28 Aralık 2012 Cuma

SEFER SELVİ ÇİZİYOR
Sefer Selvi'nin 28 Aralık 2012 tarihinde Evrensel gazetesinde yayımlanan karikatürü...

25 Aralık 2012 Salı

23 Aralık 2012 Pazar


Dokunmadıkları ne kaldı???? Yaşam alanımızın her tarafında, her yerinde birer birer döşüyorlar kendi ilkel sansür anlayışlarını, özgürlük karşıtı muhafazakâr rezilliklerini!.. İnsandan yana olan her güzelliğe vicdansızca karşılar... Bugünleri karartmaları yetmiyor, tarihle de oynuyor, onu da kendilerine göre inşa etmeye çalışıyorlar. Amaç belli, daha önce söylendi bu amaç; "DİNDAR VE KİNDAR BİR NESİL YARATMAK"...  Amaç bu, dindar adı altında aslında kindar, acımasız, gözü dönmüş, vicdansız, kendinden olmayanı yok etmek üzere ayarlanmış bir gençlik... Bu amaca ulaşmak için Kuvvetler Ayrılığını da yok ettiler... Herşey onlara bağlandı, tüm güçler onların elinde... Kendilerinden olmayanın vay haline, "Benden değilsen öl, geber" diyorlar açık açık... Koyu mu koyu dinbaz bir faşizm!.. Bu kindar gençliği yaratmak için 4+4+4 adlı rezilliği soktular eğitime, şimdi de tarihi bilgilerle oynuyor, onları kesip, sansürleyip, değiştirip, yok ediyorlar...İş şiirimizin 13. yüzyılda başlangıç noktasındaki YUNUS EMRE gibi bir bilge şairin, derin şiirlerine dek geldi dayandı...

YUNUS EMRE'NİN 13. YÜZYILDAN KALMA 8 ASIR DEVİRİP, BUGÜNLERE GELMİŞ "AŞKIN ALDI BENDEN BENİ, BANA SENİ GEREK SENİ" DİYE BAŞLAYAN ŞİİRİ TALİM TERBİYE(!) KURULU DENEN AKP AHLAKI VE TERBİYESİ ÜZERİNE KURULU KURUL TARAFINDAN SANSÜRLENMİŞ...

ŞİİRİN "CENNET CENNET DEDİKLERİ, BİRKAÇ KÖŞKLE BİRKAÇ HURİ, İSTEYENE VER ONLARI, BANA SENİ GEREK SENİ" SÖZLERİNİ ŞİİRİN İÇİNDEN ATIVERMİŞ TALİM TERBİYE(!)... DENEN BU KURUL!..
HADİ TOPLUMDAN ZATEN ÇOKTAN GEÇTİK AMA ONCA ŞAİRDEN DE SES-SOLUK PEK ÇIKMIYOR, ÇIKTI DA BİZ Mİ GÖREMEDİK, DUYAMADIK, ONCA KÖKLÜ BİR ŞİİR GELENEĞİ OLAN BU TOPRAKLARIN DİZELERİ BU KADAR MI SAHİPSİZ... AZİZ NESİN USTA "BU ÜLKEDE HER ÜÇ KİŞİDEN DÖRDÜ ŞAİRDİR" DERKEN BELKİ DE BUGÜNLERİ KASTEDİYORDU... ŞİİRİMİZİN BUGÜN NEDEN İÇLER ACISI HALDE OLDUĞUNA BU BİLE ACI BİR GÖSTERGEDİR...

HALKI DA, TOPLUMU DA KENDİNDEN GEÇMİŞ, YÖRÜNGESİNDEN KAYMIŞ BİR TOPLUMUN AYNASI OLMAKTAN ÖTEYE GİTMEYEN ŞAİRLERİNİN DE 8 ASIR DEVİRİP GELMİŞ YUNUS EMRE'LERE SAHİP ÇIKMAK GİBİ BİR DERDİ OLABİLİR Mİ?... OLABİLİR Mİ?..

BU ÜLKEDE ŞİİR ANTOLOJİLERİ YUNUS'LA BAŞLAR, ŞİİRDE BAŞLANGIÇ NOKTAMIZDIR O, SIRF O YÜZDEN BİLE ÇOK ÖNEMLİDİR.. ŞİİRİMİZİN BAŞLANGIÇ NOKTASINA DEK GELİP DAYANDI MUHAFAZAKÂR BİR KAFANIN İLKELLİKLERİ!!!

KARLA VE MUHAFAZA-KÂR'LA KAPLANMIŞ BU ÜLKEDE ŞAİR YÜREKLER... ŞAİRLERİMİZ SON YILLARDA OLDUĞU GİBİ GENE DERİN BİR KIŞ UYKUSUNA YATMIŞ BELLİ Kİ DİZELERİYLE...

BU VAZİYETE DE; ODTÜ'LÜ GENÇLERİN SAHİP ÇIKMASINI MI BEKLEYECEĞİZ?.. O YÜREKLİ ÇOCUKLAR HANGİ BİRİNE YETİŞECEKLER BU DİZBOYU REZİLLİKLERİN...  

CİHAN DEMİRCİ-MİZAHHABER    



22 Aralık 2012 Cumartesi

MEHMET SELÇUK'UN "YENGEÇ" ADLI KARİKATÜR KİTABI YENİDEN BASILDI...

Yaşamını Denizli'de sürdüren karikatürcü, resim öğretmeni, çok yönlü sanatçı Mehmet Selçuk arkadaşımız 2007 yılında yayımlanan ilk karikatür albümü "Yengeç"in 2. basımını, 30. sanat yılı olan 2012'de, elden geçirilmiş ve genişletilmiş bir şekilde yeniden gerçekleştirdi. Bu vesileyle üretken ve çok yönlü arkadaşımızın mesleğindeki 30. yılını kutluyoruz... MİZAHHABER'de size albümle ilgili olarak Cumhuriyet-Kitap ekinde Hakan Derman arkadaşımızın kaleme aldığı yazıyı sunuyoruz.

 
HAKAN DERMAN

Başarılı karikatürcü Mehmet Selçuk, ‘yengeç’ adını verdiği ilk albümünü 2007 yılında çıkarmıştı. Karikatüre başlamasının 30. Yılı nedeniyle albümün genişletilmiş 2. baskısını yaptı. Selçuk, genişletilmiş ikinci albümünde basında ilk yayınlanan karikatürden, şimdiye değin çizdiği, insan haklarından, Cumhuriyet’e; Çevre sorunlarından, turizme kadar geniş bir yelpazede çizdiği karikatürleri bir albümde toplamış.

