30 Haziran 2010 Çarşamba

SUAT
YALAZ
USTADAN
YANIT
GELDİ

Sevgili MİZAHHABER okurları.. Cihan Demirci'nin dün MİZAHHABER'de yazdığı "Çizgi Romanın Büyük Ustasından Karikatürü Küçümseyici Sözler" yazısını Akdağ Saydut arkadaşımız Suat Yalaz ustaya iletmiş. 2010 yılında KARAOĞLAN çizgi romanı 50. yaşına ulaşan Suat Yalaz'ın bu eleştiriye yanıtı da ustalığına yakışır bir olgunlukta olmuş... Suat Yalaz'ın yanıtını ve Cihan Demirci'nin bu yanıt üzerine yazdıklarını aşağıda aynen yayınlıyoruz... Gelin okuyalım...


CİHAN BEY KARDEŞİM, MERHABA.

YAZINIZ ÇOK GÜZEL VE ÇOK HAKLI, ÇİZGİYLE VE YAZIYLA MİZAH SAN'ATINA GERÇEKTEN HAKİM BİR GENÇ ARKADAŞIMIN YAZISIYDI..

BENİ SUÇLAMANA RAĞMEN, YANLIŞ ANLAŞILDIĞIM İÇİN KIRILMADIM.

"KARİKATÜR, ÇİZİLMESİ AÇISINDAN KOLAYDIR. GENÇLERİMİZ ONUN İÇİN O KOLAY YOLU SEÇİP, BİR DE ESPRİ PATLATIYORLAR, OLUP BİTİYOR."
DEMEK İSTEDİM.

BEN DE KARİKATÜR ÇİZDİĞİM DÖNEMLERDE BUNUN TADINI ÇOK İYİ ÇIKARIYORDUM...

KARAOĞLAN'I ÇİZMEĞE BAŞLADIĞIMDA HAYATIM KAYDI ADI SANKİ.. KARİKATÜRÜ 2O DAKİKADA ÇİZİYORDUM, OYSA BİR KARAOĞLAN SAYFASI BÜTÜN GÜNÜMÜ ALIYORDU.. FUTBOL OYNAMAK, SİNEMAYA GİTMEK HAKGETİRE.. "MANİTAM" RESMİN BİTMESİNİ BEKLERKEN AĞAÇ OLUYORDU.

PROGRAMA BENİ ANSIZIN ÇAĞIRDILAR, HAZIRLANAMADIM, BİİR.

KONUMUZ "KARAOĞLAN"DI.. DOĞUŞU, FİLMLERİ, AVRUPA ÇIKARMASI... KARİKATÜR TOPLANTISI DEĞİLDİ, İKİİ,, ( Bir KARİKATÜR programı yapılırsa orada, karikatürün nasıl ince zekaya ve estetiğe dayalı yüce bir san'at olduğunu
dilim döndüğünce, sesim çıktığınca uzun uzun anlatırım.)

ALTAYLI'NIN "ÇİZGİ-ROMANIN GELİŞMEMESİNDE BİZ BASININ DA SUÇU YOK MU ACABA ?" LAFI HARİKA BİR FIRSATTI.. HEP, BASIN DEVLERİNE BUNU NASIL DUYURSAM, DİYE DÜŞÜNÜRDÜM.. TAM KONUŞACAKTIM, BARDAKÇI KONUYU DEĞİŞTİRDİ.. PROGRAMDAN SONRA ODASINDAKİ 1 SAATLİK SOHBETTE BU KONUYU AÇTIM..

"GENÇLER, ÇİZGİ-ROMAN OKUMUYOR, BİLGİSAYARDA OYUN OYNAMAYI SEVİYORLAR" DEDİ.. ONLARA, GÜZEL ÇİZİLMİŞ, SÜRÜKLEYİCİ RESİMLİ-ROMANLAR VERMEZSEN, GENÇLER DE BİLGİSAYARDA OYUN OYNARLAR TABİİ.

CİHAN KARDEŞ,
YAZINDAKİ DÜŞÜNCE SAĞLAMLIĞINDAN DOLAYI SENİ KUTLUYOR, BİR KARİKATÜRİST OLARAK, GÖSTERDİĞİN DUYARLILIK İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.

SELAM, SEVGİ VE ÖVGÜLERİMLE,

SUAT YALAZ

----------------------------------------------------------

SEVGİLİ SUAT YALAZ USTA; Son yıllarda hiçbir eleştirime böylesine olgunlukta bir yanıt almamıştım... Hatta sizin programda beğendiğiniz bir çizer olarak ismini verdiğiniz Mehmet Çağçağ, bir kaç yıl önce Leman'la ilgili eleştirilerime çok ağır, çok aşağılayıcı, bir karikatürcüye yakışmayacak düzeyde yanıtlar vermişti dergisinden... Yanıtınızla, en ufak bir eleştiriye tahammülsüz davranan arkadaşlara da örnek olacak olgunluk göstermiş oldunuz. Sırf bu yüzden bile teşekkür edebilirim. Bu eleştirileri zaten gelenin gidenin vurduğu, hayatlarımızın içinde hepten geriye düşen karikatüre ve mizaha sahip çıkma güdüsüyle yapıyorum. Başkaca bir amacım yoktur. Günümüz gençliği çizgi romanın da, karikatürün de ne olduğunu bilmez bir haldeyken, bir çizgi roman ustasından karikatür hakkında böylesi tanımlamalar duyunca üzülmüştüm.

Karikatürün ülkemizde son yıllarda, özellikle de Leman dergisinin 90'lı yılların ikinci yarısından başlayarak yaptığı yanlışlarla, yarattığı olumsuz ortamda karikatürcü yetiştiremez hale gelmesi de bu işin görülmek istenmeyen başka bir acı gerçeğidir. Günü geldiğinde konuşulacak bir derin konudur bu. Karikatür günümüzde bu işi çok kolay zannedenlerin, bu işi bilmeden yaptığı bir sanat haline gelmiş olabilir ama onları eleştirmek ayrıdır, karikatürü çok basit bir sanatmış gibi göstermek ise başka...

Zamanında bu tür bir kaç programa çıktığımda, orada insanı konuşturmadıklarını görünce, bu tür programlardan uzak durmayı tercih eder olmuştum. Özellikle programı sunan birden fazlaysa konuğun işi çok zor oluyor. Onlar konuşuyor, hatta size kendi söylemek istediklerini söyletip programı bitiriyorlar... Konuşamadığınızı tahmin ettiğim bu tür programların asıl amacının konuğu konuşturmamak olduğunu da tecrübelerimle rahatlıkla söyleyebilirim. O yüzden fırsat bulunan anlarda da çok dikkatli konuşmak gerekiyor sevgili Yalaz usta... Murat Bardakçı'nın yaptığı "Tarihin Arka Odası"nda Pelin Batu'nun bir süs figürü olarak her hafta nasıl konuşamadığını doğrusu ben artık izlemez oldum. Midem kaldırmıyor bu tarih tiyatrosunu... Verdiğiniz yanıttan Murat Bardakçı-Fatih Altaylı-Habertürk şeytan üçgenine düştüğünüz anlaşılıyor. Gördüğünüz gibi televizyon çok tehlikeli bir alet. Yanlış yaptırtması çok kolay, doğrusu ise çok az. Umarım ilk fırsatta hem karikatür adına, hem de sizden sonra yetişen çizgi romancılar adına daha güzel sözler duyarız sizden. Aracılık eden Akdağ Saydut arkadaşıma da teşekkür ediyorum. Sevgilerimle...

CİHAN DEMİRCİ


29 Haziran 2010 Salı

ÇİZGİ
ROMANIN
BÜYÜK
USTASINDAN
KARİKATÜRÜ
KÜÇÜMSEYEN
SÖZLER!

Türkiye’de çizgi romanın öncü isimlerinden “Karaoğlan”ın yaratıcısı Suat Yalaz, geçen hafta Habertürk televizyonunda Fatih Altaylı ile Murat Bardakçı’nın konuğu oldu. Yalaz, keyifli bir anlatımla uzun uzun çizgi-roman macerasını anlattı. 50 kuşağından kalan birkaç isimden biri olan Suat Yalaz bu keyifli söyleşide ne yazık ki konu karikatüre geldiğinde, karikatürü küçümseyen-önemsemeyen bir tavır gösterdi. Zaten pek çok sorun yaşayan karikatürün hiçbir sorununa değinmediği gibi karikatürü bir de küçümsemesi doğrusu bizi üzdü…


HABERTÜRK televizyonu ekranında Suat Yalaz ustayı izliyorum…Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı’ya konuk olmuş, çizgi romancılığını anlatıyor. “Karaoğlan”ın yaratıcısı özellikle “Karaoğlan”ın ortaya çıkışını ve geldiği noktayı özetliyor. Suat Yalaz’la 1982’de Güneş gazetesinde çalıştığım dönemde tanışmış, Karaoğlan’ı hazırladığı büroda onu çalışırken izleme olanağı da bulmuştum. Onun deyişiyle kendi döneminde birazcık Sezgin Burak ve Ayhan Başoğlu var çizgi romancı olarak, onları da yeterli bulmuyor. Kendisi Fransa’ya gitme olanağı bulup “Karaoğlan’ı orada “Kebir” adıyla yayımlamıştı.

