30 Kasım 2010 Salı

KARİKATÜRCÜLER
DERNEĞİNİN
GENEL KURULU
4 ARALIK
CUMARTESİ GÜNÜ

Karikatürcüler Derneği’nin 37. Olağan Genel Kurulu 27 Kasım 2010 cumartesi günü yeterli çoğunluk sağlanamadığı için, 4 Aralık 2010 Cumartesi günü saat 10.00’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Cağaloğlu Türkocağı Caddesindeki Burhan Felek Konferans Salonunda yapılacak. Dernek üyelerini bu genel kurula katılmaya, dernekle ve karikatür dünyasıyla ilgili gelişmeleri, sorunları, sıkıntıları genel kurulda söz alarak konuşmaya çağırıyoruz.

NACİ EL ALİ
KARİKATÜR
YARIŞMASI’NIN
SONUÇLARI
BELLİ OLDU
41 ülkeden 194 çizerin 258 karikatürle katıldığı "Filistin" konulu yarışmada Naci el Ali Büyük Ödülü’nü Gazze’den katılan Omayya Joha kazandı.

Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği (FHDD) ile Homur Mizah ve Karikatür Grubu tarafından düzenlenen Naci el Ali Uluslararası Filistin Konulu karikatür yarışması sonuçlandı.İstanbul’da toplanan jüri şu isimlerden oluştu; Filistin’in ilk kadın direnişçilerinden, FHKC siyasi büro üyesi Leyla Halid, Ürdünlü çizer Nedal Hasem, Brezilya’dan Carlos Latuff, Karikatürcüler Derneği Başkanı Metin Peker, Homur Mizah Grubu adına Canol Kocagöz, Atay Sözer, Mustafa Yıldız, Tonguç Yaşar ve FHDD adına Füsun Bandır.

OMAYYA JOHA (Gazze) (NACİ EL ALİ BÜYÜK ÖDÜLÜ)

Yazı: "Benim adım Hanzala, seninki ne?"

"Umut !"

Naci el Ali Büyük Ödülü’nü Gazze’den katılan Omayya Joha'nın yukardaki karikatürle kazandığı yarışmadaHanzala İntifada Ödülü’nü Ürdün’den Omar Abdallat, Hanzala Özgürlük Ödülü’nü Türkiye’den Necmettin Asma, Hanzala Toprak Ödülü’nü Filistin’den Muhammed Ebu Afefa, Hanzala İnsan Hakları ödülü’nü Endonezya’dan Jilet Koestana kazandı. 10- 13 yaş grubu Hanzala Taş General Ödülü’nü Türkiye’den Volkan Doğan, 14- 17 yaş grubu ödülü’nü yine Türkiye’den Burhan Demircan kazandı. Özel ödüllerde ise FHDD Ödülü Fas’tan Aasid Houcine, Homur Ödülü Türkiye’den Emre Çıldır, Karikatürcüler Derneği Ödülü Fransa’dan Bernard Bouton, Kemal Türkler Vakfı ödülü İran’dan Rahelleh Farhangi, Evrensel Gazetesi Ödülü Suriye’den Abou Hassan’a layık bulundu. Büyük ödülü kazanan, Gazze’de yaşayan Omayya Joha’nın yurtdışına çıkamadığı, ilk eşinin Naci el Ali gibi direnişçi olduğu ve suikast sonucu öldürüldüğü bildirildi. (Saat Kulesi Grubu basın bülteni)

29 Kasım 2010 Pazartesi

KARİKATÜRÜMÜZÜN
EMEKTEN YANA,
MUHALİF KALEMİ:
MİM UYKUSUZ
Türk Karikatürünün emekten ve emekçiden yana büyük ustası Mim Uykusuz'un (1922-1983) Karikatürcüler Derneği tarafından yayımlanan karikatür albümünün tanıtımı ve bu albümden karikatürlerin yer aldığı sergisi 27 Kasım Cumartesi günü, Karikatürcüler Derneğinin Sultanahmet'teki merkezinde yapıldı.
MİM UYKUSUZ... Türk Karikatürünün emekten ve emekçiden yana, bu anlamdaki çizgileriyle öncü, Markopaşa mizah gazetesinin unutulmaz ustası... 27 Kasım 2010 Cumartesi günü Karikatürcüler Derneğinin Sultanhahmet'teki merkezinin o küçücük salonunda karikatürcüler gene omuz omuza bir şekilde sıralanmıştı. Bu özel etkinlikte; Mim Uykusuz'un eşi Nebahat hanım, oğlu Tekin bey, gelini Yasemin hanım ve torunları Yaman ile Ozan da hazır bulundu... Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz'ın hazır bulunduğu etkinliğe pek çok karikatürcü katıldı. Dernek başkanı Metin Peker'in Mim Uykusuz albümünün önsözünü okuyarak başlattığı etkinlikte sırasıyla; İbrahim Ersaraç, Nebahat Uykusuz, Tekin Uykusuz, Cihan Demirci, Yurdagün Göker, Raşit Yakalı ve Aydın Ilgaz da söz alarak Mim Uykusuz'a dair görüş ve anılarını dile getirdiler. Mim Uykusuz karikatür sergisi, Karikatürcüler Derneğinin Sultanahmet'teki Yerebatan Sarnıçı çıkışındaki merkezinde izlenebilir... (HABER: Cihan Demirci-MİZAHHABER)

MİM UYKUSUZ ETKİNLİĞİNDEN FOTOĞRAFLAR...

