30 Temmuz 2010 Cuma

28 Temmuz 2010 Çarşamba

OĞUZ ARAL
ANTALYA'DA
ANILDI

Türk karikatürünün büyük ustası Oğuz Aral 6. ölüm yıldönümünde Antalya Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği etkinliklerde, Antalya'da adına açılan bir karikatür sergisinin ardından Gırgır yıllarından yetiştirdiği öğrencilerden biri olan mizah yazarı ve karikatürist Cihan Demirci'nin hazırladığı "Mizahımızın Alayköşkü:Oğuz Aral ve Gırgır" başlıklı belgesel sunumla anıldı...

Oğuz Aral sergisinin açılış kurdelasını Adem Akyürek, Cihan Demirci ve Birsen Kaner kestiler...


Antalya'da sıcak mı sıcak bir Temmuz gecesi... Cumhuriyet Meydanında sarı bir derginin 70'li, 80'li yıllarda yarattığı o müthiş sıcaklığın rüzgarı esmeye başlıyor... Antalya İstanbul'un bile es geçtiği bir etkinliğe imza atıyor. Gırgır dergisinin yaratıcısı, Avni'nin, Utanmaz Adam'ın babası, karikatürcülüğündeki ustalığını son yıllarında mizah yazarlığında da gösteren mizahımızın büyük ustası Oğuz Aral, kendi deyimiyle son yıllardaki adıyla: "Huysuz İhtiyar"... Aramızdan 26 Temmuz 2004 tarihinde, henüz 68 yaşındayken Bodrum'da ayrılan mizah ustası Oğuz Aral, 6. ölüm yıldönümünde Antalya Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği etkinliklerle Antalya'nın Cumhuriyet Meydanında anıldı.

Cihan Demirci, Cumhuriyet Meydanını dolduran Antalyalıları, Oğuz Aral'ın renkli hayatıyla birlikte Gırgır'ın soluk soluğa geçen yıllarına götürdü...


Gırgır dergisinin tarihinin de ayrıntılı anlatıldığı sunum yaşı 40'leri geçmiş eski Gırgır okurlarını o eski günlere götürürken, Gırgır'a yetişememiş gençler de sunumu meraklı bakışlarla takip ettiler...


26 Temmuz Pazartesi gecesi saat: 20.30'da başlayan anma gecesi Oğuz Aral'ın "Avni" karikatürlerinden ve özel fotoğraflarından oluşan serginin Antalya Cumhuriyet Meydanındaki açılışıyla başladı. Bu serginin açılış kurdelasını Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Adem Akyürek, gecenin konuşmacısı karikatürcü-mizah yazarı Cihan Demirci ve bu etkinliğe güzel bir sürpriz yaparak Kemer'den gelen Oğuz Aral'ın teyzesi Birsen Kaner kestiler...

OĞUZ ARAL VE GIRGIR BELGESELİ...

Oğuz Aral'ın "Avni" çizgi bantlarından ve fotoğraflarından oluşan serginin açılışından sonra saat: 21'de karikatürist-mizah yazarı ve mizah tarihi araştırmacısı Cihan Demirci'nin bu geceye özel olarak hazırladığı 1.5 saati aşan belgesel sunum başladı. "Mizahımızın Alayköşkü: Oğuz Aral ve Gırgır" başlıklı bu görsel sunumda Demirci, Oğuz Aral'ın hayatını özel fotoğraflar, belgeler ve karikatürler eşliğinde Gırgır dergisindeki fırtınalı macerasıyla birlikte, bilinmeyen, hiç konuşulmayan yönleriyle bir tarih yolculuğu içersinde anlattı. Oğuz Aral'ın teyzesi Birsen Kaner'in dolu gözlerle izlediği bu belgeselde Cihan Demirci, son yıllarında Oğuz Aral'la yaptığı röportajlardan bazı bölümlere de yer verdi.

Gırgır kapaklarıyla 12 Eylül 1980'e gidişin tarihi sunumun en fazla ilgiyle izlenen bölümü oldu, şu anki güncelliğinden olsa gerek...
Oğuz Aral'ın Gırgır yıllarında "Çiçeği Burnunda" çizerlerinden olan Antalyalı Süleyman Gök'ün de izleyiciler arasında olması ve sunumda yer alan bir karikatürü üzerine parmak kaldırıp söz alarak konuşması da gecenin ayrı bir rengiydi. Cumhuriyet Meydanındaki alanı dolduran Antalyalıların büyük bir merakla ve keyifle izlediği Oğuz Aral ve Gırgır belgeselinin ardından özellikle o dönemlere yetişememiş gençlerin ilginç sorularıyla büyük ustayı anma gecesi noktalalandı...
Cumhuriyet Meydanındaki Oğuz Aral sergisi 1 Ağustos'a dek açık kalacak...
VAHİT AKÇA ÇİZİYOR


CUMHURİYET
GAZETESİNDE
HER CUMARTESİ
2 TAM SAYFA
MİZAHIN ADI:
CUMERTESİ

Ülkemizde yayımlanan gazeteler içersinde "en fazla karikatürcüye yer" veren Cumhuriyet Gazetesi, 24 Temmuz Cumartesi gününden itibaren, "Cumertesi" adıyla iki tam sayfa mizah vermeye başladı.

