26 Eylül 2022 Pazartesi

CİHAN DEMİRCİ, UZUN ZAMAN SONRA ÇİZGİ FESTİVALİ SAYESİNDE KADIKÖY'DE OKURLARIYLA İMZA GÜNLERİNDE BULUŞTU!..

MİZAHHABER'İN HAZIRLAYICISI, NAM-I DİĞER "DAMDAKİ MİZAHÇI" CİHAN DEMİRCİ, UZUN ZAMAN SONRA KADIKÖY ÇİZGİ FESTİVALİ SAYESİNDE KADIKÖY'DE YOĞURTÇU PARKINDA, 24 EYLÜL CUMARTESİ VE 25 EYLÜL PAZAR GÜNÜ İMZA GÜNLERİNDE OKURLARIYLA BULUŞTU!..


ETKİNLİĞE DAİR HABER YAZISI VE FOTOĞRAFLAR İÇİN "DAMDAKİ MİZAHÇI LİNK ADRESİNE TIKLAYINIZ:


22 Eylül 2022 Perşembe

CİHAN DEMİRCİ, 24 EYLÜL CUMARTESİ VE 25 EYLÜL PAZAR GÜNLERİ YOĞURTÇU PARKINDAKİ KADIKÖY ÇİZGİ FESTİVALİNDE KİTAPLARINI İMZALIYOR...


MİZAHHABER'in yayıncısı,nam-ı diğer "Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci yeniden ilçesi Kadıköy'de... 45 yıllık ilçem Kadıköy'e giderek yabancı hale geldiğim son 3 yıllık süreçte, kadim çizer arkadaşım Kamil Yavuz'un verdiği gazla, 3 yılı bulan bir aradan sonra epeydir uzağında olduğum ilçemde, 23-24.25 Eylül 2022 tarihlerinde Yoğurtçu Parkında düzenlenen Kadıköy Çizgi Festivali'nde 24 Eylül Cumartesi ve 25 Eylül Pazar günleri imza gününe katılacağım...

Yoğurt mu dediniz?.. Hayır Yoğurtçu Parkı!.. Ben bir mizah ağacıyım Yoğurtçu Parkında, ne sen bunun farkındasın, ne de belediye farkında!!!!!


Kadıköylü mizahseverler, karikatür ve çizgi roman severler, gülmeyi, düşünmeyi ve tüm olumsuzluklara inat mizah duygusunu yitirmeyenler, mizah, karikatür ve çizgi roman hayatımızdan epeydir gerilere düştü, gelin son dakikada katıldığım bu etkinlikte biraz muhabbet edelim... (C.D.)




MUSA GÜMÜŞ KARİKATÜRÜ...


 MUSA GÜMÜŞ  #MusaGümüş 

 İran'da başı açık olduğu için katledilen Mahsa Amini'nin anısına...

21 Eylül 2022 Çarşamba

OĞUZ DEMİR KARİKATÜRÜ...


OĞUZ DEMİR   #OğuzDemir

“İnsanları zorla kendi cennetinize götüremezsiniz!”

İran'da kadınlar direniyor!..

20 Eylül 2022 Salı

15 Eylül 2022 Perşembe

PARTİ DEVLETİ DÖNEMİNİN YENİ MESLEKLERİNİ TANIYALIM - NO:1 "HASTA YAKINI"


PARTİ DEVLETİ DÖNEMİNİN YENİ MESLEKLERİNİ TANIYALIM - NO:1


"HASTA YAKINI"

Adaletin, yargının ve hukukun rafa kaldırıldığı Parti Devleti dönemine özgü bir yan meslektir: "Hasta Yakını"

Adları yakın olsa da bu kişilere yakından bakmak oldukça tehlikelidir!!!! Aslında onlara kafesin arkasından bakmak en doğru harekettir!!! En temel özellikleri, derin bir cehalete ve dolduruşa gelmeye sahip olmalarıdır!.. Magandalık, zorbalık, canilik, psikopat bir yapı, saldırganlık, kaba kuvvet onların en temel besinleridir!!!! Sağlık sektörünün baş belası olan bu parti devleti mesleğinin sahipleri; sağlık görevlilerine, doktorlara, hemşirelere, güvenlik görevlilerine her fırsatta saldırıp onları yaralayıp, hatta öldürerek mesleklerini sürdürür, çürümüş bir sistemin sayesinde yaptıkları kötülüklerin cezasını diğer kötüler gibi asla görmezler!!! Bu kişilerin adı "hasta yakını" olsa da, insanlığa çok uzak oldukları için, hastaları da dahil onlardan her zaman uzak durmak gerekir!!!!!