‘Yengeç’te, Prof. Mürşide İçmeli, Raşit Yakalı, Cezmi Ersöz, Sema Kaygusuz, AhmetRüstü Doğan, Dr. Murat Alten, Hakan Toker, Orhan Tüleylioğlu, Nejat Aksoy gibibilim adamı, yazar, şair ve karikatürcülerin Selçuk hakkındaki düşünceleri de yeralıyor. Ayrıca albümün sonunda Selçuk’un foto biyogrofisine de yer var. Kendi adınayakışan güzel bir anı ve karikatür albümü hazırlamış.

1967’de Yatağan-Muğla’da doğan Mehmet Selçuk’un ilk karikatürü 1983 yılında Gırgır’da yayınlandı. 1988’de Gazi Üniversitesi Resim-Grafik Ana sanat Dalı’ndan mezun oldu. Karikatürleri Gırgır, Çarşaf, Fırt, Avni, Limon, Milliyet Sanat, Leman,Karekare.. gibi dergilerde yayınlandı. Denizli’de Yirmi Gazetesi’ne “Hıçkırık” adlı mizah sayfalarını hazırladı. Halen denizli Anadolu Lisesi’nde resim öğretmenliğininyanı sıra, Karikatürcüler Derneği Denizli Temsilciliği, Türkiye Bilardo Federasyonu Denizli İl Temsilciliği görevini de sürdürmekte. Selçuk’un birçok yarışmada birinciliködülünün yanı sıra, kulüp, dernek ve kurumların verdiği yaklaşık 50 özel ödülü de bulunmakta.

Karikatürcünün görevi, doğrunun, iyinin, güzelin yanında yer almak, yanlışlıklara karşı durmak, haksızlığa muhalif olmak, eleştirmek, toplumun doğruya ve güzele ulaşmasıiçin çaba harcamaktır. İşte Mehmet Selçuk, böyle bir çizer. Kutsal öğretmenlik mesleğinde, öğrencilerini doğrunun ve güzelin yanında yer alması onlarla her daim birlikte. Ne şanslı ki öğrencileri, böyle pırıl pırıl bir beyine, bir eğitmene sahip olmaları…

Mehmet Selçuk, kuşe kağıda bastığı, renkli ve siyah beyaz karikatürle bezediği albümü ‘yengeç’le bizleri taçlandırıyor. Bu güzel albüm, karikatür severlerin kütüphanelerinde yer alması gereken bir yapıt. Ellerine sağlık Mehmet Selçuk…

‘Yengeç’ / Mehmet Selçuk Karikatürleri /Günebakan Yayınları /Genişletilmiş 2. Baskı / 144 s. / 25 TL.


20 Aralık 2012 Perşembe


SAVAŞ DİNÇEL'İ YİTİRELİ 5 YIL OLDU...


ZAFER TEMOÇİN ÇİZİYOR
Zafer Temoçin'in 20 Aralık 2012 tarihinde Cumhuriyet'te yayımlanan karikatürü...
MUSA KART ÇİZİYOR

Musa Kart'ın 20 Aralık 2012 tarihinde Cumhuriyet'in birinci sayfasında yayımlanan karikatürü...

18 Aralık 2012 Salı

HULUSİ KENTMEN 100 YAŞINDA!

Sinemamızın unutulmaz karakter oyuncusudur sevgili Hulusi Kentmen... Artık bu ülkede örneği kalmayan bizim o sevimli fabrikatörümüz... 1912 doğumlu bu müthiş oyuncu 20 Aralık 1993'te, 81 yaşında veda etmişti dünyaya... Bakırköylü Sanatçılar Derneği (BASAD), 1993'te aramızdan ayrılan sinema sanatçısı Hulusi Kentmen‘i doğumunun 100. yılında, 13 Aralık gecesi, Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi'nde andı. 1912 doğumlu olan sanatçıyı anma töreninin adı “Hulusi Kentmen 100 Yaşında" idi... Dernek başkanı İlhan Gülek’in konuşmasıyla başlayan  töreni, sinema ve tiyatro sanatçısı Gülsen Tuncer sundu. Anmada, İsmet Arasan’ın “Yüzyüze” adlı belgeseli gösterildi, peşinden Türk sinemasının pek çok oyuncusu, yönetmeni ve yazarı Hulusi Kentmen ile ilgili anılarını anlattı. 

Bizde MİZAHHABER olarak Hulusi Kentmen ustayı, Cihan Demirci'nin yıllar önce yayımladığı, çocukluk anılarından oluşan "Ben Büyüyünce de Çocuk Olucam" adlı kitabında yer alan bir Hulusi Kentmen anısı ile anıyoruz...

Hulusi Kentmen’le tanışmanın keyfi...

Babamın tıpkı Murat amca gibi gene Karasu’dan kalma bir de albay arkadaşı vardı... Çok renkli bir insan, dünya tatlısı bir adamdı Hüseyin amca... O ve eşi Semahat teyze, çocuk yaşta hayranı olduğum bir başka büyük oyuncunun, Hulusi Kentmen’in aile dostuydu...
Ve çocukluğumun unutulmaz bir gecesinde Hüseyin amcalarla birlikte, annem, babam ve ben, Hulusi Kentmen’in Beylerbeyi’ndeki evine misafirliğe gittik...

Murat amcanın duvarına düşen bir görüntünün daha canlanmasına tanık olacağım için çocukça bir heyecanla tir tir titriyordum ben o gece...

Kapı açıldığında tıpkı, o filmlerdeki gibi babacan, yufka yürekli ve sevimli bir fabrikatör duruyordu karşımızda... Heyecanla sarılmıştım ona ama gene de temkinliydim, ne de olsa otoriter bir fabrikatördü Hulusi amca... O anda içime sonradan şiire dönüşecek şu cümle düşmüştü: “Benim fabrikatörümün gönlü zengindi, adı Hulusi...”

Hulusi amca çok doğal ve samimi bir insandı. Evinin pek çok yerinde oğlunun resimleri duruyordu. “O benim tek oğlum, aslanım o benim” deyip resimlerini okşuyordu. Pekiiiii, ya Tarık Akan, ya Kadir İnanır... Yoksa onlar Hulusi babanın oğulları değil miydiler?.. Ya kızları Filiz Akın, Gülşen Bubikoğlu?.. Kafam filmlerle, gerçek yaşam arasında karışıp kalmıştı sanki... Salonun kapısının her açılışında içeri şımarık oğlu Tarık girecek zannediyor ama girenin çay taşıyan eşi olduğunu görüyordum...