Cumhuriyet Gazetesi'nde artık cumartesi günleri 2 tam sayfa mizah var... "Cumertesi" adıyla yayımlanan bu iki tam sayfa mizahta; Çizgileriyle; Zafer Temoçin, Serdar Günbilen, Abdülkadir Elçioğlu, Birol Bayram, Yazılarıyla ise; Ülkü Tamer, Şükrü Yavuz ve Cihan Demirci yer alıyor. MİZAHHABER olarak CUMERTESİ'ye yayın hayatında upuzun, başarılı bir ömür diliyoruz...
-------------------------------------------------------

MİZAH YAZARI
KEMAL KENAN ERGEN
YOĞUN BAKIMDA

Mizah yazarı ve senarist Kemal Kenan Ergen geçirdiği kalp krizi sonrasında yoğun bakımda... Mizah yazarı olarak Leman'da ve başka dergilerde çalıştıktan sonra kendini senaryo yazarlığına veren Ergen son yıllarda; “Hababam Sınıfı 3,5”, “Hababam Sınıfı Askerde”, “Hababam Sınıfı Merhaba”, “Ömerçip”, “Kahpe Bizans” gibi filmlerde senarist olarak çalıştı. "Tatlı Kaçıklar", "Yasemince", "Kaygısızlar" gibi tv dizilerinde yazarlık yaptı. 26 Temmuz akşamı geçirdiği kalp krizi ardından Amerikan Hastanesinde hemen ameliyata alınan 43 yaşındaki senarist, ardından yoğun bakıma kaldırıldı. “Hayat Bilgisi” adlı bir de kitabı bulunan Kemal Kenan Ergen’in son olarak Cem Yılmaz’la birlikte “Şampiyon” adlı film için çalıştığı öğrenildi.


CİHAN DEMİRCİ ÇİZİYOR

Cihan Demirci'nin 27 Temmuz 2010 tarihinde Cumhuriyet'te "Çiziyet" köşesinde yayımlanan karikatürü...

26 Temmuz 2010 Pazartesi

6. ÖLÜM
YILDÖNÜMÜNDE
OĞUZ ARAL'I
ANIYORUZ...
26 Temmuz 2004 tarihinde, henüz 68 yaşındayken Bodrum'da yitirdiğimiz Türk Mizahının kendini karikatürcü yetiştirmeye adamış büyük ustası Oğuz Aral 6. ölüm yıldönümünde Antalya'da anılıyor... Antalya Büyükşehir Belediyesinin 26 Temmuz Pazartesi gecesi, saat:21'de Antalya Cumhuriyet Meydanında gerçekleştireceği anma etkinliğinde onun öğrencilerinden Cihan Demirci "Mizahımızın Alayköşkü: Oğuz Aral ve Gırgır" başlıklı görsel söyleşide Oğuz Aral'la birlikte Gırgır dergisini anlatacak. Bu arada aynı meydanda "Avni" sergisi açılacak. 26 Temmuz iki mizah ustasının da ölüm yıldönümü, Türk tiyatrosunun usta kalemi, mizah yazarı Sadık Şendil'i de 26 Temmuz 1986'da (1913 doğumluydu) yitirmiştik. 1906 doğumlu Karikatürist Hulki Onaran da 26 Temmuz 1987'de veda etmişti yaşama... Oğuz Aral'ı, Sadık Şendil'i ve Hulki Onaran'ı MİZAHHABER olarak sevgiyle anıyoruz...

24 Temmuz 2010 Cumartesi

CİHAN DEMİRCİ ÇİZİYOR

Cihan Demirci'nin 22 Temmuz 2010 tarihinde Cumhuriyet'te "Çiziyet" başlığı altında yayımlanan karikatürü...

22 Temmuz 2010 Perşembe

NECATİ ABACI 'ÇİZİYOR'...
Sevgili arkadaşımız Necati Abacı'yı bundan 6 yıl önce, üst üste gelen ölümlerle kabus gibi geçen bir Temmuz ayında 22 Temmuz 2004 tarihinde, daha 46 yaşındayken, en üretken çağındayken yitirmiştik... Onun her daim gülen yüzü, çizerlikle birlikte hoşgörü ustalığına ulaşmış yapısı gözümüzün ve belleğimizin önünde, sevgili Necati'yi 6. ölüm yıldönümünde bir güzel karikatürüyle; sevgiyle anıyoruz... Evet NECATİ ABACI HALA 'ÇİZİYOR'... (C.D.)

20 Temmuz 2010 Salı

Antalya Büyükşehir Belediyesi 6. ölüm yıldönümünde, 26 Temmuz Pazartesi akşamı Oğuz Aral’ı anıyor...

ÖĞRENCİSİ
USTASINI
ANLATACAK

Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı, büyük karikatürist Oğuz Aral’ı ölümünün 6’ncı yıldönümünde bir dizi etkinlikle anacak. Etkinlik kapsamında, Oğuz Aral’a ait karikatürler sergilenecek ve Cihan Demirci’nin onur konuğu olarak katılacağı bir söyleşi düzenlenecek. MİZAHHABER'e ulaşan basın bültenini iletiyoruz...