Mim Uykusuz'un sergide yer alan karikatürlerinden biri...

(Fotoğraflar: Akdağ Saydut-C.D.)

26 Kasım 2010 Cuma

CEM KENAN
ÖNGÜ
TÜRKÜLERLE
ANILDI...
Karikatürcü arkadaşımız Cem Kenan Öngü'yü 7 yıl önce 25 Kasım 2003 tarihinde, henüz 52 yaşındayken yitirmiştik. Yakın arkadaşları ve kardeşleri Cem Kenan için 25 Kasım 2010 Perşembe akşamı Beyoğlunda Yazın Sanat'ta biraraya geldiler. Cem Kenan gece boyunca; fotoğraflarından oluşan bir sunum ve Ruhi Su Dostlar Korosundan arkadaşlarının söylediği türküler eşliğinde sevgiyle ve özlemle anıldı...

Cem Kenan Öngü'yü anma gecesi Cihan Demirci'nin hazırladığı sunumla başladı...

MİZAHHABER ÖZEL HABER- 25 Kasım Perşembe gecesi Beyoğlunda Yazın Sanat'ta buluşan 25 Cem Kenan Öngü dostu, 7 yıl önce çok erken bir yaşta yitirdiğimiz Cem Kenan Öngü arkadaşımızı andı. Geceye Cem Kenan'ın karikatürcü arkadaşları, Kızkardeşleri; Figen Öngü ve Suzan Öngü ile onun Ruhi Dostlar Korosundan "ses" arkadaşları ve lise arkadaşları katıldılar. Cihan Demirci'nin Cem Kenan Öngü anısına hazırladığı fotoğraflardan ve Cem Kenan çizimlerinden oluşan sunumun ardından kadehler Cem Kenan Öngü için kalktı. Canol Kocagöz'ün getirdiği CD'den Cem Kenan'ın 1998 yılında katıldığı bir televizyon programındaki görüntüleri biraz buğulanmış gözlerle izlendi. Cem Kenan Öngü'nün Ruhi Su Dostlar Korosundan Çiler Belen ve arkadaşları geceyi çok sesli türküleriyle renklendirdiler. Geceye karikatür dünyasından; Semih Poroy, Cihan Demirci, Akdağ Saydut, Mustafa Bilgin, Tayfun Akgül, Ergin Gülen, Canol Kocagöz, İbrahim Tapa, Muhammet Tunçsan, İlker Ekici ile Nezih Kesim, Nuri Malkoçoğlu ve Cem Kenan'ın lise yıllarından arkadaşları katıldılar. Pek çok karikatür ustasının yitirilmesinin ardından çok daha kısa sürede unutulduğu bir ortamda Cem Kenan Öngü, geride bıraktığı sevgi çemberiyle arkadaşları, kardeşleri ve dostları tarafından belli ki uzun yıllar yaşatılacak... MİZAHHABER olarak sevgili arkadaşımızı bir kez daha sevgi ve özlemle anıyor, sizi bu geceden fotoğraflarla başbaşa bırakıyoruz...

CİHAN DEMİRCİ

CEM KENAN ÖNGÜ'YÜ ANMA
GECESİNDEN FOTOĞRAFLAR...











(25 Kasım 2010 Perşembe gecesi-Yazın Sanat-Beyoğlu)

SEMİH POROY "35. YIL"
KARİKATÜR SERGİSİ
9 ARALIK'TA
SCHNEİDERTEMPEL'DA
AÇILIYOR

Semih Poroy'un Otuzbeşinci Yıl Sergisi 9 Aralık Perşembe günü Karaköy'deki Schneidertempel Sanat Merkezinde açılacak. Sergi 31 Aralık gününe dek açık kalacak.
Schneidertempel Sanat Merkezi
Bankalar cad. Felek Sokak No.1 Karaköy/İstanbul 0212-249 01 50
BİROL ÇÜN ÇİZİYOR

25 Kasım 2010 Perşembe

CEM KENAN
ÖNGÜ'YÜ
7. ÖLÜM
YILDÖNÜMÜNDE
ANIYORUZ...
Karikatürist arkadaşımız Cem Kenan Öngü, bundan 7 yıl önce 25 Kasım 2003 tarihinde henüz 52 yaşındayken hayata veda etmişti. 1951 doğumlu olan Cem Kenan Öngü İstanbul Üniversitesi Muhasebe Yüksek Okulu mezunuydu ve aynı zamanda muhasebecilik yapıyordu. 2 Karikatür albümü yayınlamıştı. Ruhi Dostlar Korosunda da yer alan Öngü, Karikatürcüler Derneği yönetim kurullarında da çeşitli kereler görev yapmıştı. 7. Ölüm yıldönümünde Cem Kenan Öngü için yakın arkadaşları ve kardeşleri; bu akşam bir anma gecesi düzenleyecekler... Bu geceye dair haberleri MİZAHHABER'den daha sonra takip edebilirsiniz... Sevgili CEM KENAN ÖNGÜ arkadaşımızı sevgi ve özlemle anıyoruz... (Fotoğraf: Cihan Demirci-Aralık 2002-Zonguldak Anısı)