Cihan DEMİRCİ - MİZAHHABER

13 Eylül 2022 Salı

MUSA GÜMÜŞ KARİKATÜRÜ...


 MUSA GÜMÜŞ KARİKATÜRÜ...


"YENİ EĞİTİM YILI BAŞLADI!.."

8 Eylül 2022 Perşembe

KARİKATÜRÜMÜZÜN BENZERSİZ İSMİ ZEKİ BEYNER'İN 20. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE CİHAN DEMİRCİ'NİN YILLAR ÖNCE ARDINDAN KALEME ALDIĞI BİR YAZIYLA ANIYORUZ...

KARİKATÜRÜMÜZÜN BENZERSİZ İSMİ ZEKİ BEYNER'İN 20. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE CİHAN DEMİRCİ'NİN YILLAR ÖNCE ARDINDAN KALEME ALDIĞI BİR YAZIYLA; "YALNIZLAR RIHTIMINDA PALTOSUNU ÇIKARMAYAN BİR ADAMIN HÜZÜNLÜ HİKAYESİ..."

YAZININ LİNK ADRESİ:  https://damdakimizahci.blogspot.com/2020/09/cihan-demirci-yalnizlar-rihtiminda.html

ZEKİ BEYNER... Benzeri pek görülmemiş ve bir daha görülmesi zor bir çizer... "Damdaki Mizahçı" Cihan Demirci, 80'lerde ve 90'lı yıllarda onunla birlikte çalıştı, tam 3 kez her biri ayrı ayrı zorlu röportajlar yaptı.

8 Eylül 2002 tarihinde yitirdiğimiz, 20 yıldır Florya'da Kimsesizler Mezarlığında yatan Zeki Beyner ustayı bugün geldiği noktada çok daha iyi anlayan, benzer bir yalnızlık duygusunu fena halde yaşayan "Damdaki Mizahçı", onun ardından da neredeyse her ölüm yıldönümünde pek çok yazı yazdı, anısına anma söyleşisi gerçekleştirdi. Zeki Beyner'i yitirişimizin 20. yılında bu yazıların en kapsamlısını paylaşmanın ve anımsatmanın zamanıdır...

Cihan Demirci'nin "Damdaki Mizahçı" bloğunda, bundan 15 yıl önce 8 Eylül 2007 tarihinde, ustanın 5. ölüm yıldönümünde kaleme aldığı yazıyı sizlerle 15 yıl sonra 20. ölüm yıldönümünde anısına bir kez daha paylaşıyoruz...

Cihan Demirci'nin "YALNIZLAR RIHTIMINDA PALTOSUNU ÇIKARMAYAN BİR ADAMIN HÜZÜNLÜ HİKAYESİ" başlıklı (röportajlarla süslü) uzun yazısının altında bir blog yorumu göreceksiniz, o yorumu yapan, özgün ve duyarlı bir mizah ustasının Metin Demirhan'ın da anısına sevgiyle...


















13 Ağustos 2022 Cumartesi

CİHAN DEMİRCİ YAZDI: "EFSANE DERGİ GIRGIR 13 AĞUSTOS 2022'DE 50 YAŞINDA!.."


Elimde tuttuğum GIRGIR'ın 13 Ağustos 1972'de çıkan ilk sayısının tıpkı basımıdır...Başka bir ülkede olsa üzerine sayısız tezler hazırlanmış, ciddi araştırmalar yapılmış, şu anda yayınlanmıyor olsa bile hala toplumun gündeminde olur ama çocukluğumuzun, ilk gençliğimizin, 70'lerdeki, 80'lerdeki şimdilerden çok daha güzel günlerimizin, Oğuz Aral ustamızın efsane dergisi GIRGIR, 13 Ağustos 2022'de SESSİZ SEDASIZ 50 YAŞINDA!.. GIRGIR, hakkında yazılmış kitaplar da bile henüz sağlıklı bir şekilde anlatılamadı ne yazık ki, tabii bunda Oğuz Aral'ın elinden 1989 yılında bir patron operasyonuyla zorla alınışının da büyük payı var!.. 