Oğuz Aral’ın öğrencilerinden olan ve mizah tarihimiz üzerine araştırmaları bulunan karikatürist-mizah yazarı Cihan Demirci, 26 Temmuz 2010 Pazartesi günü saat 21.00’de Cumhuriyet Meydanı Açıkhava Sergi Alanı’nda görsel sunumlu bir söyleşi gerçekleştirecek. Bir adı da Damdaki Mizahçı olan Cihan Demirci, “Mizahımızın Alay Köşkü: Oğuz Aral ve Gırgır” başlıklı söyleşide, Demirci izleyenleri Aral’ın hayatında çok önemli yer tutan Gırgır dergisi tarihine doğru bir yolculuğa çıkaracak. Aynı gün saat 20.30’da Cumhuriyet Meydanı Açıkhava Sergi Alanı’nda Oğuz Aral’ın unutulmaz tiplemelerinden “Avanak Avni” karikatür sergisi de açılacak. Sergi 1 Ağustos’a kadar açık kalacak.

OĞUZ ARAL KİMDİR?

Türkiye'de mizah adına bir iş yapan herkesin çorbasında tuzu olan, Gırgır dergisinin kurucusu Oğuz Aral, İstanbul Silivri'de 1936 yılında doğmuştur. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin üçüncü sınıfından ayrılmıştır. 1950'den sonra çeşitli dergi ve gazetelerde karikatür çizmeye başlamıştır. Güncel, halkın anlayabileceği basite indirgenmiş bir karikatür anlayışına önem veren Aral, kendi mizahi görüşü ve doğrultusunda birçok karikatürcü yetiştirmiştir. Gırgır mizah dergisinin kurucusu ve yöneticisi olan Aral, daha sonra Avni dergisini çıkardı. Aral, Gırgır dergisinin tirajını 500 bin adedin üzerine çıkararak, dünyanın üçüncü büyük güldürü dergisi durumuna getirmiştir. Avanak Avni tiplemesinin yaratıcısı olan Oğuz Aral, Hayk Mammer, Köstebek Hüsnü, Utanmaz Adam ve Vites Mahmut gibi tiplemeleriyle de tanınıyordu. Karikatürleri ve 'Huysuz İhtiyar' başlığı altında yazıları ölümüne kadar Hürriyet Gazetesi’nde yayınlandı. 26 Temmuz 2004'te Muğla'nın Bodrum ilçesinde kalp krizi sonucu vefat etti.


İletişim için: Basın ve Halkla İlişkiler Danışmanı Akgün KESKİN akeskin@antalya.bel.tr 0 242 249 54 80


17 Temmuz 2010 Cumartesi

VAHİT AKÇA'DAN
İKİ ÇİZİM BİR DÜZELTME...


VAHİT AKÇA AYNI KARİKATÜRÜ İKİ KEZ ÇİZDİ... YENİ ÇİZİMİ ÜSTTE, İLK YOLLADIĞI ÇİZİM ONUN ALTINDA... AÇIKLAMASI İSE ŞÖYLE: Yaptığım "similar" karikatürüne ilişkin gelen eleştiri: "Museviler "Aşkenaz" ve "Sefarad" diye iki ayrıma sahip. Aşkenaz (Eşkenaz, Eskenazi vs) denen küme Batı'da yaşayan ve batı normlarına kısmen entegre olmuş grup. Ancak bunlar da tek tip giyimleri ile batılı toplumdan ayrılıyorlar. Bunların radikal dincilik anlayışarı da farklı. Sefaradlar ise Doğulu (Eski Sovyetler de dahil galiba) museviler. Bunlar musevi idealine ve inancına çok bağlı. Ancak heteredoksi özellikleri ile birleştiriyorlar. Kendi inançlarını katı kurallarla yaşıyorlar. Aşkenzalar Mavi Marmara'nın insani yardım götürmesini, yardım götüren insanların katledilmesini protesto ettiler. Hem ABD'de, hem Türkiye'de hem de AB ülkelerinde. Üstelik ellerine Türk bayrakları alarak yaptılar protestolarını. İsrail devletinde asıl kökten dinci ve ırkçı yaklaşımı siyasal ideoloji olarak kuran yapılanma başlarına sadece yahudi takkesi (galiba kippa deniyor) giyip, sinogoglarda din ticareti yapan, çağdaş giysilerle dolaşan siyonistler. Asıl eleştirilmesi gereken de musevi köktendinciliğini ırkçılıkla harmanlayan siyonist ideoloji olmalı. Karikatüründeki musevi ise bir siyonist değil, bir Eşkenaz. Dolayısıyla köktendinciliğin her türüne yönelttiğin eleştiri dini siyasete alet eden ırkçı/dinci bir musevi ile dini siyasete alet eden islamcı köktendinciliğin kavramsal temelindeki benzerliği tam anlamıyla gösterememiş oluyor."

Sevgili Akdağ Saydut'un eleştirisi için teşekkür ediyorum... "similar" adlı çizgimdeki amacın, yahudi ve müslüman toplumlarına karşı bir tavır olmadığını belirtmeliyim... Vurgulamak istediğim, 1993 Sivas'taki katliam ve 2010'da Mavi Marmara gemisine yapılan baskından sonra, katliam politikaları güden ırkçı ve gerici farklı zihniyetlerden yapılan açıklamaların benzerliğine dikkat çekmek idi.
İyi araştırmadan çizdiğim ve her iki toplum tarafından yanlış algı ve anlaşılmaya yol açacağını düşündüğüm çizimimi düzeltiyorum.

