14 Nisan 2026 Salı

ABSÜRT MİZAHIN ÜLKEMİZDEKİ GERÇEK ÖNCÜSÜ SUAVİ SÜALP'İ 45. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE SEVGİ VE ÖZLEMLE ANIYORUZ...



SEVGİLİ MİZAHHABER OKURLARI; "DAMDAKİ MİZAHÇI" CİHAN DEMİRCİ'NİN 45. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ABSÜRT MİZAHIN ÖNCÜSÜ SUAVİ SÜALP'İ ANLATTIĞI 29 DAKİKALIK VİDEO'YU "DAMDAKİ MİZAHÇI" YOUTUBE KANALINDAKİ ŞU LİNK ADRESİNDEN İZLEYEBİLİRSİNİZ: https://www.youtube.com/watch?v=gVxrNz92GmQ


Absürt mizahın ülkemizdeki gerçek öncüsü SUAVİ SÜALP ustayı, 14 Nisan 1981 tarihinde, çok erken bir yaşta yitireli 45 yıl oldu... Ama 2026 yılının SUAVİ SÜALP usta için çok önemli bir anlamı var: 23 Nisan 1926 doğumlu olan SUAVİ SÜALP, 2026 YILINDA 100 YAŞINDA!..


SUAVİ SÜALP, 23 Nisan 1926’da Üsküdar’da doğmuş…Babası Kurtuluş Savaşı gazilerinden Albay Arif Hikmet bey’dir. İlk ve Ortaokulu Üsküdar’da okuyan Suavi Süalp, Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdikten sonra o zaman ki adıyla İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi (İDGSA) Afiş bölümüne girmiş ama o da benim gibi bitirmeden bırakmış bu okulu… Suavi Süalp’in yazar-çizerlik serüveni 1945 yılında,19 yaşındayken ilk kez çocuk dergilerine çizgi romanlar çizerek başlamış… İlk çizgileri Afacan Çocuk Gözü, Hafta ve Yavrutürk gibi dergilerde görülmüş… 1948’lerde Babıali’de ressam olarak çalışmaya başlamış ressamlığının yanı sıra o dönem sünnetlerde ve düğünlerde saz takımlarıyla birlikte kanun da çalmış!.. Yani o sadece bir yazar-çizer değil aynı zamanda “Kanuni Suavi Süalp”ti!.. 

Pek çok dergi ve gazetede ressam olarak çalıştıktan sonra karabiber etiketleri yazdığı bir dönemde çalıştığı dükkanın üst katında mizah tarihimizin çok önemli dergilerinden biri “TEF” çıkmaya başlad!..TEF, 7 Ağustos 1954’te çıkar ve Suavi Süalp kendini bir anda TEF mizah dergisinin mizah yazarı olarak bulur!.. TEF onun absürt mizahın da ortaya çıkış dönemidir!.. Sonrasında Dolmuş, Taş-Karikatür gibi mizah dergilerinde çalışır. 1959’da kendisinin yazıp-çizdiği “Çapkın Hırsız” adlı çizgi roman dergisini çıkarır. Bu çizgi roman dergisinin özelliği , bir Türk yazar-çizerinin yerli tiplerle hazırladığı, ilk özgün yerli çizgi roman dergisi olmasıdır!.. 1960’da yayın hayatına tekrar geri dönen TEF’te yeniden çalışmaya başlar. 1960’da film senaristliğine adım atar… 

1967’de Akbaba mizah dergisinin yazarı-çizeri olur. Artık absürt mizahının doruklarındadır… Oyun Yazarlığında 1968 yılında büyük bir çıkış yakalar, senaristliğine, oyun yazarlığını da ekler. Sahnelenmiş 17 oyunu saptanmış olsa da, tiyatrocular tarafından ismi değiştirilerek, oynanmış pek çok oyunu da vardır. Tiyatro oyunlarından birkaç örnek: Aç Koynunu Ben Geldim, Olmaz Olmaz Deme, Üsküdar’ın Karşısında Galata, Aman Paşa Biraz Daha yaşa, İki Kıza Bir Cızbız, Merhaba Vatandaş, Ümit mi Simit mi, Sağım SOLUM Sobe, Monte Krsito Hüsnü, Ne Hakla Otuzbeşe Bakla (Nejat Uygur’la birlikte) 

