30 Ağustos 2012 Perşembe

KARİKATÜRİST SERDAR GİLKAL YAŞAMINA SON VERDİ!

Bursalı karikatürcü Serdar Gilkal, 29 Ağustos Perşembe günü, 49 yıllık yaşamına Bursa'da son verdi. İstanbul ve Bursa'da çeşitli gazete ve dergilerde karikatürist olarak çalışan Serdar Gilkal altıncı kattan atladı ve olay yerinde hayatını kaybetti.

Bir süredir rahatsızlığı nedeniyle psikolojik tedavi gören Serdar Gilkal'in ölümü büyük üzüntü yarattı. Son olarak Bursa Olay Gazetesi'nin mizah sayfasında çizgilerine devam eden Gilkal'in cenazesi  Kükürtlü Camii'nde ikindide kılınan cenaze namazından sonra Hamitler Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Ölümlere yetişemez olduk... Son bir hafta içinde önce yılların ustası Cafer Zorlu ağabeyimizi yitirdik, sonra ardı ardına henüz 49 yaşında iki mizah emekçisi gitti. Senarist Metin Açıkgöz ve ardından Karikatürist Serdar Gilkal... Tabi Serdar'ın gidiş şekli en acısı... Biliriz, karikatürcü hep yapayalnız bir insandır ve hep ip üstünde yürür bir ömür boyu. İpin üstünde yürümek çok zordur. Hele hele böylesine akla ziyan bir ülke varsa o ipin altında. An gelir ip kopabilir... Serdar Gilkal arkadaşımız son kareyi kimseye bırakmadan kendisi çizip gidivermiş... Çizgi dolu ruhu şad olsun...



29 Ağustos 2012 Çarşamba

SENARİST METİN AÇIKGÖZ'Ü YİTİRDİK!
 
Ağırlıklı olarak komedi dizilerinde senaristlik yapan Metin Açıkgöz çok erken bir yaşta dünyaya veda ett. İki hafta önce beyin ameliyatı olan, ameliyatın ardından istirahat ettiği evinde önceki kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden ünlü senarist Metin Açıkgöz, toprağa verildi. Cenazeye Metin Açıkgöz’ün yakınlarının yanı sıra Hamdi Alkan, Rasim Öztekin, Şoray Uzun, Mustafa Üstündağ, Birol Güven, Ufuk Özkan, Hakan Yılmaz, Canan Hoşgör ve Furkan Kızılay gibi isimler de katıldı.
 
1963 yılında İzmir'de doğan Metin Açıkgöz, 9 Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Metin Açıkgöz, "Reyting Hamdi" , "Çocuklar Duymasın" , "En Son Babalar Duyar" , "Yalancı Romantik" ve "İnce İnce Yasemince" gibi dizilerde senarist olarak çalıştı. Ünlü senaristin annesi Selvinaz Açıkgöz’ün de 14 ay önce kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği öğrenildi.
 

 
 
ZAFER TEMOÇİN ÇİZİYOR
 
Zafer Temoçin'in 26 Ağustos 2012 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan karikatürü...
 
 
BAHADIR BARUTER'DEN AİLE KAVRAMINA İRONİK BİR BAKIŞ:

"SENİN AİLEN BİR YALAN YAVRUM"
 
Penguen dergisinin karikatür ustalarından Bahadır Baruter, karikatür alanı dışına taşan işlere giderek ağırlık veriyor. Baruter'in dijital resim ve videolardan oluşan yeni sergisi “Senin Ailen Bir Yalan Yavrum”la 13 Eylül’de İstanbul'da Galeri X-ist’te açılacak. Aile kavramını kendine özgü mizah anlayışı ve ironik bir yaklaşımla masaya yatıran Baruter “Senin Ailen Bir Yalan” derken kendi yalanımızı ortaya çıkarmayı hedefliyor ve aile tablolarını sahtelikten arındırarak yeniden yaratıyor. Baruter, sıcak, sevecen ve güvenli görünen anların gerçekliğini sorguladığı çalışmalarında ailenin, bireylerin ancak bir arada var olabileceği inancıyla inşa edilmiş, yanıltıcı bir mutluluk kaynağı olduğunu işaret ediyor. Sergi 13 Ekim’e dek sürecek. (0212-291 77 84)
 

27 Ağustos 2012 Pazartesi

ZORDUR "ELEŞTİRİ" YAZMAK...
BİLGİ İSTER, BİRİKİM İSTER, YETENEK İSTER...
 