VAHİT AKÇA'DAN
BİR TV REKLAMI KOLAJI...


16 Temmuz 2010 Cuma

ERCAN AKYOL ÇİZİYOR

Ercan Akyol'un 15 Temmuz 2010 tarihinde Milliyet'te yayımlanan karikatürü...

15 Temmuz 2010 Perşembe

NACİ EL-ALİ 2010
ULUSLARARASI
"FİLİSTİN" KONULU
KARİKATÜR
YARIŞMASI

Naci El-Ali 2010 Uluslararası "Filistin" Konulu Karikatür Yarışması Mossad'ın "katlettiği" Filistinli büyük çizer Naci-El Ali'nin anısına düzenleniyor...

Filistinli karikatürcü Naci El-Ali anısına düzenlenen karikatür yarışmasını tanıtan metinde şunlar yazıyor:
Yıl 1948... Dünya, Ortadoğu'nun kalbinde, Filistin'de yaşanan işgale, soykırıma, sürgünlere tanıklık ediyor... Ve yıl 2010... Siyonist İsrail, 62 yıldır yaptığı gibi bugün de dünyanın gözünün içine baka baka Filistin'i Ortadoğu haritasından silmeye uğraşıyor; Filistinlilerin yaşam haklarını ellerinden alarak, toprağına, suyuna, bağ bahçelerine, zeytin ağaçlarına el koyarak, yerleşim yerlerini bombalayarak, hapishanelerin içinde tutsak, dışında ise sürgün ederek ve elbette "Filistin kültürünü yok etmeye çalışarak..." Biliyor ki Siyonistler, kültürü yaşadığı sürece Filistin de yaşıyor demektir! Biz Filistin dostları da biliyoruz ki, dünyanın herhangi bir yerinde bir evde, bir sokakta, bir sinema salonunda, sergide bir fotoğrafta, bir romanda, şenlikli bir düğünde, bir şairin dizelerinde yahut bir tiyatro sahnesinde yaşıyor Filistin, yaşayacak da... Bizler, Filistin'in özgürlüğüne kavuşacağı güne duyduğumuz inançtan alıyoruz gücümüzü... İşte bu nedenle "Bir zamanlar bir Filistin vardı" dememek, dedirtmemek, Filistin'in değerlerini onurla taşımak ve yaşatmak adına yaptığımız etkinliklerimizde bu kez mizahı ve mizahçıyı da almak istedik yanımıza... Bu inançla çıktık yola ve Filistin'in yarattığı en ölümsüz değerlerden biri olan ünlü çizer Naci El-Ali anısına "Filistin" konulu bir karikatür yarışması düzenlemeye karar verdik.

Naci El-Ali Kanıyla Filistin'i çizdi, Hanzala'sıyla Filistin'i yaşatıyor... Filistin'in yüzyılı bulan onurlu mücadelesine özgün çizgileriyle destek vermenin ötesinde "kanıyla Filistin'i çizen sanatçı" olarak tanınan ve Filistin'deki vahşeti dünya kamuoyunun gündemine taşıyan Naci el-Ali, 1948 yılında henüz 10 yaşındayken yüz binlerce Filistinli gibi ülkesinden sürgün edildi. Bir süre Lübnan'da bir mülteci kampında ailesiyle birlikte yaşadı ve sayısız Filistinli çocuk gibi "vaktinden önce" büyüdü.
Naci el-Ali, ülkesiyle birlikte kendi varlığını sürdürebilmenin sırrını çizmekte bulduğunda, halkının davasına en az "çocuk generallerin" İsrail tanklarına attıkları taşlar kadar güçlü bir silah kazandırmıştı: Karikatürleri. Kısa zamanda öylesine büyük bir etki yarattı ki Naci el-Ali'nin çizgileri, Siyonistlerin yüreğine öyle büyük korkular saldı ki, takvimler 22 Temmuz 1987'yi gösterirken, kaleme karşı kurşunla karşılık verdi Siyonistler, Londra'da bir cadde ortasında; Mossad ajanları bir büyük Filistinliyi, bir büyük dava adamını, bir büyük sanatçıyı katletti dünyanın gözlerinin önünde. Oysa Siyonistlerin hesaba katmadıkları bir gerçek vardı. Naci el-Ali, kendisinden sonra Filistin bayrağını taşıyacak bir karakteri çoktan yaratmıştı. Yüzünü Özgür Filistin'i görünceye dek dünyaya göstermeyecek, hiç büyümeyecek, hep 10 yaşında kalacak, yani ölümsüz bir çocuk: "Hanzala!"

