13 Temmuz 2026 Pazartesi

ÇAĞDAŞ KARİKATÜRÜN KURUCU İSİMLERİNDEN; CEMAL NADİR GÜLER 124 YAŞINDA!..




Bundan tam 24 yıl önce Karikatürcüler Derneği Genel Sekreterliği yaptığım 2002 yılında bu göreve gelmemin en önemli nedeni, bu topraklarda çağdaş karikatürün kurucu isimlerinin başında yer alan, karikatürü ilk kez geniş halk kitleleriyle buluşturan, karikatürde pek çok ilklere ve öncülüğe imzasını atan ama tüm bunları sadece 45 yıllık kısacık ömrüne sığdırmış müthiş bir usta CEMAL NADİR GÜLER'İN 100. yaşında iz bırakacak işler yapmaktı!..

Onun açtığı ama çok erken yaşta yaşamını yitirdiği için yarım kalan karikatürü halkla buluşturma vaziyeti bizleri yetiştiren Oğuz Aral usta ile doruklara çıkmıştır.


Karikatürcüler Derneği olarak "Cemal Nadir 100 Yaşında Yılı" ilan ettiğimiz 2002'de Cemal Nadir usta adına onu yeniden anımsatacak pek çok etkinliğe, sergiye, söyleşiye, panele ve finalde de, "Cemal Nadir 100 Yaşında" adlı çok özel bir kitaba imza atmıştım... İyi ki tüm bunlar olmuş, iyi ki Cemal Nadir Güler ustamızı 2002 yılı boyunca pek çok yerde anmayı başarmışız zira malumunuz 2002 yılının sonlarında bu ülkede iktidar değişti ve 24 yıldır hiç gitmeyen bir iktidarla, ülkedeki rejim bile değişti, parti devletine geçtik ve bu geçişte karikatür ve mizah çok ağır darbeler aldı, Özgürce yapılamaz hale geldi. Örneğin bugün adı "Karikatürcüler Derneği" olan bir derneğin neredeyse sadece bir yarışmayla var olduğu elindeki tüm alanları ve gücünü yitirdiği ağır bir baskı sürecindeyiz... 

1 Temmuz'da 20. yaşına giren MİZAHHABER bloğumuz mizahımızın ve karikatürümüzün kütüphanesi gibidir. Arzu edenler Cemal Nadir'le ilgili daha kapsamlı pek çok yazıya ve görsele de ulaşabilirler. 

MİZAHHABER bu anlamda uzun yıllardır pek çok araştırmacıya, tez çalışması yapana kaynak olmuştur...


Aynı özel yılda Kamil Yavuz arkadaşımız da "Cemal Nadir Caddesi" adlı kitabı yayınlamıştı... Mustafa Bilgin arkadaşımız da Cemal Nadir ustanın yaşamını anlatan animasyon destekli özel bir CD hazırlamıştı...

Bugün 13 Temmuz 2025... CEMAL NADİR GÜLER 124 YAŞINDA!... 27 Şubat 1947'de henüz 45 yaşındayken erkenden yaşamını yitiren öncü çizer Cemal Nadir Güler ustayı 124. yaşında bir kez daha sevgiyle anıyorum...

Cihan Demirci (MİZAHHABER)















7 Temmuz 2026 Salı

MİZAHIN BÜYÜK USTASI RIFAT ILGAZ'I 33. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE SEVGİYLE VE ÖZLEMLE ANIYORUZ...


Mizahımız da, mizah edebiyatımız da ne yazık ki özellikle 2000'li yıllarla birlikte çok ağır darbeler aldı. 90'ların ortasında abuklaşmaya başlayan hayat gerçeklerinin gerisine düşmeye başlayan mizah, özellikle 2000'li yıllarla birlikte bu anlamda hayattan epeyce tur yedi!.. Mizahın altın döneminin iki büyük ustasının ölüm günleri arka arkayadır. 6 Temmuz yani dün AZİZ NESİN'in ölüm yıldönümüydü, 7 Temmuz ise mizah dünyasının bir diğer dev ismi ve onunla ortak pek çok şeyi paylaşan RIFAT ILGAZ'ın ölüm yıldönümüdür.