24 Kasım 2010 Çarşamba

"ÖĞRETMENİMİZ
OĞUZ ARAL
ÖĞRETMENLER GÜNÜN
KUTLU OLSUN!"
O, böylesi akla ziyan bir ülkede biz karikatürcülere, mizahçılara öğretmenlik yapan son büyük usta... Ondan sonra böylesi bir 'öğretmen' daha gelmedi Türk karikatürüne... O, gecesini gündüzüne kattı, sokakta serseri olabilecek pek çok genci bu ülkede meslek sayılmasa da 'karikatürcü', 'mizahçı' yaptı. Öğretmenler Günün Kutlu Olsun Sevgili Oğuz Öğretmenim...

Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü... Türk Mizahında çaktırmadan öğretmenlik yapmış az sayıda gerçek usta var. Oğuz Aral bu ustaların başında gelir. 70'lerin başlarından 90'lı yılların ortalarına dek Gırgır'dan Avni'ye uzanan süreçte yüzlerce karikatürcüye-mizahçıya hem öğretmenlik hem de babalık yapan Oğuz Aral usta bu anlamda çıtayı öylesine yükseltti ki, ne yazık ki onun öğrencileri arasından bu düzeyde "çaktırmadan öğretmenlik" yapan bir usta daha çıkmadı. Zaman zaman onun öğrencilerinden bazı arkadaşlar sık sık; "O olmasaydı, sokakta serseri, ya da kahve köşelerinde kayıp tipler olacaktık" der. Yalan da değildir hani. Özellikle 1972-1989 arası yaşanan ve hala sağlıklı şekilde yazılamamış, anlatılamamış Gırgır sürecinde Oğuz Aral doğal bir yöntemle öğretmenimiz olmuştur. Gırgır dergisi çaktırmadan bir "okul" işlevi görmüştür. Hem de bu çarpık eğitim sistemli ülkede!.. O, bizi kah azarladı, kah övdü, kah güldürüp, kah ağlattı, onu hem çok sevdik hem de çok kızdık, zaman zaman ondan uzak durduk, zaman zaman yakınlaştık ama 2004 yılında aramızdan ayrıldığı günden bugüne yokluğuyla geçen 6 yılda, anlamını-önemini daha da derinden duyumsadık... Çünkü geride bıraktığı mizahçılar yerlerinde saymaya başlayıp onu bayrağını ne yazık ki daha yukarı çıkaramadılar... O bizim "GIRGIR SINIFI" adlı çekilememiş filmimizin Mahmut Hocasıydı. Geride büyük bir sevgi ve bu akla ziyan ülkeye dayanma gücü sağlayan o müthiş gücü mizah duygusunu bıraktı. Bu öğretmenler gününde gereksiz taramalarımızın sevgili ustasını bir kez daha sevgi ve özlemle anıyoruz...

Cihan Demirci
BİROL ÇÜN ÇİZİYOR

23 Kasım 2010 Salı

ABDÜLCANBAZ
GERİ DÖNÜYOR!

MİZAHHABER- Bu yıl 11 Mart tarihinde yitirdiğimiz Turhan Selçuk (1922-2010) ustanın İstanbul beyefendisi kahramanı Abdülcanbaz ilk kez 1957'de yüzünü göstermişti... Aradan yarım yüzyılı aşkın bir zaman geçti...Yıl: 2010, Abdülcanbaz geri dönüyor... İstanbul beyefendisi Abdülcanbaz görülen lüzum üzerine yeniden memleket semalarına dönüyor. Abdülcanbaz külliyatı, yeniden raflara çıkıyor. Abdülcanbaz'ın bilinen, bilinmeyen tüm öyküleri bu külliyatın hakettiği kalite, kıymet ve titizlikle yeniden diziliyor, ciltleniyor. Abdülcanbaz'la ilgili oluşturulan siteye girerek gelişmeleri, bilgileri buradan takip edebilir, Abdülcanbaz'ın Facebook grubuna üye olabilirsiniz. Abdülcanbaz'ın geri dönüşüyle ilgili tüm bilgiler için site adresi: http://abdulcanbaz.biz

18 Kasım 2010 Perşembe

ÖKÜZ NE DİYOLOGLARI
- Bilader gördün mü, yerli hayvancılığı yok ettiler, taaaa Uruguay'lardan ANGUS getirdiler... Bu Kurban bayramı millet Angus keser oldu...

- Boşversene, vatandaşı ANGUT olana Uruguay'dan gelip yolda telef olan ANGUS yakışır be Öküz kardeşim!.. Biz Uruguay'dan gelen Lugano'yu da kart görmediği zamanlarda izleyen öküzler değil miyiz?.. Bu ülkede öküzler trene değil trendekiler öküzlere bakar ama bu söylemek gene biz öküzlere düşer canım kardeşim!!!!.. (C.D.)