Cumhuriyet-Kitap ekinin, 16 Ağustos 2012 tarihinde yayımlanan 1174. sayısının "Çocuk Kitapları"na ayrılan sayfasında, "Okuyan/Okutan Öğretmenlerden Mektuplar" başlığı altında, Cihan Demirci'nin Temmuz ayında yayımlanmış, çocuk şiirleri kitabı "Şiir Küçüğün" hakkında bilgiden, ilgiden, birikimden yoksun bir eleştiri(cik) yayımlandı. Aşağıda 34 yılını çizerliğe, 32 yılını da yazarlığa veren ve uzun yıllardır çocuk kitapları yazan, hayatını çocuklara-gençlere adayan Cihan Demirci'nin bu "seviyesi" düşük yazıya MİZAHHABER'de verdiği "gereken" yanıtı bulacaksınız...
 
 
Öncelikle şunu söylemiş olayım; Cumhuriyet-Kitap ekinin 1174. sayısında, çocuk şiirlerinden oluşan, Temmuz ayında yayımlanan son kitabım hakkında çıkan bilgi ve birikimden yoksun eleştiriciğe yanıt vermemem üzerine bana mesaj gönderen okurlara, dostlara, arkadaşlara yazdım aslında bu yazıyı... 

Yanıt verme gereği duymadım zira bu yazı ciddiye alınacak bir eleştiri yazısı değildi. Ancak bu işi yıllardır boşa yapmadığımı haklı çıkaran satırlarınız beni yazıyı yazmaya itti. Cumhuriyet-Kitap ekinde bu yazıyı yazan, belli ki "öğretmen" şahıs dersine yeterince çalışmadan bu "geçirme" yazıyı alelacele kaleme almıştı.

Ancak bu yazıyı yayımlayan Cumhuriyet gazetesinin pek çok köşesine yıllarca, çoğu "karşılıksız" bir şekilde emek vermiş biri olarak beni asıl acıtan bu gazetenin, bu ekin ve tabii ki özellikle de bu sayfayı hazırlayanların "duyarsızlığı" oldu. Cumhuriyet ne yazık ki, ne acı ki hep kendisine emek verenleri, gerçek dostlarını harcamış bir gazete olarak benim yazarlık-çizerlik serüvenimdeki talihsiz yerini çoktan almış bir gazetedir.

Yazıyı yazan kişi o kadar cahil ve bilgisiz ki, beni farklı alanda kalem oynatırken "Hadi bir de çocuklara yazayım" diyenlerle bir tutmuş. Beni "çocuk yazını" alanına aniden dalmış "popüler" biri sanıyor!!! Onlardan  biri olmadığım için tuttuğu yer anında elinde kalıyor tabii... Onun deyişiyle ben iyi bir mizahçıymışım ve bu nedenle; "ne gereği varmış çocuklara şiir yazmanın".. Dedim ya öğretmen ama dersine zerre kadar çalışmamış.

Bir kere beni sadece "çizer" zannederek daha eleştirinin başında sınıfta kalıyor. Hakkımda zerre kadar araştırma yapmadan, sırf "geçirme" amacıyla, kompleksle yazılmış satırlar. Yoksa "yazdırılmış" satırlar mı, çünkü daha çok "tetikçi" bir kalem izlenimi yarattı bende. Oysa Cihan Demirci, ilk imzalı yazısı 1980 yayımlanmış, yola genç yaşında şiir yazarak çıkmış, şiirleri mizah dergilerinde ve gazetelerde yayımlanmış, 1985'teki ilk kitabı da "şiir" kitabı olan bir yazardır ve laf olsun, torba dolsun, hadi şimdi de bir çocuk kitabı yazayım derdi olmayan, son 12 yılda 18 ayrı çocuk kitabı yayımlayan, 40 kitabının 39 tanesi yazı kitabı olan bir edebiyat emekçisidir. Yazmaya ve çizmeye başladığı ilk günden beri çocuklarla ve gençlerle haşır-neşir olan, onlar için yazan biridir. Son 20 yılda 900'ü aşan söyleşi-imza günü ve kültürel etkinliğin çok büyük bölümünü okullarda gerçekleştirmiştir. Bu zatın yaşadığı İzmir'in okullarını uzunca bir dönem karış karış gezmiş, çocuklarla kurduğu keyifli diyalog sayesinde, onların da yönlendirmesiyle 12 yıl öncesinde bilinçli bir şekilde "çocuk kitabı" yazmaya başlamıştır.