Derken konu karikatüre geliyor. Aslında çok da iyi bir karikatür çizgisi olan, usta bir karikatürcü olan Suat Yalaz, “Karikatür dediğin nedir ki, iki tane patlak göz yapacaksın, ortaya bir burun koyacaksın, sonra bir de sivilce filan, al sana işte karikatür” gibisinden sözler sarfediyor karikatür için. Ülkemizde çok iyi karikatürcüler var dedikten sonra sadece Mehmet Çağçağ’ın ismini zikredebiliyor. İşin ilginci o da Gazete Habertürk’ün karikatürcüsü zaten. Fatih Altaylı da “Bizim gazetenin karikatürcüsünü söylüyor” diyor. Ardından Altaylı'nın anımsatmasıyla bir de “Latif”in adı geçiyor. Sonrası tısss!.. “Penguen’de de iyi çizerler var” gibi bir sözcük duyuluyor Suat Yalaz’dan ama öylesine kaynıyor arada, altı çizilmiyor.

Fatih Altaylı bile, “Acaba hata bizde mi, hata gazetelerde mi, yeterince yer vermedik mi” diyor karikatür ve çizgi roman için… “Hadi Suat Yalaz usta, tam zamanı, yeterince yer vermediniz diye gir artık konuya” diyorum ekran karşısında içimden ama ustadan bu önemli sorun konusunda “gık” çıkmıyor. Çizgi romanı ve karikatürü önemsemeyen, giderek yok sayan bir medya eleştirisi yapma olanağı varken Suat Yalaz öylesine hesaplı-kitaplı bir söyleşi yapıyor ki, medyayı da bu anlamda zerre kadar eleştirmeden konuyu başka noktalara çekiyor. Anladığımız kadar Karaoğlan’ı yeniden film yapma derdi içersinde. Sözcüklerini ölçerek-biçerek seçiyor medyayı zerre kadar kırmamak için.

Sahi bu arada bir ara Turhan Selçuk ve “Abdülcanbaz” söz konusu oluyor. Murat Bardakçı “Abdülcanbaz neydi?” diye soruyor. Suat Yalaz’ın yanıtı: “Karikatürdü o” oluyor. Turhan Selçuk ustanın çizgi-romanını Suat Yalaz “karikatür” olarak görüyor, o şekilde tanımlıyor. “Çizdiği karikatür karelerini yan yana getirmişti” gibisinden sözler sarfediyor. Anlaşılan o ki, Suat Yalaz çizgi romanı sadece resimli roman yapmak olarak görüyor. Onun tarzı dışında yapılanlar belli ki çizgi roman kapsamına girmiyor. Altını birkaç kez çizdiği gibi Sezgin Burak’ın Tarkan’ını, Ayhan Başoğlu’nun Malkoçoğlu’nu yetersiz buluyor Karaoğlan’ın yanında. Söyleşinin bütününe baktığımızda, bu ülkede kendisinden başka bir “Çizgi romancı” pek tanımayan, bu anlamda “kendisinden sonraki kuşaktan bir tek isim bile veremeyen” bir Suat Yalaz portresi çıkıyor ki ortaya, bu doğrusu insanı üzüyor…

Sevgili Yalaz usta; Karikatür “iki tane de patlak göz, bir kocaman burun çizmek” denilerek çizgi romanın karşısında harcanamayacak kadar önemli bir sanattır, bunu sizde bilirsiniz. 19. yüzyılda ortaya çıkan bu genç sanat, 20. yüzyılda altın dönemini yaşamıştır. Öyle İki patlak göz denilerek geçiştirilemez. Günümüzde her anlamda pek çok sorunu olan karikatürün sorunlarından bir tekini bile konuşmadan, onu sadece harcamak, küçümsemek için anmak en azından hayatının belli bir döneminde karikatür de çizmiş böylesi bir çizgi ustasına yakışmıyor… Bu tür konularda artık yazmaktan bıkmış olsam da, 32 yıldır karikatüre, 30 yıldır da mizah yazarlığına emek veren biri olarak en azından bunu anımsatmak istedim…

Cihan Demirci - MİZAHHABER
E-DERGİ
"GÖLGE"NİN
TEMMUZ
SAYISI
ÇIKTI!

E-Dergi olarak yayınını sürdüren "Gölge" Temmuz ayında 34. sayısına ulaştı. MİZAHHABER'e iletilen haber bülteninde 34. sayıyla ilgili bakın ne bilgiler var:

Yazın en uzun günlerindeyiz. Gölge’miz de hem uzun hem kalabalık. Bu ay dosya konumuz Deli Gücük. Galip Dursun Alaca Karanlık Zamanlar’ı yazdı. Deli Gücük yazarlarından Özgür Kurtuluş ile uzun ve keyifli bir röportaj yaptık. Bir başka Deli Gücük yazarı Murat Başekim Deli Gücük’te Korku Unsurları ve Yerel Motifler’i yazdı. Çizer Uğur Bülent Sertçelik’de çizgi romanda korku unsurları nasıl çiziliri anlattı. Bu sayı’nın çizgi romanları Firuz Kutal’dan Etrafım Düşman, Rıdvan Şoray’dan Alemin En Hit Kahramanı ve Anıl Şahal’dan Alaca Doğan. Çizgi roman incelemelerinde Masis Üşenmez Kara Kule ‘Silahşor’un Doğuşu’nu inceledi. Gökçe Mehmet Ay Superman SecretIdentity’i yazdı.

Hasan Nadir Derin 2009-2010 sinema sezonunu değerlendirdi. Barış Saydam The Chaser’i inceledi. Murat Tolga Şen Türk’ün Ermeni İle En Güzel Anlaştığı Yer Yeşilçam’ı yazdı. Yasin Karakaya 1988 yılının en korkunç filmi Child’s Play’i yeniden seyretti. Cansu Korkmaz sinema salonlarına girmesine daha uzun bir süre olan Thor’a farklı bir pencereden baktı Thor: hayal kırıklığı mı yoksa başarı mı?
Bu sayının Öyküleri Rafet Tolga Cankut’tan İpek ve Kadın,Mustafa Kılcı’dan Aksak Adam, Funda Özlem Şeran’dan Maşuka, Fatih Danacı’dan Duvarların Ötesinden Gelenler (2. bölüm) Sadık Yemni’den Arafor, Mehmet Berk Yaltırık’dan Kanlı Peri Kızı(2. bölüm) ve Atilla Bilgen’den Hobim Çalışmak.
Bu sayımızda Michael Jackson’u da anıyoruz. Melahat Yılmaz’ın kaleminden Michael Jackson Diye Bir Adam yazısını okuyabilirsiniz. Bu sayının kapağı Şükrü Bağcı’dan geldi. Dergimize illüstrasyonları ile katkıda bulunan arkadaşlarımızsa; Mehmet Kaan Sevinç, Gülhan Sevinç, İlteriş Kaan Koçak, Altuğhan Sinan Aydınoğlu, Emrah Çıldır, Emre Ünsal ve Yunus Kocatepe.

Gölge e-Dergi’yi Pdf olarak okumak için. http://download121.mediafire.com/azzwcunzzmkg/mm3nfoonqmn/34.pdf

Gölge e-Dergi’yi flash olarak okumak için
http://issuu.com/golgedergi/docs/golgedergi34


Gölge Blogu http://golgedergi.blogspot.com/
Gölge twiter’da http://twitter.com/GolgeDergi
Gölge deviantart’da http://golgedergi.deviantart.com
Gölge’nin tüm sayılarını Issuu’dan online olarak okuyabilirsiniz. http://issuu.com/golgedergi


CİHAN DEMİRCİ ÇİZİYOR

Cihan Demirci'nin 29 Haziran 2010 tarihinde, Cumhuriyet gazetesinde "ÇİZİYET" başlığı altında yayımlanan karikatürü...