17 Kasım 2010 Çarşamba

METİN AKBULUT
YAZIYOR...
YOK YA Bİ ŞEY
OLDUĞU YOK…

Artık her şey değişti. “Ne oluyor, nereye gidiyoruz?” diyenlere, “bi şey olduğu yok paranoya yapma” diyen döneklerin de sesi çıkmıyor, onlar da anladılar. “Olması gereken oluyor” diyen, samimi görünümlü, yüzünde sinsi gülümseme bulunan tipler kazandılar. Halk, “para olur, altın olur, kömür, nohut olur, gönlünden ne koparsa; ama avanta isterim” diyerek posta koydu; çalışalım, kazanalım diyen laik cumhuriyete…

‎ “Köşe yazarıma hakim olamıyorum diyemezsin. Sen bunun sorumlususun. Köşende yazanın maaşını sen veriyorsun. Köşe yazarlarını denetleyecek bir üst kurul kuralım, denetlenmiş yazarlar saçlarına jöle sürsün, kel olanlar ve bayanlar da türban takarak “empati” yapmış olurlar.

“Arkadaşımız saçına jöle süremediği için bugünkü yazısını yazamamıştır”. Nasıl? Bir zamanlar laikliği savunan “jöleli” takunyalıların yapamadığını yaptı. Gazete ve internet sitelerini denetleyecek, hatta “vatandaşlarımızın içinden geçenlerini” bile denetleyecek, onları “demokratik” yola sevk edecek, rtük benzeri ulemalardan oluşan üst kurul kuralım, helal sana jöleli!

Başı açıklar niye türbanlıların hakkını savunmuyor? Bir tek jöleli kardeşim savunuyor. Türbanlıların haklarını savunmayan başı açıkları denetleyecek, ulemalardan oluşan rtük benzeri bir üst kurul kuralım. Boş konuşuyorsun jöleli! “7 kişi toplanıp, boş laflarımızı deniz fenerine bağışlayalım”.

Türban üniversiteye girmeden önce ilköğretime girdi. Bizim paranoyak laikler de çok iyimser çıktılar. Üniversiteli ablalarının yapamadığını sen yaptın. Helal sana! Bence şansınızı üniversite yerine ilköğretimde deneyin. Ana sınıfı zorunlu olmuş; yaşasın türban ana sınıfında! Bi de anasınıfından önce demokrasi gereği 2 yıl “türbana hazırlık sınıfı” kondu mu? On numara beş yıldız! 3 yaşındaki çocukları referanduma götürelim, türban istiyorlar mı? İstemiyorlar mı? Tamamen demokratik… Nasıl seçimlerde halka, kömür, nohut, bulgur dağıtıyorsak, küçük mümin çocuklarımıza da haksızlık etmeyiz; paylarını veririz.

Başbakan cumaya giden çocuklara 200 lira vermişti. Biz de altı yaşından küçük mümin kardeşlerimize haksızlık olmasın diye düşündük. Fiyat listesi hazırladık. Teravih:300 Lira, bayram namazları: 250 Lira, beş vakit namaz kılanlar: 750 Lira, oruç : 1000 Lira, türban takmak günlüğü 50 Lira…

Laiklikle alakası olmayan, kitap yazarak, her ne şekilde olursa olsun cumhuriyeti korumağa çalışırken “şiir gibi anlaşan”, “sözde özde cumhuriyet koruyucuları” zırhlı lüks araca binmeyi tercih ettiler.

En az 3 çocuk
En az 3 yandaş yazar, 1 laik yazarı götürürse,
Alkol zammını sağlık için yaptık. Alkol acıdır, ekşidir.
Oktay da “ekşi”dir. O zaman Oktay alkoldür.
Her şeyi mantık çerçevesinde yapıyoruz. Medya patronları “en az 3 muhalif yazar atarak empati yapmağı denesinler.

Birilerinin para kazanması için 3. köprü şart… Sırat köprüsüne de türbanla girilmiyormuş, türbanlılar için, “demokrasi için” 2. sırat köprüsü şart. Köprüden geçinceye kadar demokrasi amaçmış.

“Türban ilkokulda olmaz”. Ooh rahatladık, artık neye seviniyoruz? Ortaokul, lise ve kamuda olur mu? “Yeni anayasayla birlikte sorunların çözüme kavuşacağını düşünüyorum. Kişisel özgürlüklerde çözüm: Türban ilkokulda! Sevincimiz kursağımızda kaldı.
M. Ali Ağca da TRT’de katıldığı programda “türbanı ben kendi yöntemlerimle çözeceğim” dedi.
Feministlerin yerini demokratik türbancılar aldı. “Laikler yenilince, biz de yenik sayılmayalım” diye türbancı olduk dediler.

Cumhuriyet sorgulanırken, bu kadar şeyin üstüne yine kimsenin yapamadığını muhalefetteki laikler yaptı: “Türbanı biz çözeriz”. Sormamıştık ama?..