Naci el-Ali 2010 Uluslararası Filistin Konulu Karikatür Yarışması Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği (FHDD) ile HOMUR Mizah ve Karikatür Grubu tarafından düzenlenmektedir. Yarışmaya katılım şartlarıyla ilgili bilgileri okumak için link adresi: http://www.karikaturculerdernegi.org/detay.asp?id=8030

14 Temmuz 2010 Çarşamba

VAHİT AKÇA'DAN KUPA 2010
ÇİZGİLİ YORUMU

13 Temmuz 2010 Salı

CİHAN DEMİRCİ ÇİZİYOR

Cihan Demirci'nin 13 Temmuz Salı günü Cumhuriyet gazetesinde "Çiziyet" köşesinde yayımlanan karikatürü...
SEFER SELVİ ÇİZİYOR

Milli Eğitim de Başbakan’ın, ‘Kader’ geleneğini sürdürdü. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü üzerine lavabo düşmesi sonucu ölen 6 yaşındaki Efe’nin ailesine ‘Kader, oğlunuz cennete gitti’ dedi.

Sefer Selvi'nin 13 Temmuz Salı günü Evrensel gazetesinde yayımlanan karikatürü...


ERCAN AKYOL ÇİZİYOR

Ercan Akyol'un 13 Temmuz Salı günü Milliyet'te yayımlanan karikatürü...

11 Temmuz 2010 Pazar

ÖKÜZ NE DİYOLOGLARI


- Bilader, duydun di mi, 12 Eylül'de referandum var, AKP'nin Anayasa maddeleri oylanacak, eğer sonuçta "evet" çıkarsa daha da acayip bir Türkiye kapıda diyorlar...

- Kardeşim malum bizim gibi öküzler bile duydu, AKP yargıyı tamamen kendine bağlama, kendi yargısını oluşturma peşinde, eğer "evet" çıkarsa korkarım artık bırak trenler hakkında herhangi aleyhte laf etmeyi, trenlere özgürce bile bakamıycaz!..

CİHAN DEMİRCİ ÇİZİYOR

Cihan Demirci'nin 8 Temmuz 2010 tarihinde Cumhuriyet'te "Çiziyet" köşesinde yayımlanan karikatürü...

7 Temmuz 2010 Çarşamba

ÖLÜMÜNÜN
17. YILINDA
RIFAT ILGAZ'I
ANIYORUZ...
Türk mizahının iki büyük ustası ardı ardına günlerde ayrılmışlardı bu dünyadan... Dün 6 Temmuz'du, 6 Temmuz 1995'te yitirdiğimiz Aziz Nesin'i andık, bugün ise 7 Temmuz 1993'te aramızdan ayrılan Rıfat Ilgaz'ı, Kadir İncesu'nun yolladığı yazıyla ve bilgilerle anıyoruz...

1911’de Kastamonu’nun Cide ilçesinde dünyaya gelen Rıfat Ilgaz’ı 2 Temmuz 1993’de yaşanan Sivas Olayları sonrası 7 Temmuz 1993’de sonsuzluğa uğurlamıştık… 82 yıllık yaşamında 70 kitaba imza atan Rıfat Ilgaz’ın; 1983 yılında oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte kurduğu Çınar Yayınları, Edebiyatımızın Koca Çınarı’nı yaşatmak için çalışmalarını sürdürüyor. Rıfat Ilgaz’ın bütün kitaplarını özenli bir çalışmayla elden geçirerek yeni baskılarını yayımlayan yayınevi 7 Mayıs 2011’de 100. doğum yılı kutlanacak olan Rıfat Ilgaz’ın adına yaraşır kutlamalar yapmak için de şimdiden çalışmalara başladı.

“Sevdim haklıdan yana olabilmek için
Çalışıp ezilenden senden yana
Sevdim aldığım soluğu hak etmek için
Ama sevdim halkımca”
diyen Rıfat Ilgaz’ı kaybettiğimiz 7 Temmuz 1993’den günümüze Çınar Yayınları ve Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi pek çok ses getiren etkinliklere imza attı…

BU ETKİNLİKLERİ SIRALAYACAK OLURSAK,;


* Rıfat Ilgaz adına, şiir, öykü yarışmaları düzenlendi.

* Her yıl Cide’de Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali düzenlendi.

* Kastamonu Meslek Yüksek Okulu ve Prof. Dr. Bahri Gökçebay’ın da katkılarıyla 2006 yılının mayıs ayında Kastamonu’da üç gün süreyle Rıfat Ilgaz Sempozyumu düzenlendi. Sempozyuma sunulan bildiriler 1000 sayfalık bir kitap olarak yayınlandı.

* Kastamonu Üniversitesi tarafından Cide Rıfat Ilgaz Meslek Yüksek Okulu açıldı.

* Kitapları yabancı dillere çevrildi.

* Rıfat Ilgaz’ın 1911’de doğduğu ev Cideliler, Rıfat Ilgaz’ın okurlarının ve Cide Belediyesinin desteğiyle Rıfat Ilgaz Müzesine dönüştürüldü. Aydın Ilgaz’ın elindeki Rıfat Ilgaz’a ait bütün belgeleri vererek oluşmasını sağladığı Rıfat Ilgaz Müzesinde Rıfat Ilgaz’ın bütün özel eşyaları (Kalemi, gözlüğü, giysileri, kitapları, yatağı, çalışma masası, radyosu) sergileniyor.

* Cide Kaymakamlığı tarafından Cide Kaymakamlığı Rıfat Ilgaz Çocuk Korosu kuruldu. Koroda Cideli ilköğretim öğrencileri bulunuyor…

(Kadir İncesu-Çınar Yayınları)



6 Temmuz 2010 Salı

Türk Mizahının Büyük
Ustası, AZİZ NESİN'in
15. ölüm yıldönümünde,
Cihan Demirci, onu
ODATV'de yazdığı
yazıyla anıyor...