Bilmeyenler için anımsatalım. Rıfat Ilgaz ustanın ölümünde Sivas katliamı acısının payı büyüktür. 2 Temmuz 1993'te yaşanan o korkunç Sivas katliamına çok üzülen Rıfat Ilgaz, katliamın üzerinden sadece 5 gün geçmişti ki 7 Temmuz 1993'te aramızdan ayrıldı. Aradan tam 33 koca yıl geçti...

Mizah edebiyatının büyük ustası Rıfat Ilgaz o gün, bugündür doğum yeri Kastamonu-Cide'de 6-7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen etkinliklerle anıldı, anılıyor. Ama onu sevgiyle, özenle ve yoğun emekle yaşatan biri var ki, ondan bahsetmeden Rıfat Ilgaz gibi bir usta anılmaz, bu isim onun sevgili oğlu Aydın Ilgaz'dır. Babasının kurduğu Çınar Yayınları'nı uzun yıllar sürdüren Aydın Ilgaz, bundan bir kaç yıl önce Kırmızı Kedi Yayınevi'nin bünyesine katılan Çınar Yayınları'nda babasını yaşatmaya ve onun emeklerini korumaya özenle devam etti. Bulduğu her fırsatta babası hakkında söyleşiler gerçekleştiren, onu özellikle genç kuşaklara tanıtan Aydın ağabey ve sevgili eşi Nilgün Ilgaz, Rıfat Ilgaz'ın ruhunu sürekli şad edip, yaşattılar... Lakin geçtiğimiz ne yazık ki Aydın Ilgaz ağabeyimizi de 19 Aralık 2022 tarihinde, 82 yaşında yitirdik... Bu vesileyle yıllarca dostluğunu paylaştığım, evime gelmiş ender yayınevi sahiplerinden biri olan Aydın ağabeyi de sevgiyle anıyorum...

Rıfat Ilgaz, bu ülkenin tüm sağlam kalemleri gibi hayatı çileler içinde geçmiş bir yazardır. Oğlu Aydın Ilgaz bir röportajda onu aşağıdaki satırlarla anlatır, okuyalım:

"... Ben, Rıfat Ilgaz’ı dört buçuk yaşımdan itibaren hapishane ya da hastane kapılarından hatırlıyorum. Çocukluk yıllarım ilkokul ve lise yıllarım yatılı okullarda geçti. Burs kazanıp Amerika’ya gittim ve 7 sene sonra Türkiye’ye döndüm. Askerlik ve Mersin’de başlayan çalışma yıllarımdan sonra arkadaş gibi devam eden baba oğul ilişkimiz başlamıştır. Artık baba oğuldan ziyade iki arkadaş gibiydik. Ölene kadar da aynı evi paylaşarak birlikte yaşadık..."

"Rıfat Ilgaz toplumcu gerçekçi anlayışının ürünlerinden olan üçüncü kitabı Yaşadıkça 1948 yılında yayımlanır ve Bakanlar Kurulu kararıyla kısa sürede toplatılır. Yaşadıkça, Rıfat Ilgaz’ın toplumcu bakışını sürdürdüğü, ama kendi şiir çizgisini de geliştirdiği, öncekilere göre daha yetkin bir kitaptır. Şiirlere konu olan insanlar yoksullar, tutuklular, düşünce suçlusu aydınlar, ağır işlerde çalıştıkları sırada çocuk düşüren yorgun kadınlar, “una kül karıştıran fırıncılar”, taşradaki küçük memurlar, vurguncu esnaf, çobanlık eden yoksul köylülerdir. 1950’deki genel aftan sonra hapishaneden çıkar ama bir süre pek şiir yayımlamaz."

"Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, gibi mizah gazetelerini Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte çıkarır. Ayrıca Sabahattin Ali ile birlikte Ali Baba Kırk Haramiler’i çıkarır. Bu arada da Hür Marko Paşa ve Adem Baba’yı tek başına çıkarır. Bu mizah gazetelerindeki yazdığı yazılardan ve bu gazetelerin sorumlu yazı işleri müdürü olmaktan birkaç kez tutuklanır. Sonunda dayanamayıp 1953’te Devam şiir kitabını yayımlar. Bu kitap da savcılıkça toplatılır. Rıfat Ilgaz için bir kez daha kovuşturma başlatılır, ama sonuçta bilir kişi raporuna uyularak hakkındaki dava durdurulur. Bu serüven aslında 40 Kuşağı’nın serüvenidir."

“… Otuz yıldır her kapıdan ellerini kollarını sallaya sallaya girebilecek sanatçıların gerisinde, edebiyat kitaplarından, dergilerden, antolojilerden, okullardan, hatta uluslararası tanıtmalardan kaçırılan şairlerimiz de vardır. Bu şairler, önce parti komiserliği ödevini bir rozet gibi yaka altlarında gizleyen, aydınlar tarafından mimlenmişlerdi. Sonra basın büroları, basın savcılarında dosyalandılar. Bu görevliler (…) çoğu zaman yanlışlar da yaptılar. Bu ileri, bu halktan yana, emekçiden yana olan yazarları, şairleri jurnal eden, onlara cephe alan mürekkep yalamış dergi sahipleri, yayınevi patronları türedi. İşte benim bütün öfkem, bütün hıncım onlara. Bunlar, görevli memurlar gibi yalnız yazılarımızın altlarını kırmızı kalemle çizmekle kalmadılar, şiirlerimizi de adlarımızı da karaladılar. Antolojilerden, dergilerden, kitaplardan çıkardılar. Halktan, gerçek aydınlardan gizlemeye çalıştılar bizi.”

" Rıfat Ilgaz’ın yaşamı günümüzde de kovuşturulan, yok edilmeye çalışılan toplumcu, halktan yana yazarların, edebiyatçıların, aydınların yaşamını anlatıyor. Demek ki ülkemizde hala çağdaş ve uygar insan yetiştirilmekte olduğu ileri sürülüyor ama, ne çelişkidir ki çağdaşlaşma ve uygarlaşma için çaba gösterenlerin başı dertten kurtulmuyor, başlarına bir şey gelmese bile renkli medyanın patronlarına kulluk eden dalkavuklar, egemen oldukları televizyonlarda, dergilerde, yayınevlerinde toplumcu görüşü savunan sanatçıların önünü kesmeyi sürdürüyorlar… 1940 Kuşağı ve Rıfat Ilgaz, bize bu anlamdaki engellemelerin de sürgit başarılı olamayacağının göstergeleri…"


Yaşamını son dönemlerinde yazar özellikle anı ile çocuk edebiyatı türüne ağırlık verdi. Öğretmenlik yıllarından kalma bir idealizmle özellikle yeni nesile yönelik çalışmaları tercih etti.

Anıları uzun bir tarihsel geçmişe ışık tutarken (1910'lardan bu yana yazar Türkiye'nin tarihsel geçmişini bizzat yaşamıştır) çocuk romanları yeni bir süreç için hazırlık görevi görüyordu. Zaten "Okutmak Üzerine" şiirinde şöyle der:

“Sınıfın ozanıyım mimli

Hababam Sınıfı'nın yazarıyım ünlü
Kim ne derse desin, çocuklar için yazdım hep.
...
İki iş tuttum ömür boyu köklü.
Çocukları okutmaktı ilk işim.
İkincisi,
Yazdıklarımı çocuklara okutmak. „


1980'li yıllarının çoğunu panellerde ve imza günlerinde geçiren Ilgaz için 1990'li yıllarda "plaketler" dönemi oldu. Son şiirini 19 Kasım 1991'de yazdı:
“Son Şiirim