Kimsenin yapamadığını, %58 zemzem içeren sen yaptın. Belki nohuta, belki kömüre, borsa putuna sattın. ‎ Fikrin yoktu; futbol, yarışma programları, dizilerle lay lay yaşıyordun. Oy kullanmıyor, gazete okumuyordun. Kendini farklı zannediyordun. Esasında tam sisteme uygun ılımlıydın. “Aman borsa düşmesin, her şey özelleştirilsin, sınırlar kalksın” diyordun. O da senin fikrin değildi, öyle öğretilmişti sana... Ama Atatürk'çüydün, resimlerini koyuyordun, onu da bilmeden...

Metin Akbulut

11 Kasım 2010 Perşembe

ÇORUM
GAZETECİLER
CEMİYETİ
KARİKATÜR
YARIŞMASI
SONUÇLANDI
Çorum Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen 'Basın Halkın Gözü, Kulağı ve Sesidir' konulu 3. Karikatür Yarışması sonuçları açıklandı. Çorum Belediyesi’nin katkıları ile düzenlenen karikatür yarışmasında Sinoplu karikatürist Aşkın Ayrancıoğlu birinci oldu. Önceki gün Cemiyet Salonu’nda bir araya gelen jüri üyeleri karikatürist Ali Şur, Altan Özeskici, Erdoğan Oruç, Kadir Yüktaşır ve Yılmaz Baş ile Ressam Nilgün Çevik ve Harita Mühendisi Koray Şenyuva dereceye giren eserleri belirledi.

141 çizerin 271 karikatürle katıldığı yarışma sonucunda Sinop’tan Aşkın Ayrancıoğlu birinci, Tekirdağ’dan Turan Aksoy ikinci, İzmir’den Cemalettin Güzeloğlu üçüncü oldu. Yalova’dan Murat Gök ve Özkan Olcay ile Antalya’dan Kürşat Zaman ise mansiyon ödülüne layık görüldü. 18 yaş altı kategorisinde ise Trabzon’dan Ebru Özden ‘Tebeşir Dergisi’, İstanbul’dan Selim Tanrıseven ise ‘Tebeşir Karikatür Grubu’ özel ödüllerini almaya hak kazandı.

Çorum Gazeteciler Cemiyeti’nden yapılan açıklamaya göre; ödül töreni ve yarışmaya katılan eserlerden oluşacak karikatür sergisinin ilerleyen günlerde kamuoyuna duyurulacağı bildirildi.



TURHAN SELÇUK
"KARİKATÜRCÜSÜZ"
BİR GECEDE ANILDI!
Beşiktaş Belediyesinin Faruk Şüyün ile hazırladığı "Ustalara Saygı" gecelerinin Kış dönemi programı 8 Kasım Pazartesi gecesi Turhan Selçuk'u anma gecesiyle başladı. Gecenin konuşmacılarına baktığımızda konuşmacılar arasında nerdeyse karikatürcü yok gibiydi. Suat Yalaz'ı "Çizgi Romancı" sayacak olursak konuşmacılar arasında gözüken tek karikatürcü Haslet Soyöz de anladığımız kadar geceye katılmamış. Geceyi izleyen karikatürist KÖKSAL ÇİFTÇİ, Karikatürcüler Grubuna yazdığı yazıda bu geceyi eleştirdi. "USTALARA SAYGI" gecelerinin mimarı, sevgili dostumuz Faruk Şüyün'a tüm samimiyetimizle buradan "Aman bu tür gecelere biraz daha dikkat, biraz daha özen" diyerek, MİZAHHABER'de bu yazıyı sunuyoruz...

Pazartesi akşamı Turhan Selçuk Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi'nde anıldı. Mustafa Bilgin, Akdağ Saydut, Nuray Çiftçi, Köksal Çiftçi birkaç taşıt aktarmayla kalktık gittik. Her zaman olduğu gibi geceyi gazeteci Faruk Şüyun düzenlemiş, Halit Kıvanç sundu. Ortalama 50 kişilik izleyici içinde sanırım toplam 7 karikatürcü vardık. Anladığım kadarıyla bir karikatür ustasını anma gecesine karikatürcü olarak yalnızca Suat Yalaz çağrılmış. Diğer 6 karikatürcü deyim yerindeyse davetsiz, istenmeyen konuk. Suat Yalaz dışındaki konuşmacılar karikatürcü olmadığından Turhan Selçuk'un karikatürcülüğü hakkıyla işlenemedi. Örneğin kurucusu olduğu ve özenle büyüttüğü Karikatürcüler Derneği'nden hiç sözedilmedi. Anılarının içinde karikatürle ilgili bölüm yok denecek kadar azdı. Özgeçmişi bile, karikütür arka plan, renkli fon olarak kullanılmak kaydıyla aktarıldı. Kısacası gece, Karikatürcülerin dışlandığı tuhaf bir karikatür ustası anma gecesi görüntüsü içindeydi.

Biz karikatürcüler salonu dışlanmışlık duygusu ve hüznüyle terkettik...

Uzun bir ömrü karikatüre adamış Turhan Selçuk'un bunu hak ettiğini düşünmüyorum.

Köksal Çiftçi

9 Kasım 2010 Salı

SENARYO YAZARLARI
"90 DAKİKALIK TV
DİZİLERİNE HAYIR" DEDİ!