Bunu en iyi bilenlerden biri de bu yazının çıktığı sayfanın hazırlayıcısı olan Sn. Mavisel Yener'dir işin acı gerçeği!.. Sayfayı hazırlayanlar arasında adı olan diğer arkadaşlar da iyi bilirler Cihan Demirci'nin ne kadar uzun bir süredir çocuklar için yazdığını, onun önceliği çok uzun yıllardır yazarlığa verdiğini... Ama es geçmişler... İlgilenmemişler... Önemsememişler... Böylesine bilgi ve birikim yoksunu bir kalemin, yıllarını çocuklara ve gençlere vermiş bir yazar-çizere gerçekletirdiği, eleştiriden uzak bir nevi "saldırı" yı rahatça yayımlamışlar...
 
Bilgi ve birikimden yoksun bu şahış, çocuk edebiyatından copy-paste yoluyla aldığı, bu işin erbabı ustalara ait yazıları da kullanarak, yani bu eleştiriciğine onların "Dağlarca" gibi ustaların adını da alet ederek doldurabilmiş bu zorlama yazıyı. Orda adını kullandığı, çocuk edebiyatının ülkemizdeki en önemli uzman isimlerinden sevgili Prof. Sedat Sever de mutlaka "acı acı" gülümseyerek okumuştur bu birikimden yoksun satırları... Çünkü o da iyi biliyor sanırım Cihan Demirci'nin kim olduğunu...
 
Sadece bilgi ve birikimden yoksun olsa neyse, bu zatın kötü niyetli olduğu, henüz dumanı tüten bu kitabımdan örnek olarak aldığı şiirlerin tamamını kullanmadan, şiirlere vurmaya çalışmasıdır. Örneğin kitapta yer alan "Şıkırt" adlı ve çocuklar tarafından çok sevildiği için bu kitaba girmiş şiirimin son dizesini alıntıda kullanmayarak, şiiri havada bırakmıştır ki, bu çirkin durum şiiri daha önce okumamış olanları da yanıltacak bir vaziyettir.
 
Kitaptaki şiirleri kendince ilkel çıkarımlarla "şiir" olarak görmeyen, yetersiz bulan, dersine çalışmamış bu öğretmene, bugüne kadar 4 şiir kitabı yayımlamış, üstelik daha önce de çocuklar için şiir kitabı bulunan biri olarak ne demeliyim. Şiirlerimi koyduğum "Şiirzofren" adlı bloga, gururla koyduğum, gerçek eleştirmen Mehmet H. Doğan ağabeyin; zamanında şiirlerim için yazdığı satırları mı?.. Yoksa sevgili İlhan Berk'in şiirlerim hakkında söylediklerini mi?..  Üstelik ben çocuk kitaplarını çocuklar için yazıyorum, kompleks sahibi, okuduğunu anlamaktan yoksun, art niyetli "öğretmenler" için değil... Şiirlerimdeki ince mizah duygusu, ömrümü verdiğim mizahçılığımla paraleldir ama anlayabilmek için birazcık ince zeka gerektirir!.. Yıllardır çocuklar için yazan, çizen, üreten, konuşan, onları iyi anlayan biri olarak bu tür "cahilce" eleştiriler beni asla bağlamaz.
 