28 Haziran 2010 Pazartesi

26 Haziran 2010 Cumartesi

MALEZYA'DA
SİYASİ
KARİKATÜR
YASAK!

AKP elindeki Türkiye'nin zaman zaman benzemeye çalıştığı ülkelerden biridir Malezya... Tıpkı Endonezya gibi. Malezya hükümeti, siyasi içerikli karikatürlerin yayımlanmasını sonunda tamamen yasaklamış. Siyasi karikatürler meğerse "Güvenlik tehditi" oluşturuyormuş. Bu nedenle bu tür karikatürlerin olduğu iki kitapla bir dergi de topaltılmış. Bu anlamda zaten fazla da birşey yokmuş gördüğünüz gibi Malezya'da!.. İçişleri Bakanlığı yetkilisi Mahmud Adem, hükümeti eleştiren karikatürlerin yer aldığı yayınların, halkı liderler ve hükümet politikalına karşı isyana sürükleyebileceğini belirtmiş, bu yüzden yasaklandıkleını söylemiş. Şeriatsever Malezya'da daha önce de cinsel içerikli yayınlar yayınlar yasaklanmıştı. Kimilerinin benzemeye çalıştığı MALEZYA'nın nasıl bir ülke olduğuna dair gözden kaçan bu önemli haber 26 Haziran 2010 tarihli gazetelerimizde dış haberler sayfasında yer aldı...

23 Haziran 2010 Çarşamba

İLHAN SELÇUK İÇİN ÇİZDİLER

ZAFER TEMOÇİN (22 HAZİRAN 2010-CUMHURİYET)
CİHAN DEMİRCİ (23 HAZİRAN 2010-CUMHURİYET)

MUSA KART (22 HAZİRAN 2010-CUMHURİYET)

RAŞİT YAKALI

UĞUR PAMUK
VAHİT AKÇA

-----------------------------------------

İLHAN SELÇUK İÇİN
ATAY SÖZER'DEN
SON AKROSTİŞ


21 Haziran 2010 Pazartesi

İLHAN
SELÇUK'U
YİTİRDİK
Önce 11 Mart'ta Türk karikatürünün büyük ustası ağabeyi Turhan Selçuk gitti, ardından 3 ay 10 gün geçmişti ki Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk'u da 85 yaşında yitirdik. Bir süredir Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi'nde tedavi gören Selçuk saat 13.15'de çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. İlhan Selçuk için Çarşamba günü İstanbul'da veda töreni yapılacak. Selçuk, 24 Haziran Perşembe günü de Hacıbektaş'ta Çilehane bölgesindeki Yıldızlar Mezarlığı'nda defnedilecek.

İlhan Selçuk 11 Mart 1925'te İzmir'de doğdu (Nüfusunda Aydın yazılı). Babası subaydı. Bu nedenle Aydın'da başlayan, Yıldızeli ve Keskin’de süren, Şişli 43. İlkokul’da tamamlanan ilköğreniminin ardından, ortaokul ve liseyi İstanbul Taksim, Silifke ve Adana’da okudu.


Mizah dergisi yayıncısıydı

1950'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Kısa bir süre avukatlık yaptı. Ardından ağabeyi Turhan Selçuk’la birlikte 41 Buçuk ve Dolmuş mizah dergilerini yayımladı. İlk yazıları bu dergilerde yayımlandı. 1958’de Karikatür, 1959’da Taş_Karikatür dergilerinin yayıncıları arasına katıldı. Semih Balcıoğlu ile birlikte Ulus’un mizah sayfasını düzenledi. 1961’de Akşam Gazetesi’nde yazarlığa başladı. Aynı yıl Tanin’e oradan da Vatan’a geçti. 1962’de Doğan Avıoğlu, Mümtaz Soysal, İlhami Soysal ve Cemal Reşit Eyüboğlu’yla birlikte Yön’ün kurucuları arasında yer aldı ve burada da yazılar yazdı.

1962’de Nadir Nadi’nin çağrısı üzerine Cumhuriyet’te köşe yazarlığına başladı. 12 Mart 1971 öncesinde Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı Devrim dergisinde de yazan İlhan Selçuk, bu tarihlerde, geniş bir kesimin büyük ilgi duyarak okuduğu bir yazardı. 12 Mart sonrasında “Hoş Geldin Tanzimat Kafası” başlıklı yazısı nedeniyle Cumhuriyet kapatıldı. İlhan Selçuk tutuklandı. Açılan davada aklandı.

Ziverbey’de İşkence

Çok geçmeden sıkıyönetimce yeniden gözaltına alındı. “Ziverbey Köşkü”nde işkence gördü. “Madanoğlu Davası”ndan Sıkıyönetim mahkemesinde yargılandı ve aklandı. Yazdığı “Ziverbey Köşkü” kitabıyla, Ziverbey’deki işkence iddiaları ilk kez anlatılmış oldu. İlhan Selçuk, Ziverbey’de işkence altındayken verdiği ifadede akrostiş yöntemini kullanmıştı. İfadesinde, her tümcenin sondan ikinci sözcüğünün baş harfi yukarıdan aşağı sıralandığında “işkence altındayım” tümcesi çıkıyordu.


Demokrasi Ödülü
1991’de Nadir Nadi'nin ölümünden sonra gazetenin iflasa sürüklendiği, yazarlarının uzaklaşmak zorunda kaldıkları dönemde İlhan Selçuk, Berin Nadi ile birlikte Cumhuriyet yazarlarının bir arada tutulmasında önemli rol üstlendi. Ardından Berrin Nadi ile birlikte Cumhuriyet Gazetesi’nin bağımsızlığını koruyarak sürdürebilmesi için Cumhuriyet Vakfı’nı kurdu. Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) kurucu üyesi olan İlhan Selçuk, “Türk basınında demokrasi için verdiği savaşımdan” ötürü 1997’de Sertel Demokrasi Ödülü’ne değer görüldü. 1989’da Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin “Onur Ödülü”ne, 1994’te Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Özgürlüğü Ödülü”nü aldı. Yaklaşık yarım asırdır Cumhuriyet Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapan İlhan Selçuk'un 15 kitabı bulunuyor.

İlhan Selçuk, 2008 yılının Mart ayında Ergenekon davasından da gözaltına alınarak çileli günler geçirdi. Zaten hastalığı da o dönemde başladı ve arttı. Son olarak 23 Mart Salı günü Cumhuriyet Gazetesi’ni ziyaret etti. Yedişer sekizer kişilik gruplar halinde Selçuk’un odasına gelen Cumhuriyet çalışanlarıyla sohbet etti, şakalaştı. Bu onun Cumhuriyet’i son ziyareti oldu.

Amerikan Hastanesi'nin açıklaması

Vehbi Koç Vakfı (VKV) Amerikan Hastanesi, İlhan Selçuk'un, uygulanan tüm tedavi ve girişimlere karşın ''çoklu organ yetmezliği'' nedeniyle vefat ettiğini bildirdi. Amerikan Hastanesinden yapılan yazılı açıklamada, ''24 Ocak tarihinde 'iskemik beyin hastalığı' nedeni ile yoğun bakım ünitesine yatırılan gazeteci yazar İlhan Selçuk, uygulanan tüm tedavi ve girişimlere karşın çoklu organ yetmezliği nedeni bugün (21 Haziran 2010) saat 13.15'te vefat etmiştir'' denildi.

Hacıbektaş'ta defnedilecek

İlhan Selçuk için Çarşamba günü İstanbul'da veda töreni yapılacak. Cenazesi perşembe günü Hacıbektaş'a götürülecek. Selçuk, Hacıbektaş'ta, Mahsuni Şerif ve ağabeyi Turhan Selçuk'un mezarları ile Aşık Veysel, Pir Sultan Abdal ve Yunus Emre'nin heykellerinin bulunduğu Çilehane bölgesindeki Yıldızlar Mezarlığı'na defnedilecek. Türk basınına, mizah yayıncılığına pek çok hizmeti geçen, dünya görüşünden ödün vermeden dimdik gazetecilik yapan, güçlü ve yürekli kalem İlhan Selçuk'u sevgiyle anıyoruz...