O koskoca fabrikatör ne kadar da içten ve candan bir Hulusi amcaymış meğer... Vay be, beyaz perde, ya da ah şu Murat amcanın beyaz duvarı!..

Hulusi baba, sıkı bir denizciydi laf aramızda... Evinin her tarafı oyunculuğundan çok denizciliğini hatırlatacak görüntülerle doluydu... Şehir Hatları vapurlarına bindiği zamanlar, kaptan köşkünde yolculuk yaptığından bahsetmişti. Sonraları bir süre, her vapura binişimde, hemen en üst kata çıkıp, kaptan köşkünde gözlerim onu arar olmuştu hep...

O gece eve döndüğümüzde sabaha dek uyku tutmamıştı beni... “Keşke şu ülkedeki bütün fabrikatörler böylesine sevgi dolu olsaydı”diye düşüncelere dalmıştım yatakta...

CİHAN DEMİRCİ

(Cihan Demirci / Ben Büyüyünce de Çocuk Olucam / Çocukluk Anıları / Bulut Yayınları / 1. Basım / 2005 / Kitapta yer alan "Murat Amca Aile Sineması" adlı bölümden bir alıntıdır...)
 
NESİN VAKFI'NDAN SIRA DIŞI BİR AZİZ NESİN!

MİZAHHABER - Nesin Vakfı "Sıra Dışı Aziz Nesin" adlı bir paket oluşturmuş... Bu konuda Nesin Vakfı'ndan Ali Nesin'den gelen bir mektubu MİZAHHABER'de sizlerle paylaşıyoruz...

Sevgili Dostlar, Aziz Nesin'i gençlere tanıtmak amacıyla "Sıradışı Aziz Nesin" adlı bir paket oluşturduk. Özellikle yeni yil icin sıradışı bir hediye olacağını düşünüyoruz. Paket şu kalemlerden oluşuyor:

1. Aziz Nesin'in özellikle futbol ve güreş üzerine yazdığı, çoğu daha önce kitap yüzü görmemiş spor yazıları. 208 sayfa. Spora hiç bu gözle bakmamış olabilirsiniz!

2. Aziz Nesin'in keskin mizahi ve derin gözlem yetenegiyle söyledigi bazı özlü sözleri içeren Seçilmis Satırlar. 192 sayfa. (Aziz Nesin'e maledilen ve sosyal medyada dolaşan özlü sözlerin yarısından fazlası uydurmadır!)

3. Çogunlukla Aziz Nesin'in notlarından, kitaplarından, arşivinden derledigim, sadece pasajların arasını doldurmakla yetindigim Aziz Nesin'in yasam öyküsü: Gömüyü Arayan Adam. 176 sayfa. Bebekliginden yaşlılığına yuzlerce fotograf bulacaksiniz.

4. Saatli Maarif Takvimi'nden esinlenerek ve büyük emek harcayarak yarattığımız Nesin Vakfı Duvar Takvimi. Arka sayfada Aziz Nesin'den öyküler yer alıyor. 365+ sayfa.

5. Aziz Nesin'in yazdigi, Nehar Tüblek'in resimledigi ve daha önce kitap olarak yayımlanmamış bir çizgi roman: Bilmem Ne Adası. Yil 1956, 40 sayfa.

6. Aziz Nesin'in yazdığı, Yalçın Çetin'in resimledigi ve daha önce kitap olarak yayımlanmamış bir çizgiroman: Berber Nonos. Yıl 1956-57, 32 sayfa.

7. Aziz Nesin'in kendi sesinden hazırlanmış bir cd: Şiirin Tam Zamanıdır. 40 dakika. Müzik: Nurettin Ozsuca.

8. Aziz Nesin'in belgesel video cd'si. Akıntıya Karşı Aziz Nesin. 46 dakika. SineGoz Film Atolyesi'nin bir çalışması.

Daha fazla bilgi, görüntü ve dinleti http://www.nesinyayinevi.com/hediye_2.php  sayfasında.

31 Aralık'a kadar fiyatı 99 TL.

Kredi kartıyla(https://secure.nesinvakfi.org/nesinyayinevi/bagis.php) ya da banka vasitasiyla (http://www.nesinyayinevi.com/satis.php) ödeme yapılabilir.

Kapıda ödeme yöntemiyle alım yapmak isteyenler için: 0555 859 02 44 ya da 0555 963 10 60.

Bilgi için: eozacar@nesinyayinevi.com  ya da 0212 291 49 89.

En güzel günler dileyerek Nesin Vakfı'ndan sevgiler, saygılar.

Ali Nesin

17 Aralık 2012 Pazartesi

RUHİ SU 100 KARİKATÜR SERGİSİ AÇILDI

Halk müziğimizin büyük ustası, çok renkli sesi Ruhi Su’nun 100. doğum yılı nedeniyle TMMOB ile Homur Mizah ve Karikatür Grubu’nun birlikte düzenlediği “Ruhi Su Yüz Karikatür Sergisi” 15 Aralık tarihinde Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası’nda açıldı. Çok sayıda çizerin ve yurttaşın katıldığı açılış töreninde Ruhi Su Dostlar Korusu bir konser verdi. 30 Aralık tarihine kadar açık kalacak sergi, her gün 09.00 ile 18.00 saatleri arasında ziyarete açık.

Serginin açılışında bir dinleti sunan Ruhi Su Dostlar Korosu...


16 Aralık 2012 Pazar

ERCAN AKYOL ÇİZİYOR
Ercan Akyol'un 16 Aralık 2012 tarihinde Milliyet'te yayımlanan karikatürü...

15 Aralık 2012 Cumartesi

MUSA KART ÇİZİYOR
Musa Kart'ın 15 Aralık 2012 tarihinde Cumhuriyet'te yayımlanan karikatürü...

CİHAN DEMİRCİ NOTRE DAME DE SİON'LU ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU...

Mizah yazarı ve karikatürist Cihan Demirci, çocuk kitapları üretimiyle birlikte yıllardır sürdürdüğü okul etkinliklerine 14 Aralık Cuma günü Notre Dame De Sion'un ilkokul ve ortaokulun kısmının yer aldığı Şişli Bomonti'deki binasında devam etti. Notre Dame De Sion Lisesinin kardeşi diyebileceğimiz ilköğretim ve ortaokulunun adı; "Neslin Değişen Sesi"... Yani kısaca; NDS...