Hem şiir, hem de eleştirisini yapmaya çalıştığı kişi hakkında en ufak bir bilgisi olmadığı açıkça görülen Özçataloğlu soyadlı bu zat, yazısının sonunda şöyle diyor; "Herkes çocuklar için yazmak zorunda değildir. Bırakalım bu işi iyi yapanlar yazsınlar. Zaten okuma konusunda sorunlu bir nesil arkadan geliyorken, az da olsa okudukları nitelikli, iz bırakır olsun."
 
Böyle diyerek beni çocuklar için yazmayı bırakmaya çağırıyor kendi ilkel kaleminin satırlarında kendi ipini çekerek... Eleştiricik finalinde iyice şirazesinden çıkıp "Faşizm"in soğuk sularına dalıyor. "Arkadaş beğenmedi ya, hadi bırak artık çocuklara yazmayı!" 

Mesleğe adım attığım daha ilk günden beri çocuklar ve gençler için yazan biri oldum. Bu anlamda amatörlükle birlikte 34 yıl geride kaldı. Şiirin ne olup-olmadığını da uzunca yıllar şiir yazmış, şiir okumuş, şiir yayımlamış biri olarak bu zattan iyi bilirim. Dediğim gibi ben çocuk kitaplarını; eleştiri yoksunu, cahil ve bilgisiz eleştirmencikler için değil çocuklar için yazıyorum. Onlarla uzun yıllardır kurduğum harika bir diyalog var, çünkü onlara yeteneksiz öğretmenler gibi değil gerçek bir ağabey gibi yaklaşıyorum. Mizahçı olarak onların isteğiyle, doğal bir seyirle geçtim yıllar önce bu keyifli kulvara. Çocuklar size bu kulvarda su sıçratabilirler ama asla "çamur" sıçratmazlar içi kirlenmiş kimi büyükler gibi...

Kifayetsiz muhterisler istedi diye 34 yıldır emek verdiğim bir alanı terk edecek, bırakacak değilim. Çocuk kitaplarını sadece rant alanı olarak gören pek çok çocuk yazarından daha fazla ciddiye alan biri olarak, elim ve beynim kalem tuttuğu sürece de çocuklara yazmaya devam edeceğim. Dosta-düşmana, sinsice pusuda bekleyen kompleks sahiplerine, tetikçi eleştirmenciklere de duyurulur... 
 
Bu satırlara; kitaplarıma yönelik "övgü" dolu kimi yazıların bu ekte çoğu zaman aylarca bekletildiği, çoğunun zamanı geçtikten sonra yayımlandığı bilgisini de eklemek isterim.

Yazının başında da dediğim gibi beni asıl üzen, bu yazıdan çok, bu yetersiz ve çapsız yazıyı en ufak bir değerlendirmeden geçirmeden yayınlayanların tutumudur... Çünkü onlar benim bilgi ve birikimimi bilen insanlardır. Burda ciddi bir samimiyetsizlik olduğu açıktır.

Ancak o sayfada düzenli olarak her hafta, sayfayı hazırlayanların kitaplarının çocuklar aracılığıyla övüldüğünü düşünecek olursak, doğrusu başımıza gelen bu durumu da şaşmamak gerekir!..

Cihan Demirci

 
 

25 Ağustos 2012 Cumartesi

CAFER ZORLU AĞABEYİMİZİ YİTİRDİK!
 
Karikatürümüz, "Zorlu" bir yaşamın içinden gelerek karikatürde özgün bir imza bırakan, karikatüre 61 yıldır emek veren çınarı Cafer Zorlu'yu 86 yaşında yitirdi. 24 Ağustos 2012 Cuma günü akşamı aramızdan ayrılan Cafer Zorlu’nun cenazesi bugün öğle namazının ardından Cennet Mahallesi Cennet Camii’nden alınarak Büyükçekmece Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

CAFER ZORLU... Soyadı gibi "Zorlu"mu zorlu bir yaşamın içinden gelerek, karikatürle hayata tutunan bir büyük ustanın yaşamı 24 Ağustos 2012'de noktalandı. Meslektaşı Zeki Beyner ile karikatür tarihimize bambaşka bir boyut getiren, Akbaba mizah dergisinin "unutulmaz" ismi, benzersiz bir büyük usta "yaşayan en duayen" imza olarak hayata veda etti. 