1972 yılında, henüz 10 yaşında mizah tutkunu olmaya başlamış bir çocuk olarak ben onunla SALATA adlı tek kişilik müthiş dergisiyle tanışmıştım. Tek başına, 16 sayfalık bir dergi yapıyordu, hem yazıp- hem de çizerek. Çok komik, çok absürt espriler, çizgi öyküler, sayfa altlarında minik espriler

Henüz 11-12 yaşlarında evde defter sayfalarından kendi kendime yazıp-çizdiğim mizah dergileri, gazeteler yapmaya başlamıştım. Suavi Süalp usta çocuk yaşta ufkumu açmıştı sonuçta… Onun komik ve doğal mizahı beni o yaşlarda çarpmıştı. SALATA, 1972 Haziran ayında yayınlanmıştı… GIRGIR mizah dergisi ise 1972’de SALATA mizah dergisinden sadece 2 ay sonra Ağustos’ta çıktı… 

SALATA mizahı ciddi bir ilgi görmüştü…Bu durumu fark eden Oğuz Aral, zekice bir hamleyle Suavi Süalp’i 1973 yılında GIRGIR’a aldı!.. Sıkı bir GIRGIR okuru olduğum 1973'lerde o artık GIRGIR'ın mizah yazarıydı. Ama kabına sığmayan bir mizahçı Suavi Süalp, Gırgır’da da çok uzun durmadı…

 Henüz 17 yaşındaydım… Amatör bir mizahçıydım…Ustayla 1979 yılında "Karakedi" adlı mizah dergisinde tanışma ve çalışma onuru yaşadım. Bu benim çalıştığım ilk dergiydi... Çarşaf'a karikatür götürmeye başladığım 1978-79 sürecinde onunla kısa da olsa sohbet etme olanağım olmuştu… Karakedi’ye girdiğim sırada o dergiden koptu, bende sadece 4 ay dayanabildim o dergiye…  Suavi Süalp’in tiyatro oyunlarının çoğunu sahnede izleme şansı buldum. Senaryosunu yazdığı filmler, dergi ve gazete yazıları, tüm bunların ötesinde, onun en müthiş, en renkli anılarını bizzat en yakın arkadaşlarından dinleme gibi bir şansım oldu. Suavi Süalp’in senaryosunu yazdığı Yeşilçam filmlerinden bazı örnekler vereyim: Adamını Bul, Meraklı Köfteci, Saffet Beni Affet, Keloğlan, Avanak Abdi, Hamza Dalar Osman Çalar, Badem Şekeri, Sevişmek Yasak, Çilli Yavrum Çilli, Baldız, Sahte Kabadayı, Sakar Şakir, Sev Beni Behçet, Şoför Nebahat Sen de Kabahat, Şehvet Kurbanı Şevket…  

An geldi, 1981 yılında onun 14 Nisan 1981'de, henüz 55 yaşında yaşanan o çok erken vedasının ardından 2 ay kadar sonra, onun son çalıştığı dergi olan Ses dergisinde ATMACA mizah ekinde işe başladım ve onun bıraktığı masada gerçek anlamda profesyonel mizahçılığa adım attım. Bu benim mizahçılık serüvenimdeki en unutulmaz anlarından biridir… Hayranı olduğum bir ustanın masasında henüz 19 yaşında bayrağı devralmıştım… 

Masanın çekmecesinde hala onun daktiloyla yazılmış yazı notları duruyordu. Suavi Süalp pek kalem kullanmazdı, yazılarını direkt olarak daktiloda yazardı… Henüz 19 yaşımdaydım, 3 yıllık bir mizahçılık geçmişim vardı ve bu benim için müthiş bir onurdu. O yüzden Suavi Süalp’in benim benim hayatımdaki yeri her anlamda bir başkadır.