3 ayrı grupta, 4. 5. ve 6. sınıflara ayrı ayrı mizah söyleşisi gerçekleştiren Cihan Demirci, söyleşilerin sonunda Can Çocuk Yayınlarından çıkan iki çocuk kitabını öğrencilere imzaladı. Söyleşisinde; 4.5. ve sınıf öğrencilerine mizahın kökenleri ve tarihi hakkında kısa bilgiler veren Cihan Demirci, yazılı ve çizgili mizahtan, kendi mizah serüveninden bahsederek, "Şiir Küçüğün" adlı kitabından şiir örnekleri, "Kıkır Kıkır Fıkralar" adlı fıkra kitabından da fıkra örnekleri okudu. Bu keyifli etkinlik; söyleşiye gelecek konuk için önceden hazırlık yaptıkları gözlenen NDS'li öğrencilerin birbirinden anlamlı sorularıyla sona erdi. Cihan Demirci, 2013 yılında gerçekleşecek okullararası bir şiir yarışmasında jüri üyesi olarak görev yapacağı için, 2013'ün Nisan ayında bir kez daha NDS'de olacak...

Cihan Demirci NDS'li öğrencilere kitaplarını imzalarken...

14 Aralık 2012 Cuma

EMEL BALCIOĞLU TOPRAĞA VERİLDİ

6 yıl önce yitirdiğimiz karikatürümüzün duayen ustalarından Semih Balcıoğlu'nun sevgili eşi Emel Balcıoğlu, dün hayata gözlerini yummuştu. Emel Balcıoğlu bugün Zincirlikuyu Camii'nde kılınan öğle namazını müteakiben Zincirlikuyu Mezarlığı'nda eşinin yanına defnedildi. Merhumenin cenaze töreninde aile yakınları, dostları ve karikatürcüler hazır bulundu...

(Fotoğraf: Raşit Yakalı)

EGE ÜNİVERSİTESİ’NDE MİZAH FESTİVALİ

Ege Üniversitesi Karikatür ve Mizah Topluluğu Mizah Festivali düzenliyor. Her hafta düzenli Cem Güzeloğlu ile çalışmalarını sürdüren topluluk, ayrıca Cuma günleri İzmirli çizerleri konuk ediyor. Festival programı aşağıdır.

Program


17 Aralık 2012

“İzmirli Bobiler” Monte Sergisi

• 15:15-17:00 Serhat Kılıç Söyleşi

(Yarışma , Video , Klip görselleri)

• 17:30-18:30 Geveze Söyleşi

(Yarışma , Klip görselleri)

• 19:30-22:00 Kısmet Şov Stand-up Gösterisi

18 Aralık 2012

• 12:30-13:30 Dans,Yarışma,Video

• 13:30-15:00 @Argostroloji ve @Falanca (Twitter Fenomenleri Söyleşi)

• 15:30-17:00 Serkan Altuniğne & Kaan Sezyum

• 17:30-19:00 Gırgır Dergisi

Anıl Gürak, Uğur Günel, Evrensel Berkant, Harun Durgun

• 19:30-21:00 Cem ÖzkanYer: MÖTBE Prof. Yusuf Vardar Kampüs Kültür Merkezi

11 Aralık 2012 Salı

ÖNCÜ YAYINCI VE KARİKATÜRCÜ SEDAT SİMAVİ'Yİ 59. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANIYORUZ...

1946'da 4 arkadaşıyla birlikte kurduğu Gazeteciler Cemiyeti ve o cemiyetin her yıl onun adına verdiği ödüller de olmasa  Sedat Simavi adı günümüzde hepten yok olacak. Burda çok yazdık, malum; önce adına yıllarca yapılan uluslararası karikatür yarışmasının adını "Aydın Doğan"a dönüştürdüler... Sonrasında kurucusu olduğu Hürriyet gazetesi yıllarca logosunun altında yer alan ismini de oradan kaldırıp gazete içindeki künyenin en görünmeyen bir yerine koydu. 11 Aralık 2012 tarihi onun ölümünün 59. yılı... Mizah yayıncılığına da büyük katkısı olmuş bu büyük yayıncıyı, karikatürcüyü, başta kurucusu olduğu gazete Hürriyet olmak üzere pek anımsayan çıkmasa da MİZAHHABER olarak sevgiyle anıyoruz...

 

SEDAT SİMAVİ KİMDİR?

Burada okuyacağınız kısa özgeçmişi oradan-buradan hemencecik kopyalamadık, pek çok kaynağı tarayarak özel olarak hazırladık. Sedat Simavi 1896'da İstanbul’da doğdu ve Galatasaray Lisesinde eğitim gördü. Yayıncılığa ilk adımını bir mizah dergisi yayımlayarak yaptı: "HANDE"... Sadece yayıncı değil aynı zamanda bir karikatürcüydü. Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin sitesinde "1914 yılında haftalık Hande dergisini yayımladı" yazıyor ama MİZAHHABER olarak biz bu dergiyi 1916'da çıkardığını biliyoruz. 1918'de ise bu kez "DİKEN" adlı bir başka bir mizah dergisi yayımladı. 21 Temmuz 1920 de Dersaadet (Mutluluk Kapısı anlamında İstanbul ‘un isimlerinden biri) Gazetesini yayımladı. Milli Kurtuluş hareketini destekleyen bu gazete, mütareke ve işgal sansürünün çeşitli baskılarına ancak 128 gün dayanabildi. Bu kez 8 Şubat 1921 günü Payıtaht (Başkent) gazetesini yayımladı. Bu gazete de sansürlerin sürekli hedefi oldu. Yayım hayatı sadece 54 gün sürdü. 1921-1923 yılları arasında yayınladığı "GÜLERYÜZ" mizah dergisiyle Kurtuluş Savaşına destek verdi. Bu anlamda İstanbul hükümetini destekleyen "Aydede" adlı mizah dergisinin tam karşısında Mustafa Kemal'den yana tavır aldı. 10 Ağustos 1908'de ilk karikatürcü sayılan Ali Fuat Bey tarafından çıkarılan KARAGÖZ mizah dergisini 1935 yılında satın alan Sedat Simavi mizah yayıncılığını bu dergiyle sürdürdü. Karagöz mizah tarihimizin Akbaba'dan sonra en uzun ömürlü ikinci dergisidir. Sedat Simavi'nin ölümünden sonra da 2 yıl, toplam olarak ise; 47 yıl yayımlanmıştır. Simavi'nin 15 Mayıs 1933 günü yayımladığı Yedi Gün Dergisi ise döneminde 54 bin tiraja tırmanarak o zamanın gazeteler ile birlikte Harf Devriminin yayılmasında öncülerinden biri oldu. Sedat SİMAVİ 1 Mayıs 1948 günü, ülkenin basın hayatına yeni ufuklar açan HÜRRİYET gazetesini kurdu. Hürriyet gazetesini 5 yıl kadar yayımladıktan sonra 11 Aralık 1953'te bu dünyaya veda etti. Ülkede yayıncılık alanında tam anlamıyla öncü bir isim olan Sedat Simavi özellikle; Kadın ve magazin türü dergilerde tam bir öncüdür. Sadece yayıncılık, karikatürcülük yapmamış sinemayla da ilgilenmiştir. Sinemamızın ilk konulu filmi sayılan "Pençe" filmini 1917'de çekmiştir. Gene aynı yıl "Casus" adlı konulu bir film daha çekmiştir ama acı olan bu iki film de ne yazık ki kayıptır ve arşivlerde yer almamaktadır... Ölümünün 59. yılında sevgiyle anıyoruz...