Önce Facebook'ta bir grup kurarak biraraya geldiler. "90 DAKİKALIK DİZİLERE HAYIR" dediler... 90 dakikayı bile geçen, her geçen gün biraz daha uzayıp, toplumu biraz daha göçerten yerli dizilerin uzunluğuna senaryo yazarları olarak isyan ettiler... Senaristlerin bu isyanı 8 Kasım Pazartesi günü bir eylemle sesini Facebook'un da ötesine duyurdu. Senaryo Yazarları Derneği’nin (SENDER) çağrısıyla dizi sürelerinin uzunluğuna dikkat çekmek amacıyla sektör çalışanları 8 Kasım Pazartesi günü Galatasaray Meydanı’nda eylem yaptı. “Yerli Dizi Yersiz Uzun”, “Kuralsız Güvencesiz Çalıştırmaya Hayır”, “Dizilere Ayrılan Sürenin Sonuna Geldik” pankartları taşıyan grup Taksim Meydanı’na doğru yürüdü. Sine - Sen’in de desteğiyle aralarında Umur Bugay, Tomris Giritlioğlu, Atay Sözer, Işıl Özgentürk, Macit Koper, Kandemir Konduk ve Sender Başkanı Nilgün Öneş gibi isimlerin de bulunduğu senaristler daha sonra Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere devlet ve özel kurumlara, basın kuruluşlarına ve siyasi partilere, sektördeki hak ihlallerine karşı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya dayanarak yazdıkları dilekçeyi yolladılar.

MİZAHHABER olarak bu harekete destek veriyor, dizilerin bir an önce kısalmasını diliyoruz... Kısalma sağlanırsa ardından gelecek olan yeni mücadele de; dizilerin nitelik mücadelesi olmalıdır...

"90 DAKİKAYA HAYIR" EYLEMİNE DESTEK VEREN, CİHAN DEMİRCİ'NİN FACEBOOK'TA KALEME ALDIĞI YAZI...

Televizyonun henüz siyah-beyaz olduğu 80'li yılların başlarında başlamıştım senaryo-parodi-skeç yazarlığına, önce alaylı yetiştim sonra Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-Televizyon bölümünde okuyarak bu işin eğitimi de aldım, tam dizi senaristliği için kolları sıvadığım 90'lı yıllarda diziler çığrından çıkmaya başladı. 45 dakika bile sürmeyen diziler önce bir saate, sonra 1.5 saate şu anda özetti-zarttı-zurttu ile 2 saati bile geçmeye başladı. Araya girecek reklam kuşağının derdine düşen televizyon yöneticileri BU İŞİN BİR NUMARALI SORUMLUSUDUR!.. TV kanallarında sayısız projem PİYASA ÇARKLARININ DIŞINDA İNATLA DURDUĞUM için heba edildi. Televizyon dizi projesi ve programı anlamında başıma gelmeyen kalmadı. Kalın bir kitap çıkaracak kadar yazılacak şey yaşadım... Onca çaba, uğraş, emek ve gözü "reyting"ten başka bir halt görmeyen, paravan şirket sahibi kanal yöneticileri... Kirli mi kirli bir dünya!.. Dünya standartı 25 dakika olan sit-com'ları yazmak bize nasip edilmedi çünkü 25 dakika olması gereken sit-com'lar bizde 1.5 saate çıkarıldı, uzadıkça toplum yamuldu, uzadıkça toplumun beğeni düzeyi aşağı düştü, uzadıkça senaristlerin yeteneğini sollayan bu KİRLİ DÜZEN bu işi sadece PARA TUZAĞI haline getirdi. Uzayan diziler bize çekilmez senaryolar olarak geri geldi. Senaryo-senarist, oyun-oyuncu kalitesi düştü. Bezdiren, bıktıran, özellikle reklam manyaklığı nedeniyle son karesi asla izlenemeyen diziler doldu ekranlara... Nitelikli iş yapmak için zamanında çırpınmış bizim gibi biçareler en üretken oldukları çağda bu çarkın tamamen dışına itildiler... Ortalık reyting manyağı yapımcılara, gözü dönmüş tv yöneticilerine ve senaryosunun sahibi olamayan senaristlere kaldı.