Onu erkenden yitirdiğimiz bir sürecin içinde 1989 yılında çalıştığım mizah eki Mazete'de 8. ölüm yıldönümü sırasında onun için özel bir sayı hazırlarken bende onun için bir kitap hazırlama düşüncesi doğdu ve 1989-1999 arasında tam 10 yılı bulan  titiz bir çalışmayla hazırladığım, 400 sayfalık; "BİR MİZAH DEHASI SUAVİ SÜALP" adlı biyografi-anı ve inceleme kitabını 1999'da İnkılap Kitabevi’nden yayınlayarak ustama saygı duruşumu göstermeye çalıştım. Ülkemizde bir mizah ustası için benzeri pek de görülmeyen kapsamda bir çalışmadır bu.


Bu kitabı hazırlarken şunu da gördüm ki, az önce de dediğim gibi Suavi Süalp, direkt daktiloyla yazan bir yazardı. Yani kalemle taslak filan yapmazdı. O yüzden arkadaşlarıyla içmeye gittiği meyhaneye bile bazen daktilosunu taşır, birden daktiloyu masaya koyar ve aklına gelenleri oracıkta yazabilirdi!..

Yaşadığı gibi yazan, yazdığı gibi yaşayan benzersiz, sadece yazdıkları değil, kendisi de komik bir mizah ustasıydı Suavi Süalp, bu da mizah denen o müthiş güce çok yakışan bir durumdu, çünkü en etkili ve en hakiki mizah ve mizahçı tam da böyledir, yani yaşadığı gibi yazan, yazdığı gibi yaşayan, samimidir, içtendir, yürektendir, gerçek mizahçı toplumun karşısında rol kesmeyendir!..

Mütevazı ve samimi tavrı nedeniyle hep hakkı yenmiş, en önemli tiyatroculardan, yapımcısından, sinemacısından hep kazık yemiş, şimdilerde bizlerin de aynen yaşadığı her türlü emek sömürüsünü fazlasıyla yaşamış, bu sömürüyü "GENE İYİ DAYANDIK" adlı kitabına da isim olan o müthiş öyküsünde anlatmış bu özel yeteneği, daha 1950’li yıllarda TEF mizah dergisinde, daha önce benzeri görülmemiş absürt mizah denemelerini başlatmış, bu öncü mizah dehasını 45. ölüm yıldönümünde bir kez daha sevgi ve özlemle anıyorum...

Bugün ülkede yerlere düşmüş, suyu çıkmış, önüne gelen yeteneksizin kolayca yaptığı içi boş bir stand-up patlaması yaşanıyor ama bu işi yaptıklarını zannedenler absürt mizahın bu ülkedeki sessiz öncüsü ve gerçek emekçisi Suavi Süalp'in adını bile duymamıştır, biliyorum... 

Oysa ki, her şeyi kendi başlattı zannedip, geçmişini bilmeyenlerin geleceği de olmaz!.. Zaten o yüzden bu haldeyiz ya!..

SUAVİ SÜALP ustanın, hayata henüz 55 yaşındayken. erken yaşta vedasının 45. yılında veeee  doğumunun ise 100. yılında; o absürt ve hayat dolu ruhun şad olsun SUAVİ BABA!.. 

Cihan Demirci (14 Nisan 2026)


#SuaviSüalp #SuaviSüalp100Yaşında #BirMizahDehasıSuavi Süalp #AbsürtMizahınÖncüsü AbsürtMizah #Tef #Akbaba #Salata #Gırgır #Ressam #MizahYazarı #Senarist #TiyatroYazarı #OyunYazarı #23Nisan1926 #14Nisan1981 #CihanDemirci #Mizahhaber #DamdakiMizahçı