Cihan Demirci-MİZAHHABER


SEVGİLİ ADİLE NAŞİT'İ ÖLÜMÜNÜN 25. YILINDA BİZE BIRAKTIĞI O UNUTULMAZ 'KAHKAHASI'YLA ANIYORUZ...

Zaman acımasızca akıp gidiyor her zaman olduğu gibi... Dile kolay, daha dün gibi geliyor bize, onun aramızda olduğu yıllar... Oysa onu yitireli tam 25 yıl oldu bugün... Adile Naşit... Sinemamızın, tiyatromuzun o unutulmaz kahkahası, neşemiz, yaşam sevincimiz... Çocukların masalcı teyzesi... 17 Haziran 1930 tarihinde İstanbul'da doğmuş Adile Naşit... Oyunlarında ve sinema filmlerinde canlandırdığı saf, iyi yürekli “anne" tiplemesi ve kendine has kahkahası ile Türk Sinemasının unutulmaz isimleri arasına yerleşen Adile Naşit, 11 Aralık 1987 tarihinde, İstanbul’daki evinde bağırsak kanseri sonucu hayata gözlerini yummuştu. 57 yıllık hayatına 80’in üzerinde sinema filmi sığdıran Naşit, çeşitli tiyatro oyunu ve dizilerde de rol aldı.


SAHNE İLE 14 YAŞINDA TANIŞTI

Babası Ünlü komedyen Komik-i Şehir Naşit’in ölümünün ardından okulunu bırakan Adile Naşit, 14 yaşında İstanbul Şehir Tiyatroları, Çocuk Tiyatrosu’na girdi. Muammer Karaca’nın tiyatrosunda çalıştıktan sonra, 1948-1951 yılları arasında komedyen Aziz Basmacı ve Vahi Öz ile birlikte kurdukları toplulukta tiyatro kariyerini sürdüren Naşit, 1954’te geri döndüğü Muammer Karaca tiyatrosunda 1960’a kadar çalıştı. 1961’de eşi Ziya Keskiner ve ağabeyi Selim Naşit Özcan ile birlikte kurdukları “Naşit Tiyatrosu"nun dağılmasının ardından 1963’te girdiği "Gazanfer Özcan - Gönül Ülkü" tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak görev aldı. Bu arada çok değerli bir başka oyuncu olan ağabeyi Selim Naşit'i de sevgiyle anmayı unutmayalım...

“HAFİZE ANA" İLE DORUĞA ULAŞTI

Naşit, beyaz perdeyle ise 1947 yılında Seyfi Havaeri’nin yönettiği “Yara" filmiyle tanıştı. 1976’da “İşte Hayat" adlı filmdeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazanan Naşit’in doruğa çıktığı rol, Rıfat Ilgaz’ın ölümsüz eseri “Hababam Sınıfı"nda canlandırdığı “Hafize Ana" karakteri oldu. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başlayan Naşit, Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet’in çektiği güldürü filmlerinde sıkça rol aldı.

ÇOCUKLARIN “MASALCI TEYZE"Sİ OLDU


Naşit, kariyerinin son dönemlerinde ise TRT’de yayınlanan “Uykudan Önce" programını nedeniyle “Masalcı Teyze" olarak anıldı. Naşit, 1980 yılında TRT Ankara Televizyonu prodüktörlerinden İlhan Şengün’ün yapımcısı olduğu, “Uykudan Önce" isimli çocuk programında, masal ve öyküler anlattığı çocuklar tarafından büyük ilgi gördü.

Yüzümüzü güldüren ender sanatçılardan biri olan Sevgili ADİLE NAŞİT'i 25. ölüm yıldönümünde MİZAHHABER olarak bir kez daha sevgi ve özlemle anıyoruz...

10 Aralık 2012 Pazartesi

10 ARALIK 'DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ'NÜ KUTLAYACAK DEĞİLİZ!!!

"Düşünce"nin hâlâ suç sayıldığı, suçları bile belli olmayan sayısız insanın hapiste çürüdüğü, muhalif olmanın, yazıp-çizmenin-görüş belirtmenin başlı başına bir "suç" haline geldiği, insan haklarının zerresinden eser kalmayan bir ülkede 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününü kutlayacak değiliz elbette. Turhan Selçuk ustanın daha önce de yer verdiğimiz, 1959 yılından kalma hiç eskimeyecek bir karikatürüyle bu anlamlı günü, yakınını yitirmiş insanlar gibi acıyla ve hüzünle anıyoruz sadece... (MİZAHHABER)

8 Aralık 2012 Cumartesi



Gerici, dinbaz ve rantçı düzen, kentlerde yaşam kültürünü oluşturan bütün mekanları zorbalıkla birer birer yok ederek kendi vahşi Vandal İstanbul'unu yaratıyor..."Bundan başka İstanbul yok" diyenler artık eskiyen bu sözü revize etmeli: "Onlarınkinden başka İstanbul yok!!!"

Kendin her türlü yanlışı yap, sana asla dokunamasınlar ama başkası yanlış yaptığında sen ona dokun, insan olana dokunur böylesi bir uygulama!..