"AKLINIZI YİTİRELİ
15 YIL OLDU,
FARKINDA MISINIZ?"
2 Temmuz 1993’te Sivas cehennemini yaşayan büyük usta Aziz Nesin’in yorgun, kırgın ve öfkeli yüreği 2 yıl kadar dayanabilmişti bu kahredici yangının tahribatına. 1995’te 5 Temmuz’u 6 Temmuz’u bağlayan gece Çeşme’de aramızdan giderken geriye dopdolu bir hayat, rekor sayıda muhteşem bir üretim, ve en önemlisi ‘aklın gücü’nü bıraktı. Bu akla ziyan ülkede asla önemsemediğimiz, insana özgü en büyük güç ondan bize mirastır. Bu güç, bağnazlığa, tutuculuğa karşı aklın gücüdür. Bu toplum aradan geçen 15 yılda o mirasın zerresini bile kullanmış değil o ayrı konu. Hatta bırakın kullanmayı, aradan geçen 15 yıllık süreçte bu toplum zaten iki gram olan aklını tamamen yitirdi, tamamen contayı sıyırdı, kafayı hepten üşüttü.

Cihan Demirci, ölümünden 18 gün önce AZİZ NESİN ustasıyla, İzmit'teki ortak söyleşide... (17 Haziran 1995)


Bu akla ziyan coğrafyada mizah yapmak ne zor bir iştir bilir misiniz, 30 yılı aşkın bir süredir hem yazar hem de çizer olarak mizahla uğraştığım için iyi biliyorum. Aziz ağabeyle ölümünden 18 gün önce son kez İzmit’te bir araya gelmiştim ortak söyleşimizde. O gün ateşler içinde yanıyordu, 40 civarı ateşi vardı, gözleri seçemiyordu, Sivas yangınının ve bu akla ziyan ülkenin yorgunuydu. Ama o halde bile ciddi bir kalabalığın karşısındaydık 30 dereceyi aşan bir sıcak altında. O gün söyleşi öncesinde inatla Keltepe’ye çıkmak istemişti. İzmit’in en tepesinde, püfür püfür esen bir havada bana acınacak gözlerle bakmış, “Bu ülkede gelecek günlerde mizahın yapılamayacak bir hale geleceğine” dair acı şeyler söylemişti. Genç bir mizahçı olarak belli ki ardında bırakacağı bizlere üzülüyordu. Dedikleri fazlasıyla çıktı. Bu durum işini ciddiye alan mizahçılara özgüdür. Benzer şeyleri ne acı ki şu anda ben de yaşar haldeyim. Mizah, aradan geçen 15 yıl içinde akla ziyan bir hız içindeki, manyak ötesi hayatın gerisine düştü, siyasi-toplumsal tüm anlamlarını yitirdi, ucuzladı, sıradanlaştı, yenildi, evcilleşti, kabalaştı, toplumdan çok magandalığa hizmet eder hale geldi, mizah diye kala kala “Recep İvedik”lere kaldı bu zavallı ülke...

Ben zaten şimdi sözü uzatmadan ustama vereceğim. Zamanında 80’li yıllarda yan yana, birlikte çalışma onuruna eriştiğim Aziz Nesin ustama… Onunla yapılmış sayısız röportajı, söyleşiyi taradım, onun pek çok konuda her daim ufuk açan sözlerinden alıntılar yaptım. O halde biz susalım, ölümünün 15. yılında yeniden bu küçük dev adam konuşsun...

ODATV HABER SİTESİNDEKİ YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN LİNK ADRESİ: http://www.odatv.com/n.php?n=aklinizi-yitireli-15-yil-oldu-farkinda-misiniz-0507101200

CİHAN DEMİRCİ, AZİZ NESİN
USTANIN ÖLÜMÜNÜN
15. YILI ANISINA ÇİZDİ...

Cihan Demirci'nin 6 Temmuz 2010 tarihinde, Aziz Nesin'in 15. ölüm yıldönünümünde Cumhuriyet gazetesinde "Çiziyet" köşesinde yayımlanan karikatürü...

4 Temmuz 2010 Pazar

KARİKATÜRİST
SALİH ERİMEZ'İN
ÖLÜMÜNÜN
36. YILINDA...


Malumunuz şimdilerde "Eriyen" bir Salih'i var karikatürümüzün... O eriyen Salih ki, karikatürün doğasına aykırı olarak uzun zamandır İktidar çizerliği yapıyor ve çizdikçe eriyor... Bugün anacağımız Salih Erimez ise eski mizah dergilerinde resme yalın desenleriyle çıkar karşımıza... Karikatürcülerin resim deseni ağırlıklı çizim yaptıkları dönemin ressam kökenli çizerlerindendir. 1901 yılında İstanbul'da doğan Salih Erimez Emekli Jandarma Albayı Zihni Beyin oğludur. İstanbul Erkek Lisesi ve Viyana Güzel Sanatlar Akademisi mezunudur.