AKCAKOÇA
ÇOCUK
ŞENLİĞİNDE
KARİKATÜR
VE MİZAH

Akçakoca Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Türkan Saylan Çocuk Şenliği 17-20 Haziran 2010 tarihlerinde Düzce'nin Akçakoca ilçesinde yapıldı. Çocuk Şenliğine ğek çok çocuk kitabı yazarı, çizeri, illüstratör, tiyatrocu, sanatçı katıldı. Şenlik birçok karikatür ve mizah etkinliğine de sahne oldu. Belediye ön bahçesinde Saat Kulesi Karikatürcüler Grubunun "Çizgilerin Diliyle Kitap ve Kütüphane Karikatürleri" sergisi açıldı. Türkan Saylan karikatürleri sergilendi. Şenlikteki Karikatür Atölyesini; Mustafa Yıldız, Handa Dilek Akçam yönetirken, Çizgi Roman Atölyesini Ümit Kireççi, Rıdvan Şoray gerçekleştirdi. Karikatürcü ve mizah yazarı ise Cihan Demirci "Damdaki Mizahçı Anlatıyor" başlıklı görsel sunumlu söyleşisiyle "Karikatürlü Bir Yolculuk" başlığı altında karikatür tarihinden bir özet ile, kendi karikatürlerinden oluşan bir sunum gerçekleştirdi. Yazar Erol Büyükmeriç de"Çağdaş Yorumlarla Nasrettin Hoca Karikatürleri" söyleşisini sundu. Çok sayıda çocuk kitabı yazarının imza ve söyleşilerle katıldığı şenlikte, Cengiz Özek Karagöz-Hacivat gösterisi sundu, çocuklar için tiyatro oyunları sergilendi, farklı atölye çalışmaları da yapıldı.


Ümit Kireççi ve Rıdvan Şoray Çizgi Roman Atölyesinde çocuklarla...

Hande Dilek Akçam ve Mustafa Yıldız Karikatür Atölyesinde...
Cihan Demirci "Karikatürlü Bir Yolculuk" başlıklı görsel sunumu sırasında...

---------------------------------------------------

BİROL ÇÜN ÇİZİYOR

ÖKÜZ NE DİYOLOGLARI

- Yaaaa kardeşim bu işin askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini anlamadılar mı hala?.. Güneydoğuda dökülen kanın durması tamamen siyasi iktidarın elinde ama bunlar n'apıyor?..

- Dur sen şimdi, gündemi bir kez daha değiştirmek için yakında Gazze'ye yeni gemi seferleri başlar...Gidip tren yerine gemi mi izlesek n'apsak bilader yaaaa????

CİHAN DEMİRCİ ÇİZİYOR


Cihan Demirci'nin 18 Haziran 2010 tarihinde Cumhuriyet'te "Çiziyet" köşesinde yayımlanan karikatürü...

AMASYA
KARİKATÜR
YARIŞMASINDA
ÖDÜLLER
VERİLDİ

Amasya'da bu yıl ilk kez düzenlenen "Amasya Elması" konulu Amasya ulusal karikatür yarışmasında ödüller sahiplerine verildi. Tarihi Bimarhane'de düzenlenen ödül törenine Amasya valisi Halil İbrahim Daşöz, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa Canatan ile Amasya Belediye Başkanı Cafer Özdemir'de katılırken, karikatür yarışmasında birinciliği Burak Ergin kazandı. Yarışmada; İkinciliği Turan Aksoy, üçüncülüğü Kürşat Zaman aldı. Yarışmadaki üç mansiyonu ise; Cihan Demirci, Engin Selçuk ve Cemalettin Güzeloğlu kazandılar. Belediye Başkanı Cafer Özdemir, katılımın yoğun olduğu her iki yarışmanın geleneksel hele dönüşeceğini belirtirken, 12- 22 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Şenliklerine renk kattığını dile getirdi. Yarışmada dereceye giren ve sergilemeye layık görülen eserler, kamuoyunun beğenisine sunulurken, söz konusu eserlerin Amasya Belediyesi tarafından albüm haline getirileceğini bildirildi.


Burak Ergin birincilik ödülünü alırken...

16 Haziran 2010 Çarşamba

2.TÜRKAN SAYLAN
ÇOCUK ŞENLİĞİ
17-20 HAZİRAN
ARASINDA
AKÇAKOCA'DA...

ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan onuruna 2009 yılı Haziran ayında İstanbul Şişli’de birincisi düzenlenen Türkan Saylan Çocuk Şenliği bu yıl Düzce Akçakoca Belediyesi’nin ev sahipliğiyle 17-18-19-20 Haziran günlerinde sanat ve eğlence dolu bir programla gerçekleşecek. Akçakocalı çocuklar karne tatilini şenlikle karşılayacak.
Akçakoca Şenleniyor; 2.Türkan Saylan Çocuk Şenliği

Akçakoca Halkı birbirinden değerli sanatçılarla, yazar, çizer, tiyatrocu ile 2.Türkan Saylan Çocuk Şenliği’nde buluşacak. Çocuk Edebiyatının değerli yazarları, çizerleri, fotoğraf, karikatür, tiyatro sanatçılarının katılacağı şenlikte kadın emeğini değerlendirmeye yönelik çalışmalar da yapılacaktır. Akçakoca Belediyesi ev sahipliği ile gerçekleştirecek Şenlikte her yaştan çocuk öykü atölyeleri, karikatür, çizgi roman, mask, resim atölyelerinde çalışmalar yaparak ürünler oluşturacak, tiyatrolar, Karagöz Hacivat gösterileri, kukla ve film gösterileri izleyecek, yazar ve çizerlerle tanışıp sohbet etme olanağı bulacak. Şenlikteki tüm etkinlikler ücretsiz olup yayınevleri ve yazarlar tarafından ÇYDD kitap satış standına armağan edilen kitapların satışlarından elde edilecek olan gelir ÇYDD Burs Fonuna bağışlanacaktır.

Şenlik süresince Akçakoca Belediyesi tarafından üç kategoride düzenlenecek Yerel Yemek Yarışması’na Akçakocalı tüm kadınlar davetli olacak ve jürinin değerlendirmesinin ardından katılımcılara ödülleri verilecektir. 7’den 77’ye tüm halkımız şenliğimize davetlidir. 35’den fazla sanatçının, 8 STK ve kurumun, 12 yayınevi desteğiyle; 18 Söyleşi, 1 Panel, 13 Atölye, 3 Tiyatro, Karagöz Hacivat ve Kukla Gösterisi, 6 Karikatür, Ebru ve Fotoğraf Sergisi, 1 Müzik Dinletisi, 5 Belgesel ve Sinema Filmi Gösterimi gerçekleşecek.

Şenliğe Katılacak Yazar, Çizer, Tiyatro Sanatçıları:

Aydın Ilgaz, Aydın İleri, Aysel Korkut, Balam Kenter, Betül Sayın, Bilgin Adalı, Cengiz Özek, Cihan Demirci, Emel Kehri, Erol Büyükmeriç, Feriha Erçek, Fusun İyicil, Gülsüm Cengiz, Halide Karaarslan, Hande Dilek Akçam, Işık Soytürk, Mehmet Bal, Mine Soysal, Mustafa Yıldız, Necdet Neydim, Nermin Şenol Kalyoncu, Nilgün Ilgaz, Nur İçözü, Özhan Mercan, Rıdvan Şoray, Semra Bolat, Sevgi Saygı, Sevim Ak, Sibel Demirtaş, Simla Sunay, Süleyman Bulut, Tijen Savaşkan, Uğur Önver, Ümit Kireççi,

Şenliğe Destek Veren STK’lar, Kurumlar: Bereze Tiyatro Grubu, Boyalı Kuş Çizerler Grubu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği(ÇYDD), Çizgi Roman Okurları Platformu(ÇROP), Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği(ÇGYD), İlköğretim Okullarına Yardım Vakfı(İLKYAR), Öncü Eğitim Kurumları, Saat Kulesi Karikatürcüler Grubu...

SEZER
ODABAŞIOĞLU'NDAN
İKİ YENİ KİTAP

Karikatürist, yazar, şair Sezer Odabaşıoğlu'nun "KENAR SÜSÜM KUŞ AĞAÇ VE BEN" ve "SÖĞÜT DALI DÜDÜK" adlı 2 çocuk şiirleri kitabı Sone Yayınlarından çıktı. Edinmek isteyenler, Atıf Bey Mah. Malazgirt Caddesi Değişen Kent Sitesi No:5 K.1 D.2 Gaziemir-İZMİR adresine ya da sezerodabasioglu@hotmail.com elektronik postasına yazarak isteyebilirler...





CİHAN DEMİRCİ ÇİZİYOR

Cihan Demirci'nin 15 Haziran 2010 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde "Çiziyet" başlığı altında yayımlanan karikatürü...