Türkiye Gazeteciler Sendikasına göre hapiste bulunan gazeteci sayısı: 71, Gazetecileri Koruma Komitesi raporuna göre: 61… Bülent Arınç’a göre ise: 3… Bunların enflasyon hesabının nasıl yüzde 6’larda dolaştığını şimdi daha iyi anladınız mı?..


“Kıyamet Günü” gelse, geldiğine bin pişman olur bu ülkede yaaa!.. Hatta şöyle der Kıyamet Günü: “Vaaay beee!.. Şunun şurasında bir kıyamet günümüz vardı. Tutmuş onu da Şirince’de ranta çevirmiş Türk insanı!..”

Az önce başkanlık sisteminden sanki şöyle bir ses işittim: "Bu dünyanın sonunu bilmem ama bu ülkenin sonu sadece benden sorulur!!!”

Dünyada gelse bile bu ülkede dünyanın sonu gelmez… Ancak ve ancak dünya başbakan tutmadığı için yayından kaldırılabilir!

Yargının tamamen iktidara bağlandığı bir yerde Ombudsman’lar da, iktidardan olmayanlar için sivriltilmiş sağlam bir kazığa bağlanır elbet!

Gene mi “İnsan Hakları Günü” gelmiş… Yaa bu ülkeye yakışıyor mu?.. Ne günü, ne saati, şunu “İnsan Hakları Saniyesi”ne çevirin gitsin, bir süre sonra salise olur, sonra da hepten kalkar!..

Ortalık her türlü “yaşam koçu”ndan geçilmez oldu malumunuz… Ülkede öylesine bir “Kendinden olmayanın yaşamını germe koçu” var ki, gerisi hikaye!..

AKP’li vekil Başbakanının yol göstermesiyle “Padişahlara dokunulmazlık yasasını” Meclise sundu!.. Başkanlık sisteminin ısınma turları öncesinde bu yasa sayesinde sadece tarihteki padişahlara dokunulmazlık olacağını sanmayın!!!

Yıllar yıllar önce, ta 90’lı yıllardaki bir laforizmamda şunu demiştim: “Dizi filmlerin gerçek sanıldığı bir ülkede, gerçekler de bir süre sonra dizi film olarak izlenecektir!” (Laforizmamız o zaman için erkendi belki ama bugün başbakanın da katkılarıyla tam yerine oturdu!)

Kadına şiddet, son 10 yılda yüzde 1400 arttı filan deniyor ya, iş öyle bir hale gelmiş ki AKP’li kadın vekil bile dayak yemiş sonunda… Konu insan hakları olunca hep sınıfta kalan bir partinin bırakın kendinden olmayanını, bu konuda kendine bile hayrı yok gördüğünüz gibi…

Mısır, diktatörlüğe soyunan lideri Mursi’ye karşı direniyor!.. Mısır kadar olamadık!.. Eee demek ki adamların Mısırı bizimki gibi kadar GDO’lu değilmiş kardeşim!..

7 Aralık 2012 Cuma

ZAFER TEMOÇİN ÇİZİYOR
Zafer Temoçin'in 7 Aralık 2012 tarihinde Cumhuriyet'te yayımlanan karikatürü...


MUSA KART ÇİZİYOR

Musa Kart'ın 7 Aralık 2012 tarihinde Cumhuriyet'in birinci sayfasında yayımlanan karikatürü...

6 Aralık 2012 Perşembe

“İNSAN OLMAK" SERGİSİ 8 ARALIK'TA KARİKATÜR VE MİZAH MERKEZİNDE AÇILIYOR...

10-15 Aralık tarihlerine gelen İnsan Hakları Haftası öncesinde; Karikatürcüler Derneği üyelerinin İnsan Haklarıyla ilgili karikatürlerinden oluşan 80 adet çalışma 8 Aralık 2012 Cumartesi günü Saat 14:00'de, Tepebaşında bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mizah ve Karikatür Merkezi'nde açılacak.

(Haberde gördüğününüz karikatür, çizdiği karikatür yüzünden zamanında hapiste yatmış, bu yüzden zaten sorunlu olan sağlığı daha da bozulmuş ve şu sıralar yeniden hastanede tedavi altında olan AHMET ERKANLI arkadaşımıza aittir. İnsan Haklarının asla işlemediği bu ülkede bunun acısını bizzat yaşamış sevgili Ahmet Erkanlı arkadaşımıza, dayanma gücü ve acil şifalar diliyoruz...)

KARİKATÜR VAKFI 7-17 KARİKATÜR YARIŞMASINDA KONU: "BİLGİSAYARIN YAŞAMIMIZA ETKİLERİ"

Nezih Danyal Karikatür Vakfı tarafından düzenlenen 19. Uluslararası 7-77 Karikatür Festivali 19-21 Nisan 2013 tarihlerinde dört gün süreyle Ankara’da yapılacak. Festival kapsamında yer alan 7-17 Karikatür Yarışması’nın amacı çocuklar arasındaki kardeşlik, sevgi, dostluk bağlarını geliştirmek ve onları barışcıl bir geleceğe hazırlamak. Yarışma 7 ila 17 yaşları arasındaki tüm çocuklara açık.


Yarışma konusu: Bilgisayarın yaşamımıza etkileri.

Karikatürler A4 ya da A3 boyutlarında her tür kağıda istedikleri teknikle, siyah-beyaz, renkli olarak çizilebilir.

Karikatürcüler en çok üç karikatürle yarışmaya katılabilirler. Yarışmacılar karikatürlerin arkasına ad-soyadlarını, doğum tarihlerini, telefonlarını, okullarını, adreslerini yazmalıdırlar.

Yarışmacılar karikatürlerini 1 ŞUBAT 2013 tarihinde kadar 7-17 KARİKATÜR YARIŞMASI - PK:364 YENİŞEHİR 06443 ANKARA’ posta adresine göndermelidirler.

Jürinin seçeceği en iyi karikatürü çizen karikatürcüye SCRİKSS KALEM ÖDÜLÜ 1.000 TL, plaket ve diploma verilecek. Ayrıca karikatürleri sergilenmeye değer görülen tüm karikatürcülere diploma gönderilecektir.

Yarışmada ödül alan karikatürcü 19-21 Nisan tarihinde yapılacak 19. Uluslararası 7-77 Karikatür Festivali’ne davet edilerek 7-17 KARİKATÜR YARIŞMASI karikatür sergisi açılışında ödülünü alacaktır.

Yarışma sonuçları 10 Nisan 2012 tarihinde basın, yayın organları ve internetten duyurulacaktır.