Bakın şu anda bile Kadıköy'de yaşadığım sokakta kapımın önünde bir dizi çekiliyor 2-3 gündür, uzayan dizilerin derdini sadece senarist olarak değil bu anlamda bile çeken biriyim. Sokak dizi ekibinin babasının malı gibi, istediklerini kimseye sormadan yapabiliyorlar, çünkü tek dertleri var reyting getiren bir dizi yapıp kakalamak! Bu toplum bugün KALİTE anlamında yerlerde geziyorsa bunda TV DİZİLERİNİN çok büyük payı vardır. Yarattıkları sahte ve suni dünya sayesinde, cehaletini yenememiş Türk insanı hayat karşısında tam anlamıyla gerçeklikten kopmuş bir halde yaşamakta GERÇEKLERİ DİZİ, DİZİLERİ GERÇEK ZANNETMEKTEDİR... Contayı sıyırmış bu toplum, televizyonun esiri olarak ruhunu da yitirmiştir. Dünyada dizilere ve tv kanalarına bu kadar gereksiz yatırım yapan BİR ÜLKE DAHA YOK!.. Bu denli tv manyağı olmuş bir toplum da yok... Gerçekleri dizi olarak izleyen, dizileri gerçek sanıp yaşayan bu zavallı topluma kötü niyetliler istediklerini yaptırabilirler... Zaten yaptırıyorlar da... O YÜZDEN BU 90 DAKİKAYA KARŞI DURUŞTA SESLER DAHA DA YÜKSELMELİ, ASLINDA DİZİLER 90 DAKİKAYI BİLE GEÇMİŞ DURUMDA, 90 DAKİKA FUTBOLA YAKIŞIR DİZİLERE DEĞİL, SORUN SADECE SÜREDE ELBETTE AMA SÜRELER KISALIRSA, İÇERİK YOLUNDA DA BİR ADIM ATILMIŞ OLUR EN AZINDAN...Televizyon kanallarından çok çekmiş, tv senaristliği yok edilmiş bir yazar-çizer-senarist olarak duygularımı sizlerle paylaşmak istedim...

CİHAN DEMİRCİ

İZMİR'DE İKİ KARİKATÜR
SERGİSİ VE BİR
KARİKATÜR PANELİ

6 Kasım Cumartesi günü İzmir'de iki ayrı karikatür sergisinin açılışı vardı. İzmir Nazım Kültürevi'nde 12 Eylül karikatürleri sergisi açılırken, Soyer Kültür Sanat Fabrikasında da Murteza Albayrak 22. karikatür sergisini açtı. İki serginin yanı sıra aynı gün, Türkan Saylan Kültür Merkezinde "Milli Eğitimde Karikatür" paneli de gerçekleşti...

NAZIM KÜLTÜREVİ'NDE 12 EYLÜL KARİKATÜRLERİ...

,İzmir Nazım Kültürevi Kasım ayı sonuna kadar "Besleyenler ve Beslenenler" sergisini konuk ediyor. Kalabalık davetli topluluğu önünde açılan sergi, bir dönemin karanlık günlerine ışık tutuyor. 12 Eylül 1980 Darbesini konu alan 70 karikatür sergileniyor. Yine o karanlık günlerde, 6 Haziran 1978 yılında, faşist çetelerce kaçırılıp katledilen İbrahim Güngör'de sergi açılışında anıldı! Mustafa Yıldız, İbo'nun yaşam öyküsü ve katlini anlatırken, bir konuşma yapan İzmir 78'liler Derneği Başkanı Gürsel Ulaş; "Darbeler şekil değiştirsede, baskı ve zülmün devam ettiğini" dile getirdi.

MİLLİ EĞİTİMDE KARİKATÜR PANELİ VE MURTEZA ALBAYRAK'IN 22. KARİKATÜR SERGİSİ...

6 Kasım Cumartesi günü İzmir'de Karikatürcüler Derneği İzmir Temsilciliğinin "Milli Eğitimde Karikatür" başlığı altında bir söyleşisi de vardı. Bu söyleşi Türkan Saylan Kültür Merkezi'nde gerçekleşti. Konuşmacılar; Bayraklı İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan Çoker, İzmir Kız Lisesi Almanca Öğretmeni Sultan Özbek, Karikatürcü-Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Cem Güzeloğlu, Karikatürcü-Eğitimci Hasan Efe, konuşmalarında karikatürün eğitim sistemi içinde yerinin ne olabileceği ve ne olması gerektiği konularındaki görüşlerini dinleyicilere aktardılar.

Murteza Albayrak 22. kişisel sergisini 6 kasım 2010 cumartesi günü Soyer Kültür Sanat Fabrikası'nda açtı... "Dört Mevsim, Bölüm 2 Sonbahar" adını taşıyan sergi aynı zamanda Bayraklı Belediyesi'nin 2010 Sanat Döneminin de ilk etkinliği oldu.

7 Kasım 2010 Pazar

KARİKATÜR MUHALEFET

Ana muhalefet değil de
Karikatürden muhalefetse
Bu muhalefet eğer

O halde
Muhalif olması gereken
Karikatürcü Salih
Neden hep iktidarın
Elini öper

-----------------------------------------

OKTAY EKŞİMİŞ ŞİİR

Ekşi’ne gelmeyen yazar
İşine gelmiyor iktidarın
Ekşına geliyor artık
Köşe yazarlığı
Ekşiyse eğer yazın
Başlıyor bir ekşın
Motoooor!
Ekşııııııın!

Sığınma evidir şimdi
CUMHURİYET!

-------------------------------------

İSTİFA ÇOCUĞU

Çocukluğundan istifa etti
Az önce bir çocuk
Dedi ki:
Ogün Samast
Çocuksa eğer
Çocukluktan
Ayrılmaya değer

3 Kasım 2010 Çarşamba

SALİH AKEPECAN
KARİKATÜRÜN
'KARA' TARİHİNİ
YAZMAYA
DEVAM EDİYOR!