Elim eline değsin
Isıtayım üşüdüyse
Boşa gitmesin son sıcaklığım„






Toplumun geneli onu elbette en fazla "Hababam Sınıfı" ile tanımaktadır. Özellikle romanın filme dönüşmesi sonrası bu durum oluşmuştur. Ancak onu geniş kitlelere tanıtan yazının başında dediğim gibi vefalı oğlu Aydın Ilgaz'dır. Yıllar önce Beşiktaş Belediyesinin düzenlediği "Ustalara Saygı" gecelerinden birinde Rıfat Ilgaz da anılmış, ben de "mizah yazarı" kimliğimle onu anmak için orada söz alan yazarlardan biri olmuştum. Keşke bu tür etkinliklerde daha fazla olabilsek ama ne yazık ki son yıllarda ülkedeki tatsız hava ve belediyelerin de ilgisizliğiyle bu tür etkinliklere epeyce azaldı. Bu yüzden Aydın Ilgaz'ın kişisel çabalarıyla babasını yaşatmayı sürdürmesi daha da öenm kazanıyor. 1911 doğumlu olan Rıfat Ilgaz usta, yaşamını yitirdiği 7 Temmuz 1993'te 82 yaşındaydı. 2022 yılında sevgili oğlu Aydın Ilgaz'ı da aynı yaşta yitirdik!.. Yaşamı tam bir mücadele şeklinde geçen, kaleminin başına gelmedik kalmayan bu büyük ve onurlu kalemi, lise yıllarında özellikle Aziz Nesin'le birlikte çok okurdum, ikisinin verdiği kalem mücadelesi üzerine saatlerce değil günlerce konuşulabilir, büyük ustayı ölümünün 33. yılında sevgi ve özlemle anıyorum...

CİHAN DEMİRCİ- MİZAHHABER (7 Temmuz 2026)



#RıfatIlgaz #MizahYazarı #Şair #Yazar #Markopaşa #HababamSınıfı



2 Temmuz 2026 Perşembe

HAYATİ BOYACIOĞLU KARİKATÜRÜ...


 KARİKATÜR: HAYATİ BOYACIOĞLU



CAN BAYTAK KARİKATÜRÜ...


 KARİKATÜR: CAN BAYTAK


"MİZAH HAYATA TERSTEN BAKMAKTIR!"


Mizahın pratiğine olduğu kadar teorisine de kafa yoran bir mizahçı olarak; "Mizah hayata tersten bakmaktır" demiştim çok uzun yıllar önce!.. Ta 90'lı yılların başlarında "Hayat Mizahı Kaç Geçiyor" adını verdiğim mizahın teorisine, pratiğine, bu ülkedeki hüzünlü haline kafa yorduğum özel söyleşilerde bu duruma derinliğine değinmiştim... Bu konuda pek çok yazı da yazdım...

Demem o ki; hayata tersten bakan mizahçı, amuda kalkmış gibi bakar hayata!. Ama her şeyin zaten tersine işlediği, akla ziyan bir ülkede hayata tersten bakmanın da hiçbir anlamı olmaz!.. Bugün ülkeye dönüşünde ters kelepçeyle gözaltına alınıp emniyete götürülen Standupçı Deniz Göktaş bize bunu kanıtlamış oldu!!!!!

SÖZÜN ÖZÜ: "Hayata tersten bakmanın bu ülkedeki karşılığı ters kelepçedir!!!!!" 

CİHAN DEMİRCİ-MİZAHHABER

1 Temmuz 2026 Çarşamba

MİZAH DÜNYASININ GÖZÜ, KULAĞI, SESİ: "MİZAHHABER" 20. YAŞINA GİRDİ!..

1 TEMMUZ 2007'DE İNTERNET ÜZERİNDE YAYINA BAŞLAYAN MİZAHHABER, 1 TEMMUZ 2026'DA 19 YILI GERİDE BIRAKIP 20. YAŞINA BASTI!..