Yanda ilk sayının 2. sayfasındaki çıkış yazısını görüyorsunuz... 

Üstelik GIRGIR, dünyada pek de benzeri olmayan bir şekilde çıkmıştır. 1972 yılının 13 Ağustos'unda çıktığında aslında bir dergi bile değildi. Dergi kimliğini çok daha sonra aldı. GIRGIR çıktığında ilkokul 5. sınıfa adım atmak üzere olan bir çocuktum. 

Bu sarı renkli derginin henüz ilkokulu bitirme aşamasında önce ciddi okuru oldum, sonra zaten ilkokul çağlarında içime düşmüş yazar-çizer-gazeteci olma ateşiyle evde kendi kendime mizah dergileri, gazeteler hazırlamaya başladım. Oğuz Aral'ın karşısına çıkma cesaretini 1978'in Mart ayında bulabildim... Gırgır'dan yetiştim, bunun üzerine mizahın dev ustalarının yer aldığı Güldürü Üretim Merkezi gibi ikinci bir mizah okulum oldu. 


GIRGIR MİZAHIN KÖY ENSTİTÜSÜ'DÜR!..

Gırgır'ın o sarı renkli sihiri, Oğuz Aral ustadan kaynaklanan müthiş temposu bizi 70'li ve 80'li yıllarda bir tutkuya dönüştü. Gırgır'ın başardıkları aslında hala yeterince anlaşılamamış, üzerine yeterince kafa yorulmamış bir nevi "Köy Enstitüsü" vakasıdır!.. 

Mizahın bu ülkedeki Köy Enstitüsü olmuştur ve bunu şehir kültürü içinde başarmıştır, ama bunu çaktırmadan, mizah zekasıyla yaptığı için bu müthiş çaba epeyce karambole gitmiştir!.. 

Bu ülkede Gırgır ve Oğuz Aral öncesinde amatör çizerlerle, amatör mizahçılarla bu denli ilgilenen, onlara bu denli kucak açan, hocalık yapan bir dergi ve bir usta daha yoktur!.. Elbette belli girişimler ve çabalar olmuştur ama Oğuz Aral'ın gecesini, gündüzüne katarak yüzlerce karikatürcünün, mizahçının Türkiye'nin her yerinden yetişmesine yol açan "Çiçeği Burnunda Karikatürcüler" hareketi benzersiz bir harekettir. 

Ne yazık ki Oğuz Aral'ın bu müthiş mirası ve emeği de biraz Köy Enstitülerinin hazin sonuna benzemiştir, bu "insan yetiştirme" mirası ardından  bayrağı devralanlar tarafından ne yazık ki, çağında değişmesiyle hoyratça harcanmıştır!.. 

GIRGIR, başlangıç döneminde aslında daha çok popüler, magazinel bir bakış açısının ağırlığı altındadır, komiklik ön plandadır. Ancak derginin genç kadrosunun ağırlığını ortaya koymaya başladığı, Oğuz Aral'ın bugenç yeteneklere fırsat verdiği 70'lerin ortasından sonra Gırgır adım adım, parmağı göze sokmayan dozuyla, çok etkili siyasi bir mizah dergisi kimliği de kazanmıştır.

1978-1981 arası amatör bir mizahçı olarak her ayın ilk Pazartesi günü kapısını çaldığım ve soluğu ustam Oğuz Aral'ın karşısında aldığım bu sihirli dergide 1986-1987-1988 yıllarında profesyonel olarak çalışma olanağım oldu. 1988'te dergi içindeki tatsız bir havayı hissederek, hayatım boyunca hep yaptığım gibi, Gırgır'ı biraz da hüzünlü bir şekilde sessizce terk edip, yurt dışına Fransa'ya gittim, orada mizahçılığımı da, dünyaya bakışımı da daha da güçlendirecek, ufkumu daha da açacak  2 yıla yaklaşan bir serüven yaşadım. 

Gırgır'ın ilk döneminde henüz bir dergi kimliği bile yoktur, Gün gazetesinde Oğuz Aral tarafından hazırlanan "GIRGIR" adlı dörtte bir sayfanın hafta sonu okura dergi şeklinde ulaşma durumunun ötesinde uzunca bir süre künyesinde tarih bile olmadığı için çıkış tarihi hep yanlış yazılmıştır... 