Salih Erimez; Cumhuriyet, Papağan, Akbaba, Son Saat, Yeni Ses, İkdam, Zaman, Yedigün, Karikatür, Şaka, Akşam, Dünya, Nasreddin Hoca, Tercüman gibi dergi ve gazetelerde çalıştı, karikatürleri yayımlandı. Uzun yıllar, “Tarihten Çizgiler” başlığı altında Osmanlı dönemini yansıtan karikatürler çizdi, daha sonra bu çizgilerini bir albümde topladı. Salih Erimez 4 Temmuz 1974 yılında, 73 yaşındayken dünyaya veda etti. Ölümünün 36. yılında sevgiyle anıyoruz...


METE AĞAOĞLU ÇİZİYOR
KEMAL SUNAL
10. ÖLÜM
YILDÖNÜMÜNDE
ANILDI

Türk sinemasının büyük komedyeni, usta oyuncusu Kemal Sunal'ı 3 Temmuz 2000 tarihinde henüz 66 yaşında yitirmiştik. Kemal Sunal ölümünün 10. yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki mezarı başında anıldı.

Televizyonda filmleri yüzlerce kez tekrar tekrar oynayan, bu filmlerde çizdiği tiplemelerle her defasında güldürmeyi başaran Kemal Sunal'ın Anma töreninde, babası gibi oyuncu olan Ali Sunal ise Kemal Sunal hakkında şunları söyledi; "10 sene oldu ama sanki dün olmuş gibi. Bir şey geçmiyor, değişmiyor. Ancak onu görebilirsek, ona dokunabilirsek bir şeyler değişebilir. Biz o hayattaymış, yanımızdaymış gibi yaşamaya devam ediyoruz. Ona karşı sorumluluklarımızı biliyoruz. Onun sevenlerini hayal kırıklığına uğratmamaya çalışıyoruz. Ben kendimden önce bunlar için yaşıyorum. Çünkü çok güzel bir adam. Çok örnek bi adam. Çok doğru şeyler yapmış. Onun yolundan gidersiniz siz de doğru insan olursunuz diye düşünüyorum."

SANAT DÜNYASINDAN KİMSE YOKTU


Törene Kemal Sunal'ın oyuncu arkadaşlarından kimsenin katılmamasına yönelik soruya Ali Sunal farklı bir yanıt verdi: "Ben sanat dünyasının vefasızlığı diye algılamıyorum. İlk sene de böyleydi. Bu sene de böyle. Yaz ayıdır. Arada bir zamandır. Herkes evinden, yerinden dualar yolluyor. Arıyorlar soruyorlar hatrımızı. Biz de onları arıyoruz. Ona biri dua okuyunca, okuduğu yerden de ulaşır diye düşünüyorum.İlla buraya gelmek gerekmiyor..."

MİZAHHABER olarak, Türk sinemasına komedyen olarak büyük katkıda bulunan çizdiği "Şaban" tiplemesinin değeri, bugün geldiğimiz "Recep İvedik" tiplemesinin sefaleti karşısında, daha da iyi anlaşılan sevgili Kemal Sunal'ı sevgiyle anıyoruz...


ATEŞ NESİN
YAZIYOR:

İLHAN SELÇUK

TOPLUMA mal olmuş, önemli birisini yitirdiğimizde, neredeyse hepimizin kullandığı, klasikleşmiş " İlhan Selçuk'lar kolay yetişmiyor" sözüyle başlayacağım ben de yazıma. Evet, İlhan Selçuk ve O'nun gibiler kolay kolay yetişmiyor bu ülkede. Ve aramızdan bazıları, yerleri zor doldurulur değerlerimizi bu dünyadan bir an önce yolcu edip, devre dışı bırakmak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar, acımasızca yoğun bir çaba harcıyorlar ne yazık ki...

Ortalama bir yaşın üzerinde, 85 yaşında aramızdan ayrılan İlhan Selçuk için, fizik olarak "yeterince yaşadı" diyebiliriz. Ama insanlarının aydınlanıp, çağdaşlaşması için bıkmadan usanmadan yıllarca yazarak ömrünü tüketen büyük ustanın; bir türlü uyuduğu derin uykudan uyanamayan bu topluma yeterli olamadığını üzülerek görüyoruz. Beyin ve yürek olarak ulusuna daha verecek çok şeyleri olan İlhan Selçuk; doğa kanununa inat, daha uzun yıllar aramızda yaşayıp, hepimize aydınlanmanın ne olduğunu iyicene bir öğretebilseydi keşke.

Zaman zaman dudaklarında beliren, daha sonra da yüzünün her yanına yayılan yumuşak gülümseyişine karşın, zeka fışkıran sert ve kararlı bakışlarıyla konuşma sırasında adeta kolaçan ederdi karşısındakini.

Işıklar içinde yatsın...

Ateş Nesin
SEMİH POROY
AMELİYAT OLDU

Karikatürümüzün usta isimlerinden, Cumhuriyet gazetesi çizeri Semih Poroy, geçtiğimiz 30 Haziran Çarşamba sabahı Çapa Hastanesinde bir fıtık ameliyatı geçirdi. Halen evinde dinlenmekte olan sevgili Semih Poroy'a MİZAHHABER olarak geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz...