BUGÜN 1 TEMMUZ 2026... MİZAHHABER 20. YAŞINA GİRDİ!.. Mizah dünyasının gözü, kulağı, sesi olan, bir Mizah Kütüphanesi işlevi gören MİZAHHABER'in 20 yılı bulan bu süreçte başına gelmedik kalmadı!.. 


Zira MİZAHHABER, 800 yılı aşkın bir mizah kültürüne sahip bu topraklarda mizahın artık yapılamaz hale geldiği, zor zamanlarda yayına atılmıştı!.. Zaman zaman yayınına ara vermek zorunda kalan, yayını bir kaç kez durdurulan, sahtekarlarca sayısız kez kopyalanan, sahteleri üretilen, haberleri çalınan Mizahhaber'in internet üzerinde; Facebook, İnstagram ve Twitter'da pek çok sahtesi, taklidi yer alıyor!.. 

Sonuçta sahtekarlığın geçer akçe olduğu bir cehennemde yaşıyoruz!!! Evet bu 20 yılı bulan süreç "muhalif" ve "gerçek" mizah adına çok ama çok zor geçti!.. Ama hep dediğimiz gibi mizah asla bitmez, yok olmaz, son gerçek insan var olana dek!..

MİZAHHABER'in 19 yılı geride bırakan bu süreçte arşivinde 6566 adet haber, görsel, ileti yer alıyor... MİZAHHABER bu süreçte mizah ve mizahçılarımız üzerine araştırmalar yapanlara ciddi bir mizah kütüphanesi görevi, bir mizah arşivi görevi de gördü... 

MİZAHHABER'in 20. yaşında, özellikle 2000'li yıllara kadar çok daha parlak dönemler yaşamış olan mizahımız adına bir kaç söz eklemek isteriz: "Mizah dergiciliğinin hem politik baskılar, hem de hayatlarımızdaki teknolojik değişim nedeniyle yok olmaya yüz tuttuğu 2000'li yıllarda, mizaha hakim olan "Stand-up" mizahı, yıllar içinde daha önce de yazdığımız gibi; mizahımıza şöylesine eğreti ve uydurma bir tanımlama soktu: "OFANSİF MİZAH!" 

Biz buna neremizle gülebiliriz bilemiyoruz zira kendileri siyasal ve toplumsal bir mizah yapamayanların ya da yapmayanların dilimize soktuğu bu uydurma tanımlama daha baştan sakattır, ÇÜNKÜ MİZAH ZATEN OFANSİF BİR İŞTİR, MİZAH ASLA DEFANSİF OLAMAZ!.. Mizaha ofansif demek "Kırmızı kırmızı bir renktir" demek gibi bir şey sonuçta!.. Mizah bir eleştiri sanatıdır, bu eleştirinin dozu ülkeye, topluma ve mizahçıya göre değişebilir ama eleştiri olmadan mizah olmaz, bu yüzden mizaha ayrıca ofansif demenin bir anlamı yoktur, mizah zaten bizzat ofansif bir anlatım aracıdır!!!!!

Aziz Nesin ustamızın 6 Temmuz'da yaklaşan ölüm yıldönümüyle ilgili geçen yıl Mizahhaber'de yazdığım yazıyı şu satırlarla bitirmiştim... MİZAHHABER'in 20. yaş yazısını da o satırlarla noktalamak isterim:  

"... Şunu da ekleyelim bitirmeden, toplumlar kendilerini imha edebilir, mizahtan uzaklaşabilirler ama mizah asla yok olmaz, lakin bir akıl sanatı olan mizah kendini imha etmeyen toplumlarda yaşamaya devam eder!... Eh, zaten yaşadığımız doğrularla herhangi bir işi kalmamış, dünya yalan rezervinin neredeyse tamamına yakınını elinde bulunduran bu akla ziyan ülkede epeydir kafayı da yediğimiz için artık gülmeden dağılabiliriz!.."