Bunu ustam Oğuz Aral'la evinde gerçekleştirdiğim söyleşilerde kendisine de sormuştum. Merakım hoşuna gitmişti ama acayip yoğun bir temponun içinde Ağustos ayı bilinse de tarih konusunda bir sıkıntı vardı!.. Sonra yaptığı işin tarihine de ciddiye alan bir mizahçı olarak, üşenmedim ve künyesinde tarih olan ilk Gırgır dergisinden, takvim elimde geriye doğru sayarak bazı yerlerde 26 bazı yerlerde 16 ya da 19 olarak geçen tarihin 13 Ağustos 1972 olduğunu gördüm... 

GIRGIR'ın 50. yılında artık şu doğru çıkış tarihini bir yere koyalım: 13 AĞUSTOS 1972... 1973'e dek henüz bir dergi kimliği içinde olmayan Gırgır Oğuz Aral ustanın dışında bir kaç çizerin el vermesiyle çıkar ve "GIRGIR" logosunun altında henüz; "Gün Gazetesinin Mizah İlavesinden Seçmeler" yazar... 

Ne zaman ki logonun hemen altında: "Kendi Halinde Bir Mizah Dergisidir" ibaresini görürüz, Gırgır'ın artık dergi kimliğini de tamamen eline aldığını anlarız... 

GIRGIR'dan yetişmenin, orada ve kardeşi dergisi Fırt'ta çalışmış olmanın ötesinde GIRGIR üzerine pek çok araştırma yapmış, yazı yazmış, söyelşi gerçekleştirmiş, an gelmiş Oğuz Aral'la çok zor da olsa Taksim'de bir söyleşi yapmayı başarmış biri olarak beni asıl üzen, en büyük yükselişini 1980 darbesi sonrasındaki dik duruşuyla yaşayan 1981'de 500 binlere varan bir satışa ulaşarak, hayatımızı ta ciğerinden yakalayan, bu anlamda dünyanın en çok satan 3. mizah dergisi olma onurunu tadan Gırgır'ın Kasım 1989'a dek  süren Oğuz Aral'lı döneminin ardından tatsız bir şekilde el değiştirmesi nedeniyle finalinin kötü olmasıdır. 

Kasım 1989'da derginin sahibi Haldun Simavi tarafından, o dönem aynı kurumun içinde "Gölge Adam" gazetesini çıkaran Ertuğrul Akbay'a satılan(!) Gırgır, keşke ikinci döneminde adını değiştirip başka bir dergi olarak yayınına devam etseydi. Ne yazık ki bu yapılmadığı gibi, her şeyin üstünü hemen örten bir toplum olarak Gırgır'ın bu kaba şekilde el değiştirmesinin üzerinde de yeterince durulmadı, bu dönem yeterince yazılmadı-çizilmedi!.. 

Gırgır el değiştirdiğinde Fransa'daydım ve içimde bir şeyler kopmuştu, çok üzüldüm... Tatsız bir havayı hissederek 1988 yaz aylarında uzaklaştığım bu canım dergi, satış öncesinde 1989 yılı Mayıs ayında dergiden çok önemli bir kadronun ayrılıp Hıbır'ı çıkarması sonrasında zaten çok ciddi bir kan kaybına uğramış ve ardından da hem Özal'ın baskısından hem de Oğuz Aral ustanın taviz vermez dik duruşundan bunalan patron Haldun Simavi'nin gerçekleştirdiği operasyonla Gırgır başka bir boyuta geçti. 1990 yılında ülkeye döndüğüm bir süreçte derginin başına geçen Nuri Kurtcebe'nin "Oğuz ustamızın eski Gırgır'ını yeniden ayağa kaldıracağız" teklifinin ardından kendimi bu yeni Gırgır'da buldum, lakin o koridorlarda Oğuz Aral'ın ayak seslerini duymanın derin heyecanı da, o eski Gırgır'da artık ortada yoktu ve an geldiğinde işi uzatmadan sessizce oradan da ayrıldım. 

1972-1989 arasındaki halinden eser olmayan Gırgır 1989 Kasım'ından sonra yayınına adeta bir hayalet dergiye, zaman zaman da gazete ekine dönüşerek devam etti, arada çıkmadığı da oldu ve 15 Şubat 2017 tarihine dek logosunda hala "GIRGIR" yazan bu dergi,yaşanan bir davanın da sonrasında sahibi tarafından kapatıldı. Anlayacağınız Oğuz Aral'ın GIRGIR'ı sadece 17 sürmüşken, sonra ki GIRGIR tam 28 yıllık bitkisel hayat tarzında tuhaf bir serüven yaşadı!.. 