Jüri tarafından seçilip, karikatürleri katologda yer alan karikatürcülere 19. Uluslararası 7-77 Karikatür Festivali Kataloğu, katılım belgesiyle birlikte gönderilecektir.

Karikatürler geri gönderilmeyecek ve basım yayın hakkı Karikatür Vakfı’nın olacaktır *7-17 KARİKATÜR YARIŞMASI karikatür sergisi daha sonra Türkiye içinde ve yurt dışında çeşitli kentlerde açılacaktır.



TAYFUN AKGÜL'ÜN "YÜZDE YÜZ MONTAJ" SERGİSİ 6 ARALIK'TA AÇILIYOR...

Karaköy'de bulunan Schneidertempel Sanat Merkezi, 6 Aralık 2012 perşembe günü öğretim üyesi ve karikatür sanatçısı Tayfun AKGÜL’ün “Yüzde Yüz Montaj” adlı karikatür sergisine ev sahipliği yapacak. Saat:18.00-20.00 arası kokteyli yapılacak olan sergide sanatçının son dönemde % 100 atık malzemelerden montajladığı karikatür portreler yer alıyor.



Tayfun AKGÜL, 80'li yıllardan beri karikatür çiziyor. Çizgileri; yurtiçinde Cumhuriyet Bilim Teknoloji Eki, Homur ve Matematik Dünyası’nda, yurtdışında (eski adı The IEEE Engineering in Medicine and Biology yeni adı ile) Pulse, The IEEE Antennas and Propagation Magazine, The IEEE Signal Processing Magazine, The IEEE Women in Engineering, The IEEE Region 8 Newsletter adlı uluslararası bilimsel dergilerde düzenli yayımlanmaktadır. 1998’de Karikatürcüler Derneği Sergi Salonu’nda “Meta-matik”, 2005’te Rezan Has Haliç Kültürleri Müzesi’nde “2x2” adlı kişisel sergileri açtı. 1 Nisan 1998, 1999 ve 2000 tarihlerinde Drexel Üniversitesi'nde (ABD) "Şaka Konferansları" düzenledi. Haziran 2000'de İstanbul'da gerçekleştirilen uluslararası bir konferans kapsamında uluslararası bilimsel karikatür yarışması düzenledi. 2004’te “Bilimum” adlı karikatür kitabı Karikatürcüler Derneği, 2011’te “FenniKarikatürler” adlı kitabı Elektrik Mühendisleri Odası tarafından yayımlandı. 2005-2006 döneminde Karikatürcüler Derneği Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. 1 Nisan 2009 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Yerleşkesi’nde binalara asılan büyük boy poster karikatür sergisi açtı. Her yıl 1 Nisan’da karikatür odaklı bir etkinlik düzenlemektedir. IEEE Antennas and Propagation Magazine, Matematik Dünyası ve Elektrik Mühendisleri (EMO) Dergisi yayın kurulları üyesidir. Halen İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi'nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Tayfun Akgül, çeşitli dönemlerde TÜBİTAK, Çukurova Üniversitesi, Pittsburgh Üniversitesi ve Drexel Üniversitesi'nde görev yaptı. Yakın zamanda karikatürcü bakışı ile yüz tanıma konusunda araştırmalar yapmaktadır.


ZAFER TEMOÇİN ÇİZİYOR
Zafer Temoçin'in 5 Aralık 2012 tarihinde Cumhuriyet'te yayımlanan karikatürü...



4 Aralık 2012 Salı

BÜLENT KARAKÖSE’DEN 33. SANAT YILI ANISINA BİR KİTAP:
‘İHTİYAÇ MOLASI’

Zaman nasıl da hızla akıp geçiyor... Sel gibi akıyor, sürüklüyor insanı hain yıllar... Yetişmek imkansız... O zaman bazen yetişmeye çalışmayıp öylesine durmak gerek... "İhtiyaç Molası" vermek gerek akıp giden bu acımasız hayata...

Cevdet Bülent Karaköse kardeşimi tanıdığımda nerdeyse kısa pantolonlu bir çocuktu, 14 yaşında filan... Tarlabaşındaki mahalle maçını yarıda bırakıp Çemberlitaş'ta çalıştığımız dergiye karikatür getirmiş bir hali vardı. Yıl 1981 olmalı... "Ses" adlı kaliteli bir magazin dergisine (neden böyle dedim, bugünün magazin dünyasına bakıldığında Ses gerçekten çok kaliteli kalıyor da ondan) "Atmaca" adında çok keyifli, müthiş bir kadrosu olan bir mizah eki yapıyorduk o zamanlar. Benim de profesyonelliğe adım attığım ilk dergidir Atmaca...

Bülent Karaköse ile Ses-Atmaca'da başlayan dostluğumuz ardından Güneş gazetesinde, sonrasında Güldürü Üretim Merkezinde birlikte çalıştığımız yıllarda devam etti. Daha sonra da pek çok dergi ve gazetede, ekte birlikte çalıştık Bülent'le... 31 yılı deviren bu uzun yolculukta, bizi yolda bıraktıkları için yolda bıraktıklarımız oldu...Kimileri döküldü dayanamadı bu uzun ve meşakkatli serüvene...Ama bizim Bülent'le harbi dostluğumuz "İhtiyaç Molası" sıcaklığında sürdü sürüyor, son nefese dek de sürer belli ki... 

Hem biz onunla hemşeri de sayılırız ayrıca:)) Bülent Karaköse kardeşimin yıllar önce çıkardığı ilk karikatür albümü olan "Bizim Çöplük"e önsöz yazmış olmanın mutluluğu bir başkadır benim için... O da Mustafa Cihan abisinin 30. meslek yılında, gözünü nemlendiren, içten mi içten, samimi mi samimi bir yazı yazmıştır ki, ancak 33. yılımda geçen yıl çıkarabildiğim ilk karikatür albümüme koyması kısmet oldu o güzelim yazısını...Bülent arada başka kitaplar da çıkardı ama bundan önce çıkardığı "Küllenmiş Zamanların Ardından" onun sadece iyi bir çizer değil aynı zamanda sağlam bir yazar olduğunu da kanıtladı bilmeyenlere...