CİHAN DEMİRCİ (MİZAHHABER-1 TEMMUZ 2026)






29 Haziran 2026 Pazartesi

KAPKARA BİR ÜLKEDE DENİZ GÖRÜNDÜ MÜ?..



Ömrümün ilçesi Kadıköy'ü 3 yıl önce tamamen terk etme nedenlerimin en başında artık yaşayamaz hale geldiğim daire olsa da, neden listesi yaptığımda ilk 10'a gireceklerden biri de stand-up denen nane'nin Kadıköy'de birbiri ardına oluşan mekanlarda iyice ayağa düşmesi olmuştu, zira yarım yüzyıla yakın bir süredir (48 yıl!) hem mizah yazarı, hem karikatürcü, hem mizah tarihi araştırmacısı, hem de sayısı 1.250'yi aşan etkinliklerde konuşmacı olmuş komple bir mizah emekçisi olarak, bırakın para almayı, üste para vererek stand-up yapan gençlerin yerlerde gezen mizahından çok sıkılmıştım... Bu mekanlardan bir-ikisi de benim sokağımdaydı üstelik!!!!

Hayatını hem toplumsal, hem siyasal, hem de absürt mizahı bir potada eriterek sürdüren, her türlü yargı aşamalarından geçmiş bir kalem olarak derim ki; stand-up mizahındaki düzeysiz vaziyet can sıkıcı boyutlardaydı.. Zira siyasi-toplumsal mizah yapmak önce ciddi bir birikim sonra da ince bir zeka ister ama tüm bunların çöpe atıldığı sadece belden aşağı, pespaye bir cinsellik içeren, tamamı küfürden oluşan gösterilere stand-up denir hale gelmesi, yaptığı konuşmalara "CİDDEN DARP" adını vermiş beni bu türden iyice koparmıştı!..

Yayın dünyasında yaşanan bir durumun stand-up dünyasını da sarması söz konusuydu zira!.. Neydi o?... Yayınevine parasını ödeyerek kitap bastıran aslında başka mesleklere sahip para sahibi yazarların ülkedeki gerçek emekçi yazarların sayısını aşar hale gelmesi ve giderek tüm yayınevlerinin bu tatlı işe soyunması nasıl ülkedeki gerçek yazarlığı bitirir hale geldiyse, üste para vererek, arkadaş çevresine stand-up yaptığını zannedenlerin mizaha verdiği zarar da aynen o düzeyde ilerliyor bu ülkede!!!!

İşte tam da böyle bir dönemde, DENİZ GÖKTAŞ adlı, henüz 32 yaşındaki genç arkadaşımızın adını duyduk!.. (Ki benim yaşımın tam yarısı bu!!!!) Deniz'in Harbiye Açıkhava'daki gösterisinin tamamını Youtube'a yüklemesi üzerine, oturup izledik ve yüzümüzde birden güller dikenleriyle birlikte açtı!..

Çünkü 1996 doğumlu olan, şimdilerde geride bıraktığım ilçem Kadıköy'de yaşayan bu genç arkadaşımızın kuşağından bu tarz içi dolu, siyasi-toplumsal, derinlikli eleştiriler taşıyan bir mizahı görmek, izlemek, şu garip ömrünü mizaha adamış, bu adanmışlıkla gün gelmiş damlara çıkmış "Damdaki Mizahçı"lığa, yani sözünü hiç kimseden esirgemeyen bir kalem ve ses olarak gözlerim de hafiften nemlendi doğrusu...

Zira Kadıköy'de tam da içinde olup, zor kaçtığım o dandik stand-up gösterilerinin düzeyi yerlerde gezerken, zaman zaman küfür de ederek, yaşadığı ülkenin gerçeklerine bakmayı deneyen, ayakları ayaküstü değil epeyce yere basan bir genç görmek, an gelmiş siteleri-sayfaları kapatılmış, an gelmiş Vatan Emniyetlerden geçmiş, an gelmiş mahkeme yüzü görmüş, beraat etse de yasaklarla yaşayan, an gelmiş okullara sokulmamış, an gelmiş etkinlikleri iptal edilmiş, mizaha ve mizahçılara yürekten sahip çıktığı "DAMDAKİ MİZAHÇI" Youtube kanalında bir yıldır Sosyal medya damı üstünden ÇIĞLIK attığım halde "1000 ABONE" yüzünü bile görememiş biri olarak, ömrümü verdiğim alanda böylesi yürekli bir genç görmek insana, yaptığımız iş tamamen de boşa gitmemiş inancı veriyor!..