15 Haziran 2010 Salı

AYAZAĞA IŞIK
OKULLARINDA
KARİKATÜR
ATÖLYESİ

İstanbul'da Ayazağa Işık İlköğretim Okulunda bu yıl 4. kez düzenlenen Bilim-Kültür-Sanat Şenliği 14 Haziran Pazartesi günü başladı. Şenliğin ilk gününde Cihan Demirci "Karikatür ve Biz" başlığı altında bir görsel sunum gerçekleştirip, karikatürlerinden örnekler gösterdi...

Cihan Demirci, görsel sunum eşliğinde atölye çalışması sırasında...


Fevziye Vakfı Işık Okulları İstanbul'un en köklü eğitim kurumlarından. Bu okulların Ayazağa Kampüsünde bulunan Ayazağa Işık İlköğretim Okulu bu yıl 4. kez Bilim-Kültür-Sanat Şenliği düzenledi. 14-18 Haziran tarihleri arasında okulda gerçekleşen şenlikte pek çok kültüre-sanatsal ve bilimsel etkinlik gerçekleşiyor. Bu kapsamda 14 Haziran Pazartesi günü karikatürist-mizah yazarı Cihan Demirci, okul salonunda 6. ve 7 sınıf öğrencilerine yönelik bir karikatür atölyesi gerçekleştirdi. Görsel sunum eşliğinde kısaca karikatür tarihimizi aktaran Demirci, basit çizim örnekleriyle devam eden görsel sunumunu, kendi karikatürlerinden örneklerle noktaladı. Bu görsel sunumlu söyleşide öğrencilerin özellikle "karikatür okuma ve algılama"ları üzerinde çeşitli örneklerle duruldu...(Haber ve Fotoğraflar: AIO-Mizahhaber)

BÜLENT
OKUTAN'DAN
KARİKATÜR
ALBÜMÜ:
"YAKALARSAM
ÇİZERİM"
Karikatürcü Bülent Okutan'ın "Yakalarsam Çizerim" adlı karikatür albümü İhtiyaç Yayıncılık'tan çıktı...

Yaşamını Ankara'da sürdüren karikatürcü Bülent Okutan'ın "Yakalarsam Çizerim" adını verdiği 99 sayfalık karikatür albümü tamamı renkli karikatürlerden oluşuyor. Bülent Okutan, albümde yer alan karikatürlerin kenarına düştüğü, kendisine ait felsefi sözlerle albüme farklı bir boyut getirmiş... Çizerliğinin yanı sıra karikatürcü gecelerinde "solist" olarak da sahne alan, renkli bir kişilik olan sevgili Bülent Okutan'ı kutluyoruz...


14 Haziran 2010 Pazartesi

KURUCUSUNU
UNUTAN GAZETE:
HÜRRİYET!
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) kuruluşunun 64. yılı dolayısıyla, kurucu başkanı Sedat Simavi, geçtiğimiz Perşembe günü Basın Müzesi’nde gerçekleşen bir söyleşiye konuşmacı olarak katılan Cihan Demirci, Hürriyet gazetesini, bu etkinliğe ve kurucusu Sedat Simavi’ye duyarsız kalmakla eleştirdi. Hürriyet okur temsilcisi Faruk Bildirici’ye de konuyla ilgili e-posta yolladı... Bu mektup ODATV'de haber oldu... Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici de Cihan Demirci'ye bir yanıt yolladı...

İşte Cihan Demirci’nin mektubu:

“KENDİ KURUCUSUNU
UNUTAN GAZETE:
HÜRRİYET!

Sn. Bildirici; Sizinle Hürriyet'in duyarsızlığına dair bir üzüntümü paylaşmak istiyorum. 30 yıldır profesyonel olarak mizaha hem karikatürcü, hem yazar, hem de araştırmacı yanlarımla emek veren biriyim. Gazeteciler Cemiyetinin 64. kuruluş yıldönümünde bu cemiyeti kuran ilk başkanı, öncü yayıncı, aynı zamanda karikatürcü SEDAT SİMAVİ'yi 10 Haziran Perşembe günü, saat:14'te Çemberlitaş'taki Basın Müzesinde bir söyleşiyle andık. Cemiyet başkanı Orhan Erinç'in yönettiği bu söyleşiye gazeteci, tarihçi yazar Orhan Koloğlu ile birlikte konuşmacı olarak katıldım. Bu nedenle HÜRRİYET gazetesinin neredeyse bütün birimlerine mail ilettim. Kendi kurucusunun adını "Hürriyet" logosunun altından çıkarıp, künyesinin en görünmeyen yerine koyan Hürriyet gazetesi, onu kuran, öncü yayıncı SEDAT SİMAVİ için yapılacak bu söyleşiyi iki satırla da olsun OKURLARINA DUYURMADI... Kendi kurduğu gazetesinin bile UNUTTUĞU, adını logodan çıkardığı SEDAT SİMAVİ bu ilgisiz- duyarsız tavırlarla aslında yok olmuyor DAHA DA BÜYÜYOR... Gazetenize 80'li yıllarda ben de bir süre emek vermiştim. Tepkisini her daim gösteren bir yazar-çizer olarak bu üzüntümü paylaşmak istedim...

Gazeteniz kendi kurucusunu anımsamasa da, adını logosundan çıkarsa, onun kurduğu Cemiyetin 64. yılında adına düzenlenen bir etkinlikte haber değeri görmese de, bizim gibi kalan son duyarlı deliler; ömrümüz yettikçe bu ülkede çığır açan, öncü ustaları mütevazı olanaklarımız içinde anmaya devam edeceğiz...

Ne demişti Sedat Simavi: "Kalemine daima efendi kal, uşak olmamaya gayret et, mecbur kalırsan kır, sakın satma" Bugünlerde çok daha değerli hale gelen sırf bu sözü için bile alkışlanır, yayıncılık ömrü boyunca devlet desteğine karşı durmuş ve bağımsızlığını hep korumuş bu büyük yayıncı. Unutmayın ki, Hürriyet bugün 62 yaşına ulaştıysa, ilk temeli atan o'dur...

Cihan Demirci
Yazar-Çizer-Mizah tarihi araştırmacısı

------------------------------------------------------------------------

ODATV'DE YER ALAN HABERİN LİNK ADRESİ: http://www.odatv.com/n.php?n=hurriyet-unuttu-1406101200

HÜRRİYET OKUR TEMSİLCİSİ FARUK BİLDİRCİ'DEN BU MEKTUP ÜZERİNE CİHAN DEMİRCİ'YE YOLLANAN YANIT:
Sayın Demirci,
Haklı eleştiriniz için teşekkür ederim. Eleştirinizi gazete yönetimine ilettim. Göreceğiniz başka yanlışlar konusunda da maillerinizi beklediğimi bilmenizi isterim.
Benim de üzüldüğümü bilmenizi isterim. Elbette Simavi bu gazeteye hayat veren insan. Türkiye'de basının da abide kişiliklerinden biri. Onun adına düzenlenen etkinliğin haber olması gerekirdi diye düşünüyorum.
İyi günler, saygılarımla...

Faruk Bildirici
----------------------------------------------

HÜRRİYET DAHA ÖNCE DE KURUCUSUNUN ADINI LOGOSUNUN ALTINDAN ÇIKARMIŞ, YERİNE İNTERNET SİTESİNİN ADRESİNİ KOYMUŞ, BUNU İNTERNET MEDYASINDA SADECE "MİZAHHABER" HABER YAPMIŞTI...


HÜRRİYET ne yazık ki, 23 Ocak 2009 tarihinde, logosunun altında yazan "Kurucusu: Sedat Simavi (1896-1953)" ibaresini kaldırmış, sanki koyacak başka yer yokmuş yerine internet sitesinin adresini koymuş, Sedat Simavi'nin adını da iç sayfada, gazete künyesinin en görünmeyen yerine atmıştı... Sedat Simavi'ye yapılan bu ayıbı görebildiğimiz kadar medyada MİZAHHABER'den başka haber yapan, eleştiren çıkmadı. İşte o haberimizi okumak için link adresimize tıklayabilirsiniz: http://mizahhaber.blogspot.com/2009/01/hrriyet-gazetesi-kurucusu-sedat.html

HALİS DOKGÖZ'ÜN
"ÇİZGİSEL" KARİKATÜR
ALBÜMÜ ÜZERİNE BİR YAZI:
MEMLEKETİMDEN
İNSAN
KARİKATÜRLERİ

ÇİZGİSEL, Halis Dokgöz,
Çeviren: Dr. Mehmet Tok, 2010,
Türk Tabipleri Birliği Yayınları.