Sevgili Semih Poroy arkadaşımız , ameliyat öncesindeki toplu hatıra fotoğrafını MİZAHHABER'e de iletti... Kafadaki bone ile Hintli bir mihrace gibi görünüyor...:)))))

2 Temmuz 2010 Cuma

SİVAS KATLİAMI YİTİKLERİNDEN
ASAF KOÇAK'I
VAHİT AKÇA'NIN
ÇİZGİLERİYLE ANIYORUZ...

ASAF KOÇAK (1958- 2 Temmuz 1993)

ASAF KOÇAK... 2 TEMMUZ 1993' te Sivas'ta gözü dönmüş yobazlarca Madımak Otelde göz göre göre yakılarak öldürülen 35 şenlik konuğundan biriydi... KARİKATÜRCÜYDÜ... Asaf Koçak, 1958'de Yozgat Yerköy’de dünyaya geldi. İlkokul yıllarında başlayan resim tutkusunu İstanbul Davutpaşa Lisesi’nde olgunlaştırdı. Kırşehir Eğitim Enstitüsü’nü bitirdikten sonra Sivas’ta 4 yıl, Adıyaman’da 3 yıl resim öğretmenliği yaptı. Karikatürleri pek çok gazete ve dergide yayınladı ve bu eserleri pek çok kereler ödüllendirildi. Asaf Koçak 14 yıl süren çizerlik yaşamında 6 kişisel sergi açtı. 4 yıl resim öğretmenliği yaptığı Sivas’a yine karikatür yapmaya ve eserlerini sergilemek amacıyla gitmişti… 4 yıl öğretmen olarak emek verdiği Sivas'ta, yüzyıllar geçse de hiç değişmeyen ve değişmeyecek olan gözü dönmüş yobazlar onu ve onunla birlikte 34 yazarı-şairi-sanatçıyı Madımak otelde yakarak yok etti...ASAF KOÇAK ARKADAŞIMIZI SEVGİYLE ANIYORUZ... TEMMUZ ATEŞİ İÇİMİZİ SARMAYA BAŞLADI... TEMMUZ AYI YİTİK MİZAHÇILARIN ÇOK FAZLA OLDUĞU, YÜREĞİMİZİN EN FAZLA YANDIĞI AY, BU AY BOYUNCA NEREDEYSE HER GÜN BİR MİZAH USTASINI ANACAĞIZ...


UĞUR PAMUK, 2 TEMMUZ SİVAS
KATLİAMI İÇİN ÇİZİYOR...

CİHAN DEMİRCİ

2 TEMMUZ

SİVAS KATLİAMI

İÇİN YAZDI...

2 TEMMUZ ATEŞİ

Temmuz’daki sıcak bir başkadır
Sivas’tan eser yangın ateşi
O ateş ki
Üstüne bir de düşer
Madımak’da yıllarca yenen
Döner ateşi!

Cihan Demirci (2010)


http://siirzofren.blogspot.com 'dan alınmıştır...



1 Temmuz 2010 Perşembe

MİZAHHABER
3. YAŞINI
GERİDE BIRAKIRKEN
EMRE ULAŞ'IN
"CİLALI TAŞ DEVRİ"
YENİDEN GÜNLÜK
BASINDA...


1 Temmuz 2007'de internette yayına başlayan MİZAHHABER bugün 3 yılı geride bıraktı. 3 yıl önce yayına başladığımızda Radikal'de işten çıkarılmasını ilk haber olarak verdiğimiz Emre Ulaş arkadaşımız ilginç bir tesadüfle bugün "Cilalı Taş Devri" çizgi bantını Yeniçağ gazetesinde yeniden çizmeye başlıyor...


Bugün 1 Temmuz 2010, MİZAHHABER'in 3 yılı geride kaldı. 4. yılımıza girdik bugün... 4. yaşımıza adım attığımız günde Emre Ulaş arkadaşımızdan bizi sevindiren bir mail geldi... MİZAHHABER, 1 Temmuz 2007'de internet üzerine yayına girerken ilk verdiği haberler işlerinden atılan iki karikatürcü arkadaşımızla ilgiliydi. Emre Ulaş ve Erdal Alay...Biri Radikal'den, diğeri ise Posta gazetesinde işlerinden olmuşlardı. MİZAHHABER onların haberlerini internet medyasında ilk kez duyurarak yayına geçti... 3 yıl önce Radikal'deki muhalif çizgi bantı "CİLALI TAŞ DEVRİ" gazete yönetimince aniden sona erdirilen Emre Ulaş, bu süre içersinde bir mizah dergisi denemesi yaptı, ardından Cilalı Taş Devri'nin internete taşıdı ve blog haline getirdi. Şimdi bize ilettiği haberde ise 3 yıl sonra "CİLALI TAŞ DEVRİ"nin yeniden günlük gazetede hayat bulacağı bilgisini verdi... Emre Ulaş, yukarda gördüğünüz "Cilalı Taş Devri" çizgi bantıyla, bugünden yani 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren Yeniçağ gazetesinde çizmeye başlıyor...İlk bantı da bizlerle paylaşıyor... Muhalif seslerin zaten bir avuç olduğu çizgi dünyasına; MİZAHHABER'in yaşgününde yeniden hoşgeldin sevgili Cilalı Taş Devri... Uzun ömürler dileğiyle...

MİZAHHABER