Heyecanını hissettiğim genç yürek Deniz arkadaşımızın önünde uzun bir yol var, ne yazık ki onun kuşağı bizim gibi 2002 öncesindeki çok daha güzel olan günleri göremedi!.. Deniz, bu kara düzen oluşmaya başladığında henüz 6 yaşındaydı zira!.. Bu yüzden çok kolay gibi gözüken işleri aslında çok daha zor!. Az buçuk aklını, az buçuk mizah duygusunu yitirmiş, hiçbir sorununu çözemeyip onu daha da büyütmüş, çok bunalmış, çok boş vermiş ve akla ziyan hale gelmiş bir ülkede olduğu için, ince zekayı önemsemeden; her ota, her boka gülen bir seyircinin de gazına gelmemesini, toplumsal gerçeklerle dolu bir mizahtan ve ince zekadan kopmamasını, dama çıkmış mizahçı bir ağabeyi olarak dilerim, yolun açık olsun Deniz kardeşim!..

Cihan Demirci (29 Haziran 2026-Foça)

27 Haziran 2026 Cumartesi

BİR İSTANBUL BEYEFENDİSİ; MİMAR ÇİZER GÜNGÖR KABAKÇIOĞLU'NU VEDASININ 15. YILINDA SEVGİYLE ANIYORUZ...


MİZAHHABER - Bir güzel insanı, bir duyarlı çizeri, bir müthiş portreciyi, gerçek bir İstanbul beyefendisini, karikatürist ve mimar sevgili GÜNGÖR KABAKÇIOĞLU (1933-27 Haziran 2011) ağabeyimizi 15. ölüm yıldönümünde sevgiyle anıyoruz... 

(Cihan Demirci ve Güngör Kabakçığlu-Karikatür ve Mizah Müzesi-Saraçhane)

Güngör ağabey sadece grafik ustası bir çizer değil, çok da usta bir mimardı, grafik çizgisiyle karikatürümüze bambaşka bir tat getirmiştir ve bir başka özel yanı da; ben de dahil pek çok çizerimizin portresini çizip bu portreleri kitap yapmıştır... 

Onun gibi pek çok nitelikli ve mütevazı ustayı uzun yıllardır yitire yitire çok yoksullaştığımız bir dönemde Güngör ağabey gibi, zamanında Karikatürcüler Derneği adına yaptığımız her etkinliğe koşa koşa gelen, en önde oturup çocuksu bir heyecanla izleyen, bize desteğini her daim gösteren, insan ve meslek sevgisiyle dolu, incelikli ağabeyler nasıl aranmaz?.. 

Sevgili Güngör Kabakçıoğlu ağabeyimizin anısına yürekten sevgi ve saygıyla... 

CİHAN DEMİRCİ (MİZAHHABER)


GÜNGÖR KABAKÇIOĞLU'NDAN ANILAR... 












26 Haziran 2026 Cuma

SEFER SELVİ KARİKATÜRÜ...

Öğretmenler ve öğrenciler, şiddet dolu bir eğitim ve öğretim yılını
geride bırakarak tatile çıktı.
 

KARİKATÜR: SEFER SELVİ (EVRENSEL GAZETESİ)



25 Haziran 2026 Perşembe

MİZAHHABER DE ORADAYDI!..

SEÇİLMİŞ GENEL BAŞKAN ÖZGÜR ÖZEL VE SAÇILMIŞ BAŞKAN BUTLAN KEMAL CENAZEDE TOKALAŞTILAR!!!!!!