Cafer Zorlu, 1926 yılında Bursa İnegöl'de doğmuştu, dokuz yaşında İstanbul’a geldi. Aklında hep karikatürcü olmak vardı. Ancak hayatın zorlukları içinde çalışmak zorunda kaldığı işler karikatür konusundaki hayalinin gerçekleşmesini hep erteletti. Terzi, berber çıraklığı, su satıcılığı gibi çeşitli işlerde çalıştıktan sonra çizdiği eskizleri Altan Erbulak’a göstererek karikatür çizgilerinin gelişmesini sağladı. İlk eseri 1957’de Dolmuş dergisinde yayınlandı. Bu yıllarda; Taş Karikatür dergisinde karikatür çizmeye başladı. Bunu Akbaba dergisi Tercüman, Hürriyet, Milliyet gazetelerindeki spor konulu karikatürleri izledi... Karikatürleri ile Türkiye Gazeteciler Derneği ve Türkiye Spor Yazarları Derneği ödüllerini yıllarca üst üste kazandı. Emekli olduktan sonra meslek hayatı içinde çizmiş olduğu seçilmiş karikatürleri pek çok kitapta topladı. Bu kitapları hep kendi çabalarıyla, benzersiz bir şekilde yayımlayabildi. Özgün ve en uzun soluklu ustalardan biriydi. Onun yaşında böylesi başka bir ustanın kalmadığını söylersek sanırız kaybının önemi daha iyi anlaşılacaktır.

CİHAN DEMİRCİ'DEN "CAFER ZORLU" USTA ANISINA BİR KAÇ SATIR:


"Sevgili Cafer ağabey, tıpkı yakın arkadaşı, meslektaşı Zeki Beyner gibi karikatürümüzün benzersiz, bambaşka bir ustasıydı. Onunla sanırım ilk kez 1979'da Sunder Erdoğan ağabey sayesinde tanıştım. 79'da başlayan dostluğumuz 1981'de Ses dergisinin Atmaca mizah ekinde bir yıldan fazla birlikte çalıştığımız sürede daha sağlam bir hale geldi. An geldi Cennet Mahallesindeki evinde o çok sevdiği kurufasülyeden yedik, an geldi büyüdüğü semt olan Karagümrük'teki Darvakit Meyhanesinde uzun ve keyif dolu saatler geçirdik. Sonra başka dergilerde, Milliyet Yayınlarında çalıştık bir ara. Karikatürcüler Derneğinin etkinliklerinde biraraya geldik pek çok kez... Karikatür kitaplarını, benzersiz bir şekilde kitaplarının içine aldığı reklamlar sayesinde, kendi çabasıyla çıkartan, hayatın tüm zorluklarının içinden çıkarak, karikatür sayesinde hayata tutunan, sonrasında çocuklarını yetiştiren, sevgi dolu bir yürek 86 yıllık upuzun bir ömre sığdı. Cafer ağabeyle çeşitli tarihlerde pek çok röportaj yapmıştım. Yıllar önce Mazete mizah ekinde bir tanesi yayınlanmıştı. Bunların tamamını yayınlamadım henüz, umarım önümüzdeki günlerde Mizahhaber'de kısmet olur yayınlamak. Cafer usta daha geçen yıl meslekteki 60. yılını bir karikatür sergisiyle kutlamıştı. Demek ki geride 61 yıllık bir emek bıraktı... Kaç çizere nasip olur böylesi uzun bir yolculuk?.. Cafer Baba, bugün Zeki Beyner ağabeyin yanına gidiyor. Necmi Rıza da onları uzaktan izliyor belki de... Birbirini hem çok seven hem de birlikte olduklarında her daim tatlı tatlı didişen bu iki eski dostun ruhu belki bir yerlerde yeniden keyifli kavgalara girişir, belli mi olur?.. Güle güle Cafer Baba, güle güle Cennet Mahallesinin, Karagümrüğün benzersiz kalemi... Foça'da olduğum için ne yazık ki bugün cenazede bulunamıyorum. Ama ilk fırsatta bol kırmızı biberli bir kurufasülye yiyerek, sevgiyle ve senden kalan o güzelim anılarla anmak şart oldu seni..."