İlk karikatürü 1979'da yayımlanan Bülent Karaköse kardeşim bu kez de; 33. Sanat Yılı münasebetiyle okurlarının karşısına "İHTİYAÇ MOLASI" isimli karikatür kitabı ile çıkmış... ClinArt Yayıncılık’tan yayımlanan İHTİYAÇ MOLASI’nda Karaköse’nin 33 yıllık çizgili geçmişinden örneklerinin yanı sıra Karaköse’nin ödüllü karikatürleri, meslektaşlarının çizdiği portreler, Zühtü Bayar’ın kaleminden Karaköse’nin sanatına ilişkin bir makale ve bir de dünyaca ünlü mizah yazarımız Aziz Nesin’den bir öykü uyarlaması bulunuyor.

Siz bakmayın son kitabının adının "İHTİYAÇ MOLASI" olduğuna, Bülent Karaköse kardeşim, bu akla ziyan coğrafyadan gelip-geçmiş tüm gerçek sanatçılar gibi bu zorlu serüvene tüm hakikiliğiyle, yapmacıksız bir şekilde devam ediyor...

O halde, sağa değil, sola çekilip ona yol verelim ve bir kez daha; yolun açık olsun Cevdet Bülent Karakaöse kardeşim diyelim...

Mustafa Cihan Demirci


3 Aralık 2012 Pazartesi

CİHAN DEMİRCİ'NİN İKİ YENİ ÇOCUK KİTABI 2. BASIMINI YAPTI!


Mizahımıza hem yazar, hem de çizer olarak 34 yıldır emek veren, 27 yıldır da kitap yayımlayan mizah yazarı ve karikatürist Cihan Demirci bilindiği gibi son yıllarda çocuk kitaplarına ayrı bir önem veriyor. Yaz aylarında Can Çocuk Yayınlarından önce "Şiir Küçüğün" adlı; neşeli, eğlenceli, komik ve mizahi şiirlerden oluşan çocuk şiirleri kitabını çıkaran Cihan Demirci, Eylül ayında gene Can Çocuk Yayınlarından bu kez "Kıkır Kıkır Fıkralar" adlı kitabı yayımlamış ve bugüne dek yayımlanmış kitaplarının sayısını 41'e çıkarmıştı. Çocuklar için yazılmış ama içindeki çocuğu yitirmemiş büyüklerin de okuyabileceği "Kıkır Kıkır Fıkralar"da özgün, eğlenceli, neşeli fıkralar yer alıyordu. Cihan Demirci'nin "Şiir Çocuğun" adlı çocuk şiirleri kitabıyla, "Kıkır Kıkır Fıkralar" adlı çocuk fıkraları kitapları çocuklardan gördüğü ilginin ardından Kasım ayı başında 2. basımlarını yaptı.

SONUNDA BU DA OLDU!
RTÜK, ÇİZGİ DİZİ SİMPSONS'A 52 BİN LİRA CEZA KESTİ!


Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Y. Yılmaz'ın bugünkü yazısından öğrendik ki; RTÜK, Türkiye'de CNBC-e'de yayınlanan dünyaca ünlü çizgi film dizisi The Simpsons'a 52 bin 951 lira para cezası kesmiş. İşte tam da bu akla ziyan ülkeye özgü cezanın gerekçesi...

Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz "Homer’a Müslüman bir komşu gelir mi?" başlıklı bugünkü yazısında, RTÜK’ün, çizgi komedi dizisi The Simpsons’a, “Tanrı’nın olmadığına ilişkin sözler söyleniyor, tanrı şeytana kahve ikram ederek şeytanın emrindeymiş gibi gösteriliyor” gerekçesiyle 52 bin 951 lira para cezası kestiğini yazdı.

 İşte Mehmet Y. Yılmaz'ın o yazısı:
Homer’a Müslüman bir komşu gelir mi?

RTÜK denetçisine göre, “Çizgi filmdeki karakterlerden biri (bu Homer olmalı), bir diğerinin dini inancını kullanarak (bu da Flanders sanırım), onu şiddete yöneltiyor, Tanrı’nın olmadığına ilişkin sözler söyleniyor, Tanrı şeytana kahve ikram ederek şeytanın emrindeymiş gibi gösteriliyor, Noel’in alkolizm için iyi bir fırsat olduğu ifade edilerek alkolü özendirici yayın yapılıyor”!

Başbakanının dizi filmi belgesel zannettiği bir ülkede, RTÜK denetçisinin ‘The Simpsons’ gibi bir çizgi komedi dizisindeki esprileri anlayabilmesini zaten beklememek gerekirdi.

Bu tür esprileri anlamak belli bir zekâ düzeyini ve mizah duygusunun gelişmiş olmasını gerektirir çünkü.

Acaba kanal bu karar ile ilgili olarak idare mahkemesine ve Danıştay’a gidecek mi? Acaba memleketimizin yargıçları diziyi izleyip gülecekler mi, yoksa onlar da “Vay namussuzlar, ödesinler cezayı” mı diyecekler?

Tabii ileride bu durum gündeme geldiğinde Başombudsman’dan ilhamla “Bunun bir çizgi film olduğunu dosyadan anlayamadık” deme haklarının saklı olduğunu unutmayalım!

Bana sorarsa, Ferit Bey’in bir kurban kestirmesi de iyi olur, bütün bunların dönüp dolaşıp onu bulması da özel bir düşmanlıktan kaynaklanmıyorsa “nazar” olmalı çünkü!

Ve elbette en çok da şunu merak ediyorum:

Dizinin senaristleri, adı “Turkey” olan bir ülkede, dizideki esprilerin gerçek zannedildiğini ve bu nedenle cezalandırıldığını duyunca ne yapacaklar?

Aşırı Hıristiyan Flanders’in yanına bir de badem bıyıklı bir RTÜK denetçisi eklerler mi dersiniz?

Ortada Homer’in evi, bir yanında inançlı Hıristiyan Flanders, öte yanında inançlı Müslüman “Almond Mustache”!

MİZAHHABER DER Kİ: Ülke dediğin her yanıyla akla ziyan! Bütün kurumlar Diyanet İşleri gibi çalışıyor artık! Cihan Demirci yıllar yıllar önce taa 90'lı yıllarda yazdığı bir laforizmada; "Dizi filmlerin gerçek zannedildiği bir ülkede, gerçekler de dizi film gibi izlenir elbet" demişti. O Laforizmayı daha sonra karikatür olarak da çizmişti. Bugün bu sözler daha iyi yerine oturuyor. Her şeyin yer değiştirdiği, aklın ve bilimin ışığından uzak, şizofren mi şizofren bir ülkede artık birşeyleri tartışmanın da anlamı kalmıyor...