahhaber.blogspot.com/2009/02/abime-ablama-bir-sevgili-ceeeek-henuz.html