Yıllar önce hem Gırgır', hem de bizleri yetiştiren ustamız Oğuz Aral'ı anlatan görsel, belgesel sunumlu söyleşiler gerçekleştirmiştim... "Mizahımızın Alayköşkü: Gırgır ve Oğuz Aral"dı bu görsel söyleşilerin başlığı... O yıllarda ilgili belediyeler vardı, okur ilgisi vardı, kitap fuarları vardı, az buçuk sivil toplum örgütleri vardı, ancak şu son 20 yılda içine adım adım düştüğümüz derin gerici çukurda ne yazık ki sadece baskı, sansür, faşizm değil muhalif geçinenlerin duyarsızlığı da tavan yaptı...

Bu yılın başlarında Gırgır'ın 50. yılı için yeni bir görsel sunum hazırladım... Gırgır'ın ve Oğuz Aral'ın 50 yıllık hikayesi aslında bu ülkenin de hikayesidir... Son iki yıldır Kadıköy-Foça arasında göçebe bir yaşam sürüyorum... Tüm zorluklara rağmen böylesi bir dergiyi bilenlere yeniden, hem de bilmedikleri yönleriyle de anımsatacak, bilmeyenlere de bu ülkeden böyle etkili bir mizah dergisinin gelip geçtiğini gösterecek bu söyleşiye şu ana dek belediyelerimiz, sivil toplum örgütlerimiz pek ses vermediler... Şaşırdım mı, elbette hayır!!!!  Ama gönül bugün isterdi ki, "GIRGIR 50 YAŞINDA"yı bugün yani 13 Ağustos 2022 tarihinde çok daha etkili anımsayalım ama olmadı!.. 

Çalışkan gazeteci arkadaşım Seyfi Gül'le Foça'da bu anlamda bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu videosu da olan söyleşi Seyfi Gül sayesinde sosyal medyada pek çok yere yayılacak...Bu ülke ne yazık ki, onu var eden değerlerine asla sahip çıkmaz, sahip çıkar rolü oynamayı daha çok sever, örneğin bu anlamlı söyleşi tam da bugün Edremit Kitap Fuarında gerçekleşebilirdi,çünkü fuarı düzenleyen gazetecimize önermiştim ama ne yazık ki bir geri dönüş bile olmadı, umarım bu yıl bitmeden "GIRGIR 50 YAŞINDA" söyleşisini bir kaç yerde de olsa yapabilirim... 

Eğer ömrüm yeterse çooook uzun yıllardır hazırlığı süren, mizahın tarihinin, teorisinin, pratiğinin ve mizahçıların başucu kitabı olacak çok kapsamlı bir çalışmanın içinde Gırgır'ı da, Oğuz Aral'ı da, araştırmaya dayalı doğru bilgilerle anlatacağım... 

O halde tüm tatsız finaline rağmen, hayatımıza sarı bir renk estirmiş bu güzelim dergiyi ve onun mucidi Oğuz Aral ustamızı sevgiyle analım ve 50 YAŞINDA biraz buruk da olsa  İYİ Kİ VAR OLDUN, İYİ Kİ HAYATIMIZA MİZAHIN O GÜZELİM RENGİNİ KATTIN  GIRGIR DİYELİM...

Cihan Demirci (13 Ağustos 2022-Kadıköy) 


12 Ağustos 2022 Cuma

ÇİZER CAN BAYTAK'TAN ÜSTAD SEMPE'YE ÇİZGİYLE BİR SAYGI DURUŞU...