CaferZorlu, 5 Nisan 2010 tarihinde Ataköy'dei Yunus Emre Kültür Merkezinde çizer dostlarıyla birlikte... (MİZAHHABER ARŞİVİ)
 
(Bu haberde en üstte kullanılan siyah-beyaz, o harika Cafer Zorlu portresi Sadık Üçok arkadaşımıza, hemen altındaki diğer portre fotoğrafı ise Muhittin Köroğlu'na aittir..)
 

23 Ağustos 2012 Perşembe

LATİF DEMİRCİ ÇİZİYOR
Latif Demirci'nin 23 Ağustos 2012 tarihinde Hürriyet'te yayımlanan karikatürü...
 

18 Ağustos 2012 Cumartesi

      FOÇA’DA "HAYVAN SEVGİSİ" İSİMLİ KARİKATÜR SERGİSİ 20 AĞUSTOS'TA AÇILIYOR...


Foça HAYAD ve İzmirli Çizerlerin ortaklaşadüzenlediği "Hayvan Sevgisi" isimli karma karikatür sergisi 20 Ağustos’da görücüye çıkıyor. Reha Midilli Kültür Merkezinde açılacak sergi 20 çizerin 40 karikatüründen oluşuyor. 26 Ağustos’a kadar görülebilecek sergide, karikatürler satışa sunulacak. Eldeedilen gelir sokak hayvanları yararına kullanılacak. Sergiye katılan çizerler; AşkınAyrancıoğlu- Atay Sözer- Ayten Köse- Behiç Ayrancıoğlu- Cem Güzeloğlu- Cem Koç-Eray Özbek- Hayati Boyacıoğlu- İ.Serdar Sayar- Kamil Yavuz- Lütfü Çakın- MehmetKahraman- Mehmet Zeber- Murteza Albayrak- Mustafa Yıldız- Oğuz Gürel- ÖnderÖnarbay- Saadet Yalçın- Sadık Pala- Sezer Odabaşıoğlu.

ULUSLARARASI 2.TURHAN SELÇUK KARİKATÜR YARIŞMASINDA BİRİNCİLİK  İRANLI MOSAYEBİ'NİN...
      Milas Belediyesi tarafından; Milas doğumlu ünlü karikatürist Turhan Selçuk adına düzenlenen Uluslararası Turhan Selçuk Karikatür Yarışması’nın 28 Temmuz Cumartesi günü yapılan jüri değerlendirme sonuçları 8 Ağustos tarihinde kamuoyuna açıklandı...Milas Belediyesi Meclis Salonunda toplanan ve Belediye Başkanı Muhammet Tokat’ın başkanlığını yaptığı seçici kurulun değerlendirmesi sonucu, İranlı Karikatürist Hamıdreza Mosayebı’nin eseri birinciliği kazandı. Yarışmada Ukrayna’lı Karikatürist Alexander Dubovsky’nin eseri ikinci olurken, Türkiye'den Karikatürist Burhanettin Yıldız’ın eseri üçüncü oldu.
 