Doktorlarla sanat arasındaki ilişkiyi asla tam olarak anlayamacağım. Tıp insanları her nasıl oluyorsa sanatla ilgili, bir de üstüne sanatın bir dalın da yeteneklidir. Genelde yeteneğini de keşfetmiş olan bu doktor kişiler, o alanda da başarılı olurlar. Halis Dokgöz de bu durumun örneklerinden biri. Karikatürist Halis bey, Çizgisel isimli karikatür kitabını çıkardı. Karikatürle 1985'lere denk gelen gençlik yıllarından beri haşır neşir olan çizer, aynı zamanda bir adli tıp uzmanı ve Mersin Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi. Sonuçta, o yıllardan beri kendisi Kılçık, Gırgır, Limon, Çarşaf, Gümgüm, Cumhuriyet, Milliyet, Birgün ve Sabah gibi birçok gazete ve dergide karikatürleriyle yer almış ve Tıp Dünyası, Sendrom, Fesat gibi dergilerin düzenli çizerliğini yapmış. Şu da söylenmeli ki Çizgisel yayımlanan ilk kitabı değil, 1989'da Güneşin Girmediği Yere ismiyle ilk albümü yayımlandı. Kitabın girişinde Halis Dokgöz'ün karikatür, tıp camisasından arkadaşlarının yazıları yer alıyor. Buradan da anladığım kadarıyla Halis Dokgöz sosyal sorunlarla oldukça ilgili ve bunlar üstüne karikatürlerini çizen bir sanatçı.

Bir karikatür kitabını tanıtıcağımdan beri Nazım'ın "Sen, bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?" dizesi aklıma geliyor. Belki mutluluğun resmi yapılamaz. Ama insanları mutsuz eden şeyler, toplumsal meseleler, türlü absürtlükler karikatürle yüzleşilebilir ve konuşulabilir şeylere dönüşür. Halis Dokgöz'de buna katkıda bulunuyor. Çizgisel'in kapağından itibaren, sanatçının toplumsal yaklaşımı, bazen sert, bazen daha yumuşak şekilde çizgilere yansımış. Kapakta ahtapotun zehir kesesi gibi çizilmiş mürekkep kabı ve kollarından çevreye zehir akıtır gibi mürekkep damlatması çizilmiş. Oldukça nükteli ama bir o kadar da gerçek olan kapak, Dokgöz'ün ince zekâsını da gösterir nitelikte. 106 sayfalik kitabın içinde aydınlardan, Uğur Mumcu, Aziz Nesin, Türkan Saylan çizgilerle anılıyor. Bunun dışında sanatçının doktor tarafının da ortaya çıktığı sağlık konulu karikatürler, kitapta dikkat çekiyor. Sağlık yasaları, doktor- hasta hakları, son çıkan tam gün değişiklikleri bahsedilenler arasında.

Galiba en başta cevabını bilmediğimi düşündüğüm doktor-sanat ilişkisi daha anlaşılır geliyor yazdıkça. Toplumsal meselelerin içinde ve bu konularda fikrini açıklamaktan çekinmeyen, cesur bir kalem. Sanatçının karikatürleri, kitabı kapattıktan sonra düşünmeye sevk ediyor. Dokgöz'ün de isteğinin bu olduğunu en azından bunu içerdiğini sanırım, bu da demek oluyor ki, çizgiler amacına ulaşıyor.
Şafak Duraçe (Radikal-KİTAP)
METİN
AKBULUT
YAZIYOR
ŞİMDİKİ
ZAMAN
BÖLGESİ:

Dağlar; denize paralel, deniz fenerine dik, krize teğet…

Zengin; daha zengin ve anti laik,
fakir; aciz ve çıkarcı, ortadirek; güçsüz ve ılımlı,

Aydın; nezarette mutsuz ve umutsuz, dönek; taraf, ılımlı muhafazakar, mutlu ve zengin

Kışlar; türbanlı ve paltolu, yazlar; haşemalı ve takunyalı

Ben; sizden biriyim kadar yalancı, sizler olmasanız ben olmam kadar kendine yabancı

Ben; koskoca ben mi? Kaf dağındaki ben mi?

İnsan; bugün yaşıyormuş gibi tepkisiz, yarın ölecekmiş gibi sessiz, fütursuz, gelmişini geçmişini kutlayacak kadar maganda ve saygın…

Hayat; devam ediyormuş gibi sıradan, yarın “güzel” ölecekmiş gibi yalandan, kendine müslüman…
Yaşam; çok renklilik, çok seslilik adı altında tek tip, sanal ve teknolojik avam ve ılımlı,


Zaman; ‘aboneye’ beleş ve paralel, laiklere zaman kötü ve kolla…

Dolar; düşük ve sisteme uygun, borsa, yüksek yabancıya yakın, sana uzak

Yıllar; % 47 oranında muhafazakar ve ılımlı… kıllar; kırpık ve seyrek

Başbakan; ananı almadan gitmene izin vermeyecek kadar demokrat, gemicik alacak kadar mahzun.

Aşk; parayla birlikte değeri artacak kadar kutsal, müzik; 50 cent etmeyecek kadar kaba ve çirkin.

Göz altıları; laiklere dik ve saldırgan, deniz fenerine ılımlı ve teğet.

İnsan; en büyük sensin, yaşam, tv programları, siyaset, her şey, senin elinde, “halk ne isterse o olur” diyecek kadar “demokratik”, gerektiğinde “bi kilo bulgura, kömüre satarım sizi! diyerek posta koyacak kadar küstah çıkarcı

Trend; doğal ayaklarında avam kokan, kırsal güvenli alaturka karakter “in”, züppelik out

Felsefe: bugün ılımlı islamcıdan çok islamcı, yarın küresel güçler ne isterlerse ona paralel

Siyaset: laiklik karşıtı merkezlerin odak noktalarıyla ve küresel sermaye ile paralel, laik ve ulusalcı kesime dik…

Ölüm; ya “güzel” ölecekmiş gibi öl, ya da ananı al da git!

Sistem; döneklerle takunyalılara paralel, laikler ve ulusalcılara kıl ve düşman

Dünya; paralel evrenlere dik, BOP’a paralel…

Demokrasi; amaç olmayacak kadar gereksiz, araç olacak kadar seviyeli.

Mizah: eleştiriye kapalı, sana dokunmayan her şeye, belden aşağıya, Kasımpaşa’ya paralel

Erkekler: sıradan, kirli sakallı, ceketli kaba ve avam, kadınlar; sıradan avam rüküş veya türbanlı.

Yakın Geçmiş Zaman

Başbakan; şair ve nazik, avrupai ve hayalci

Dolar; yüksek ve gururlu, borsa - TL; Düşük ve mahcup, faiz; yüksek ve tehlikeli

Siyaset; kamusal alana laik, liberal sermayeye paralel, demokrat sol ve milliyetçi, insanlar parasız ve işsiz

Memur; işini bilecek kadar akıllı, ölüm: die hard I- II kadar hareketli

Zaman; kollanamayacak kadar kötü, espriler; avamlığa paralel, kollanacak döte dik,

Kızlar; lay,lay ve tiki, erkekler; ciks ve züppe dönek; mutluca

İnsan; “ben farklıyım, sizden biri değilim, ben cool’um” ayaklarında kendine yabancı, değersizlik duygularına paralel…

Geçmiş Zaman :

Zengin; küstah ve kötü, çirkin ve şişman, fakir; gururlu ve mahcup güzel ve iyi, solcu; gururlu ve hırçın, sağcı; avam ve kaba.

Hayat; siyah ve beyaz, insanlar mutlu saygılı ve tek tip.

Müzik; kaliteli ve karışık aşk; pembe, hayalci ve imkansız.

Sen; saygın ve gururlu.

Zaman; gelmişinin geçmişinin mazisine paralel, gelecekteki Niyazi’ye dik

Mizah; eleştirel, siyasete, sisteme dik ve gururlu…

Dönek; önce dumanı, sonra bacası… ne yuvarlaklığı? hepinizin top olduğunu gösteriyor.

Kadın-erkek; masum ve hanım/bey-efendi aseksüel sanatçı tadında, gerçek doğasına aykırı, ve yabancı…

Gelecek Zaman; çok mu zamansız geldik

Geniş Zaman: Atatürk’ün izinden gideceğiz kadar yalandan.