Kaç kere yazdık, birşey değil, daha karikatürün ne olduğundan habersiz genç kuşaklar karikatürü "İktidara yalakalık yapma sanatı" zannedecekler. Sabah'ın iktidarsever çizeri, ATV'nin Bizim City'cisi (Başka çizerler hazırlar aslında o imzasını atar) SALİH AKEPECAN karikatür sanatının kara ve karanlık tarihini yazmaya devam ediyor. 8 yıldır iktidar karikatürcüsü olarak hizmet veren, tek görevi zaten OLMAYAN BİR MUHALEFETİ ELEŞTİRMEK olan Salih bey, geçen akşam Bizim City'de her daim yaptıklarına bir yenisini ekledi. Bizim City adlı animasyonda Kemal Kılıçdaroğlu dansöz kıyafetiyle gösterilirken, ana muhalefet lideri hakkında 4 şıktan oluşan bir soru ekrana yansıdı. Soru ve cevap şıkları alt alta şöyleydi:

-CHP LİDERİ AŞAĞIDAKİLERDEN HANGİSİ?

a) Dansöz
b) Ağzı Bozuk
c) Boykotçu
d) Hepsi

Tabii Salih beye yakışan doğru cevap "D" şıkkı idi. Biz onun için 4 şıklı bir test sorusu sormaya gerek bile duymuyoruz. Çünkü karikatür "adına" yaptığı işler öyle 4 şıkka filan sığmaz bu iktidar çizerinin... (MİZAHHABER)



BAKIN MİLLİYET YAZARI MEHMET TEZKAN NELER YAZMIŞ, 3 KASIM TARİHLİ MİLLİYET'TE:

Bu karikatür Başbakan için çizilseydi ne olurdu?

Çizen Salih Memecan.. Kim mi? Sabah’ın baş karikatüristi.. İktidar yanlısı Medya Derneği Başkanı.. Medyada etik toplantıları düzenleyen kişi.. Sekiz yıl boyunca iktidar için tek karikatür çizmeyerek dünya rekoruna imza atan kişi.. (Pardon bir kere elektrik zammı için çizdi ve tövbe etti..) Salih’in CHP lideri için çizdiği şu karikatüre bir daha bakın.. Kılıçdaroğlu’nun yerine Erdoğan’ı koyun.. Başbakan böyle bir karikatürü yayınlansa ne derdi? Bunların cibiliyeti bu..
(Mehmet Tezkan-MİLLİYET/3-11-2010)



KARİKATÜRCÜLER

DERNEĞİNİN

GECESİNDE DAVETSİZ

MİSAFİR MİYDİ?

Karikatür gibi muhalif duruşu olan bir sanatın tanımını ve anlamını bozmaya çalışan, çizdikleriyle karikatüre sürekli ihanet eden S.M. adlı zat geçenlerde Karikatürcüler Derneğinin Armada Otelde gerçekleşen 30. Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması Ödül Töreni gecesine de gecenin ortasında çıkageldi. Öğrendiğimize göre bu geceye "davet" edilmemişti. Yanında ondan ayrı tuttuğumuz, onunla aynı gazetede çalışma talihsizliği yaşayan, çok sevdiğimiz, dergici kökenli, iki emekçi karikatürcü arkadaşımız da vardı. Onları sanki siper etmişti kendine. Salona girdiği andan itibaren gecede "buz" gibi bir hava oluştu Karikatürcüler Derneği üyesi pek çok çizer SALİH MEMECAN'la aynı ortamda bulunmaktan rahatsız olarak ödül gecesini tamamladılar... (MİZAHHABER)



2 Kasım 2010 Salı

NEZİH DANYAL'IN
50. YIL SERGİSİ
4 KASIM'DA
ANKARA'DA AÇILIYOR

Karikatür sanatçısı Nezih Danyal'ın tuval üzerine karikatürlerinden oluşan "Karikatür Bir Ömür/50. Yıl Karikatür Sergisi" 4 Kasım Perşembe günü Ankara'da Medya Sanat Galerisinde açılıyor. Sergi 30 Kasım'a dek açık kalacak...

TAYYAR ÖZKAN'IN
"CAVEMAN"
ALBÜMÜ YAKINDA
ÇIKIYOR
Çizgi romancı Tayyar Özkan'ın "Caveman"ın (Mağara Adamı) yeni çizgi roman albümü yakında yayımlanacak.
BİROL ÇÜN ÇİZİYOR
İZMİR
NAZIM
KÜLTÜREVİ'NDE
12 EYLÜL
SERGİSİ
12 Eylül darbesinin 30. yılında gerçekleştirilen "Besleyenler ve Beslenenler" karikatür sergisi İzmir Nazım Kültürevi'nde açılıyor. 6 Kasım Cumartesi günü açılacak serginin kokteyli saat 17.00'de gerçekleşecek. Sergi albümünün tanıtılacağı açılışta, mini bir söyleşi de gerçekleştirilecek. 30 farklı yerde açılması düşünülen sergi, Kasım ayında İstanbul DİSK, Birleşik Metal- İş Sendikası Genel Merkez binasında açılacak...