2 Kasım 2015 Pazartesi

CİHAN DEMİRCİ 1 KASIM'IN ARDINDAN YAZDI: "KABUS GECESİNİN ARDINDAN BİR 'KAN' TAHLİLİ!..

Daha önce de sayısız kez yazdığım gibi bu ülke son treni aslında 10 Ağustos 2014 tarihinde yaptığı ölümcül hatayla kaçırmıştı. Hep dünü unutarak yaşayan toplum geçen yıl yaptığı hatayı da elbet çoktan unuttu, üstünü örttü ve bu hatayı yapanlar hatalarının hesabını bile vermedi... 10 AĞUSTOS 2014... O gün RTE'nin MHP ve CHP desteğiyle CB olduğu gündür!..

MHP'nin yani BAHÇELİ'nin yarattığı "EKMELEDDİN" salaklığı formülüne adeta balıklama dalan KILIÇDAROĞLU ve onun CHP'si, 10 Ağustos 2014'te korkunç bir strateji hatası daha yaparak seçimi ilk turda adeta hediye ettiler. Tıpkı Bahçeli ve Ecevit ikilisinin 2002'de elbirliğiyle RTE'yi iktidara "erken seçim"le taşıması gibi... Bu ülke hata yapanların hatalarının hesabını ister iktidarda olsun, ister muhalefette olsun asla ÖDEMEDİĞİ, ülke benzeri bir tımarhanedir!..

CHP o gün MHP'nin kıçına takılmasa adam gibi çok daha geniş kesimlerden oy alabilecek bir aday çıkarsaydı CB seçimi en azından 2. tura kalacaktı ve RTE de böylesine "Saray" sahibi bir havanın içinde çıkmayacaktı o koltuğa. Ama bu büyük hataya imza atan 2 lider; BAHÇELİ ve KILIÇDAROĞLU hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ettiler.

Önce sonuçların açıklandığı sonra sayımın yapıldığı unutulmayacak tarihi bir kabus gecesinde yani 1 KASIM'da oyu beklenenden 10-12 puan daha fazla çıkan AKP zaten dibine vurduğu dinci faşizmini daha da geliştirecek, daha ağırlaştıracak olanağı buldu!.. Burada oyu düşen 2 partiye baktığımızda; dinci Kürtlerin ve faşizm sever Türklerin HDP ve MHP'yi terk ederek yeniden asıl sahipleri olan AKP'ye yöneldiğini acıyla görüyoruz. Tüm uygun koşullara rağmen merkez solda bile durmayı başaramayan, hala Baykal gibileri partide tutan, pırıl pırıl sol yürekli gençleri listelerine bile koymayan CHP de gene havasını almıştır!..

7 Haziran'daki seçimde bu dinci faşizmden kurtulmak adına ÇOK BÜYÜK BİR FIRSAT YAKALAYAN ama bu fırsatı salakça-ahmakça teperek tıpkı 2002'de yaptıkları gibi AKP'nin önünü bir kez daha açanlar, zaten güvenli yapılmayan, sağlıklı sayım sonuçları da olmayan bu kara seçim tablosunun bir numaralı suçlusudurlar.

En acısı çok uzun soluklu, acılarla, ölümlerle, katliamlarla dolu bir serüvenin ardından siyasal bir hareket olarak hiçte azımsanmayacak bir başarı yakalayan HDP'ye dinci Kürtlerin reva gördüğü vaziyettir!.. Bu da bize şunu bir kez daha şunu gösteriyor ki, HDP'de, CHP'de, sağa ve dinci kesime yaklaşma yoluyla değil tam tersine daha sola, daha sola doğru yol almalıdır.

Dilimizde tüy bitse de, bu coğrafya ömrümüzü yese de hep aynı şeyi söyleyeceğim; dinbaz yapının panzehiri gerçek soldur, bu sol ulusalcı dar kalıplara sığmayan, evrensel bir soldur, önce merkezden başlar, insan eğitiminden başlar ve hedefe adım adım gider. Ecevit 1977'deki seçimlerde bunu bir kez başarmış ve yüzde 40'ları geçmişti ama o da 12 Eylül darbesi sonrasında bu sol yapıya ihanet etti. Baykal'ın elinde 17 yıl oyuncak olan CHP, Baykal döneminde adeta MHP gibi sıradan bir parti haline geldi. Kılıçdaroğlu'nun çapının sol bir harekete yetmediği de kabak gibi ortadadır.

İşin özeti; bu dinbaz düzenin panzehiri gerçek, evrensel bir sol yapıdır. Bu ülkenin eksiği bu sol yapıdır. Bu yapı oluşmadığı, oluşamadığı sürece burası birilerinin babasının malı gibi kullandığı Arap Sultanlığı kıvamında bir coğrafya olmaya aynen devam edecek. Ama görünen o ki bir kaç kuşak bu yapının oluştuğunu pek göremeden göçüp gidecek bu akla ziyan cehennemden...

Faşizmden kurtulma adına son şansını da heba edip, faşizmin gösterdiği uçuruma balıklama atlayan bu ülke insanıyla 1 Kasım itibarıyla yol makasımız biraz daha açıldı.

En büyük üzüntüm, bu artan AKP oylarının hizmetle filan değil, kanla, ölümle, tabutla gelmesidir. Bu rezil coğrafya son 5 ayda yüzlerce insanını, sırf birileri yerini korusun diye yitirdi ve bu durum bu kadar açık olmasına rağmen, bu ülkenin eğitim yoksulu halkı, kendi insanının ölüsüne ihanet ederek; kana, ölüme ve tabuta bakarak oyunu bir kez daha faşizme verdi!

Birilerinin saltanatı sürecek diye, yok yoluna giden o zavallı ölüler, insan değerinin bu ucuzluğu karşısında şimdi daha da üşüyorlar girdikleri toprağın altında...

CİHAN DEMİRCİ (2 Kasım 2015)