Dönek; her zaman olduğu gibi “geliştim, çağa duydurdum” ayaklarında işini bilen, mutlu, kazanan çıkarcı…

Felsefe; “yarın işten atılacakmış gibi, patrona yalakalık yap, hiç işten atılmayacakmış gibi patrona saygı göster”

Alem; “el alem ne der?” lere dik, alem döt olmuşa paralel…

Şimdiki zamandan, şimdiki zamanın rivayetine geçiş yapıyoruz, lütfen yaşı-yormuş gibi yapın.

Metin Akbulut


12 Haziran 2010 Cumartesi

“KARİKATÜRİSTLER
TEKEL İŞÇİLERİ
İÇİN ÇİZİYOR”
KARİKATÜR
SERGİSİ
İSTANBUL'DA
AÇILDI

İlki Ankara’da Tekel eyleminin 50.gününde TÜRK-İŞ Binası önünde açılan “Karikatüristler Tekel İşçileri İçin Çiziyor…” Karikatür Sergisi ikinci durağı olan İstanbul’da Caddebostan Kültür Merkezinde izleyicinin karşısına çıktı. 11 Haziran Saat:18.00’de gerçekleşen açılışa karikatürcüler, Tek Gıda İş temsilcileri ve sanat severler katıldı.
TEKGIDA-İŞ Sendikası ve Obur Mizah ortaklığıyla Türkiye’yi gezecek olan serginin ilk durağı İstanbul Cadde Bostan Kültür Merkezi oldu. Tekel İşçilerinin göstermiş olduğu mücadeleye karikatüristler kayıtsız kalmayarak çizgileriyle destek olmaya çalıştılar. Sergide; Semih Poroy, Mustafa Bilgin, Firuz Kutal, Atilla Atala, Oğuz Gürel, Akdağ Saydut, Birol Çün, Vahit Akça, Recep Bayramoğlu, İsmail Doğan, Mehmet Kahraman, Hasan Efe, Hüseyin Soylu, Emre Yılmaz, Deniz Dokgöz, Feridun Demir, Mert Gürkan, Uğur Pamuk, Erdem Çolak, Mustafa Yıldız, Hilmi Şimşek, Derya Ülker, Ayten Köse, Nevzat Varhan, Serhat Özev, Saadet Demir Yalçın, Lütfü Çakın ve Musa Keklik’in 80 karikatürü yer almakta.

Tekel Eyleminin hikayesi ve karikatüristlerin çalışmalarının bulunduğu, sergi ile aynı adı taşıyan albümde sergiyi izleyenlere sunuldu. “Karikatüristler Tekel İşçileri İçin Çiziyor…” Karikatür Sergisi 11-21 Haziran tarihleri arası İstanbul’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde izlenebilir.



TMK MAĞDURU
ÇOCUKLARA
DESTEK
KARİKATÜRLERİ
BU KEZ
ANKARA'DA

Çocuklara adalet için ÇİAÇ'nin önderliğinde süren çabalara bir nebze katkı olur düşüncesiyle başlatılan 'Bütün dünyanın karikatüristleri TMK mağduru çocuklar için ÇİZİN' projesine gelen destek karikatürleri İzmir ve İstanbul'dan sonra bu kez Ankara'da da Beksav'da olacaklar.

Karikatürlerden bir kısmı BEKSAV - Ankara'nın Atatürk Bulvarı No: 151/1 (Batı Sineması Girişi), Kızılay'daki adresinde 19 Haziran - 5 Temmuz tarihleri arasında sergilenecek. Serginin açılışı 19 Haziran akşamı saat: 19.00’da. ÇİA Çağrıcıları ve Karikatürist Baki Murat Top'un da katılacağı açılışta ayrıca Deniz Akyürek müzik dinletisiyle bizimle olacak. BEKSAV, ÇİAÇ ve karikatüristler olarak çocuklar için, geleceğimiz için bütün dostları orada görmek istiyoruz. Dileriz çocuklara dair daha güzel haberleri alacağımız anlar olur Ankara sergisinin açılışı ve o akşam, çocukların sevincini paylaşacağımız bir partiye dönüşür.

Sevgi ve umutla,

Baki Murat Top
Karikatürist
http://www.bakimurattop.net/





LİEGE'DE İSMAİL DOĞAN VE
TÜRK KARİKATÜRİSTLERE
YOĞUN İLGİ
Belçika'da yaşamını sürdüren çizer ve Binfikir Karikatür Okulu'nun hocalarından biri olan İsmail Doğan ilk kişisel sergisini Lidjestanbul etkinlikleri kapsamında Liege'de açtı. 30 Haziran'a kadar sanatseverlerin gezebileceği sergide İsmail Doğan'ın son yıllardaki çizgilerinden bir seçki yer alıyor.
Genellikle Belçikalı sanatseverlerin katıldığı açılış resepsiyonunda Ressam Mehmet Aydoğdu ve Mizah Yazarı Erdinç Utku, Doğan'ı yalnız bırakmadılar. Daha önce
çok sayıda karma sergide yer alan İsmail Doğan yıllar sonra ilk kişisel sergisini açmanın heyecanı ve sevincini yaşadı. Doğan "ilk fırsatta 1994 yılından beri çizdiği karikatürlerden bir seçme yaparak albüm çıkarmayı düşündüğünü" söyledi.

Diğer taraftan yine Lidjestanbul etkinlikleri kapsamında Hüseyin Alparslan, Atilla Atala, Hayati Boyacıoğlu, İsmail Doğan, Firuz Kutal ve Saadet Demir Yalçın adlı çizerlerin "Türkiye'den ve Belçika'dan Karikatürler" adlı karma sergisinin açılışı da aynı anda yapıldı. Karma sergi 30 Haziran'a kadar gezilebilecek.


10 Haziran 2010 Perşembe

SEDAT SİMAVİ,
GAZETECİLER
CEMİYETİNİN
64. YILINDA
ANILDI...

Adı son yıllarda sadece Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin verdiği ödüllerde kalan öncü yayıncı, gazeteci-karikatürcü Sedat Simavi, kurucusu olduğu Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin 64. Kuruluş yıldönümünde 10 Haziran Perşembe günü, Basın Müzesinde düzenlenen, Orhan Erinç'in yönettiği, Orhan Koloğlu ve Cihan Demirci'nin konuşmacı olarak katıldığı söyleşiyle anıldı...

Sedat Simavi söyleşisi sırasında; soldan sağa; Orhan Koloğlu, Orhan Erinç ve Cihan Demirci.

Adı: Sedat Simavi'ydi. 1896-1953 yılları arasında sadece 57 yıllık bir ömrü oldu... 57 yıla o kadar çok şey sığdırdı ki bir buçuk saatlik söyleşide tabii ki hepsi anlatılamadı... O Kaleminin efendisi olmuş bir gazeteci, yayıncı ve karikatürcüydü... Çemberlitaş'taki Basın Müzesinde, TGC Başkanı Orhan Erinç’in başkanlığında gerçekleştirilen "Sedat Simavi" söyleşisine gazeteci-tarihçi yazar Orhan Koloğlu ile karikatürist-mizah yazarı ve mizah tarihi araştırmacısı Cihan Demirci konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar, başta Hürriyet olmak üzere birçok önemli gazete ve dergi yayımlayan Türk basının en önemli ve öncü isimlerinden biri olan Sedat Simavi’nin Türk basınına ve basında karikatürün gelişimine olan katkılarını anlatıp, kurucusu olduğu Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ülke sorunlarının çözümüne yapıcı öneriler getiren bağımsız bir kuruluş olması için de harcadığı çabalardan söz ettiler.

Bu yıl kurucu başkan Sedat Simavi’nin karikatürcü kimliğini öne çıkaran bir toplantıyla 64 yılı geride bırakan TGC’nin kuruluş yıldönümünü kutladıklarını belirten Cemiyet başkanı Orhan Erinç, “Bu kuruluş yıldönümünde TGC’nin bu günlere gelmesinde emekleri bulunan başta kurucu başkanımız Sedat Simavi olmak üzere Burhan Felek, Cevat Fehmi Başkut ve Nezih Demirkent rahmetle, şükranla anıyoruz. Önceki başkanlarımızdan Necmi Tanyolaç ve Nail Güreli’yi de uzun ömürler dileğiyle teşekkürlerimizi bir kez daha yineliyoruz” dedi. Sedat Simavi’yi araştırmak isteyenlerin ismiyle yapacağı incelemelerden gerekli sonuca ulaşamayacağını ifade eden Erinç, Simavi’nin 13 farklı takma adla yazılar yazıp karikatürler çizdiğini söyledi.