Turhan Selçuk Uluslararası Karikatür Yarışması'nda birincilik kazanan İranlı Karikatürist Hamıdreza Mosayebı 3 bin dolar para ödülü ve UTSKY plaketi almaya hak kazandı. Yarışmada ikinci olan Ukrayna’lı Karikatürist Dubovsky Alexander 2 bin dolar para ödülü ve UTSKY plaketi sahibi oldu. Üçüncülük ödülüne layık görülen Türkiye’den Karikatürist Burhanettin Yıldız ise 1.000 dolar para ödülü ile UTSKY Özel Plaket’ini almaya hak kazandı. Ayrıca Jüri tarafından dört özel ödülün yanı sıra sergilenmeye değer 46 karikatür belirlendi. 31 Ağustos tarihinde ödül alan karikatürlerle birlikte sergilenmeye değer görülen 46 karikatür de Turhan Selçuk Karikatürlü Ev’ de 15 Eylül’e kadar sergilenecek.
Seçici Kurul’un Özel Ödüle değer gördüğü 4 eser ve Teşvik Ödüllerinin sahipleri ile ülkeleri şöyle:
Nezih Danyal Karikatür Vakfı Özel Ödülü VLADIMIR KAZANEVSKY- UKRAYNA
Cumhuriyet Gazetesi Özel Ödülü MOHAMMAD ALI KHALAJI - İRAN
Milas Ticaret ve Sanayi Odası Özel Ödülü HİCABİ DEMİRCİ - TÜRKİYE
Milas Sanatçılar Derneği "ABDÜLCANBAZ" Özel Ödülü TAHSİN ELMAS - TÜRKİYE
Scrikss Genç Kalem Özel Ödülü - EBRU BODUR - MİLAS - TÜRKİYE
Scrikss Teşvik Ödülleri - DAMLA GÖL - ADANA - TÜRKİYE
Scrikss Teşvik Ödülleri - EGEHAN DEMİR - ZONGULDAK - TÜRKİYE
Scrikss Teşvik Ödülleri MÜGE BARDAKLI Turhan Selçuk Karikatürlü Ev MİLAS-TÜRKİYE
Scrikss Teşvik Ödülleri EMİNE YARE KARAMAN Turhan Selçuk Karikatürlü Ev MİLAS - TÜRKİYE
 

6 Ağustos 2012 Pazartesi

MUSA KART ÇİZİYOR
Musa Kart'ın 5 Ağustos 2012 tarihinde Cumhuriyet'in birinci sayfasında yayımlanan karikatürü...


1 Ağustos 2012 Çarşamba

LATİF DEMİRCİ, 4 AY KADAR SONRA YENİDEN HÜRRİYET'TE ÇİZMEYE BAŞLADI! 

Yılların usta çizeri Latif Demirci, zaten tek çizeri olan Hürriyet gazetesindeki karikatürlerine 24 Mart 2012 tarihinden sonra ara vermişti. Önce "işten çıkarılacağı için istifa etti" şeklinde haberler üretildi Latif arkadaşımız için, sonrasında gazete tarafından "süresiz izne" çıkarıldığı haberleri ulaştı. Mizah ve karikatür dünyasının gözü kulağı olan; Mizahhaber, bunları anında medyadaki pek çok kaynaktan da önce duyurdu size. Öyle ya da böyle ortada belli ki bir sorun ve tatsız bir durum vardı. Sonra aylar geçti aradan. 4 aydan fazla bir süre sonra 1 Ağustos 2012 Pazartesi günü, yani Ağustos başı itibarıyla Latif Demirci'nin Hürriyet'in birinci sayfasında yeniden çıktı okurun karşısına.

Zaten epeydir her anlamda tadı-tuzu kaçmış, iktidarın Doğan grubu üzerinde kurduğu ağır baskı sonrasında kendini iktidarın kollarına bırakmış olan Hürriyet gazetesine bir şekilde yeniden geri dönen Latif Demirci'nin işi belli ki bundan sonra daha da zor olacak. Latif Demirci gibi zaten hiçte sert olmayan, komik, sevimli ve mülayim yapılı karikatür ustasının çizgilerine bile dayanamayanlara Latif arkadaşımız acaba bundan sonra neler çizecek? İlk gün çizilen karikatür bile artık daha da ortadan çizgiler göreceğimizin kanıtı gibi ama açıkçası Hürriyet'in şu içler acısı haline de yakışan budur belki de...

Sosyal medyada da; "Sevdiğimiz bir çizer olan Latif Demirci keşke artık başka bir mecrada çıksaydı karşımıza" diye şeklinde yorumlar şimdiden başlamış gözüküyor işin gerçeği...
BEHİÇ AK ÇİZİYOR

Behiç Ak'ın 1 Ağustos 2012 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde "Kim Kime Dum Duma" başlıklı köşesindeki karikatürü...


MUSA KART ÇİZİYOR

Musa Kart'ın 1 Ağustos 2012 tarihinde Cumhuriyet'in birinci sayfasında yayımlanan karikatürü...