ÇİZER CAN BAYTAK ARKADAŞIMIZ, BUGÜN SAYFASINDA DÜNYAYA DÜN AKŞAM VEDA EDEN BÜYÜK USTA SEMPE'YE BİR SAYGI DURUŞU OLARAK, ONUN BİR ÇİZGİSİNİ BİZE UYARLAMIŞ... ÇİZİMLERİ VE YAZISINI PAYLAŞIYORUZ... (MİZAHHABER)

Bugün hayata gözlerini yuman büyük çizgi üstadı Jean-Jacques Sempé bu karikatürü yarım asır önce çizmiş. İnsanoğlunun bir başkasının eğlencesinden, müziğinden rahatsız oluşunu yaşam tarzına müdahalesini hicvetmiş. Ben ise kendiminkini bugün çizdim, biraz da ona ‘homage’ yaparak saygı duruşuna geçerek. Arada yarım asır var’ coğrafya farkı vaar ama gündemimiz aynı. Mars’a da gitsek bazı şeyler değişmiyor. Tahammülsüzlük, müdahalecilik genlerimizde sanki. Karikatüristler huzursuz ve kaygılı insanlardır biraz, etraflarında olan bitenler onları huzursuz eder isyana teşvik eder kağıt ve kalemle. Üstada huzur belki şimdi gelir. Bize de geride bıraktığı eşsiz eserler biraz huzur verir inşallah.

(Can Baytak)

#Sempe #JeanJacquesSempe #CanBaytak  

CİHAN DEMİRCİ YAZDI: "DÜNYA KARİKATÜRÜ DEV BİR ÇİZERİ; SEMPE'Yİ YİTİRDİ!.."


MİZAHHABER ÖZEL HABER - Jean Jacques Sempe... 17 Ağustos 1932'de Fransa'da Bordeaux'ta doğmuştu... Çok kötü bir öğrenciydi... Çocukken caz piyanisti olmak istiyordu. Gürültücülük ve disiplinsizlik nedeniyle Bordeaux Modern Kolejinden 14 yaşında kovuldu... Yani iyi bir çizer olacağı daha çocukluğundan belliydi!..

Önce 2. Dünya savaşında orduya katıldı. Sonrasında otomobil yıkamadan, getir-götür işlerine dek her türlü işte çalışan Sempe, kendi deyimiyle 17 yaşında "Paris'e kapağı attı!.."


1951 yılına dek oldukça kötü günler yaşadı... 19 yaşındayken Sud-Quest adlı dergide ilk karikatürleri yayınlandı. Giderek pek çok dergide ve gazetede karikatürleri yayınlanır oldu.


1955'te Paris Match dergisinde karikatürlerinin yayınlanmasıyla süksesi arttı, daha sonra İngilizlerin ünü mizah dergisi Punch'ta çizgilerinin yayınlanmaya başlamasıyla ünü bütün dünyaya yayılmaya başladı. 1957'den itibaren Paris Match ve Punch'ın yanı sıra L'Express, Pilote, New York Times, New Yorker gibi. gazete ve dergilerde çizerlik yaptı.




Yakın arkadaşı olan mizah yazarı Goscinny ile birlikte "Petit Nikola" adlı bir çocuk kahraman yarattı. Goscinny yazdı, o çizdi ve "La Petit Nikolas" serisinden pek çok albümü yayınlandı. Küçük Nikola'nın ülkemizde de "Pıtırcık" adıyla kitapları yayınlandı ve çok sevildi. 40'tan fazla ülkede albümleri yayınlanan "Petit Nikolas" serisi 15 milyondan fazla bir satışa ulaştı. 

Sempe bizim kuşağı ciddi anlamda etkilemiş bir çizerdir. Yalın anlatımı, evrensel öykülemeleri, sade çizgisiyle büyük bir ustadır. 

Doğrusu onu ilk kez 1977'de, mizaha ve karikatürü yeni adım atmış 15 yaşında bir çizer-yazar olarak rahmetli İbrahim Tapa ağabeyimizin Meta Yayınlarından yayınladığı "Sempe" kitabıyla tanımış ve anlatımından da, çizgisinden de çok etkilenmiştim. Daha sonra Paris'te geçirdiğim sürede pek çok albümünü, kitabını da edindim.

Sempe usta, 90. doğum gününe sadece 6 gün kala 11 Ağustos 2022'de dünyaya veda etti.

Biz karikatürcüler, mizahçılar, bir yakınımızı yitirmişcesine üzüldük... Üstelik yaşgünümde sabah ekranı açtığımda ilk gördüğüm haber onun ölüm haberi oldu. Emeklerine ve çizgi dünyasında açtığı geniş bakış açılı bir ufuk için teşekkürlerle, anısına sevgiyle...

Cihan Demirci-MİZAHHABER (12 Ağustos 2022)





SEMPE'DEN ÇİZGİLER... 












JEAN JACQUES SEMPE (1932-11 AĞUSTOS 2022)