“Cemiyetin 64. kuruluş yılında kurucu başkan Sedat Simavi’nin kimlik ve kişiliğinde anarken kurucu ustalarımız, ağabeylerimiz Cihat Baban, Sait Kesler, Sadun Galip Savcı ve Hayri Alpar’ı da şükranlarımızı sunuyoruz” diyen Erinç, TGC’nin 64. yıla ulaşmasında emeği geçen Yönetim, Denetim, Balotaj ve Onur kurullu üyelerine de teşekkür etti. Erinç şöyle dedi: “Sedat Simavi’nin bizim gibi 1950’lerin sonuna doğru gazeteciliğe başlayanların kulağımıza küpe ettiğimiz bir sözünü sizlerle, genç meslektaşlarımla paylaşmak istiyorum. ‘Kalemine efendi kal. Gerekirse kır ama satma’. Biz geçmişte bu sözü Sedat Simavi Ödülleri kitapçığında ve ödül töreninde kullanıyorduk ama daha sık kullanmamız gereken bir dönemdeyiz sanırım.”

Orhan Koloğlu, Sedat Simavi’nin gazeteciliğe yazarak değil, çizerek başladığını ifade etti. Simavi’nin karikatürlerinde kadın figürünün ön plana çıktığını belirten Koloğlu, “Bu topluma açılma ve düşünce açısından önemlidir. Simavi, topluma katkıda bulunmayı kendine ilke edinmiştir” dedi.

Gazeteci-Tarihçi yazar Orhan Koloğlu, Sedat Simavi’nin konuları karikatürlerinde gündeme getirdiğini belirterek şunları söyledi: “1918’de Mondros Antlaşması’yla Osmanlı batmaya başlayınca da 1908’de olduğu gibi basında şahsiyat kavgaları başladı. Simavi bunların dışında durarak yaptığı yayınlarda Türklüğü savunan bir çizgi izledi. Ancak Sevr Antlaşması’ndan sonra Ankara hükümetine destek vermeye başladı.”

Koloğlu, Sedat Simavi’nin hiçbir yerden yardım almamayı ilke edindiğine dikkat çekti ve siyasetin de içinde yer almadığını söyledi. Koloğlu, konuşmasında şunlara değindi: “1938’de Türk Basın Birliği kuruldu. Simavi de üyeydi ister istemez ama pek katılmıyordu. 1945’te çok partili hayata geçilince gazeteciler haklarını koruyacakları bir kurum aramaya başladılar. Bu ortamda Sedat Simavi, İstanbul yönetimine getirildi. Ancak bundan sonra bağımsız çalışacak bir kurumun kurulması isteği başladı ve daha sonra TGC kuruldu.”

Mizah yazarı-Karikatürist ve mizah tarihi araştırmacısı Cihan Demirci konuşmasına, "Sedat Simavi denilince akla ilk önce 'dürüst' sözcüğü geliyor" diyerek başladı. Simavi'nin ülkedeki yayıncılığın her alanında "öncü" bir yayıncı olduğunu söyleyen Demirci, 1946 yılında bundan 64 yıl önce Sedat Simavi’nin kurduğu TGC’nin medyanın bugünkü kötü durumunda bile bir umut ışığı olduğunu söyledi.

Simavi’nin dürüstlüğe ve bağımsızlığa önem vermiş bir kişi olduğunu ifade eden Demirci, “Simavi de özellikleri çok az insanda bulabiliriz, o hem her türlü dergi ve gazeteyi çıkarmış öncü bir yayıncı, hem iyi bir karikatürist ve hem de TGC gibi köklü mesleki kurumu kuran bir insan” dedi. Kurucusu olduğu Hürriyet gazetesinin ne yazık ki artık Simavi’yi sildiğini söyleyen Demirci, "Hürriyet gazetesi logosunun altındaki kurucusu:Sedat Simavi ibaresini bile bir süre önce sessiz-sedasız kaldırdı, oraya internet sitesinin adresini koydu. Oysa internet sitesinin adresi başka yere de konabilirdi" diye ekledi ve şöyle devam etti: “Nasrettin Hoca Karikatür Yarışması’yla birlikte uluslararası alandaki yarışmalardan en önemli iki karikatürü yarışmasından biri bir zamanlar Sedat Simavi Karikatür Yarışmasıydı. Ancak onun adı da zamanla ne yazık ki değişti ve Aydın Doğan Karikatür Yarışması’na çevrildi” diye konuştu.


Demirci, 1997 yılında bir dönemlerin ünlü kapak karikatüristi Necmi Rıza Ayça ile yaptığı röportajdan Necmi Rıza'nın Sedat Simavi'yi patron olarak anlattığı bölümü de okudu. Okunan bölümden anlaşıldığı üzere Sedat Simavi, çalışanlarına iyi maaş da vermiş bir patron portresi gösteriyordu. Sinema-TV okulunda öğrenci olduğu 80'li yıllarda, Sedat Simavi'nin sinemacı yönü bulunduğunu da öğrendiği söyleyen Cihan Demirci şunları söyledi;


"Pençe ve Casus isimli iki kısa metrajlı filmi olan Sedat Simavi'nin bu iki filmi sinemamızda çekilmiş ilk konulu filmlerdir ama 80'li yıllarda öğrendiğimize göre bu iki filmde kayıptır. 1928’den sonra yeni harflerin yayılmasında çıkardığı mizah ve kadın dergileriyle de büyük katkı sağladığını belirten Demirci, Simavi'nin çıkardığı mizah dergilerini de tek tek anlatırken özellikle 'GÜLERYÜZ' adlı 122 sayı çıkan mizah dergisinin altını çizdi. Bu derginin Kurtuluş savaşına, Mustafa Kemal'e destek verdiğini, kapaklarında Mustafa Kemal karikatürlerinin yer aldığını, aynı dönemde yayımlanan "Aydede" dergisinin ise Osmanlı'dan yana tavır alarak, Güleryüz'e karşı mücadeleye girdiğini, bu iki derginin o dönemde iki ayrı kutbu temsil ettiğini bu hafta içinde yitirdiğimiz Ferit Öngören'in kitabından okuduğu satırlarla aktardı. Cihan Demirci, Hürriyet gazetesini 1 Mayıs 1948'de yayımlamasıyla ilgili de şunları söyledi:

Yayıncılık macerasında karikatürcü olması, mizahçı bir yapıya sahip olması onu diğer yayıncılardan farklı kılmıştır. Çünkü çizerdir ve görsel bir bakış açısı vardır. 20 yaşından başlayarak o kadar çok yayın çıkarmıştır ki bunların bazılarının yayın hayatı çok kısa sürdüğü için Hürriyet çıktığında da öyle olacak zannedilmiş ancak Sedat Simavi karikatüristlikten gelen görsel gücüyle kolay okunan, farklı bir gazete yapmış, bol fotoğraf kullanmıştır. Türk halkı 1948 yılında ilk defa Olimpiyat Oyunları’nı haberlerini fotoğraflarla görme şansı yakalamıştır. Toplumun içinde olan olayların haberlerine yer vererek halk tarzı yayıncılık yapmıştır. Sırça köşkten bakarak yayıncılık yapmamıştır yaptığı yayınlarda hep halk vardır. Gazteciliğe, 3. sayfa haberlerini, aile-toplum haberlerini, cinayet haberlerini getirmiştir. Türk medyasının bugünkü değişiminde Simavi’nin çıkardığı gazetenin büyük etkisi vardır. Bu anlamda bence Türk basın tarihinin en önemli ismidir.”

Ateş Nesin, Cihan Demirci, Orhan Koloğlu ve Orhan Erinç kokteyl anında...



Toplantıdan sonra 12 Mart 2010’da ölen basının piri Selami Akpınar için Basın Müzesi’nde TGC Onur Kurulu Üyesi Hıfzı Topuz ve ailesinin katkılarıyla oluşturulan bir bölüm törenle açıldı. Bölümde Akpınar’la bütünleşen mandolini ve fotoğrafları yer alıyor. TGC’nin yıldönümü kutlama etkinlikleri kokteylle sona erdi...




(Fotoğraflar: Özkan Altıntaş - Ali Özgür İnan - Haber: MİZAHHABER)


-------------------------------------------------------------------------------------------

SEDAT SİMAVİ SÖYLEŞİSİ


BİZİM GAZETEDE...
Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin 64. Kuruluş yıldönümü nedeniyle gerçekleşen Sedat Simavi söyleşisi, Gazeteciler Cemiyetinin günlük gazetesi Bizim Gazetede de haber oldu...

11 Haziran 2010 tarihli BİZİM GAZETE...


(Haber : Sabine Erkuş, Fotoğraflar: Ali Özgür İnan /Bizim Gazete)